+ Yorum Gönder
Tatil Gezi ve Turizm ve Dünya Ülkeleri Forumunda Roma medeniyeti hakkında bilgi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    Roma medeniyeti hakkında bilgi








    Roma medeniyeti

    İtalya’ya Gelip Yerleşenler
    Arkeolojik araştırmalar, Yontma Taş Devri’nden itibaren İtalya’ya insanların yerleştiğini göstermiştir. M.Ö. II. bin başlarında İtalikler, kuzeyden büyük göç dalgalan halinde gelmişlerdir. Kuzeydeki Tuna bölgesinden gelen İtalikler, Kuzey İtalya’da Po Nehri havzasına yerleştiler.


    roma-medeniyeti.jpg


    Göllerle kaplı olan bu bölgede, kazıklar üzerine evler yaptılar, ölülerini yakan bu insanların meydana getirdiği kültüre Karatoprak (Terra Mare) adı verilmiştir, italya’nın Tunç Devri kültürünü temsil eden İtaliklerin bir kısmı, güneye doğru yollarına devam ettiler. Bunlar su kenarında yaşamadıkları halde, yine de evlerini düzlüklerde kazıklar üzerine inşa etmişlerdir.

    M.Ö. II. bin yılının sonlarına doğru (M.ö. 1100) İtalya’ya demiri işlemeyi bilen İtalikler geldi. İkinci göç dalgası ile gelen bu insanların kültürüne, Kuzey Italya’daki kazı yerinin adına izafeten Villanova Kültürü adı verilmiştir. Bunların, ölülerini gömdükleri anlaşılmıştır.

    İtaliklerden sonra yarımadaya Umbrlar, Latinler, Sabinler, Samnitler ve Etrüskler gelmişlerdir. Umbrlar İtalya’nın kuzey ve orta kısmına, Latinler ve Sabinler Latyum Ovası’na, Samnitler ise güneydeki vadilere ve dağların eteklerine yerleştiler. Bu kavimler kültür yönünden üstün bir varlık gösteremediler ve kıyı bölgelerine hakim olamadılar. Adriyatik Denizi kıyılarına güçlü bir kavim olan llliryalılar yerleştiler.

    M.Ö. IX. yüzyılda Etrüskler, Anadolu’dan deniz yolu ile gelerek Tirhen Denizi kıyılarındaki Arno bölgesine yerleştiler. Etrüskler, içeriler doğru ilerlediler. Sınırlannı Po Ovası’na ve Kampanya Ovası’na kadar genişlettiler. Tarım, ticaret, silah ve savaş arabası üretimi, dokumacılık, çömlekçilik, kuyumculuk ve kıymetli taş işçiliği bakımından Etrüskler, Roma medeniyetinin gelişmesinde etkili olmuşlardır. Özellikle köprü, kanal ve binaların yapımında, tonoz ve kemer ilk defa Etrüskler tarafından kullanılmıştır.

    İtalya, ya son olarak M.Ö. V. yüzyılda Hint-Avrupa asıllı Keltlerden, Fransa ile Tuna arasında yaşayan Galyalılar gelmişlerdir.Efsaneye göre Roma şehrini, Romulus ve Romus adlı iki kardeş kurmuştur. Truvalı bir savaşçının oğullan olan Romulus ve Romus, Latyum’ daki krallığın idaresini eline geçiren amcaları tarafından Tiber Nehri’ne atılırlar. Sepet içindeki çocuklar, akıntı ile Palatinus Dağı eteklerine sürüklenirler. Orada dişi bir kurt tarafından emzirile-rek büyütülürler. Daha sonra bir çoban tarafından bulunan ve himaye edilen çocuklar, idarenin yeniden büyükbabaları Numitor’un eline geçmesini sağlarlar.

