+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Dualar Forumunda İstiftah (Açılış) Duası Konusunu Okuyorsunuz..
  1. DereeN
    Devamlı Üye

    İstiftah (Açılış) Duası








    İstiftah (Açılış) Duası Hakkında Bilgi


    Bu duanın ilk kelimeleri şunlardır: 'Veccehtü vechiye lillezî fe-terassemâvâti ve'l-ard'.

    Yüz mânâsına gelen Vech'ten murad, zâhirî yüz değildir; çünkü sen zâhirî yüzünü kıbleye çevirmiş durumdasın; Allah Teâlâ ise, cihetten münezzehtir. Cihet kabul etmez ki, sen, zâhirî yüzünü O'na çevirmiş olasın. Yer ve göklerin yaratıcısına ancak kalp yüzüyle yönelinebilir. O halde ev ve çarşıda bulunan şehvetlerine tâbi olan kalbinin hedefinin onlara mı yoksa göklerin yaratıcısı Allah Teâlâ'ya mı yöneldiğini tedkik et. Sakın münacaatının daha başında yaradanın huzuruna yalanla çıkma. Kalbin, yüzünün mâsivadan kurtulmadıkça Allah Teâlâ'ya teveccüh etmeyeceğini bil. Öyleyse derhal cüz'î bir zaman için de olsa kalbinin Allah'a yönelmesini sağlamaya bak. Hiç olmazsa böylece ilk anda sözünün doğruluğunu isbatlamış olursun.

    'Hanîfen müslimen' kelimelerini okuduğun zaman kalbinde 'Müslüman, bütün müslümanların elinden ve dilinden selâmette olduğu kişidir' hakikati bulunsun. Eğer sen böyle değilsen, bu ke-limeleri söylemekle yalancı olursun. Hiç olmazsa, gelecek zamanda böyle olmaya gayret et ve geçmiş perişanlıklarından nâdim ol.

    'Mâ ene min'el-müşrikîn' (Ben Allah'a ortak koşanlardan değilim) dediğin zaman kalbin, gizli şirkin tehlikesini bilmelidir. Zira Allah Teâlâ'nın 'Kim rabbine kavuşmayı arzu ederse, salih amel işlesin ve yaptığı ibadette O'na hiç kimseyi ortak koşmasın' (Kehf/110) ayeti, ibâdetiyle hem Allah'ın lütfunu, hem de insanların övgülerini talep eden kimse hakkında nâzil olmuştur. Bu şirkten sakınmalısın. Böyle bir şirkten uzak olmadığın takdirde nefsini 'Ben müşriklerden değilim' şeklinde vasıflandırdığın zaman, kendi kendine utanmalısın; zira böyle bir zihniyetin çoğu gibi, azı da 'şirk'tir.

    'Mahyâye ve memâtî lillâh' (Ölümüm ve hayatım Allah'a aittir) dediğinde bilmelisin ki, bu hal, nefsini kaybetmiş, efendisini elde etmiş bir kölenin halidir. Eğer bu konuşma, rızası, öfkesi, kalkışı, oturuşu, hayatı isteyişi ve ölümden korkusu dünya için olan bir kimseden sâdır olmuşsa, bu hiç de onun haliyle münasip bir söz değildir.

    'Eûzü billâhi min'eş-şeytân'ir-racîm' dediğinde bilmelisin ki şeytan senin düşmanındır. Allah'a münacaat ve secde ettiğinden dolayı seni kıskanarak kalbini O'ndan çevirmek ister. Halbuki kendisi bir tek secdeyi terkettiğinden dolayı lânete uğramış ve yine bundan dolayı rahmetten uzaklaştırılmıştır. Şeytanın şerrinden Allah'a sığınman, ancak onun sevdiğini terketmen ve bunların yerine Allah'ın sevdiğini yapmanla gerçekleşir.

