+ Yorum Gönder
Ekoloji ve Çevre ve Ekosistem Forumunda atmosferdeki doğa olaylar Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Harbi @ kız
    Bayan Üye

    atmosferdeki doğa olaylar








    atmosferdeki doğa olaylar

    atmosfer.jpg
    A. Aşın Sıcaklar ve Soğuklar (Ekstrem Sıcaklıklar) İnsanlar, beslenme, üreme ve barınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılayabil*mek amacıyla yaptıkları bütün etkinliklerini çağlar boyunca hakim olan iklim ve çevre koşullarına göre düzenlemişlerdir. Doğal olarak bu durum hayvanlar ve bitkiler için de geçerlidir.

    Ancak iklimde görülen bazı dalgalanmalar ve bek*lenilmeyen ekstrem (uç) olayların yaşanması, canlıların yaşamı üzerinde çok olumsuz sonuçlar doğurmaktadır.

    Bir yerde o güne kadar görülmeyen veya çok seyrek olarak görülen sıcak ve soğukların belli bir süre yaşanması, başta insanlar olmak üzere bütün canlılar ile doğal ve yapay çevreyi olumsuz yönde etkilemektedir. Çünkü her canlının sıcaklık, nem, rüzgâr, basınç gibi pek çok atmosferik değişkene karşı, mutlaka fizyolojik bir tepkisi vardır. Ancak çevreye ve iklim koşullarına en kolay uyum sağlayan, olumsuz sonuçlarından en az etkilenen canlı, insandır. Buna rağmen insan da, zaman zaman yaşanan, sürekli ya da geçici olarak görülen sıcaklık değişmeleri karşısında nemin de etkisiyle çaresiz kalmaktadır. Örneğin, yaşanan aşın sıcaklarda güneş çarpmasından, aşırı soğuklarda ise donarak, yaşamını kaybedebilmektedir.
    Daha önce don,kar ve tipi gibi tehlikeli atmosfer olay lan anlatılırken dü*şük sıcaklıkların olumsuz etkileri üzerinde geniş bir biçimde durulmuştur.Bu*nun için burada daha çok aşın sıcaklıklar, özellikle de bunların insan üzerinde*ki olumsuz etkileri konusunda bilgi verilecektir.

    Genellikle insanların yaşamlarını rahat bir biçimde sürdürebildikleri hava sıcaklık değerleri, 17°C ile 31°C'ler arasıdır. Doğal olarak normal yaşam için bu değerlerin altında ve üstünde belirli bir tolerans sının söz konusudur. Ancak bu tolerans sınır değerlerinin dışındaki sıcaklık değerleri, değişik bünyelerde çok farklı klinik sendromlara, fizyolojik streslere, hastalıklara ve hatta ölümlere bile neden olabilmektedir. Normal olarak ortalama vücut sıcaklığı 36.5-37.0 °C arasındadır. Aşırı sıcak ve nemin etkisiyle belli bir süre insanların hissettikleri sıcaklık 40.6° ve daha yüksek değerlere ulaşırsa bir sıcak hava dalgasının var*lığı söz konusudur. Bu durumda güneş çarpmalarına bağlı ölümler görülebil*mektedir. Yine yaşanan sürekli aşın sıcaklarda, çok sayıda insan kalp krizi ve diğer fizyolojik rahatsızlıklardan dolayı ölmektedir. Doğal olarak sıcaklıkla be*raber artan nemin ve rüzgârın da bu olumsuz tablo üzerinde büyük etkisi var*dır.
    Bu konuda, ABD ve Avrupa'da yapılan araştırmalara göre, sıcak dalgaların*da, ölüm olaylarının, özellikle de hastalardaki ölüm oranlarında %50 artış ol*duğu tespit edilmiştir.

