+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Dualar Forumunda Duaların Anası & Anaların Duası!! Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Yıldızçiçeği
    Yeni Üye

    Duaların Anası & Anaların Duası!!









    Duaların Anası & Anaların Duası!!

    İNANMAK ZOR. Ömrümde hiç böyle güzel günler yaşamadım. Ocak ayının başında bile yazdan kalma bir gün. Ortalık günlük güneşlik. Aslında benim bunlar sevdiğim havalar. Mavi göklerin altında, pırıl pırıl parlayan güneşlerin çocuğuyum. Uçarcasına yürüyorum sokağımda.

    Adımlarımın hedefi belli. Minarelerden enfes bir ezan sesi yükseliyor. İnsanı ta kalbinden yakalayan. Bir yerleri düşünmeden edemezsiniz. En aziz en mübarek hatıraların kucağında olmak ne güzel. Rüzgâr saygılı bir eda içinde susmuş da dinliyor sanki ezanı. Kalbime dokunuyor bu sesin çağrısı. Ağlamaya ramak kaldı. O saf yanım, çocukluğum yanıbaşımda sızlıyor. Bu sesin ezelden sevdalısı. Sevdiklerimi arıyorum, babamı, babaannemi. Uzakta değiller biliyorum. Bir nefes dua kadar yakınımda bir yerdeler. Yalnız değiliz, Allah ile beraber olunca. Yalnız değiliz dilimiz duaya durunca.

    Gözlerim sıra dışı bir şeyler arıyor. Dikkatle tarıyor her yanı. Beni cezbedecek bir şeyi yakaladım bile. İşte az önümdeler. Kucağımda bir çocukla annesi. Allah’ım, bu ne tatlı bir yüz, bu ne güzel bir uyku böyle. Salıvermiş kollarını, teslim olmuş adeta. Anneciğinin sağ omzuna dayamış altın sarısı başını. Anne de, şefkatle ve güvenle sarmış sarmalamış yavrusunu. Kıskandım doğrusu. Böyle bir fotoğrafımın olmasını çok isterdim. Öyleyse bu fikrimi onlarla paylaşmalıydım. Öyle de yaptım. “Hanımefendi, sakın bu manzarayı kaçırmayın. Ne olur uyuyan yavrucakla beraber mutlaka bir fotoğrafınızı çektirin.” dedim. Kadıncağız şaşırdı önce. Yüzünde beliren tebessüm, tamam der gibiydi. Seri adımlarla yanlarından geçip, niye bunu söyledim diye sorguladım kendimi. Buldum nedenini. Hiç böyle bir çocukluk fotoğrafım olmamıştı. Belki de ona hasretlenmiştim. Anne ve yavrusunun birlikteliğini ne kadar güzel anlatacaktır böyle bir fotoğraf. Bir resim, bin kelimeye bedelmiş. Doğru. Bu söz yalan değilmiş. İnsan arıyor, poz vermeden fıtri bir ahval içindeki donmuş zaman karelerini arıyor. Belki de bengisu o anlarda gizli, kim bilir.

    Annemle beraber çekilmiş fotoğraflarımı hatırlamaya çalıştım. O kadar az ki. Ah ediyorum şimdi. Her özel an için bir resmim olmalıydı. Uyurken, mamur gözlerle yataktan kalkarken, oruçluyken, iftarı açarken, binbir zorlukla sahur sofrasına yürürken. Ve daha nice anlar. Sayın bakalım. Beklenecek başka neler var. Bir yaşa gelince insan sadece ve sadece mutluluğun fotoğrafını arıyor albümlerde hatıralarda.

    Bugün gözlerimde dallarda evlerde yüzlerde geziniyor. Kulaklarım farklı sesler arıyor. Güzellikleri görmek ve göstermek ne kutlu bir görev. Hayret… İnsanlar onca emek onca zahmet karşılığı birkaç eser görmek için sergilere gidiyor. Gözümüzün önünde açılan bu sergiden daha görkemlisi nerede var acaba. Bunu nasıl olsa her gün seyrediyoruz.diyeceksiniz öyle mi. Oysa her gün her güzellik her an yeniden yaratılmıyor mu? Bunu da mı olsun akledip düşünmüyoruz. Çok şükür birileri var, bunu yüksek bir ibadet ruhu içinde yapanlar var.