    Sırf bu sözü söylemekle dâva hallolmaz; zira insanın, kendisini parçalamak veya öldürmek için üzerine hücum eden yırtıcı hay-van veya düşmana karşı, yerinde durarak 'Ben senin şerrinden şu aşılmaz kaleye sığınırım' demesi fayda vermez; yerini mutlaka değiştirmesi gerekir. İşte bunun gibi şeytanın sevdiklerinden ve Allah'ın buğzettiklerinden olan şehvetlerin arkasından sürüklenip giden bir kimsenin 'Eûzü billâhi min'eşşeytân'ir racîm' demesi fayda verici değildir. Sözünü, şeytanın şerrinden Allah'ın kalesine sığınmakla bir araya getirmelidir. Allah'ın kalesi ise 'Lâ ilâhe illâllah'tır.

    Nitekim Hz. Peygamber'in Allah'tan haber verdiği bir hadîs-i kudsîde şöyle buyurulmaktadır:
    Lâ ilâhe illâllah benim kale'mdir. Kale'me sığınan kimse azâbımdan emin olur.

    Bu kaleye sığınanlar, Allah'tan başka mâbudu bulunmayan kimselerdir. Heva-i nefsini kendisine mâbud edinen kimse ise, Allah'ın kalesinde değil, şeytanın ordugâhında bulunmaktadır.
    Şeytanın desiselerinden birisi de, âhireti ve hayırlı işlerin tedvirini hatırlatmak suretiyle seni namazda meşgul etmesidir. Bunu, okuduklarının mânâsını düşünmeyesin diye yapmaktadır. O halde bil ki, seni namazda okunan Kur'an'ın mânâsını anlamaktan alıkoyan herşey vesvese sayılır; zira Kur'an 'dan sadece dilin hareketi değil, aksine okunanın mânâsı kastedilmektedir.

    Alıntı








  2. Fatih
    Yeni Üye





    İstİftah dualari

    rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kıraatine çeşitli dualarla başlardı. bu dualarında allah'a hamdeder, o’nu yüceltir ve överdi. “namazını tam kılamayan zât”a da bunu emretmişti. ona şöyle diyordu:

    “İnsanlardan herhangi birinin namazı, tekbir almadan, allah'a hamd etmeden ve o’nu övmeden, ayrıca kur'an'dan kolayına geleni okumadan tamam olmaz.”[1]

    namaza farklı dualarla başlardı. bazen şöyle başlıyordu:

    1. (( اَللَّهُمَّ بَاعِدْ بَيْنِى وَبَيْنَ خَطَايَاىَ كَمَا بَاعَدْتَ بَيْنَ المَشْرِقِ وَالمَغْرِبِ. اَللّهُمَّ نَقِّنِى مِنْ خَطَايَاىَ كَماَ يُنَقَّى الثَّوْبُ الأَبْيَضُ مِنَ الدَّنَسِ. اَللّهُمَّ اَغْسِلْنِى مِنْ خَطاياىَ بِالْمَاءِ و الثَّلْجِ وَالْبَرْدِ.))
    1. “allah'ım! doğuyla batının arasını uzaklaştırdığın gibi benimle günahlarımın arasını da uzaklaştır. allah'ım! beyaz elbisenin kirden arındırıldığı gibi beni hatalarımdan arındır! allah’ım! beni günahlarımdan su, kar ve dolu ile yıka (temizle).” bunu farz namazlarda söylerdi.[2]