    Akıntının kendilerini sürükledikleri yerde Roma şehrini kurarlar (M.Ö. 753). Fakat, arkeologlar Roma’nın Latyum bölgesinde oturan Latinler tarafından kurulmuş olduğunu ortaya çıkarmışlardır. Roma Devleti, M.Ö.III. yüzyıldan itibaren büyüdü ve gelişti. M.Ö. I.yüzyılda batıda Atlas Okyanusu’ndan, doğuda Fırat Nehri’ne kadar olan ülkeler Roma Imparatorluğu’na dahil oldu. Roma imparatorluğu 395′te ikiye ayrıldı. Batı Roma 476′da Odoakr tarafından yıkıldı. Doğu Roma Imparatorluğu’na ise, 29 Mayıs 1453′te 21 yaşındaki Osmanlı hükümdarı Fatih Sultan Mehmet son verdi.

    Devlet Yönetimi
    Roma M.Ö. III. yüzyıla kadar bir şehir devleti idi. Devletin başında bir kral bulunurdu, ilk Roma kralı Romulus idi. Kral, Senatüs’ün (İhtiyar Meclisi) teklifi ile Kuria (Halk Meclisi) tarafından seçilirdi. Seçilen krala, Senatüs tarafından İmperium (emretme yetkisi/buyurma yetkisi) verilirdi.

    Senatüs, 300 patrici temsilcisinden meydana gelirdi. Senatüs üyeleri yaşadıkları sürece (kaydı hayat) kral tarafından seçilirdi. Senatüs üyeleri krala danışmanlık yaparlardı. Kral, yapacağı işleri ihtiyar Meclisi’ne danışmak mecburiyetinde idi. Bu meclis, kralın yetkilerini kısıtlama yetkisine sahipti. Etrüsk kralları zamanında Senatüs üyeleri etkili olmamışlar ve bu meclisin önemi azalmıştır.

    M.Ö. 510′da Roma’da Cumhuriyet (Konsüllük) devri başladı. Devleti, Senatüs’ ün bir yıl müddetle seçtiği ve eşit yetkiye sahip iki konsül yönetirdi. Konsüllerin yetkileri krala göre sınırlı idi. Konsüller, günlük hükümet işlerini görür, yüksek hakim olarak görev yapar, gerektiğinde Senatüs ve Kuria (sonradan Kenturia) Meclislerini toplantıya çağırırlardı. Krallar gibi imperium yetkilerine sahip idiler.

    Konsüller, krallar gibi fildişinden yapılmış makam koltuğunda otururlardı. Erguvan renkli şeridi bulunan beyaz bir mantodan (toga) ibaret özel bir kıyafet giyerlerdi. Krallarda olduğu gibi, konsüllerin de önünde liktör denilen 12 cellat giderdi. Liktörler omuzlarında baltaya sarılmış bir demet sopa (Fasces/Faskes) taşırlardı.

    Devletin buhranlı ve bunalımlı zamanlarında Senatüs, geniş yetkilerle konsüllerden birini Diktatör seçerdi. Diktatör, altı aylık süre için seçilirdi. Yaptığı işlerden sorumlu tutulmazdı. Diktatöre karşı veto hakkı yoktu.

    Devlet idaresinde birçok yüksek memur da görevlendirilirdi. Bunları da meclisler seçerdi. Meclisler cumhuriyet döneminde olduğu gibi imparatorluk döneminde de varlıklarını devam ettirdiler. Fakat, eski yetki ve etkileri kalmadı.

    Sosyal Hayat
    Roma toplumunun temeli olan aile; baba, anne, çocuklar, gelinler ve torunlardan meydana gelirdi. Ailenin reisi ve mutlak hakimi baba idi. Babadan sonra anne, çocuklar ve babanın bakmakla yükümlü bulunduğu anne ve babası gelmekteydi. Çocuklar, babanın ölümünden sonra serbest kalırlar ve aile başkanı olabilirlerdi. Baba, kızını istediği kişiye verebilirdi. Kızlar, evlenince baba evinden çıkar, başka bir aile içine girerlerdi.

    Baba istediği takdirde karısını ve çocuklarını köle olarak satabilir, gerektiğinde onları öldürebilirdi. Baba sağ olduğu müddetçe, çocuklar mal, mülk sahibi olamazlardı. Çocukların kazandıkları her şey baba malı sayılırdı.

