+ Yorum Gönder
Bölge bölge Türkiye ve Ege Bölgesi Forumunda UrLa.. Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Yıldızçiçeği
    Yeni Üye

    UrLa..








    UrLa hakkında bilgi


    “Bir köşesinde yüreğimin


    Gider gelir Urla’nın denizleri


    Kimin bu kıyıdaki ayak izleri


    Bu kum zambakları kimin



    Bir köşesi çayır, çimen


    Yüzüne baksam esintilenir,


    Analı, babalı bir evin


    Uzanmış penceresinden



    O kırlar, o kıyılarda ben,


    Tohumlar, soğanlar ektim.


    Şimdi sevgiyim büyüyen


    Barış isteği, mutluluk isteğiyim.”


    Necati Cumalı



    Ne zaman geçmişi yansıtan bir şiir okusam ya da söylenmiş herhangi bir söz duysam tarifi imkansız bir duygu seline kapılıyor ve benden çok önce varolmuş eski zamanları düşünmeye başlıyorum. Hiç bilmediğimiz bir tarihi büyüklerimizden öğrenirken tüm o güzelliklerin günümüze tam teşekküllü taşınamamış olmasına hayıflanıyor, hızla ilerleyen zamana yetişememekten şikayet ediyorum. Zaman, neden bu kadar çabuk ilerler ki?


    Önce yıllar, sonra yüzyıllar geçiyor. Ve hayat durmadan akıp gidiyor, gözümüzün önünden. Yaşamlarımız ise, süratli bir şekilde değişip her geçen gün yeniden biçimleniyor. Ve bizler, bu süratli akışa kapılmış rüzgar gibi bir yerden başka bir yere savrulup duruyoruz. Yıllar sonra anılar, yaşanmış zamanlar, kentler, sokaklar ve daha sayamadığımız bir çok şey, bir bir dağılıp, yok oluyor hayatın içinde. Ve sonra yazılmış bir hikayede, romanda ya da bir şiirde yeniden karşılaşıyoruz o görüntülerle. Ve o an'a kadar yaşanılmış tüm zamanlar tarihe dönüşüyor. Çok sonra o tarihler yüzyıllar sonra başkalarının tarihleri oluyor. Tıpkı üzerinde yaşadığımız topraklar gibi.


    Bir çok tarihi güzelliği barındıran kentlerimizden biri olan İzmir'de, Ege Bölgesi'nin Troia'sı olarak kabul edilen çok eski bir yerleşim merkezi var. Bu yer, bugünkü adı Urla olan antik bir kent, Klazomenai


    İzmir ile Karaburun yarımadasının arasında kalan bir bölgede yer alan Urla'nın bugünkü adının nereden geldiği, kesin olarak bilinmiyor. Ancak, Bizanslı tarihçi Doukan'ın araştırmalarına göre; önceleri, Bryela olarak geçen bu kent daha sonraları Vriula, Vurla ve en son Urla olarak anılır.


    Ege Bölgesi'nin en eski yerleşim merkezlerinden biri olan Urla'nın tarihi geçmişi ise, M.Ö. 3000'li yıllara dayanıyor. Kuruluşu ise, Dor ve Aka göçmenlerinin bu bölgeye akın etmesi sonucunda İonlar tarafından gerçekleşir. Klazomenai adıyla varolan bu kent, o dönemlerde bir çok alanda ilerlemeler kaydeder. Özellikle taşıdığı arkeolojik yapılarıyla..


    Tarihi özelliği nedeniyle Prehistorik bir yerleşime sahip olan Klazomenai kentinde yıllardır süren kazı çalışmaları, ilk olarak Prof. Dr. Hayat Erkanal'ın kontrolünde başlar. Ve bu kazılar sırasında çok sayıda lahit ve tarih öncesi dönemlere ait önemli kültür tabakaları ortaya çıkarılır.

    Yapılan araştırmalar sonucunda, iskele mahallesindeki Limantepe Höyüğü'nün Kalkolitik Çağa denk gelen bir dönemde oluştuğu ortaya çıkar. Urla Belediyesi tarafından hazırlanmış araştırma çalışmalarına göre, ele geçen bulgular arasında en önemli olaylardan biri, "en eski limanın bu bölgede bulunması” olmuştur.