    Birkaç gün süreyle yaşanan aşırı sıcaklar (sıcak hava dalgalan) kırsal alan*lara göre büyük kentlerde sıcaklık adacığı oluşması nedeniyle daha etkili ol*makta, yüzlerce insan yaşamını kaybedebilmektedir. Örneğin 1995 yılında Şikago'yu etkileyen sıcak dalgasında onlarca, 1995 ile 2003 yılları arasında Hindis*tan'da değişik zamanlarda yaşanan sıcak dalgalarında ise, binlerce insan yaşa*mını yitirmiştir. 1998 yılında Rusya'da yaşanan sıcak dalgası 100'den fazla insa*nın ölümüne neden olmuştur. 2000 ve 2003 yılları arasında, Hindistan'da 1000'lerce kişi aşın sıcaklardan ölmüştür. Örneğin Kuzey ve orta Güney bölge*lerinde etkili olan sıcaklardan 2001 yılında 150, 2003 yılında ise 1000 dolayında insan yaşamını kaybetmiştir.

    Aşırı sıcaklar gibi, aşın soğuklarda ölümlere neden olmaktadır. Örneğin, 2001 yılı kış mevsiminde Rusya'da Moskova civarında 100 Hindistan'ın kuzey bölgelerinde ise 140 kişi yaşamını yitirmiştir (Cornford, 2002). Yine 2003 yılının Aralık-Ocak aylarında Güney Asya ülkelerinde toplam 1900 kişi aynı nedenle ölmüştür. Bu sayı sadece Hindistan'da 819'dur (Hürriyet Gazetesi, 24 Ocak 2003).

    Genel olarak aşırı sıcaktan daha çok hastalar ile hastalığa karşı hassas bün*yeye sahip olanlar, 65 ve 65 yaşın üzerindeki insanlar etkilenmektedir. Ancak insan vücudunun hastalığa ve yaşa bağlı olmadan da aşırı sıcağa karşı bir has*sasiyeti vardır. Kronik hastalıklar (kalp ve beyin), deri hastalıktan, anlama zorluğu ve davranış bozuklukları (akıl hastalığı) aşın sıcaklarda artış gösteren hastalıklardır. Yine kullanılan bazı teskin edici ilâçlar ile alınan alkolün etkisi de aşırı sıcaklarda arttığı için, istenmeyen durumlar ortaya çıkmaktadır. Buraya ka*dar aşın sıcakların insan sağlığı üzerinde doğrudan yaptığı olumsuz etkilerden söz edildi. Doğal olarak aşın sıcakların ve soğukların dolaylı etkileri de vardır. Bunlar aşağıdaki şekilde özetlenebilir.

    Bir yerde aşın sıcak ve soğuk havanın uzun bir süre devam etmesi, bir ku*raklık nedenidir. Bu süre uzadıkça da, kuraklığın şiddeti artmaktadır. Subtropikal kuşak ile kutup bölgelerinde yaşanan devamlı kuraklık, oralarda yaşanan sıcaklık koşullarıyla ilişkilidir (Fizikî kuraklık, fizyolojik kuraklık). Örneğin, ABD'nin büyük bir kısmında 1977-2001 yıllarında etkili olan ekstrem kış koşul*lan ile aynı bölgelerde, 1980 yılında yaşanan ekstrem yaz koşullan, sonuçları çok ağır olan ve o güne kadar görülmeyen kuraklıkların yaşanmasına neden ol*muştur.

    Sıcak ve soğuk baskınları ile uzun dönem yaşanan ekstrem sıcaklıklar ve bunun sonucunda oluşan kuraklık, daha sık ve yaygın olarak orta enlemlerde görülmektedir. Yaşanan kuraklık daha önce kuraklık konusunda açıklanan za*rarların yanında dolaylı olarak insanlarda büyük strese ve salgın hastalıklara neden olmakta, özellikle hasta yaşlı ve dayanıksız kişiler başta olmak üzere bir*çok insan yaşamını yitirmektedir.

    İnsanlar, hayvanlar ve bitkiler aşın soğuklarda dondan, aşırı sıcaklarda ise, bünyelerinin bu beklenmeyen hava koşullarına uyum sağlayamamasından dolayı büyük zarar görmektedir.
    Beklenmeyen sıcakların ve soğukların yaşandığı dönemlerde, hem sürü*cülerin ruhsal ve bedensel yönden olumsuz etkilenmesi, hem de yolların fizikî koşullarının bozulması nedeniyle büyük can ve mal kayıplarının görüldüğü ka*zalar daha sık olmaktadır.