    2. ((وَجَّهْتُ وَجْهِىَ لِلَّذِى فَطَرَ السَّمَواتِ وَالارْضَ حَنِيفاً مُسْلِماً وَمَا أنَا مِنَ المُشْرِكِينَ. إنَّ صَلاََتِى وَ نُسُكِى وَمَحْيَاىَ وَمَمَاتِى لِلهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ، لاَشَرِيكَ لَهُ وَبِذلِكَ أُمِرْتُ وَأنَا أَوَّلُ المُسْلِمِينَ.اللَّهُمَّ أَنْتَ المَلِكُ لاَ إِلهَ إَّلا أَنْتَ، سُبْحَانَكَ وَبِحَمْدِكَ، أَنْتَ ربِّي و أنا عَبْدُكَ، ظَلَمْتُ نَفْسِى واعْتَرَفْتُ بِذَنْبِي فاَغْفِرْ لي ذَنْبِي جَمِيعاً إنَّه لاَيَغْفِرُالذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ.وَاهْدِنِى ِلأَحْسَنِ الْأَخْلاَقِ، لَا يَهْدِي ِلأَحْسَنِهَا إِلاَّ أنْتَ، وَاصْرِفْ عَنيِّ سَيِّئَها، لا يَصْرِفُ عَنيِّ سَيِّئَها إِلاَّ أنْتَ. لَبَّيْكَ و سَعْدَيْكَ و الخَيْرُ كُلُّهُ في يَدَيْكَ و الشَرُّ لَيْسَ إلَيْكَ. والمهْدِي مَنْ هَدَيْتَ. أَناَ بِكَ وَ إلَيْكَ لاَ مَنْجَى وَ لاَ مَلْجَأَ مِنْكَ إِلاَّ إلَيْكَ، تَبَارَكْتَ وَتَعالَيْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَ أَتوُبُ إلَيْكَ.))
    2. yüzümü yerleri ve gökleri yaratan (allah'a)'a, hanif ve müslüman olarak çevirdim. ve ben müşriklerden değilim. muhakkak ki namazım, ibadetim (kurbanım) hayatım ve ölümüm âlemlerin rabbi allah içindir. o’nun hiçbir ortağı yoktur. ben bununla emrolundum ve ben müslümanların ilkiyim.[3]

    allah'ım! malik (her şeyin sahibi ve idarecisi) sensin. senden başka ilâh yoktur. seni tenzih eder ve hamdederim. sen benim rabbimsin, ben de senin kulunum.[4]kendime zulmettim ve günahımı itiraf ediyorum. benim bütün günahlarımı affet, çünkü günahları sadece sen affedersin. beni ahlâkların en güzeline yönlendir, çünkü ahlâkların güzeline sadece sen yönlendirirsin. benden (ahlâkların) kötü olanlarını gider. benden onun kötü olanlarını sadece sen giderebilirsin. emrine âmade, emrine her zaman tâbiyim! hayrın hepsi senin elindedir.Şer sana nispet edilmez.[5]hidâyette olan senin hidâyet vermiş olduğun kimsedir. ben seninle varım (beni sen var ettin), sana âidim. senden kurtuluş ve sığınak ancak sensin. yücesin ve âlisin. senden mağfiret diliyor, sana tevbe ediyorum.”

    bunu da farzlarda ve nafilelerde söylerdi.[6]







    3. bir diğer dua da bunun aynısıdır. ancak “sen benim rabbimsin, ben de senin kulunum” sözünden itibaren sonuna kadar yoktur. ek olarak şunu söylüyordu. “allah'ım! melik sensin! senden başka ilâh yoktur, seni tenzih eder ve sana hamdederim.”[7]







    4. bir benzeri de “ve ben müslümanların ilkiyim” sözüne kadardır. ek olarak şunu söylerdi

    4.(( اَللَّهُمَّ اهْدِنِى لِأَحْسَنِ اْلأَخْلاَقِ وَأَحْسَنِ الأعْمَالِ، لاَ يَهْدِى لِأحْسَنِهَا إلاَّ أنْتَ، وَقِنِى سَيِّئَ اْلأَخْلاَقِ وَ الْأَعْمَالِ لاَ يَقِى سَيِّئَهَا إِلاَّ أنْتَ.))
    “allah'ım! beni ahlâkların güzeline ve amellerin güzeline yönlendir. güzellerine sadece sen yönlendirirsin. beni ahlâkların ve amellerin kötü olanlarından koru. onların kötülüklerinden sadece sen koruyabilirsin.”[8]





    5. (( سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، وَتَبَارَكَ اسْمُكَ، وَتَعالَى جَدُّكَ وَ إِلَهَ غَيْرُكَ.))
    5. allah'ım! seni tenzih eder, sana hamdederim. İsmin bereketi çoktur, azametin yücedir. senden başka ilâh yoktur.”[9]yine buyurmaktadır ki:

    “allah'ın en çok sevdiği kelam kulun şöyle demesidir: “allah'ım seni tenzih eder”[10]





    6. aynısını yapar, gece namazında da ek olarak şunu söylerdi:

    ٦. (( لاَ الهَ الاَّ الله (ثلاثاً) اللهُ اكْبَرُ كَبِيراً (ثلاثاً)))
    “senden başka ilâh yoktur (üç defa), allah çok yücedir (üç defa)”[11]





    7. اللّهُ اَكْبَرُ كَبِيراً، وَالْحَمْدُ للّهِ كَثِيراً، وَسُبْحَانَ اللّهِ بُكْرَةً وَأصِيلاً،
    7- “allah çok yücedir. allah'a sonsuz hamdû senalar olsun. sabah-akşam (her zaman) allah'ı tenzih ederiz.” sahabelerden bir adam bu dua ile namazına başladı, bunun üzerine rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-şöyle buyurdu:

    “beni çok şaşırttı (bu dua)! önünde göğün kapıları açıldı.”[12]





    ٨.الْحَمْدُ للّهِ حَمْداً كَثِيراً طَيِّباً مُبَارَكاً فِيهِ.
    8- “hamd allah'a mahsustur. öyle bir hamd ki çok, temiz ve mübarek olan” başka bir zat da böyle başladı bunun üzerine de rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-şöyle buyurdu:

    “yemin ederim ki! on iki bin meleğin hemen ona üşüşüp onu yükseltmek için yarıştığını gördüm.”[13]





    9. اللَّهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ، أنْتَ نُورُ السَّموَاتِ والأرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ و لَكَ الْحَمْدُ أنْتَ قَيِّمُ السَّموَاتِ وَالأرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ وَلَكَ الْحَمْدُ، أنْتَ مَلِكُ السَّموَاتِ والأرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ وَلَكَ الْحَمْدُ، أنْتَ الحَقُّ، وَوَعْدُكَ الحَقُّ، وَقَوْلُكَ حَقٌّ، وَلِقَاؤُكَ حَقٌّ، وَالْجَنَّةُ حَقٌّ، وَالنَّارُ حَقٌّ وَالسَّاعَةُ حَقٌّ وَالنَّبِيُّونَ حَقٌّ، وَمُحَمَّدٌ حَقٌّ،. اللَّهُمَّ لَكَ أسْلَمْتُ، وَعَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ وَبِكَ أمَنْتُ، ، وَإلَيْكَ أنَبْتُ، وَبِكَ خَاصَمْتُ، وَإلَيْكَ حَاكَمْتُ، أنتَ ربُّنا و إليك المَصيرُ فَاغْفِرْ لِى مَا قَدَّمْتُ، وَمَا أخَّرْتُ، وَمَا أسْرَرْتُ، وَمَا أعْلَنْتُ، وَمَا أنْتَ أعْلَمُ بِهِ مِنِّى، أنْتَ المُقَدِّمُ، وَأنْتَ المُؤَخِّرُ أنتَ الهيِ لا إلَهَ إلاَّ أنْتَ. و لا حَوْلَ و لا قُوَّةَ إلاَّ بِكَ.
    9-allah'ım! hamd sanadır. sen yerlerin, göklerin ve içindekilerin nurusun[14]yine hamd sanadır, sen yerlerin, göklerin ve içindekilerin koruyanı ve idare edenisin. yine hamd sanadır, sen göklerin yerin ve içindekilerin meliki (sahibi-idarecisi)sin. yine hamd sanadır. sen haksın! vadin de hakktır! sözün de hakktır. seninle buluşmak hakktır, cennet de hakktır, cehennem de hakktır, kıyamet de hakktır, peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-ler de hakktır, muhammed de hakktır! allah'ım! sana teslim oldum, sana tevekkül ettim, sana iman ettim, sana yöneldim, senin için düşmanlık yaptım, hükmü de sana verdim. [sen bizim rabbimizsin ve dönüş sanadır. benim geçmişteki ve gelecekteki, gizlideki ve açıktaki] [ve senin benden daha iyi bildiğin] günahlarımı bağışla. öne alan da sensin, erteleyen de (tehir eden) sensin. [sen benim ilâhımsın] senden başka ilâh yoktur. [güç ve kuvvet ancak sende vardır].[15]

    gece namazlarında da şu tür duaları okurdu:

    10. اَللهُمَّ ربَّ جبرائيلَ و ميكائيلَ و إسرافيلَ، فاطرَ السَّماواتِ و الأَرْضَ، عالِمَ الغيْبِ و الشَّهادَةِ ، أنتَ تَحْكُمُ بَيْنَ عِبادِكَ فِيما كانُوا فيهِ يَخْتَلِفُونَ. اِهْدِنِي لِماَ اخْتَلَفُوا فِيهِ مِنَ الْحَقِّ بِإِذْنِكَ، إِنَّكَ تَهْدِي مَنْ تَشاءُ اِلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ.
    10- allah'ım! ey cebrail'in, mikail'in ve İsrafil'in rabbi! (ey) gökleri ve yeri yaratan! (ey) gaybı ve açık olanı bilen (rabbim)! kulların arasında ihtilaf ettikleri hususlarda hüküm verecek olan sensin! İhtilaf edilen hususlarda beni hakk olana hidâyet et (yönlendir). çünkü sen dilediklerini sırat-ı müstakim'e (dosdoğru yol: İslâm) hidâyet edersin.”[16]



    11- bazen de: on defa tekbir (allah ekber) getirir, on defa hamdeder (elhamdülillah), on defa tesbih eder (sübhanellah) on defa lâ ilâhe illallah der, on defa istiğfar eder (estağfirullah) ve on defa da şöyle derdi:

    ١١. اللَهُمَّ اغْفِرْ لي و اهْدِنِي و ارْزُقْنِي و عافِنِي.
    “allah'ım! bana mağfiret et! bana hidâyet ver, bana rızık ver ve [bana sıhhat ver]”

    ayrıca on defa da şöyle derdi:

    اللَهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الضيقِ يَوْمَ الْحِسابِ.
    “allah'ım! hesap gününde dara düşmekten sana sığınırım!”[17]



    اللهُ اَكْبَرُ (ثلاثا) ذُو الْمَلَكُوتِ وَ الْجَبَرُوتِ وَ الْكِبْرِياَءِ وَ الْعَظَمَةِ.
    12-allah ekber (üç defa), bütün mülkün, bütün güç ve kudretin, kibriya (yücelik-büyüklük) ve azametin sahibidir.” (allah)[18]





    kiraat

    ardından rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-euzu besmele çeker (allah'a sığınır) ve şöyle derdi:

    أَعُوذُ باِلله ِمنَ الشَّيْطاَنِ الرَّجِيمِ مِنْ هَمْزِهِ وَ نَفْخهِ وَ نَفَثِهِ.
    “kovulmuş şeytandan, onun çarpmasından, üfürmele-rinden ve nefesinden allah'a sığınırım.”[19]

    bazen bu duaya ek yapar ve şunu söylerdi:

    أَعُوذُ باِللهِ السَّمِيعِ الْعَليِم ِمِنَ الشَّيْطاَنِ
    “Şeytan'dan âlim ve semi (herşeyi bilen, herşeyi işiten) allah'a sığınırım.”[20]





    sonra:

    بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
    rahman ve rahim olan allah'ın adıyla'yi okur, ancak açıktan okumazdı.21




  3. Fatih
    Yeni Üye
    [1]ebu davud, hakim. hakim sahih demiş, zehebi de ona muvafakat etmiştir.

    [2]buhari, müslim, İbn ebi Şeybe (12/110/2) bkz. el-İrva: 8

    [3]rivayetlerin çoğunda böyledir. bazı rivayetlerde "ben müslümanlardanım" şeklindedir. görünen şu ki bunu bazı raviler değiştirmişlerdir. buna delalet eden bazı rivayetler de vardır. o yüzden namaz kılan "ben müslümanların ilkiyim" demelidir. bunu söylemesinin bir mahzuru yoktur. bu bazılarının iddia ettiği gibi değil. mananın şöyle olduğunu zannediyorlar: "İnsanlar bundan uzakken ben bununla nitelenen ilk şahsım." hayır böyle değil. asıl manası: emredilen şeyi yerine getirmek için acele davranmanın ifadesidir. bunun benzerleri çoktur. "de ki: eğer rahman'ın oğlu olsaydı. (İşte) ben ibadet edenlerin ilkiyim." musa (a.s)'de şöyle demiştir: "ve ben iman edenlerin ilkiyim."

