+ Yorum Gönder
Biyografi ve Düşünürler ve Flozoflar Forumunda Zemahşeri Kimdir Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    Zemahşeri Kimdir








    Zemahşeri Kimdir


    Zemahşeri Kimdir.jpg


    “Araplar! Babalarınızın, dedelerinizin dilini, gelin, benden öğrenin!.. “

    Bir Arab’ ın veya Fars’ ın, kendi kültür sahalarında gençliklerini geçirip, sonra Türkçe’yi, bir Türk’ten daha mükemmel bilmesi mümkün müdür? Haydi, bildi, öğrendi diyelim. Türkçe’nin tüm inceliklerine vakıf olması ve bu dilde, Türk yazarlarını, bilginlerini hayran bırakacak ölçüde eserler vermesi; Türkçe’yi bir Türk’ten daha güzel şekilde Türklere öğretmesi, mümkün olabilir mi?

    Tarih, böyle bir insanın varlığına tanık değil.

    Gelecekte de var olması bir hayâl!

    Kim ne derse desin, gerçek şu ki; bir Türk’ün; Arapça’yı, Farsça’yı veya bir başka dili, o milletin fertlerinden daha mükemmel şekilde öğrenmesi ve o dilde o millete ders vermesi mümkündür! Bu sözlerimiz, milletimiz, hakkında ne kuru bir övgü ne de bir abartıdır… Sözlerimiz, gerçeğin ta kendisidir! Bu sözlerimizin onayını Ali Şîr Nevaî’den alalım; şöyle diyor Türk milletinin ulu şairi:

    “Farslarla aynı hayat şartları içinde yaşadıkları halde, Türkler, büyüklerinden küçüklerine, bey’lerinden kölelerine varıncaya kadar, Fars dilini öğrenmişlerdir. Hatta, Türk şairleri Fars dili ile çeşitli şiirler söyleyip, güzel sözler yaratırlar. Buna karşı Sart (Fars) milleti, eşrâfından avâmına; ulusundan aşağısına kadar, hiçbirisi Türk dili ile konuşamazlar. Konuştuklarının da manasını bilmezler. Eğer yüzde, belki binde biri bu dili öğrenip, konuşsa bile, dinleyenler onun Acem olduğunu anlar ve o kendi diliyle kendini gülünç düşürür.”

    Gerçek Bu!

    Ali Şîr Nevâ’nin dediği gibi “Allah Türkleri bu konuda farklı yaratmış…” İşte, Türk Milleti’nin bu konuda, seçkin evlâtlarından birisi de Zamahşerî!

    Zemahşerî, 1075 yılında Harzem’in Zemahşer kasabasında doğdu. Asıl adı, Ebû’l Kasım Zemahşerî. Çocukluğundan itibaren İslâmî bilgilerle donandı. Çerçevesindeki din bilginlerinden ders aldı. Genç yaşta, büyük bir din bilgini oldu. Şöhreti Türk bölgelerini aştı. Arapça’yı, bir Arap’tan çok daha mükemmel şekilde öğrendi. Çok gezdi. Defalarca Bağdat ve Mekke’ye gitti Bir www.alasayvan.net/ süre Mekke’nin yakınında ikâmet etti. Tefsir, hadîs, fıkıh gibi İslâmî bilimleri hakkıyla öğrendi. Onun bu yeteneğine, Araplar ve bütün İslâm âlemi hayran kaldı. Zemahşerî, günümüzde de ilgi çekmektedir. EL-KEŞŞAF isimli Kur’an tefsiri, hâlâ, ilgiyle, dikkatle ve hayranlıkla incelenmektedir.

    Zemahşerî, o zamana kadar Kur’ân’da, kimsenin anlayamadığı incelikleri farketmiş ve tefsîrinde güzel bir üslûpla anlatmıştır… Zemahşerî’nin Kur’an tefsîrinde kullandığı ince, edebî, kıvrak üslûp, tefsîr biliminde çığır açmış; bütün İslâm dünyasında övgüyle karşılanmış; bu Türk oğlunun Araplarca yüceltilmesine sebep olmuş; eseri Arap edebiyatının klâsikleri arasına girmiştir.

    Zemahşerî, sadece bir din bilgini midir? Hayır! O, bir o kadar da güçlü bir şairdir. Ne var ki, devrinin modasına uyarak o da Arapça yazmayı tercih etmiş. Arapça Dîvan’ ında Türklüğe duyduğu hayranlığı ve Türk olmanın gururunu en güzel biçimde anlatır.

    Zemahşerî, Mukaddimetü’l Edep adlı eserinde de; Oğuz Kıpçak, Kanklı Türklerinin lehçeleri hakkında geniş bilgiler verir. Bu eserin her satırı Arapça, Farsça ve Harzem Türkçesi ile yazılıdır. Bu eser, yüzyıllar boyu medreselerde ders kitabı olara okutuldu.

    Daha sonra, Zemahşerî, bu eserini, Harzemşah ATSIZ’ın isteği üzerine, Türkçe’ye ağırlık vererek yeniden yazdı ve bu büyük Türk Kağanı’na armağan etti.

    Araplara, “Babalarınızın, dedelerinizin dilini, gelin bendin öğrenin” diye meydan okuyan bu ulu Türk, 1134 yılında Harzem’de Curcâniyye kasabasında öldü.

    Üstün yeteneği ile milletimize şeref veren Zemahşerî atamızı gururla anıyoruz.



    “Sa’dâ’ya şöyle söyle:

    Bizim sana ihtiyâcımız yoktur. İri ve geniş (Arap gözleri) bizi çekmez. Çünkü dar gözler ve dar gözlü Türk güzelleri bizi bizden almıştır.

    Aklımız, fikrimiz onlardadır. Hayallerimiz, www.alasayvan.net/ düşüncelerimiz onlarla doludur. Onlar ki, baktıkları vakit, yalnız gözlerinin siyahı görünür ve gülecek olurlarsa bu siyahlıklar örtülür, görünmez olur.

    Türk güzelleri ki, Tanrı onları kem gözden esirgesin; ayın on dördü gibidir. Uğurlarında keseler harcanarak ve altınlar verilecek yüzler, bu yüzlerdir. Türk güzellerinin yüzlerinde, insanı kendinden geçirecek güzellikler vardır. Bunlardan dolayı başka güzellere bakmayın, gözlerinizi bu Türk güzellerine çevirin.

    Tanrı ‘nın yaratmış olduğu nice ince güzellikler bunlardadır. Öyle ki, insan onlara baktıkça, Tanrı’nın kudretine ve kuvvetine hayran olur.”








  2. CAVİDAN
    Devamlı Üye





    Mahmud, Harezm'de tıp, dil ve gramer sahasında önemli bir konuma sahip olan Ebu Muzar Mahmud bin Cerir el-Zebbi'den ders aldı. Zemahşeri itikadda ateşli bir Mu'tezile, fıkıhta ise Hanefidir. Mu'tezile oluşundan dolayı çok tenkid edilmiş ve bu yüzden çok muhalif kazanmıştır.




+ Yorum Gönder