+ Yorum Gönder
Biyografi ve Düşünürler ve Flozoflar Forumunda İbn Haldun Hayatı, İbn Haldun Yaşamı, İbn Haldun Biyografisi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    İbn Haldun Hayatı, İbn Haldun Yaşamı, İbn Haldun Biyografisi








    İbn Haldun Gençliği

    İBN HALDUN.jpg


    Abdurrahman İbn Muhammed uzak bir atasından sonra genellikle İbn Haldun olarak bilinir. Aslen Yemen Araplarında olan ebeveynleri İspanya'ya yerleşmişler, fakat İşbiliye'nin (Seville) düşmesinden sonra Tunus'a göç etmişlerdir. İS. 1332'de Tunus'ta doğdu. ilk öğrenimini gördüğü ve gençlik yıllarında Mısır hükümdarı Sultan Barkuk'un hizmetine girdi. İleri düzeyde bilgi ve daha iyi bir akademik ortam için olan açlığı onu kısa sürede bu hizmetten ayırdı ve Fez'e göç etti. Bunu kariyerini etkileyen çağdaş politik çekişmelerle dolu uzun bir kargaşa dönemi takip etti. Bu karışıklık dönemi, aynı zamanda, ona tarihçiler, sosyologlar ve filozoflar arasında ölümsüz bir yer sağlayan dünya tarihinin ilk cildi olan, Mukaddime'yi yazma şansını da sağlayan Cezayir'de Kalat ibn Salama isimli küçük bir köyde üç yıllık bir mülteciliği de içermekteydi. Mısır'ın son 24 yılını geçirdiği son ikametgahı olmasıyla birlikte, kariyerinin belirsizliği halen devam etmekteydi. Burada Malakite Baş Hakimi olarak atanması ve El-Ezhar Medresesi'nde ders vermesi ile göze çarpan ün ve saygınlıkla dolu bir yaşam yaşadı, fakat kıskançlık onun yüksek adli görevinden beş defa kadar ayrılmasına sebep oldu.

    İbn Haldun'un baş katkısı tarih ve sosyolojinin felsefesinde yatmaktadır. Tarihi olayların bir analizini hedefleyen bir ilk cilt ile başlayan bir dünya tarihi yazmaya çalışmıştır. Bu cilt, yaygın olarak Mukaddime ya da 'Prolegomena' olarak bilinen, İbn Haldun'un eşsiz yaklaşımını ve orijinal katkısını esas almıştır ve edebiyatta tarihin felsefesi ve sosyoloji üzerine bir başyapıt olmuştur. Bu muazzam eserin başlıca konusu insan medeniyetinin ilerlemesine ve tarihin akışına katkıda bulunmuş olan psikolojik, ekonomik, çevresel ve sosyal olguları tanımlamaktır. Bu bağlamda, grup ilişkilerinin hareketlerini incelemiş ve el-Asabiyye'de, grup-duygularının yeni bir medeniyetin ve siyasi iktidarın yükselişine neden olduğunu ve daha sonra bunun daha genel bir medeniyete nüfuz etmesinin kendi bozulmamış şeklinde hala yeni bir 'Asabiyyet'in gelişini nasıl davet ettiğini göstermiştir. İnsan medeniyetindeki iniş ve çıkışın neredeyse ritmik tekerrürünü tanımlamış ve buna katkıda bulunan faktörleri incelemiştir. Tarihe katkısı, bir çok eski yazarın tarihi büyük ölçüde siyasi bir bağlamda yorumlamalarının aksine, onun görünürdeki olaylara hükmeden çevresel, sosyolojik, psikolojik ve ekonomik faktörleri vurgulaması gerçeğiyle göze çarpmaktadır. Bu da tarih bilimini kökten değiştirmiştir ve aynı zamanda Ümraniyet'in (sosyoloji) kuruluşunu hazırlamıştır.



    Yazarın yaşamı boyunca bile önemli bağımsız bir kitap olan Mukaddime'den başka, onun dünya tarihi, Kitab el-İber'in diğer ciltleri Arapların tarihi, çağdaş Müslüman hükümdarlar, çağdaş Avrupalı hükümdarlar, Arapların, Yahudilerin, Yunanların, Romalıların, İranlıların, vb.nin eski tarihi, İslam tarihi, Mısır tarihi ve Kuzey Afrika tarihi, özellikle Berberiler ve bitişik alanlarda yaşayan kabilelerin tarihi ile ilgilidir. Son cilt büyük ölçüde onun kendi hayatının olayları ile ilgilidir ve El-Tasrif olarak bilinir. Bu da bilimsel bir tarzda yazılmış olup, otobiyografi yazma sanatında yeni bir analitik gelenek başlatmıştır. Onun tarafından matematik üzerine yazılmış bir kitap günümüze ulaşmamıştır.

    İbn Haldun'un tarihin konusu, tarihin felsefesi, sosyoloji, siyaset bilimi ve eğitim üzerindeki etkisi yaşamında sonra da üstün kalmıştır. Kitapları hem batıda hem de doğuda birçok dile tercüme edilmiştir ve bu bilimlerin ileriki gelişimine ilham vermiştir. Örneğin, Prof, Gum Ploughs ve Kolosio, Mukaddime'yi bilimsel düşünce olarak, yüzyıl sonra yazılmış olan Maciavelli'nin Prens'inden kültürel, sosyolojik, ekonomik ve psikolojik faktörlerin teşhisinde ilk temel olarak daha üstün bulmaktadırlar.








