+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Dualar Forumunda Tefekkür yeter... Konusunu Okuyorsunuz..
  1. RüzgarGülü
    Devamlı Üye

    Tefekkür yeter...









    Tefekkür yeter


    Hep en iyiyi istiyoruz kendimiz için, hep en güzeli tercih ediyoruz.
    Bir yanımız bahar bahçe, bir yanımız salkım saçak

    En mükemmeli layık görüyoruz kendimize;
    aklımızca hayaller kuruyoruz, aylar sonrasının planlarını yapıyoruz, ‘’Yarın ne olacak ?’’ sorusunu düşünmeden

    Sanki elimizde bir hayat garantisi var

    ‘’ İşim olsun namaza başlarım’’,

    ‘’Düzenim otursun Kuran okurum’’


    Aylar geçiyor..Yıllar yılları kovalıyor

    Anne oluyoruz, baba oluyoruz çocuklarımızla ilgilenmemiz gerek
    Ev işleri, iç işleri, dış işleri bakanlıgı derken seneler ardı ardına geçiyor
    Namaz kılacagız, Kuran okuyacağızşimiz çok vaktimiz yok diyoruz
    Nefsimiz elbette en güzel’in peşinde


    ‘’En çok nasıl para kazanabiliriz?’’

    ‘’ En çok nasıl güzel olabiliriz, hatta en güzel biz nasıl olabiliriz, hatta en yakışıklı olmayı nasıl başarabiliririz’

    Planlarımızın sonu hiç gelmiyor hiçKuaförlerden, tv. başından, magazın dergilerinden başımızı kaldırıp bakmıyoruz etrafımıza

    Hem baksak ne göreceğiz ki? Diyoruz, herkes bizim gibi değl mi???
    Farklı olan ne var???


    Ah nefs ahSana kanmak ne kolay.Parlatiyorsun gözlerimizi!!

    Senin yüzünden at gözlüğü ile bakar olduk dünyaya, AT gibi bakmak varken
    ‘’Dünya müminin zindanı’’ oysa ki!!

    Hep her şeyi bildiğimizi sanıyoruz..Dev aynasında görüyoruz kendimizi
    Halbuki bi uyansak..Bi uyansakk..Aslında bildiklerimizin bir tuz tanesini geçmediğini fark etsek

    Ey insanlar duyun artık duyun, değil sizin için en güzeli isteyen nefsin istekleri değillllll; Rabbimizin istekleriii!!!

    Hangi anne yavrusunun ateşte yanmasını ister??

    Hangi anne merhamet etmez yavrusuna

    Rabbimiz bizim ateşe girmemizi engellemek için adeta çırpınıyor!!!

    O (cc) annelerimizden, hatta bizi sevenlerden, bize ‘’sana aşığımmmm diye bas bas bağıranlardan ! ‘’ bile daha merhametli..

    Bırakın dünyadaki ateşi, rabbimiz bizi cehennem ateşinden korumak için;
    tek 1 günahımıza karşılık, tek 1 günah yazarken; bir yandan da diyor ki yazici meleklere,

    ‘’ey melekler, gün doğana kadar erteleyin bu günahını yazmayı kulumun defterine, ola ki tevbe eder’’


    Nihayet gecenin siyah ipliği ile beyaz ipliği birbirinden usul usul ayrılmaya başlarken, dünya semalarında bir ses yankılanıyor..

    ‘’ALLAHÜEKBER!’’

    ‘’ALLAHÜEKBER!’’

    ‘’DUA EDEN YOK MU VEREYİM; TEVBE EDEN YOK MU AVF EDEYİM’’ diye sesleniyor Rabbimiz


    Tek bir sevabınıza, yoldan geçerkenn bir tek taşı, başka insanlara zarar vermesin diye kaldırana dahi sevap üstüne sevap veriyor rabbimiz.. Bir günaha tevbe edene kadar mühlet, sonra davet, icabet eden davete avf
    Bir sevaba ise on katı sevap Buyrun gerisini siz düşünün


    Tefekkür yeter


    Her anımızda O’nunla kalmak. O’nunla yaşayabilmek, O’nun razı olması için çırpınmak dileği ile

    --alinti--







  2. Fatih
    Yeni Üye





    Herhangi bir mesele hakkında düşünme, zihni yorma, derin düşünme ve işin şuuruna varma.