    Baraj göllerinin aşın soğuklarda donması, aşın sıcaklarda ise buharlaş*ma sonucunda su seviyesinin hızla düşmesi sonucunda, kullanma ve içme suyu azalmakta enerji üretimi düşmekte, buna bağlı olarak da üretim azalmaktadır. Halbuki kışın yaşanan aşırı soğuklarda ısınma, yazın görülen aşırı sıcaklarda ise serinleme amacıyla kullanılan cihazlar için daha fazla enerjiye ihtiyaç vardır. Böyle durumlarda enerji ihtiyacını gidermek için değişik doğal kaynaklar daha çok kullanılmakta, canlı ve cansız çevre daha çok zarar görmekte, büyük boyut*ta ekolojik sorunlar yaşanmaktadır.

    Soğuk ve sıcak süreçlerin uzaması ölçüsünde oluşan kuraklık sonucunda çekilen içme ve kullanma suyu sıkıntısı yanında, aşırı sıcaklıklara bağlı olarak büyük orman ve çalı yangınları görülebilmektedir.

    Türkiye, bulunduğu enlem derecesi, etkileyen hava kütleleri ve basınç yapılarının özellikleri ile genel fizikî coğrafya koşullan, nedeniyle aşırı sıcak ve soğukları ve bunlara bağlı olarak ortaya çıkan etkili tehlikeli olayların ve özellikle de kuraklığın sıkça görülebildiği bir ülkedir.







  2. Harbi @ kız
    Bayan Üye





    Ülkemizde Ekstrem sıcaklıkların yaşanması aşağıdaki olaylar sonucu olmaktadır.
    Sibirya oluşumlu karasal kutbi (cP) hava kütlesi ile denizel kutbi (mP) hava kütlesinin beklenilmeyen, zamanlarda anî olarak bir bölgemize inmesi (karayel, yıldız ve poyrazla) ve orada belirli bir süre kalması, bir soğuk baskını olarak değerlendirilebilinir. Böyle bir durumda insanlar, hayvanlar ve bitkiler gibi bü*tün canlı varlıklar yaşamsal olarak etkilenmekte akarsular, göller ve göletler donmakta, enerji üretimi aksamakta ve büyük ekonomik kayıplar görülmek*tedir. Ayrıca ulaşımda büyük aksamalar yanında, can ve mal kaybına neden olan kazalarda büyük artış olmaktadır.

    Yine, Karasal Tropikal (cT) hava kütlesinin güney ve doğu bölgelerimiz*den itibaren Basra alçak basıncıyla ülkemizi beklenilmeyen bir zamanda etkile*medi (keşişleme ve samyelinin etkili olması) ve yurdun büyük bir kesiminde be*lirli bir süre etkili olması da aşırı sıcaklara neden olmaktadır. Bu durumda in*sanlar başta olmak üzere bütün canlılar olumsuz yönde etkilenmektedir.

    Ülkemizde yaşanan sıcak ve soğuk baskınları sadece hava kütlelerinin ha*reketiyle ilişkili değildir. Türkiye'nin jeomorfolojik özellikleri bazı yerlerde Föhn ve Dranaj rüzgârlarının oluşması için çok elverişlidir. Beklenilmeyen bir nan sıcaklık koşullarıyla ilişkilidir (Fizikî kuraklık, fizyolojik kuraklık). Örneğin, ABD'nin büyük bir kısmında 1977-2001 yıllarında etkili olan ekstrem kış koşul*ları ile aynı bölgelerde, 1980 yılında yaşanan ekstrem yaz koşullan, sonuçlan çok ağır olan ve o güne kadar görülmeyen kuraklıkların yaşanmasına neden ol*muştur.

    Sıcak ve soğuk baskınları ile uzun dönem yaşanan ekstrem sıcaklıklar ve bunun sonucunda oluşan kuraklık, daha sık ve yaygın olarak orta enlemlerde görülmektedir. Yaşanan kuraklık daha önce kuraklık konusunda açıklanan zararların yanında dolaylı olarak insanlarda büyük strese ve salgın hastalıklara neden olmakta, özellikle hasta yaşlı ve dayanıksız kişiler başta olmak üzere bir*çok insan yaşamını yitirmektedir.