    12 İon kentinden biri olan Klazomenai kentinin başlangıçtaki yeri bugünkü Urla iskelesinin hemen önündeki alan üzerine kuruluydu. Ancak, Perslerin saldırısına uğramaktan korktukları için, yerleşikliklerini iskelenin tam karşısında yer alan adaya taşırlar. Kıyıya çok yakın olan ancak karayla hiçbir bağlantısı olmayan bu bölge, o dönemlerde Karantina Adası olarak biliniyordu. Önceleri anakarada olan antik kente ulaşım hiçbir şekilde mümkün olmuyor, halk geçişini ancak sandallarla yapmak durumunda kalıyordu. Ancak, Büyük İskender, adayla anakara arasını doldurarak geçiş yolu açma projesini ortaya atar. Başlangıçta altından deniz geçen bu yol, zamanla tamamen doldurularak, bugünkü görünümünü kazanır. Etrafı büyük palmiye ağaçlarıyla kaplı olan bu ada bugün Urla Devlet Hastanesi olarak kullanılıyor. Oldukça büyük bir alanı kaplayan bu mekanda hastalar için yapılmış büyük bir hastane bulunuyor. Urla kıyılarını en güzel açılardan gören ada, bugün Sağlık Bakanlığı denetimi altında. Bu nedenle, Karantina Ada'sını gezmek, ancak özel izinle mümkün.


    Kent İonlardan sonra sırasıyla Pers, Yunan, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu egemenlığinde yaşamış ve hüküm süren her uygarlık bu toprakları, bilim ve kültür alanında etkilemiştir. Özellikle, Büyük İskender döneminde en büyük ilerlemeyi kaydeder. Perslerin bu bölgeye tamamiyle el koymak için yaptıkları saldırılara son veren İskender, kentin gelişimine önem vererek ilerlemesini sağlar.

    Roma döneminde de büyük gelişmeler yaşayan Klazomenai, her devirde bilim ve kültür alanında da çok büyük gelişimlere sahne olur. Özellikle felsefe alanında..

    Düşünceleriyle; Eurides'i, Sokrates'i ve tarihçi Thukydides'i etkileyen Matematik ve Astronomi bilgini Anaksagoros sayesinde kent, felsefi bilimle tanışır. Evrendeki hiçbirşeyin doğmadığını, kendiliğinden varolduğunu ileri süren Klazomenai kökenli Anaksagoras, doğa felsefesine Türkçe us (akıl) diyebileceğimiz “Nous” kavramını getirir. Ona göre doğa, Nous ile biçimlenmektedir. Ancak, inançlara karşı çıkan ve her olayı akıl yöntemiyle halletmeye çalışan filozof, bir dönem Atinalılar tarafından dinsizlikle suçlandığı için kenti terketmek zorunda kalır. Ve İ.Ö. 428 yılında gittiği Lapseki'de hayata, gözlerini yumar.

    Urla, çağdaş bir kültür merkezi olmasının ötesinde, aynı zamanda liman kenti olma özelliği ile her dönem gündeme gelmiş ve tarih boyunca ilgi odağı olma durumunu hiç kaybetmemiştir. Özellikle, 15. 16. yy'larda yaşamış olan Piri Reis, yazmış olduğu Kitab-ı Bahriye'sinde Urla limanına yer vermiştir; Urla'nın girintili çıkıntılı koylarını, rüzgarın hangi yönden estiğini belirtmiş. Öte yandan adaların durumunu da dile getirmiştir. Ancak bahsettiği adaların bugünkü adları oldukça değişik; çeşitli kaynaklara göre, Piri Reis'in Urla hakkındaki notlarından alınmış bazı bilgiler şu şekildedir; Kiliseli denen bir Ada ve onun etrafındaki Kösten Adası, burası sarp kayalık olduğu için karaca geyikleri yaşadığından, mermer direkli sarnıçlardan gemicilerin su aldığından bahseder. Karantina Adası da Yolluca olarak geçer. Piri Reis'e göre 'burası Anadolu sahiline bir mil uzaklıktadır.’