    Roma’da halk siyasi haklara sahip olanlar ve olmayanlar diye iki kısımdı. Birinciler, bölgenin ilk ahalisi ya da fatihi olanların soyundan gelen “gens”lerin fertleri durumunda olanlardı. Her gens, aynı soydan gelen ailelerin bir araya getirdiği bir topluluktu. Roma halkı birbirinden ayrı hak ve imtiyazlara sahip üç sınıfa ayrılmıştı:
    1) Patriciler (Vatandaşlar): Geniş topraklara ve tam vatandaşlık hakkına sahip gens üyeleri idiler. Patriciler siyasi, askeri ve dini alanlarda görev alır ve Roma Devletini yönetirlerdi. Senatüs ve Kuria meclisi üyelerini patriciler meydana getirirlerdi.

    2) Plebler (Avam/Halk): Bu sınıfı meydana getiren halk, Roma’ya sonradan gelip yerleşenlerden meydana geliyordu. Tarım, sanat, ticaret yapma ve toprak sahibi olma hakkına sahiptiler. Askere alınmazlardı. Oy kullanma haklan yoktu. Plebler, zamanla köle ve yanaşmaların kendilerine katılmaları ile çoğalmışlardır. Patricilere karşı koyacak bir duruma gelmişlerdir.

    3) Yanaşmalar ve köleler: Çeşitli sebeplerle haklarını kaybeden kişiler yanaşma sınıfına dahil olurdu. Yanaşmalar bir aile reisinin himayesine sağınır ve onların ev işlerini görürlerdi. Köle anne-babadan dünyaya gelmiş veya savaşlarda esir edilmiş insanlardan meydana gelen sınıfa köleler denirdi. Köleler, patricilerin ev hizmetlerinde; tarla, bağ ve bahçe işlerinde çalışırlardı. Romalılar, kölelerini her işte kullanırlar, gerektiğinde işkence ederler ve öldürebilirlerdi. Azat edilen köleler, plebler sınıfına girerlerdi. Uzun mücadelelerden sonra plebler, patriciler ile aynı haklara sahip olmuşlardır.

    Yaşayış
    Krallık devrinde köylü, tüccar ve asker olarak yaşayan Romalıların hayatları, çalışmak ve savaşmaktan ibaretti. Sade yer içer, sade giyer ve sade yaşarlardı.

    Ege Bölgesi ve Hellenizm krallıklarının fethi ile Romalıların yaşayışında büyük değişiklikler meydana gelmiştir. Fetihler şuasında Yunanistan’dan esir olarak getirilen aktörler, pedagoglar, doktorlar, kahinler Roma’ ya yerleştiler. Doğuya ticaret amacı ile giden Romalı tüccarlar, doğunun yaşayış ve fikirlerinden etkilendiler. Romalı tüccarlar ve Roma’daki Yunanlılar sayesinde Hellenizm Medeniyeti, Romalıları etkiledi ve yaşayışlarını değiştirdiler.

    M.ö. II. yüzyıldan itibaren Romalılar, atalarının yaşayışlarını kaba bulmaya ve Yunanlılar gibi yaşamaya başladılar. Fetihler sonucu kazanılan servetler ve Roma’ya bağlı devletlerin ödedikleri vergiler, Romalıları aşırı derecede süs, israf ve eğlenceye sevk etti. Valiler, komutanlar zenginliklerini herkese göstermek amacı ile pahalı ziyafetler vermeye, lüks içinde yaşamaya başladılar. Halk da eğlenceye rağbet ve düşkünlük göstermeye başladı.









  2. Zarafet
    Üye





    Dünya tarihine yön vermiş büyük bir imparatorluğun başkenti Roma. Farklı zamanlarda, farklı hayatlar yaşayan; inişleri, çıkışları olan bir kent. Muhteşem sarayları, yüzyıllık kilise ve bazilikaları, antik kalıntıları, anıtları, heykelleri, sanat eserleri gibi birçok şeyle dünyanın en zengin şehirlerinden biri olan Roma gezmeniz için tatil yapmanız için mükemel bir seçim.




+ Yorum Gönder


roma uygarlığı hakkında bilgi,  roma medeniyeti,  roma uygarlığı hakkında ansiklopedik bilgi,  roma uygarlığı,  roma medeniyeti hakkında bilgi,  roma medeniyeti hakkında kısa bilgi