    İnsanlar, hayvanlar ve bitkiler aşırı soğuklarda dondan, aşırı sıcaklarda ise, bünyelerinin bu beklenmeyen hava koşullarına uyum sağlayamamasından dolayı büyük zarar görmektedir.
    Beklenmeyen sıcakların ve soğukların yaşandığı dönemlerde, hem sürü*cülerin ruhsal ve bedensel yönden olumsuz etkilenmesi, hem de yolların fizikî koşullarının bozulması nedeniyle büyük can ve mal kayıplarının görüldüğü ka*zalar daha sık olmaktadır.

    Baraj göllerinin aşırı soğuklarda donması, aşırı sıcaklarda ise buharlaş*ma sonucunda su seviyesinin hızla düşmesi sonucunda, kullanma ve içme suyu azalmakta enerji üretimi düşmekte, buna bağlı olarak da üretim azalmaktadır. Halbuki kışın yaşanan aşın soğuklarda ısınma, yazın görülen aşın sıcaklarda ise serinleme amacıyla kullanılan cihazlar için daha fazla enerjiye ihtiyaç vardır. Böyle durumlarda enerji ihtiyacını gidermek için değişik doğal kaynaklar daha çok kullanılmakta, canlı ve cansız çevre daha çok zarar görmekte, büyük boyut*ta ekolojik sorunlar yaşanmaktadır.

    Soğuk ve sıcak süreçlerin uzaması ölçüsünde oluşan kuraklık sonucunda çekilen içme ve kullanma suyu sıkıntısı yanında, aşırı sıcaklıklara bağlı olarak büyük orman ve çalı yangınları görülebilmektedir.

    Türkiye, bulunduğu enlem derecesi, etkileyen hava kütleleri ve basınç yapılarının özellikleri ile genel fizikî coğrafya koşullan, nedeniyle aşırı sıcak ve soğuklan ve bunlara bağlı olarak ortaya çıkan etkili tehlikeli olayların ve özellikle de kuraklığın sıkça görülebildiği bir ülkedir.

    şekilde ve uzun süre devam eden föhn, aşın sıcakların yaşanmasına, çok soğuk bölgeden gelen ve soğuk hava taşıyan drenaj rüzgârları ise, dondurucu soğuk*ların yaşanmasına neden olabilmektedir.

    Aşın sıcaklıklar insanın beden ve ruh sağlığı üzerinde doğrudan etkili ol*makta, verimi azaltmakta, bünyesi hassas ve hasta kişiler arasında da ölüm oranlarında bir artışa neden olmaktadır. Bunun yanında ulaşımda büyük can ve mal kayıplarının yaşandığı kazalar belirgin bir biçimde artmaktadır.

    Yaşanan aşırı sıcaklıklar ve buna bağlı olarak bitkilerin fazla nem kay*betmesi, hatta insanların sıcaklardan korunmak için orman içinde serinleme arzusu nedeniyle de, ülkemizde orman yangınlarında büyük bir artış gö*rülmektedir.

    Son yıllarda çok sık olarak yaşanan aşırı sıcak ve soğuklar ve bunların ne*den olduğu olumsuzluklar hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler için çok büyük bir sorundur. Kuşkusuz bu sorunlar iklimde olabilecek değişmelerle daha da artacaktır. Bunun için ülkelerin meteoroji kuruluşlarınca mümkün ol*duğu kadar uzun bir süreyi kapsayan tahminlerle, aşırı soğuk ve sıcak dalga uyanları yapılmaktadır. Ayrıca dünyanın gelişmiş ülkelerinde ısı sağlık gözlem uyan sistemleri geliştirme çalışmalarına da hız verilmiştir. Bu çalışmalar ülke*lerin meteoroloji ve sağlık kuruluştan arasında bir işbirliği içinde yapılmakta*dır. Bu iki kurum arasındaki bilgi alışverişi sonrasında, soğuk ve sıcak hava bas*kınlarının önceden tahmini yapılmakta, bunların verebileceği zararlar saptan*makta, vatandaşların ve ilgililerin gerekli önlemleri almaları sağlanmaktadır.