    İzmir'den Çeşme otoyolu ile ya da eski yol olan deniz kıyısından gidilerek ulaşılan Urla, bugün oldukça değişmiş durumdadır. Ancak, varolan doğa güzelliği, verimli toprakları ve görsel güzelliğe sahip engin deniziyle hala insanları etkilemeye devam ediyor. Ve tabii ünlü katmeriyle.

    Urla'ya özgü bir yiyecek olan katmer, iskele yolu üzerinde yer alan bütün restaurantlarda bulunuyor. Eşsiz lezzete sahip olan katmerin yapılışı ise oldukça ilginç. Yufkalar, havada döndürülerek açılıyor. Ve içine isteğe göre; peynir, maydonoz, kıyma ve yumurta koyularak, sunuluyor. Yanında da Urla'nın meşhur yayık ayranı veriliyor.


    En son olarak da Sakız Adası'ndan getirilmiş sakızdan yapılan muhallebi ve keşkül geliyor önünüze. Öte yandan sahil boyu yer almış restaurant ve kafeteryalarda, her çeşit deniz ürününe rastlamak mümkün.

    Şehir merkezine giden uzun, ince yolda arabamızla ilerlerken, yıllardır varolan büyük ağaçların altından geçiyoruz. Bu sırada bulutların arasından göz kırpan güneşin kavurucu etkisini hissetmiyoruz bile. Sonra birbirine dip dibe ekilmiş ve kelimenin tam anlamıyla gölgelik görevini gören bu muazzam ağaçların arasında olmaktan mutluluk duyuyoruz. Ve o anın hiç bitmemesini dileyerek, yolculuğumuza ara verme ihtiyacı duyuyoruz. Öte yandan esen hafif rüzgara kapılıp, kendimizi ağaçların arasında temiz havayı içimize çekerken buluveriyoruz. Uzun ağaçlıklı yol bittiği zaman ise, biraz hüzünleniyor ama karşılaştığımız başka güzellikler sayesinde yeniden mutluluk duymaya başlıyoruz.

    Sonra birbirinden güzel kıyılara sahip Urla sahillerini dolaşmaya başlıyoruz. Ancak Urla denizi, ne yazık ki İzmir körfezinde varolan kirlilikten etkilenmiş durumda. Bu nedenle artık Urla koylarından denize çok rahat girilemiyor. Ancak aşırı sıcaklardan etkilenen halk, zaman zaman serinleme ihtiyacı duyduğu için kendisini serin suların kollarına atıyor. Her kıyıda farklı bir güzelliğe sahip olan Urla sahillerinde ilginç enstanteneler ve hikayelerle karşılaşmak mümkün. Bunlardan biri Gelin Kaya adıyla bilinen bir koy. Girintili çıkıntılı olan bu koyun denizle çakıl taşlarının birleştiği noktasında enteresan bir kaya var. Oldukça değişik bir görünüme sahip bu kayanın herhangi bir hikayesi olmamasına rağmen burada yaşayan halk, bu kaya için kendilerince bir hikaye üretmiş; bu hikayeye göre, çok eski zamanlarda, sırtındaki çocuğuyla beraber askerlerden kaçan bir kadın, kurtulamayacağını anlayınca kendisini kurtarması için Tanrı'ya yalvarmaya başlar. Ve bir süre sonra artık kaçamayacağını anlayan kadın, olduğu yerde dona kalır ve taş haline dönüşür.

    Daha sonra, küçük ama sevimli olan bu kasabanın içinde dolaşmaya başlıyoruz. Ve çok eski yıllardan kalma tarihi eserler ve binalarla karşılaşıyoruz. Muazzam görüntülere sahip bu yapıların büyük hasar görmeden günümüze kadar gelmiş olmasına hayret ediyor ve kendimizi kocaman taşlardan yapılmış binaların içinde buluveriyoruz. Kentin hemen her yerinde var olan bu taş binalar her ne kadar sağlam bir görüntüye sahipmiş gibi görünseler de, çok eski zamanlardan geldikleri için bugün artık kullanılmayacak durumda. Ancak, bazı evler ve binalar orijinal özelliğine bağlı kalınması koşuluyla restore edilerek halkın hizmetine sunulmuş.