    Sağa sola selam vermeden geçemiyorum. Hele satıcılar, sokak başları tutulmuş can dostlarım tarafından. Pazar günü manavlar balıkçılar berberler küçük çay ocakları bile açık. İşte şenlik bu. Her birinin macerası farklı ama netice aynı. Helalinden bir lokma rızık peşindeler. Kahramanca hayatı yaşamak sevdası kaplamış içini her birinin.

    “Işığını önden gönder yavrum, kabirde önden giden ışık daha fazla aydınlatır” diyen annenin evladına duasını hatırlıyorum. Bizim satıcılar gözü tok dualı insanlar. Anne duasını duaların anasını alıp da çıkmışlar bu meydana. Tanıyorum birçoğunu. Boş değiller arkaları sağlam. Hele hiç yalnız değiller.

    Anamın duaları üzerimde olmasa

    Yıkılır sırtımı verdiğim duvar

    Kopar, elime gelir tutunduğum dal

    Kapımı çalmaz bahar (Yavuz Bülent Bakiler)

    Necip Fazıl da duayı ve anayı el üstünde tutanlardan; “Anne girdin düşüme/ yorganın olsun duam mezarında üşüme” diyenlerden. Anne, annem. Annelerimiz, ah. Gözümü açıp da gördüğüm ilk sima. Acaba ne kadar hatırlayabiliyoruz ki o melek yüzü. Bizi kollarına aldığı o anı. Ne sevinmiştir kim bilir? O ölümlerden dönerken, biz hayata doğru yürüdük. O ölümlerden dönerken biz hayat yürümüştük. Rabbinin bu yüce emanetine evladım diyip bağrına bastığı ana, kim bilir kaç melek şahit olmuştur? Bu anın fotoğrafını görmek isterdim. Bu mucizeyi ikimiz yaşamıştık. Kim bilir ne muhteşem gündü o. Anneler unutmaz. Dokuz ay on gün karnında taşıdığını unutur mu hiç? Analar kanını canına kattıklarının hayatına, yaşarken de dualarını katarlar. Kıvrana kıvrana dualar ederler. Esirgemezler, şefkat kahramanıdır onlar. Hayat pınarıdır analar.

    Olmuyor, onlarsız olmuyor. Hiçbir şey olmuyor. Duaları hayatımız kadar kıymetli.

    Ana başta tac imiş

    Her derde ilaç imiş

    Bir evlat pir olsa da

    Anaya muhtaç imiş

    Dualarına muhtacım anacığım esirgeme benden bizden dualarını. Su gibi akan bir nefes dilinden kayıp giden dualarınla yaşıyorum. “Allah gülen yüzünü hiç soldurmasın Kuşlar gibi gidin kuşlar gibi gelin. Dünyalık yaşamayın sadece dünyalık yaşamayın sakın ahireti unutmayın. İyi insan her yerde iyidir yavrum Allah iyilerden ayırmasın. Aman Kur’ânını mutlaka oku. Sakın namazını bırakma. Bak işlerin nasıl güzelleşecek. Allah ferahlık versin. Kimseden fayda yok Allah’a emanet ol. Ben sizi koruyamam Allah korusun. Sen beni nasıl arıyorsan seni de böyle arasınlar inşallah. Aleme fırsat vermeyin, bir mesele varsa kendi aranızda halledin arkadaşlarınızla. Fitnesiz fesatsız halledin işlerinizi. Kuşlar gibi uçayazın. Kuşlar gibi geleyazın. Bir cebinizden altın bir cebinizden gümüş aksın. Yarın Hakk’ın huzuruna çıkacağız, Kuran yoldaşın olsun. Oku ki her iki dünyada faydası olsun. Gücenme sakın sözümden. İyilik olsun diye söylüyorum.” demeyi de ihmal etmezdin. Yazsam notlarımın arasındaki dualarını, inan sayfalar almaz. Bitmez ki senin duaların. Hayatın dua olmuş. Dua da hayatın senin. Bize ne güzel bir ders veriyorsun. Başımız dara düştüğünde dualarına sığındık hep. Yanılmadık, aldanmadık. Dualar en yakın devalar oldu. Ruhumuzun kanayan binbir yarasına her duan bir şifa oldu.

