+ Yorum Gönder
Biyografi ve Edebiyatçıların Hayatları Forumunda Pierre Loti - Louis Marie Julien Viaud Biyografisi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. CaRaMeLa
    Yeni Üye

    Pierre Loti - Louis Marie Julien Viaud Biyografisi








    Pierre Loti

    Pierre Loti 14 Ocak 1850 tarihinde Fransa da dünyaya gelmiştir. Önemli eserleri bulunmaktadır. 10 Haziran 1923 tarihinde ölmüştür.
    pierre-loti.jpg

    Pierre Loti, 1850-1923 yılları arasında yaşamış, Rochefort’ta doğmuş, ünlü bir Fransız roman yazarıdır. Denizci bir aileden gelen Pierre, çocukluğunda Latince, Yunanca ve İngilizce dillerini öğrenmiş ve 1865’de Deniz Akademisi’ni bitirmiştir. Gerçek adı Louis Marie Julien Viaud olan yazara, 1867yılındaki Okyanusya seferi sırasında,Tahiti’li yerliler tarafından Pierre Loti adı verilmiştir. Büyük Okyanus’ta yetişen bir çiçeğin adı olan Loti, gül anlamına gelir. Bütün dünyayı dolaşırken bir tesadüf eseri Türkiye’ye yolu düşen Pierre Loti, Eyüp sırtlarındaki tarihi kahveyi, yine o ilk geldiği 1876’lı yıllarda keşfetmiş, nargile içip insanlarla sohbet etmiştir. Modern turizm çağındaki eski turistik yerlerden biri sayılan kahve, 19. yüzyılın sonlarına kadar Rabia Kadın Kahvesi olarak tanınmıştır. Pierre Loti, deniz subayı eğitimi almasına rağmen, hiçbir silahlı eyleme katılmamıştır. Gözlem yönünün oldukça kuvvetli olduğu bilinen Pierre Loti, İstanbul’u belki yerlilerinden daha fazla kabullenmiş ve bulunduğu kente hayran bir şekilde, kaldığı süre içerisinde sürekli İstanbul’a övgü dolu yazılar yazmıştır. Eserlerinde aşkı, umutsuzluğu ve hayatın sonu ölümü anlatmıştır. Kalbinin en derin köşelerinde alev alev yanan yaşanmış aşk hikayesini, ünlü eserine adını verdiği “Aziyade” romanının içinde bulabilirsiniz. O dönemdeki Osmanlı’yı anlatan ve eleştirmenlerin olumlu yanıt verdiği bu romanda, Pierre Loti’nin ruh halini de bulmak mümkündür. Dünyanın dört bir köşesini görmüş olan Pierre Loti, yaşamının bundan sonraki diliminde Türkiye’yi yeni bir yurt olarak belirlemiş, Türkçe konuşup Türkçe şarkılar söylemiştir. Pierre Loti’nin kalbini kaptırdığı Çerkez kölesi Aziyade ise, Cihangir semtinde oturan Abidin Efendi’nin bir kölesiydi. Kurtuluş Savaşı yıllarında, yazılarıyla hep Türkiye’yi destekleyen Pierre Loti, bu barışçıl ve içten bağlığından dolayı Türkler tarafından dost ilan edilmiştir. Daha sonradan yazarın sürekli geldiği bu ünlü tepeye, adına saygı amaçlı düşünülerek Pierre Loti kahvesi adı verilmiştir. Ayrıca bu kahve, sanatçı ve ressamların uğrak yeri olarak uzun yıllardan beri değişmez yerini korumaya devam etmiştir.

    Emre TÜRKER


    Asıl adı Julien Viaud olan Pierre Loti, 1850 yılında Fransa'nın Rochefort kentinde doğmuştur. Protestan ve küçük burjuva ailenin 3.cü çocuğu idi. Denizcilik okulunu bitirerek 1873'de deniz subayı olur. Bu mesleğini 1910 yılına kadar devam ettirip emekliye ayrılır.
    Julien Viaud, Fransız edebiyatında 1881 yılından itibaren yazar Pierre Loti olarak tanınmaya başlar. Denizcilik mesleğinin yanında yazarlık onun tutkusu olur, hatta yazdıkları eserler beğeni toplar ve en çok okunan yazarlar arasına girer. 1891 yılında Academie Française seçilir. 1910 yılında Legion d'Honneur nişanı alır.
    Julien Viaud 1868 yılından itibaren denizlerde sık sık seyahate başlar. 1876 yılında görevli olarak Akdeniz'e açılır. Bu yolculuğu esnasında ilk defa hayatında İstanbul'a gelir. 1876 yılında deniz subayı olarak gelen Loti (bu isim 1872 yılında Tahiti'de kendisine verilmiştir). 7,5 ay süreyle İstanbul'da kalır. Pierre Loti, bu şehrin kendisini büyülediğini ve aradığı gerçek huzurun bu şehirde olduğunu söyler. Loti İstanbul'a ve bu topraklarda yaşayan bir Osmanlı kızına aşık olur.
    1876 yılında bir gönül aşkı ile başlayan sevgi İstanbul şehrinde kişileşip 1913 yılına kadar devamlı ziyaretlerle tazeliğini korur. Tam yedi defa İstanbul'a gelen bu Fransız yazar 1913 yılından sonra hayatının son günleri olan 1923'e kadar Türkiye'den ayrı kalır. Hiçbir yazar Pierre Loti kadar Türkiye'yi sevmemiş ve toplam 30 ay (2,5 yıl) bu ülkede kalmamıştır.
    Fransız edebiyatında, Loti ve Türkiye ayrılmaz iki isim haline gelmişlerdir. Bu iki isim yardımıyla yediden fazla edebi eser meydana gelmiştir. Türkiye, bu eserlere güzelliğini egzotik esrarengizliğini; Loti ise, samimiyetini, kalbini, gözlerini ve ruhunu katmışlardır.
    Pierre Loti'nin eserlerinde Türkiye denilince aslında her şey İstanbul’dur. Loti Türkiye'de İstanbul'dan başka sırasıyla İzmir, Bursa ve Edirne'yide tanımıştır. Bursa Yeşil Türbe'siyle ve Muradiye Külliyesi'yle onu doğu mistisizmine götürdüğünden, kalbinde İstanbul'dan sonra özel bir yer tutmuştur.
    İstanbul, Pierre Loti için Türkiye'nin sembolünden ziyade tüm doğunun sembolü olmuştur.