    Bu evlerden biri, yazar ve şair Yorgo Seferis'in doğup, büyüdüğü ev. Yıllarca Urla'da yaşadıktan sonra Yunanistan'a dönen Sayın Seferis'e ait olan bu ev, Urlalı bir kişi tarafından restore edilmiş ve halkın hizmetine açılmıştır.









  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    Ege Bölgesinin Tarihi eserleri


    KEMERALTI


    İzmirin ilk yerleşim merkezinin adı Bayraklı?dır (MÖ 3000) Kent, MÖ 1500?lü yıllardan sonra Hitit Devleti?nin etkisi altına girmiş; MÖ 4 yüzyılda Büyük İskender, Kadifekale?de bugün hala var olan kaleyi inşa ettirerek, şehri Kadifekale eteklerinde yeniden yapılandırmıştır Roma İmparatorluğu döneminde önem kazanan kentte, Bizans döneminden sonra Osmanlı egemenliği başlamıştır Kurtuluş Savaşı?yla birlikte 9 Eylül 1922 tarihinde düşman işgalinden kurtarılan İzmir, kısa zamanda Türkiye?nin üçüncü büyük kenti konumuna gelmiştir


    Su Altı Müzesi, Bodrum - MUĞLA
    Datça Yarımadası, Türkiye?nin Ege?ye doğru uzanan en dar ve en uzun yarımadasıdır Yarımadanın ucunda eski çağların sanat ve kültür merkezi olan Knidos antik kenti bulunur MÖ 4 yüzyılda ünlü heykeltıraş Praksiteles tarafından yapılan Afrodit Heykeli ile ünlenen kentte, tüm çalışmalara rağmen bu heykel bulunamamıştır Aynı adı taşıyan koyun kenarında bulunan, kurulu plajları, gezinti yerleri, kafeleri, lokantaları, pubları ve barlarıyla gözde bir tatil beldesi olan Marmaris; doğal güzellikleri ile ünlü Fethiye; gölünde su kayağı, yelken, su bisikleti, kürek sporları yapılabilen Köyceğiz, Muğla ilinin dünyaca ünlü turistik yörelerindendir

    Sart - MANİSA
    Mesir şenliği? Manisa denince akla ilk gelenler arasındadır Her yıl mart ayında düzenlenen şenliğin başlangıcı çok çok eskilere dayanır Kanuni Sultan Süleyman?ın annesi Ayşe Sultan?ı iyileştirdiğine inanılan ve çeşitli baharatların karışımı ile yapılan ?Mesir Macunu?, Sultan Camii?nin verandasından şenlik süresince halka dağıtılır Manisa?nın en gösterişli antik kenti Sart?tır Lidya Krallığı?nın başkenti olan ve doğuya doğru uzanan ünlü ?Kral Yolu?nun başlangıç noktasında bulunan Sart, tarihteki önemli ticaret merkezlerinden biridir Madeni para, ticari değer olarak dünyada ilk kez burada kullanılmaya başlanmıştır Artemis Mabedi ile restore edilmiş olan Jimnazyum da (MS 3 yüzyıl) kentte en fazla ziyaret edilen yapılardır
    Türk geleneklerinin yaşatıldığı eski bir şehir olan Kütahya, Osmanlı mimari eserleriyle bütünleşmiş olup, en çok da çinileriyle ünlüdür Macar Halk Kahramanı Lajos Kossuth?un 19 yüzyılda kaldığı ev, Kossuth Müzesi haline getirilmiştir Kütahya çevresindeki Çavdarhisar?da Aizanoi antik kenti yer alır
    Halı dokumacılığı ile ünlü Uşak ise önemli bir kavşak noktasındadır Dünyaca ünlü Karun hazineleri Uşak Arkeoloji Müzesi?nde sergilenmektedir

    Pamukkale - DENİZLİ
    Çevresinde Laodikya ve Colossai gibi birçok antik kentin yer aldığı Denizli ilçelerinden Güney, şarapları ve şelalesi; Buldan, dokuma tezgâhları; Çal ise üzüm bağları ile tanınır
    Spil Dağı eteklerinde kurulu olan Manisa, İzmir?e 40 km uzaklıktadır ve etrafı üzüm bağlarıyla çevrilidir Spil Dağı Milli Parkı, Manisa?nın güneyindedir