    Tefekkere fiili, üç harfli olan "fekere" fiilinden türemiştir. Fekere kök fiili ve ondan türemiş olan tefekkere, efkere, fekkere ve iftekere fiilleri aynı anlamdadırlar. Tefekkürün zıddı, fikirsizlik ve düşüncesizlik demektir.

    Tefekkür, insana mahsus bir özelliktir. İnsan, tefekkür sayesinde diğer varlıklardan ayrılır ve üstün olur. Tefekkür ancak kalpte tasavvuru mümkün olan şeyler hakkında yapılabilir. Onun için, Allah'ın yarattığı varlıklar hakkında tefekkür mümkündür. Fakat Allah'ın zatı hakkındaki tefekkür mümkün değildir. Çünkü Allah hiç bir şekilde suret olarak vasıflandırılamaz ve şekil olarak hayal edilemez (el-İsfahânî, el-Müfredât, İstanbul 1986, 578).

    Hz. Muhammed (s.a.s)'e en çok etki eden ayetlerden biri, tefekkürle ilgilidir. İki kişi Hz. Âîşe (r.a)'ı ziyaret etmişler. Onlardan biri, "Hz. Muhammed (s.a.s)'de gördüğünüz etkileyici bir şeyi bize anlatır mısınız?" deyince, Hz. Âîşe (r.an) şöyle demiştir:

    "Resulullah (s.a.s) bir gece kalktı, abdest alıp namaz kıldı. Namazda çok ağladı. Gözlerinden akan yaşlar sakallarını ve secde esnasında yerleri ıslattı. Sabah ezanı için gelen Hz. Bilâl (r.a):

    "Ya Resulullah (s.a.s)! Geçmiş ve gelecek bütün günahlarınız affedildiği halde, sizi ağlatan nedir?" deyince, o: "Bu gece Yüce Allah bir ayet indirdi. Beni bu ayet ağlatmaktadır" dedi ve ayeti okudu:

    "Göklerin ve yerin yaratılışında, gecenin ve gündüzün gidip gelişinde elbette aklıselim sahipleri için ibret verici deliller vardır” (Âl-i İmrân, 3/190).

    Ondan sonra Resulullah (s.a.s): "Bu ayeti okuyup da üzerinde tefekkürde bulunmayan, düşünmeyen kişilere yazıklar olsun" dedi.

    Bu ayette, tefekküre davet edilen akıl sahiplerinin durumunu açıklayan bir sonraki ayetin meâli de şöyledir:

    "Onlar ayakta, oturarak ve yanları üzerine yatarken Allah'ı anarlar, gözlerin ve yerin yaratılışı üzerinde tefekkür ederler (düşünürler). Rabbimiz (derler), bunu boş yere yaratmadın, sen yücesin, bizi ateş azabından koru!.." (Âl-i İmrân, 3/191).

    İbn Abbas (r.a)'ın naklettiğine göre, bazı insanlar Allah'ın zatı hakkında düşünmek istediler. Bunun üzerine Hz. Muhammed (s.a.s) bu hususta şu açıklamada bulundu:

    "Allah'ın yarattıkları hakkında düşünün. Allah'ın zatını düşünmeyin. Allah'ın şahsı hakkında düşünmeye güç yetiremezsiniz"

    Lokman (a.s) yalnız başına tenha bir yerde oturup tefekkürde bulunurdu. Kendisine: "Niye yalnız oturuyorsun? İnsanlarla oturup sohbette bulunsan, daha iyi olmaz mı?" diye sormuşlar. Lokman (a.s) şu cevabı vermiştir: "Uzun süre yalnız kalmak, tefekküre daha müsaittir. Uzun süre tefekkürde bulunmak da, insanı cennetin yoluna sevkeder"

    Ömer b. Abdülaziz tefekkür hakkında şöyle demiştir: "Yüce Allah'ın nimetlerini düşünmek, en faziletli ibâdetlerdendir".