    B. Buzlanma
    Herhangi bir yerde hava sıcaklığının 0°C'nin altına düşmesi sonucu, deği*şik yüzeylerde bulunan suyun donarak, tabaka ya da tabakalar oluşturması, ge*nel bir ifadeyle buzlanma olarak adlandırılır. Nehir, göl ve denizlerde, kara yol*larında, hava alanlarındaki pistlerde, şehir içindeki cadde ve sokaklarda, enerji iletim hatlarında, uçuş halindeki uçak ve helikopterlerde görülen buz*lanma sonucunda büyük tehlikeler yaşanabilir.

    Nitekim yazılı ve görsel basında hemen her gün dünyanın değişik yerlerin*de, özellikle soğuk mevsimde buzlanmadan dolayı, göl ve nehirlerde ulaşımın aksadığını, kayganlaşan şehir içi ve şehir dışı yollarda insanların kayarak düş*tüğünü, birçok aracın birbirine girdiğini, bu olaylara bağlı olarak yaşanan büyük ekonomik kayıpların yanında çok sayıda insanın da çeşitli derecelerde ya*ralandığını ya da yaşamını yitirdiğini görmek mümkündür.




  3. Harbi @ kız
    Bayan Üye
    Bugün için karalar ve su kütleleri üzerinde, cadde ve sokaklarda görülen buzlanmanın önlenmesi veya zararlarının azaltılması için etkili önlemler alına*bilmekte ve bunda kısmen de başarılı olunmaktadır. Ancak seyir halindeki uçak ve helikopter üzerinde görülen buzlanma için bunu söylemek zordur. Çünkü kara ve deniz trafiğini buzlanma tehlikesi geçinceye kadar bir süre durdurmak mümkündür, ama havadaki bir uçak veya helikopter, inebileceği bir hava alam buluncaya kadar uçmak durumundadır. Bunun için, buzlanma deyince çoğun*lukla atmosfer içindeki buzlanma akla geldiğinden, bunun üzerinde biraz da*ha fazla durulacaktır.
    Gerçekten de atmosferde oluşan buzlanma, havacılıkta en tehlikeli ve her an afet hâline dönüşebilen tehlikeli doğal olaylardan birisidir. Bugüne kadar buzlanma nedeniyle, ülkemizin de içinde bulunduğu birçok ülkede önemli uçak kazaları olmuş, büyük mal ve can kayıpları görülmüştür.

    Meteoroloji kuruluşlarınca önceden buzlanmayla ilgili tahmin seviyesinde bilgi verilmesine ve uçak üzerinde bazı koruyucu önlemler alınmasına rağmen, anî gelişen atmosfer koşulları nedeniyle hava araçları daima buzlanma riski al*tındadır. Çünkü ancak belirli hava koşullarında, hava araçlarının dış yüzeyle*rinde ve motor kısmında buzlanma görülür. Özellikle de bu araçların, bulut ya da yağış içinden geçerken gövde, kanat, kuyruk ve pervaneleri üzerinde, atmos*ferdeki aşın soğumuş su damlacıklarının donması sonucu, buz tabası oluşabilir. Dış buzlanma denilen bu tür buzlanma sonucunda dış yüzeylerde biriken buz tabakası, uçağın aerodinamik yapısını bozarak sürtünmeyi arttırdığı gibi, ek bir ağırlığa da neden olarak, havanın kaldırma kuvvetini azaltır. Buna bağlı olarak hız düşer, uçağın veya helikopterin kontrolü zorlaşır. Bu tipteki bir buzlanma sonucunda uçağın dış yüzeylerinde biriken buz, yüksek hıza sahip uçaklarda, daha çok kalkış ve tırmanış ve aşamalarında daha etkili olmaktadır. Çünkü bu aşamalar uçağın aerodinamik veriminin düşük olduğu zamanlardır.
    Bir de karbüratör ve benzin buzlanması gibi iç buzlanma olarak anılan buzlanma türleri vardır. Uçakların karbüratör ve benzinlerinde görülen buzlan*ma çok olumsuz durumların ortaya çıkmasına neden olan en tehlikeli buzlanma türüdür. Bu tür buzlanmalar sonucu, motora gelen hava ve yakıt azaldığı için uçağın motor gücü azalır, performansı düşer ve uçak havada tutunamaz duru*ma gelerek yere çakılabilir.