  2. Asel
    Bayan Üye





    İbni Haldun Hakkında Bilgi


    İbni Haldun.jpg



    İbni Haldun







    Özgün bir tarih kuramcısı, kültür, siyaset, felsefecisi ve toplumbilimci olan İbni Haldun, tarihsel olayları toplumsal, etnik, kültürel, siyasal, ekonomik, hatta coğrafi ve biyolojik koşullarla bağlantıları içinde değerlendiren ilk düşünürdür. Birçok bilim adamı, tarih felsefesinin ve sosyolojinin çağdaş anlamda birer bilim olarak ortaya çıkmasını İbni Haldun’la başlatmışlardır. İbni Haldun’un başka bir özelliği de İslam dünyasında bilimsel ve düşünsel durgunluğun yaşandığı bir dönemde gözlemci ve eleştirici bir düşünür olmasıdır.

    Bilim ve siyaset yolunda bir yaşam.

    1 ramazan 732’de (27 mayıs 1332) Tunus’ta doğdu. Asıl adı Abdurrahman, babasının adı Muhammed’dir. Genellikle dedesi Haldun’un adıyla İbni Haldun (Haldun oğlu) diye tanınmıştır. Güney Arabistan’ın Hadramut yöresinden, önce İspanya’ya, oradan da Kuzey Afrika’ya göçerek Tunus’a yerleşmiş; bilim, düşünce, edebiyat ve siyasetle yakından ilgilenmiş olan eski ve soylu bir ailenin çocuğudur. İlk öğreniminden sonra aydın bir kişi olan babasının yakın ilgisi sayesinde seçkin hocalardan fıkıh, hadis, tefsir, akaid, mantık, felsefe, matematik, tabiat bilimleri, dil bilimleri, şiir, edebiyat gibi dinsel ve din dışı alanlarda çok iyi bir öğrenim gördü. 1348’de çıkan bir veba salgınında anne ve babasıyla hocalarından çoğunu kaybetti.

    Yirmi yaşındayken, Tunus’un yönetimini elinde bulunduran Beni Hafs hanedanından Sultan Ebu lshak’ın kâtipliğine getirilmesiyle İbni Haldun’un çalkantılı siyasal yaşamı başlamış oldu. Bunu, Biskra, Fas, Gırnata, Bicaye, Tlemsen gibi merkezlerdeki benzer görevleri izledi. Bir ara Fas Emin Ebu İnan onu bilim meclisine kabul etti. Bu görevdeyken siyasal bir nedenle hapsedildi. İki yıl sonra yönetime getirilen Ebu Salim onu önce sırkatibi, ardından da «mezalim» dairesi başkanı yaptı. 1362’de İspanya’ya geçerek eski bir dostu olan Gırnata Emiri Ebu Abdullah Muhammed’in hizmetine girdi. Bir yıl sonra emir onu Castilla Kralı Zalim Pedro nezdinde elçi olarak görevlendirdi. Bir süre sonra Gırnata emirinden izin alarak Kuzey Afrika’ya dönen İbni Haldun, Bicaye’de, çok istediği haciplik (başvezirlik) makamına kavuştu; bu arada bir yandan da öğretim faaliyetlerini sürdürdü.

    1366’daki yönetim değişikliği üzerine görevden ayrılarak kabileler arasında dolaşmaya başladı; muhtemelen, yazımını tasarladığı Mukaddime için veriler toplamak üzere, Bedevi yaşam tarzını inceledi. Bu arada, zaman zaman siyasal nedenlerle güçlükler yaşadı ve sonunda İspanya’ya dönmek zorunda kaldı (1374). Sürtüşmelerle dolu siyasal geçmişi nedeniyle İspanya’dan da çıkarıldı. Yeniden Kuzey Afrika’ya döndüğünde çaresizlik içindeyken, geçmişte araları pek de iyi gitmeyen Tlemsen Sultanı Ebu Hammu’nun önerisini kabul ederek kabileler arasında onun propagandasını yapmak zorunda kaldı.

    Siyasal çalkantılardan bıkan İbni Haldun, Ebu Hammu’nun iznini alarak İbni Selame denilen bir kaleye yerleşti ve kendisini tümüyle bilimsel çalışmalara verdi. Ünlü eseri Mukaddime ’yi 1374’te burada tamamladı. Ardından, dört yıl içinde el- İber adlı yedi ciltlik tarih kitabının müsveddesini hazırladı. Bu son çalışmanın, eskiden incelediği kaynaklarını bir kez daha gözden geçirmek düşüncesiyle 1378’de Tunus’a gitti. Buradaki çalışmaları sırasında dersler de verdi. Siyasal geçmişi Tunus’ta da kendisini rahat bırakmayınca 1382’de Mısır’a gitmek zorunda kaldı. Kahire’de, başta Sultan Berkuk olmak üzere, ileri gelenlerin geniş ilgisini gördü. Kahire medresesine müderris olarak atandı. Burada verdiği ilk dersiyle, devlet adamlarının da içinde bulunduğu izleyicilerini adeta büyüledi. Kadılık görevine getirildi ve bu görevdeki adaleti, yansızlığı ve yürekli tutumu nedeniyle beş kez görevden alındı ve yeniden atandı. Bu arada Hicaz, Kudüs ve Suriye’ye gitti. Bu son gezisi sırasında, Suriye’yi ele geçiren Timur’la görüştü. lbni Haldun’dan çok etkilenen Timur onu yanında alıkoymak istediyse de, İbni Haldun bu isteği reddederek çok sevdiği ve hayatının en huzurlu günlerini geçirdiği Kahire’ye döndü. Bilim ve siyasetin verdiği iki kat yorgunlukla geçen hayatı 303/1406’da Kahire’de sona erdi.

    Tarih felsefesi

    İbni Haldun’un tarihçiliğinin iki temel yönü vardır:




+ Yorum Gönder


ibni haldun,  ibni haldun kısaca hayatı,  ibni haldun kimyaya katkıları