    İmâm Şafiî de: "Herhangi bir konuda hüküm çıkarırken, tefekkürden faydalanın" diyerek, tefekkürün usûl ilmindeki önemine işâret buyurmuştur (Gazzâli, İhya, Beyrut, t.y. IV, 423 vd.)

    Tefekkürün neticesinde insan geniş bir ilme sahip olur. İnsanın ilmi artınca da, kalbinin hali değişir. Onun neticesinde de, insanın hali ve hareketleri değişir. Görülüyor ki insanın bilgisinin artması ve davranışlarının düzelmesi, tefekkürle başlar. Onun için Yüce Allah Kur'an'da çeşitli hususları dile getirdikten sonra " Şüphesiz bunda tefekkür eden (düşünen) insanlar için ibretler vardır" (en-Nahl, 16/11) demektedir. İnsanları tefekküre davet eden bu ifade Kur'an'da beş yerde daha geçmektedir (er-Ra'd, 13/3; en-Nahl, 16/69; er-Rûm, 30/21; ez-Zumer, 39/42; el-Casiye, 45/13).

    Tefekkürle aynı kökten meydana gelen kelimeler, Kur'an'da onsekiz yerde geçmektedir.

    Kur'an'da birçok ayette, akıl erdiren, düşünen, bilen insanlar için ibretler vardır denmekte ve tefekkür anlamını ifâde eden pek çok kelime kullanılmaktadır.

    Olumlu tefekkür olduğu gibi, olumsuz tefekkür de vardır. Doğru olmayan tefekkürün neticesi de doğru olmaz. Ancak salim kalbe sahip olan insanların tefekkürü sağlıklı olabilir. İslam dininin istediği tefekkür, hiç şüphesiz sağlıklı olanıdır. İnsanları bu olumlu tefekküre davet eden bazı ayetlerin meâli şöyledir:

    "O'dur ki arzı uzattı, orada sabit dağlar ve ırmaklar var etti. Orada bütün meyvelerden iki çift yarattı. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor. Şüphesiz bunda tefekkür eden (düşünen) bir toplum için ayetler vardır" (er-Ra'd, 13/3)

    "O'dur ki, sizin için gökten bir su indirdi. İçecekleriniz ondandır ve hayvanları otlattığınız ağaçlar, bitkiler ondan sulanıp filizlenmektedir. Onunla size ekin, zeytin, hurma, üzümler ve her çeşit meyvelerden bitirmektedir. Şüphesiz bunda, tefekkür eden (düşünen) bir toplum için (yaratıcının varlığına, kudretine ve hikmetine) işaret vardır" (en-Nahl, 16/10,11).

    "Biz bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik, Allah'ın korkusundan onu, baş eğmiş, parça parça olmuş görürdün. Bu misalleri, tefekkür etsinler diye insanlara veriyoruz" (el-Haşr, 59/21) İslâm'ın bu kadar önem verdiği olumlu tefekkür, insanı taklitçilikten kurtarmaktadır. Meselâ, "dünya hayatı geçicidir; ahiret hayatı ise ebedidir. Ebedi olan şeyi geçici olan şeyden üstün tutmak daha iyidir" şeklindeki bir nasihatı dinleyip ahiret için çalışan insan, başkasını taklit ederek kendisini iyi yola sevketmiş olur. Fakat tefekkürün yani derin bir düşüncenin neticesinde bu kanaata varan ve ona göre bilinçli hareket eden kişi, her zaman için daha kârlı çıkar. Bilerek kötü şeyden korunmuş ve iyiyi tercih etmiş olur. Aynı zamanda başkalarını taklit etmekten kurtulur; kendisi başkalarına yol gösterir.




+ Yorum Gönder