    [4]yani senden başkasına ibadet etmem. el-ezheri

    [5]çünkü allah'u teala'nın hiçbir işi şer olarak nitelenemez. bilakis allah'ın bütün fiilleri hayırdır. çünkü adalet, fazilet ve hikmet arasında döner. bunların hepsi hayırdır ve içinde şer yoktur. Şerr'in şer olmasının sebebi allah'u teala'ya nispetten kesilmiş olmasıdır. İbn'ul-kayyim (r.a) diyor ki:

    "allah'u teala hayrın ve şerrin yaratıcısıdır. Şer onun mahluklarındadır, onun yaratmasında ve fiilinde değildir. İşte bu yüzden allah'u teala eşyayı layık olduğu yer dışında koymak manasına gelen zulümden münezzehtir. allah eşyayı ancak layık oldukları yerlere koyar. bunun hepsi ise hayırdır. Şer ise eşyayı yeri dışında koymaktır. eğer yerine konulursa bu sefer şerr olmaz. bundan anlaşılmıştır ki şerr ona nispet edilmez

    (diyor ki) Şayet şöyle dersen: "Şer olmasına rağmen onu nasıl yaratmıştır?" derim ki: onu yaratması ve fiili hayırdır şerr değildir. yaratmak ve fiil allah'ın zâtı ile kaimdir. Şerrin onunla kaim olması veya onunla nitelenmesi mümkün değildir. mahluktaki şer ise ona izafe ve nispet edilmediğindendir. halbuki yaratma ve fiil ona nispet edilmektedir. böylece hayır olmuştur." bu önemli konunun hakkında geniş ve tahkikatli bilgi: "Şifa'ul-alil fi mesaili'l-kaza ve'l-kader ve't-talil" kitabındadır. bkz. s. 178-26

    [6]müslim, ebu avane, ebu davud, nesai, İbn hibban, ahmed, Şafii, taberani. hadisi nafilelere has kılan yanlış yapmıştır.

    [7]nesai, sahih bir senedle rivayet etmiştir.

    [8]nesai ve darakutni sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.

    [9]ebu davud, hakim. hakim sahih demiştir, zehebi de ona muvafakat etmiştir. ukayli diyor ki (s. 103) başka yönlerden ceyyid senedlerle rivayet edilmiştir. bkz. el-İrva' (341)

    [10]İbn mendeh tevhid'de (2/123) sahih bir senedle rivayet etmiştir. nesai de "el-yavm ve'l-leyle" de mevkuf ve merfu olarak rivayet etmiştir. bkz. İbn kesir "cami'ul-mesanid c.3. 2. kısım vrk. 2/235) sonra da nesai 849 ve 850 no'da gördüm. ben de es-sahiha'da (2939) tahric ettim.

    [11]ebu davud, tahavi hasen bir senedle rivayet etmişlerdir.

    [12]müslim, ebu avane, tirmizi de sahih demiştir. ebu nuaym ahbaru asbahan (1/210)'da cübeyr b. mut'im'den, rasulullah'ın nafile namazlarda böyle dediğini duyduğunu rivayet eder.

    [13]müslim, ebu avane

    [14]yani aydınlatanısın. İçindekiler de seninle hidayet bulurlar.

    [15]buhari, müslim, ebu avane, ebu davud, İbn nasr, darımi

    [16]müslim, ebu avane

    [17]ahmed, İbn ebi Şeybe (12/119/2) ebu davud, taberani el-evsat’ta (2/62) bir sahih bir de hasen bir senedle rivayet etmiştir.

    [18]tayalisi, ebu davud. sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.

    [19]ebu davud, İbn mace, darekutni, hakim. ayrıca hakim, İbn hibban ve zehebi de hadisin sahih olduğunu söylemişlerdir. bkz. İrva'ul-Ğalil: 342

    [20]ebu davud, tirmizi hasen bir senedle rivayet etmiştir. "mesailü İbn hani" (1/50)'de İmam ahmed'de aynısını söylemiştir.

    [21]buhari, müslim, ebu avane, tahavi, ahmed




+ Yorum Gönder