    Elimizin altında nice hazineler var da bilemiyoruz Rabbim kıymetini, affeyle bağışla bizi. Analarımızın dualarını üzerimizden eksik eyleme Rabbim. Rabbim, analarımıza hayırlar lutfeyle. Yaşlılık, hastalık, yalnızlık. Ne varsa onlardan uzak eyle. Onlar gönül tacımız, her işte duacımız. Madem rahmetini annelerde tecelli ettirdin Rabbim, öyle ise onların dualarını da müstecap eyle. Bizim için ettikleri hayır dualarını da kabul eyle. Anneciğini özleyen, yüzünü bile görmeyen, başını göğsüne dayayıp bir kerecik olsun o sinelerde yatıp uyuyamayan nice şefkatli yetimler, nice öksüzler var Allah’ım. Onlara anne acısını hissettirme. Sen ki Rahmansın, bütün mahlûkattaki şefkatin ve rahmetin toplamı Senin rahmetinin yanında bir damla bile değildir.



    Anaları yar eyleyen dualarını var eyleyen bizleri hiçbir vakit dar eyleme Allah’ım. Bikarar eyleme. Sevgili Habibinin annesi Hz Amine hatun hürmetine, büyük anamız Hz Hatice, Hz Aişe hürmetine, Hz Fatıma hürmetine annelerimizi affeyle. Annelerimizin yüzü suyu hürmetine bizleri de affeyle. Hakkımızdaki hayır dualarını lütfen kabul eyle.









  2. Fatih
    Yeni Üye





    Sual: Ana-baba hakları nelerdir?

    CEVAP
    İmam-ı Nesefi hazretleri bildiriyor ki:
    Ana-babanın evladı üzerinde seksen kadar hakkı vardır. Kırkı sağlığında, kırkı vefatından sonradır. Sağlığında olan kırk haktan onu bedenle, onu dil ile, onu kalble, onu da para iledir.

    Bedenle olan hakları:
    1- Hizmet ederek rızalarını almak. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Ana-babasına hizmet edenin ömrü bereketli ve uzun olur.) [İslam Ahlakı]

    (Ana-babasını dine uygun hizmetleriyle razı eden, Allahü teâlâyı razı etmiş olur, onları gazaplandıran, Allahü teâlâyı gazaplandırmış olur.) [İbni Neccar]

    (Ana-babası, yanında ihtiyarladığı halde, [rızalarını alamayıp] Cenneti kazanamayanın burnu sürtsün.) [Tirmizi]

    Hasan-ı Basri hazretleri, Kâbe’yi tavaf ederken sırtında yük olan bir zat görüp der ki:
    - Niçin yükle tavaf ediyorsun?
    - Bu yük değil, babamdır. Bunu Şam’dan yedi defa getirip tavaf ettim. Çünkü, bana dinimi, imanımı öğretti. Beni İslam ahlakı ile yetiştirdi.
    - Kıyamete kadar böyle arkanda taşısan, bir defa kalbini kırmakla bu yaptığın hizmet boşa gider. Bir defa da gönlünü yapsan, bu kadar hizmete karşılık olur.

    Ana-babaya hizmette kusur etmemelidir. Hazret-i İbni Abbas, "Ana-babana karşı, kusurlu, güçsüz, aşağı bir kölenin, sert, kaba efendisine karşı bulunduğu hâl üzere ol!" buyurdu.
    Anneye hürmet ve hizmet, babadan önce gelir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Anneye yapılan iyiliğin ecri iki mislidir.) [İ. Gazali]

    (Önce annene, sonra babana, kız kardeşine, erkek kardeşine ve sırası ile diğer yakınlarına iyilik et!) [Nesai]

    (Veysel Karani’nin kavuştuğu bütün ihsan ve dereceler, anasına yaptığı iyilik sebebiyledir.) [R.Nasıhin]

    (Ya Resulallah, annem müşriktir. Ona iyilik etmem caiz midir?) diye sorana, (Evet, annene iyilik ve ihsanda bulun!) buyuruldu. (Ebu Davud)

    Her Peygamber, kendi annesinden de üstündür. Buna rağmen, Peygamberler de annelerine hürmet ve hizmet etmişlerdir.