    Edebi Esintileri
    Türkiye Pierre Loti'den önce birçok batılı yazarlar tarafından gezilmiş görülmüş ve hakkında yazı yazılmış bir ülke olmasına rağmen, ancak Pierre Loti ile birlikte bir gerçekçilik, orjinallik ve çekicilik kazanmaya başlamıştır.
    Loti daha 1876'daki İstanbul'a ilk gelişinden itibaren bir yakın dost gibi karşılanmaya başlamış ve en önemlisi de, kendisini bir Türk dostu olarak hissetmeye başlamıştır.
    Loti, Türklerin her zaman sevilen bir dostu olmuştur ve Türkler onun hep bu dostluk yönünü tanımışlar, bilmişlerdir. Fakat Loti'nin yazarlık yönü, özellikle eserlerinde Türkiye konusu pek işlenmemiş, araştırılmamıştır. Halbuki Pierre Loti'nin edebi hayatı ve kariyeri önce bir Türk romanı olan Aziyade ile başlamış ve Supremes Visions d'Orient (Doğunun Son Görüntüleri) romanıyla sona ermiştir.
    Aziyade romanı Pierre Loti'nin ilk eseridir. 1876 yılında İstanbul'a gelen Loti, burada tanıdığı bir Çerkez kızına aşık olur. Roman, Loti'nin bu kıza olan aşkını konu eder. Fakat Loti, gelişinde büyük bir hayranlık duyduğu ve resmen aşık olduğu bir şehri ve onun hayatını, egzotik havasını anlatabilmek için, İstanbul şehrini kendi kafasında kişileştirmiştir. Bir genç, güzel, etkileyici kıza nasıl aşık olunuyorsa, Loti'de İstanbul'a öyle bağlanmıştır. Çünkü Aziyade romanı değişmeye hazırlanan, yeni bir devrin başlangıcı olan Türkiye'yi ve Türk toplumunu anlatmaktadır. 1876 Türkiyesi henüz modernizme geçmemiş, örf ve adetlerini muhafaza eden bir ülke görünümündedir.
    Loti Türkiye'ye 7 defa gelmiştir. Görevle veya özel olarak gelen Loti her gelişinde "yazarlık" yönünü kullandığından seyahatleri hiç bir zaman basit bir gezi şeklinde olmamıştır. Her gelişinde Loti'yi bu ülkeye çeken unsurlar, özellikler vardır. Tüm eserlerinde Loti bu çekiciliği çok güzel ve gerçekçi tasvirlerle kanıtlamıştır.
    İstanbul'un güzelliği, aşık olduğu bir kadın onu bu rüyalar alemine çeken sadece iki özellik değildi; bunların yanında onun ruhunu fetheden İslam Dini ve Türk halkının yaşam şekli idi. Bu son iki unsur yazarın zihnini tüm yaşamı boyunca meşgul etmiştir. Loti, Türkiye ile ilgili tüm eserlerinde tarihlere, yerlere (mekanlara) özel bir önem vermiş yerleri, isimleri, hep Türkçe kullanmıştır. Sadece Aziyade romanında 100 tane Türkçe kelime vardır. Bazı tarih kayıtları ve yer isimlerinde maksatlı yanlışlıklar yaparak, kendisinin İstanbul'daki gizli yaşantılarını açıklamak istemediği veya devrin sultanından çekindiği gözlenmektedir.

    Yazarın Edebi Yönü
    Pierre Loti gerçek hayatında olduğu gibi edebiyatta da devamlı bir kaçış içindedir. Onu bir edebiyat akımının içine sokmak kolay değildir. Bir doğu egzotizminden bahsedebiliriz. Eserlerin hepsi otobiyografidir. Romanlarında, gönül işlerinin kahramanı kendisidir. Loti olayların kahramanıdır. Bu nedenle romanları ve seyahat anıları hayalden ziyade bir gerçektir.







  2. Nesrin
    Devamlı Üye





    Pierre Loti aslında asıl adı Louis Marie Julien Viaud şeklindedir. bunun dışında bu ünlü isim yani Louis Marie Julien Viaud bilindiği gibi çok ünlü bir romancıdır. bunu dışında bu romancı bir fransızdır. bunu dışında Pierre Loti ismi ile bilinen bu romancının aslında loti adını öğrencilik yıllarında almış.




+ Yorum Gönder