    Karbüratör buzlanmasında en önemli etken, karbüratörlerdeki benzinin buharlaşması ve aşın nemdir. Benzin buzlanması ise, özellikle jet uçaklarında görülür. Bu olay uçakların yüksek seviyede ve uzun süre uçması durumunda çok soğuyan yakıt deposunun benzini de soğutmasıyla oluşur. Sıcaklığın düş*mesiyle benzinin su tutma özelliği azaldığı için, bir miktar su açığa çıkarak do*nar. Bu durum önlenemezse kısa bir süre sonra benzin kanalları tıkandığı için motora giden benzin akışı durduğundan uçak düşebilir.

    Atmosferdeki su damlacıkları büyüklüklerine ve mevcut koşullara göre, 0°C ile -38°C arasında donmadan, aşın soğumuş su damlacıktan halinde kala*bilir. Ancak sıcaklık -38°C'nin altına düştüğü anda mutlaka hemen donma ger*çekleşir. Aşırı su damlacıklarının uçak yüzeyleri üzerinde donması dış buzlan*mayı oluşturur. Su damlacıkları ne kadar büyükse biriken buz kütlesi de o ka*dar fazladır.

    Bunlardan başka bir de açık ve bulutsuz bir havada oluşan açık hava buz*lanması vardır. Uçak çok soğuk bir hava tabakasından sıcak ve nemli, ama bulut oluşmamış bir tabakaya girdiği anda, uçakla temas eden nemli havanın çok soğumuş olan uçak üzerinde yoğunlaşması sonucu oluşur. Buna kırağı şeklin*de buzlanma da denir. Bu tip buzlanma hava aracının uçuşunu engellememek*le beraber iniş sırasında pilot mahallindeki pencere camlarında görülmesi hâlin*de, görüşü kısıtladığı için kazalara neden olabilmektedir.

    Ancak su kütlelerindeki, kara yüzeylerindeki ve atmosferdeki her buz*lanma olayında mutlaka bir kaza, en azından afete dönüşebilen bir kaza bek*lenemez. Çünkü buzlanma tehlikesinin bulunduğu atmosferik koşullarda, önceden hazırlanan tahminler sonucu alınan Önlemlerle ve buzlanma görül*düğü anda yapılan mücadele ile istenmeyen durumların ortaya çıkması önlenebilmektedir.

    Türkiye; klimatolojik-meteorolojik ve yerel fizikî coğrafya özellikleri nede*niyle, soğuk mevsimde her türlü buzlanma olayının çok sık görüldüğü bir ül*kedir. Özellikle karasallık derecesi yüksek iç ve doğu bölgelerimizde, şehir içi ve şehir dışı yollarda ve ülkemizin yüksek kesimlerinde daha sık görülmekte*dir. Anî kar erimeleri başta olmak üzere herhangi bir nedenle serbest kalan su*yun donmasıyla kara ulaşımı büyük ölçüde aksamakta ve çok tehlikeli sonuçlar doğuran zincirleme kazalar olmakta, bunun sonucunda büyük can ve mal ka*yıpları yaşanmaktadır.

    Yine özellikle Doğu Anadolu Bölgesi'nde ve ülkemizin diğer yüksek kesim*lerinde bulunan bazı akarsuların, göllerin, göletlerin ve enerji hatlarının buz tabakasıyla kaplanması ölümle sonuçlanan kazalara neden olmakta, ulaşım ak*samakta, üretim düşmekte ve can kayıpları yanında büyük ekonomik kayıplar görülmektedir.

    Nitekim bugüne kadar atmosferde ve yeryüzünde oluşan buzlanmaya bağ*lı olarak ülkemizde önemli sayıda kazalar olmuş, birçok hava ve kara aracımız hasar görmüş, önemli ölçüde mal ve can kaybı yaşanmıştır.