    Kâfir olan ana-babaya hizmet etmek, nafakalarını vermek, ziyaretlerine gitmek gerekir. Küfre sebep olan şeyleri yaptıracaklarından korkulursa, ziyaretlerine gidilmez. (Bezzâziyye)

    Hazret-i Musa, Cennetteki komşusunun kim olduğunu Hak teâlâdan sorup öğrendikten sonra yanına gider. Bu bir kasaptır. Kasap, bir parça et pişirir. Asılı zenbili aşağı alır, çok zayıf bir kadına et ve su verir. Üstünü başını temizleyip, zenbile koyar. Kasap, (Bu annemdir. Yaşlanıp bu hale girdi; sabah-akşam böyle bakarım) der. Kasabın annesinin, (Ya Rabbi oğlumu Cennette Musa aleyhisselama komşu eyle) dediğini Hazret-i Musa da işitir. Kasaba, (Müjde, Allahü teâlâ, seni Musa aleyhisselama komşu etti) buyurur. (Şir’a)

    2- İyilik etmek. Ana-babaya iyilik ve ihsan, evlada farzdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Ana-babasına iyilik eden evlat, Peygamberlerle beraber Cennete girer.) [İ. Rafii]

    (Ana-babasına iyilik edenin ömrü uzun, rızkı bereketli olur.) [İ. Ahmed]

    (Ana-babanıza ihsan ederseniz, çocuklarınız da size ihsan eder.) [Taberani]

    (Sen de malın da babana aittir.) [İbni Mace]

    3- Asi olmamak, karşı gelmemek. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Ana-babaya karşı gelmek büyük günahtır.) [Buhari]

    (Ana-babasına asi olan Cennete giremez.) [Nesai]

    (Ana-babasına karşı gelenin ömrü bereketsiz ve kısa olur.) [İslam Ahlakı]

    İmanı olanlardan Cehennemden en sonra çıkacak olanlar, Allahü teâlânın yolunda olan ana-babasının İslamiyet’e uygun olan emirlerine asi olanlardır.

    Ana-babanın ve hiç kimsenin, dine uymayan emri yapılmaz. Fakat, ana-babaya, yine tatlı söylemek, onları incitmemek gerekir.

    Ana-baba kâfir ise, onları kiliseden, meyhaneden, sırtta taşıyarak bile, geri getirmek gerekir. Fakat, oralara götürmek gerekmez.

    Ana-baba zalim de olsa, onlara karşı gelmek, onlarla sert konuşmak caiz değildir.
    (Anam-babam çok şefkatsiz, onlara nasıl itaat edeyim) diyen bir kimseye, Resulullah efendimiz buyurdu ki:
    (Anan seni 9 ay karnında gezdirdi. 2 yıl emzirdi. Seni büyütünceye kadar koynunda besledi ve kucağında gezdirdi. Baban da seni büyütünceye kadar birçok zahmete katlandı. İdare ve maişetini temin etti. Sana dinini, imanını öğretti. Seni islam terbiyesi ile büyüttü. Şimdi nasıl olur da, şefkatsiz olurlar? Bundan daha büyük ve kıymetli şefkat olur mu?) [Ey Oğul İlmihali]

    (Ya Resulallah, yaşlı anama elimle yedirip içiririm. Abdestini aldırır, sırtımda taşırım. Hakkını ödemiş olur muyum?) diye soran kişiye buyurdu ki:
    (Hayır, yüzde birini bile ödemiş olamazsın. O sana, yaşaman için hizmet ediyordu, sen ise, ölümünü bekleyerek hizmet ediyorsun. Ancak Allahü teâlâ, bu az iyiliğine karşılık çok sevap ihsan eder.) [R. Nasıhin]

    Bir zat, (Ya Resulallah, ana-baba, evladına zulmetse de rızalarını almayan Cehenneme girer mi?) diye sorunca, cevaben 3 defa (Evet zulmetseler de rızalarını almayan Cehenneme girer) buyurdu. (Beyheki)

    Şu halde ana-baba zalim olup, evlada zulmetseler de, günah işlemeyi emretseler de, yine onları üzmemeye, küstürmemeye çalışmalıdır! Günah olan emirleri yapılmaz ama, yine de onları üzücü söz söylemek caiz olmaz.

    Ana-baba kötü bile olsa, yine onlarla iyi geçinmelidir! Ziyaretlerini terk etmek büyük günahtır. Hiç olmazsa, selam göndererek, tatlı mektup yazarak, telefon ederek, bu günahtan kurtulmalıdır!
    Kur'an-ı kerimde 3 şey, 3 şeyle beraber bildirildi. Biri yapılmazsa, ikincisi kabul olmaz. Peygambere itaat edilmezse, Allah’a itaat edilmiş olmaz. Ana-babaya şükredilmedikçe, Allahü teâlâya şükredilmiş olmaz. Malın zekatı verilmedikçe, namazlar kabul olmaz. (Tefsir-i Mugni)




+ Yorum Gönder