    Çeşme Kalesi - İZMİR
    Görkemli Çeşme Kalesi 16 yüzyılda Osmanlılar tarafından yaptırılmıştır Kalenin yanında yer alan ve restore edilerek otel haline getirilen Kanuni Sultan Süleyman Kervansarayı da 16 yüzyıla aittir Yatçılığın geliştiği ilçede, Altın Yunus Marina başta olmak üzere yatlar için ideal etaplar ve geceleme koyları bulunmaktadır Çeşme?de her yıl Uluslara-rası Şarkı Yarışması da düzenlenmektedir
    Çeşme yakınlarında bulunan Ilıca, gelişmiş bir termal merkezidir Denizin içinde dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen ılıca kaynakları bulunur Yalnızca Ilıca Koyu?nda 250?nin üzerinde sıcak su kaynağı belirlenmiştir
    Çeşme Yarımadası’nın güneyindeki Sığacık, önemli bir yatçılık merkezidir Çevresinde birbirinden güzel koylar uzanır Sığacık yakınlarında Şarap Tanrısı Diyonisos?un inanç merkezi olan Teos ile Apollo Mabedi?nin bulunduğu Claros antik kentleri yer alır Sığacık?ın güneydoğusundaki plajları ile tanınan Gümüldür ise önemli bir turizm beldesidir
    Antik dünyanın önemli ticaret merkezlerinden biri olan Foça, İzmir?in kuzeyinde bulunan bir diğer gözde tatil beldesidir Denizcilikle de ünlü olan Foçalıların, Akdeniz?in çeşitli yerlerinde ticaret kolonileri kurdukları bilinmektedir
    Bergama yalnızca Türkiye?nin değil, dünyanın da yakından tanıdığı bir ilçedir Eski çağlarda büyük bir kültür, sanat ve tıp merkezi olan ilçenin batısında, tarihin en eski ve en büyük hastanelerinden biri olan Asklepion yer alır Sağlık Tanrısı Asclepios adına yaptırılan hastane girişinde, onun sembolü olan ve daha sonra da tıp biliminin sembolü haline gelen yılan rölyefleri bulunmaktadır Ünlü Bergamalı tıp alimi Galen burada görev yapmıştır
    Kentin en önemli mimari anıtları akropol üzerinde yer alır 200000 kitabıyla ünlü kütüphane, Athena ve Trojan Mabetleri ile dünyanın en dik tiyatrosu ve dünya sanat harikaları arasında bulunan Zeus Sunağı?nın temeli burada bulunmaktadır (Bugün bu muhteşem sunak tümüyle Berlin Bergama Müzesi?ndedir)
    İç Ege Bölgesi Ege Bölgesi?nin İzmir?den sonraki ikinci büyük kenti olan Denizli, Ege Denizi?nin iç kısımlarında yer alır Dokuma sanayii konusunda büyük ilerlemeler kaydeden kent ve çevresinde 40000 tezgâh bulunmaktadır Halkın %30?u geçimini tekstil sanayii ile sağlamaktadır Muhteşem görüntüsünden ve yararlı kaplı calarından ötürü Pamukkale, Roma döneminden bu yana birçok kültürün uğrak yeri olmuştur


    Efes - İZMİR
    Kültürpark, kentin merkezinde yer alır Büyük ilgi gören Uluslararası İzmir Fuarı her yıl burada düzenlenmektedir Kent ayrıca Türkiye?nin en etkin festivallerinden olan Uluslararası İzmir Festivali ile tanınır Çeşme; İzmir?in en güzel, Türkiye?nin en popüler tatil yöreleri arasındadır Urla İskelesi ve Çeşmealtı, güzel plajları ve adaları ile tanınır Balıklıova taze balıkları; Mordoğan ve Karaburun bakir, el değmemiş sahilleri ve dağlarında kış aylarında nergis ve sümbüllerin yetiştiği doğasıyla ünlüdür





+ Yorum Gönder