    C. Türbülans
    Zaman zaman afete dönüşebilen atmosfer kökenli doğal tehlikelerden biri*si de türbülans olayıdır. Bunlar aynı anda atmosferdeki normal yatay hava akımlarıyla birlikte aşağıya ve yukarıya doğru hava akımlarının da bulunduğu girdaplar anaforlardır. Halk arasında buna hava boşluğu denilmektedir. Bu son derece yanlış bir ifadedir. Çünkü hava molekülleri devamlı hareket halinde ol*duğundan bir hacim içinde (atmosferde) boş bir alandan söz edilemez.
    Türbülans oluşum nedenlerine göre konvektif türbülans, mekanik türbü*lans, rüzgâr şiri türbülansı ve açık hava türbülansı (CAT) olarak değişik adlar*la anılır




  4. Harbi @ kız
    Bayan Üye
    Konvektif türbülans; en çok görülen türbülans türüdür. Yeteri kadar nem ve sıcaklığa sahip bir hava parselinin yükselmesiyle oluşan kümülüform tipi bulutlarda görülür. Bunun için buna bulut içi türbülansı da denir. Özellikle de yatay ve düşey hava akımlarının bulunduğu kümülonimbus (Cb) bulutlan bunların en sık görüldüğü bulut türleridir.

    Mekanik türbülans; yeryüzündeki doğal ve yapay engellere (sürtünmeye) bağlı olarak oluşur. Bu engellerin yüksekliği, rüzgârın hızı ve atmosferin ka*rarsızlığı arttıkça, bu tür türbülansın şiddeti de artmaktadır. Bunların en yaygın olanı, dağlara çarpan havanın yükselmesi ve bu dağın etkisinin ortadan kalkma*sıyla havanın çökmesi sonucu oluşan dağ dalgalandır.
    Yükseklikle rüzgârın hızı ve yönündeki anî değişmelere rüzgâr şir'i de*nir. Bunun sonucunda oluşan türbülans da rüzgâr şiri türbülansı olarak ad*landırılır.

    Görüleceği gibi yukarıda açıklanan türbülans türleri bulut içinde, yeryü*zünün yapısına bağlı olarak ve dikey yönde rüzgâr hızındaki anî değişmele*re bağlı olarak üç yolla oluşmaktadır. Ancak kısaca CAT (Clear air turbulance) olarak anılan açık hava türbülansı, troposferin yukarı kesimlerinde 7-8 km den sonra (mutlaka sürtünme tabakasının üstünde) ve bulutsuz bir hava*da görülmektedir. Oluşum nedenleri tam olarak bilinmemekle birlikte, bun*ların atmosferin 10-12 km'leri arasında maksimum değere ulaşması, oluşum*larının tropopoz ve jet akımlarıyla ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Doğal olarak bu, tek neden değildir. Karalar üzerinde denizlere nazaran da*ha fazla CAT olayına rastlandığından, bu olayda çok yüksek dağların da etki*li olabileceği kabul edilmektedir.

    Bunlar açık havada ve oldukça sınırlı bir bölgede çok şiddetli girdaplar hâlinde görüldüğünden ve önceden tahmin edilemediklerinden bulut içi türbülansından çok daha tehlikelidir. Çünkü pilot bu türbülansa anîden girdiğinden, kontrolünü kaybedebileceği için, uçak kazaları olabilmektedir. Bu durum kara yolunda görülebilen bir çukurla, görülemeyen bir çukurun bir araç üzerinde ya*ratacağı farklı sonuçlarla açıklanabilir.

    Havacılıkta türbülans hafif, orta, şiddetli ve çok şiddetli olarak belirli şid*det dereceleriyle değerlendirilir.

    Hafif şiddette türbülans, kümülüs (Cu) bulutlan içinde ve engebeli ara*ziler üzerinde, yer rüzgâr hızının 45 km/saatin altında olduğu durumlarda gö*rülür. Bu durumda hava araçlarında bulunan yolculann mutlaka emniyet ke*merlerini bağlamaları gerekir.

    Orta derecedeki türbülans, daha çok dağ dalgalarında, dağa çarpan rüz*gârın hızının 37-93 km/saat arasında olması hâlinde oluşmaktadır. Böyle du*rumlarda hava araçlarında yürümek zorlaşmakta, kemerler bağlanmadığı tak*dirde yolcular savrulmakta ve eşyalar devrilmektedir.

    Şiddetli türbülans, dağ dalgalarına neden olan rüzgârın hızının 93 km/saat veya daha fazla olması durumunda görülebildiği gibi, oraj (fırtına) bulutlarının olgunlaşma döneminde de bulut içinde etkili olmaktadır. Bu derece*deki bir türbülansta hava aracı kontrolden çıkabilmekte, içerdeki yolcular kuvvetle sarsılmakta, yaralanmalar ve ölümler görülmektedir.

    Çok şiddetli türbülans, yine 93 km/saat'den fazla hıza sahip olan rüzgâ*ra bağlı olarak oluşan dağ dalgalarıyla ilişkilidir. Ancak bunlar alçak seviyeler*de dağların rüzgâr tutmayan yanında oluşan bulut kümeleri içinde görülür. Bir de çok gelişmiş Cb (fırtına bulutları) içinde fırtına sırasında görülmektedir. Bu tür bir türbülansta uçağı yönetmek hemen hemen imkansızlaşmakta, büyük can mal kaybına neden olan, uçağın düşmesine kadar varan kazalar kaçınılmaz ha*le gelmektedir. Türbülans türleri arasında ayrı bir yeri olan CAT'ler ise; genellik*le orta ve şiddetli türdeki türbülanslardır.

    Türbülans dünyanın büyük bir bölümünde değişik nedenlerle ve değişik şiddetlerde sıkça oluşan tehlikeli bir atmosfer olayıdır. Ancak bunlar belirli bir şiddet derecesinden sonra ve hava aracının yapısına göre afet hâline dönüşebil*mekte, bunun sonucunda çok büyük hava kazalan yaşanmaktadır. Hava aracı*nın içindeki yolcular, aracın anî olarak, yükseklik kaybetmesiyle sarsıntıdan be*lirli derecede yaralanmakta, hatta yaşamını yitirmekte, araç havada parçalana*bilmekte ya da kontrolünü kaybederek düşmektedir.

    Bunlar özellikle dikey gelişimli fırtına bulutlan (gelişmiş Cb'ler) içinde oluştuklarından, tropikal ve ekstra tropikal fırtınalardan etkilenen yerlerde da*ha yaygın ve etkili olarak görülmektedir. Yine topografik yönden orografik türbülansın oluşmasına uygun olan ve yükselti farkının fazla olduğu dağlık ve çu*kur alanlar ile dağların birden yükseldiği kıyılar ve Tropopoz seviyesi, türbülansın sıkça görüldüğü yerlerdir.

    Türkiye'de her tür türbülans olayı yaşanmaktadır. Kıyıya paralel olarak uzanan yüksek dağ sıraları, hem orografik türbülansın, hem de dağa çarpan ha*vanın yükselmesiyle oluşan dikey gelişimli bulutlara bağlı olarak oluşan bulut içi türbülansının, çok sık görülmesine neden olmaktadır.

    Yine ülkemizde çukur alanlarla dağlık alanlar çok geniş bir yer tutmaktadır. Bunların arasındaki yükselti farkı orografik türbülansın oluşması için uygun koşullar hazırlamaktadır.

    Dikey gelişimli bulutlara bağlı olarak oluşan konvektif türbülans da; oraj ve orta kuşağın cephesel fırtınalarına bağlı olarak gelişen kümülonümbus (Cb) bulutları içinde oluştuğundan, ülkemizde sıkça görülen türbülans türüdür.

    Türkiye üzerinde belirli bir seviyenin altında uçan, ya da hava alanlarına iniş yapan helikopter ve uçaklar çoğu zaman türbülans riski altındadır. Nite*kim yurdumuzda bu nedenle birçok hava kazası olmuş, araçlar kısmen zarar görmüş veya düşmüştür. Bunun sonucunda büyük can ve mal kayıpları ya*şanmıştır.

    alıntı

+ Yorum Gönder


atmosferdeki olaylar,  atmosferde oluşan doğa olayları,  ATMOSFERDEKİ OLAYLAR