+ Yorum Gönder
Kültür Sanat ve El Sanatları Arşivi Forumunda Salvador Dali ve Çok Anlamlılık Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    Salvador Dali ve Çok Anlamlılık








    Salvador Dali

    Dali’nin “çokanlamlılığı”
    “L’Enigma Sans Fm” isimli tablosunda Dali’nin, bu kompozisyonu oluşturmak için sekiz ayrı desenden yola çıkarak sonuçta çokanlamlılığı bir tür oyun, içinden çıkılması zor bir yorum labirentine çevirdiği görülüyor. Sergiye de ismini veren bu çalışmanın içerdiği teknik www.alasayvan.net/ yetkinlik, resim sanatının güncelliğinin tartışıldığı son yıllarda ayrı bir önem taşıyor. Dali’nin kullandığı her tekniği, ister film isterse tuval, ister heykel isterse desen olsun perfeksiyonizme sürükleyen, en kusursuz olana varan tutkulu bir özelliği var.



    Salvador Dali ve Çok Anlamlılık1.jpg


    Resim bir kompozisyon, düşünceleri, duyguları metaforlar yoluyla dışdünyaya aktarma aracı olduğu kadar; bilinmeyenlerin, bilinçaltının, ressamın kendisine bile söyleyemediği gizli tutkuların dile getirildiği bir yaratıcı etkinlik, belki de çıkmaz bir sokaktır.

    O yaratıcısının atölyesini terk ettiğinde başka, ressamın da tahmin edemeyeceği bir yolculuğa çıkarak izleyicilere; ona sahip olan koleksiyonere farklı bir “düş evreninin” kapılarını aralar.

    Düsseldorf’taki Museum Kunst Palast’ta açılan “Das Endlose Rütsel. Dali und Die Magier Der Mehrdeurigkeıt” (Sonsuz Enigma. Dali ve Çokanlamlılık Büyüsü) sergisi, kapsamındaki 250 sanat eseriyle, 11. yüzyıldan günümüze dek geçen süreçte “çokanlamlılık” kavramının perdesini aralamaya, psikolojik, erotik, semantik, Marksist- Leninist bakış açılarıyla genelde modern sanatın üzerine fazla düşünülmemiş yönlerini tartışmaya açıyor.

    Kimler yok ki bu sergide? Guıseppe Arcimboldo, Josse De Momper, Max Ernst, Rene Magritte, Sigmar Polke, Man Ray, Hans Bellmer, Hint-Islam minyatürleri, Afrika maskları, 17. yüzyılda Çin’de boyanmış mermerlerin yanısıra Avrupa’da 20. yüzyıl başında moda olan pornografik kökenli kartpostallar; esprili erotik desenler, 12 ana başlık altında sunulan değişik anabaşlıklarla sergiye ilginç bir gövdesellik kazandırıyor.

    Jean-Hubert Martın’ın düzenlediği sergilemenin odağında “çokanlamlılık” sınırlarını paranoya ile sapkınlığa varan erotizm arasında geliştiren Salvador Dali yer www.alasayvan.net/ almakta. Katalan ressamın kırktan fazla çalışmasıyla temsil edildiği bu etkinliği, sürrealist düşüncenin arkasında bıraktığı bilmecelerin çözülmek istendiği bir tür kuşatma olarak da görmek mümkün. Asıl ağırlık gerçeküstücü resmin okunmasında, bu okumaların değişik içeriklerle katıklandırılmasında yatıyor.

    Zweig ile Dali’nin Sigmund Freud ziyareti
    Stefan Zweig, Dali ile birlikte Sigmund Freud’u Londra’da ziyaret eder. Haziran 1938’de psikoanalizmin kuramcısı ağır bir orta kulak iltihabıyla mücadele ettiği için ziyaretine gelen gençleri duymakta zorluk çeker; gözlemlerini sesler, konuşulan konular üzerine değil görünüşlerden, resimlerden yola çıkarak dinler.

    Freud’un daha sonra Zweig’a yazdığı mektuptan anlaşıldığı gibi bu ziyaret daha sonraki “yanlış anlaşılmaların” temelinde yatan önemli nedenlerden biridir. Dali, Freud’un gerçeküstücüler üzerine olan negatif fikirlerini değiştirebilmek umuduyla “M de Narcisse” (1937)isimli resmini ve kendisinin paranoya üzerine yazdığı bir yazıyı (muhtemelen “Interpetation Paranoiaque - Critique de I’image Obsédans L’angélus de Millet”) yanında getirmişti.

    Bu yazı Dali’nin kaleme aldığı birçok denemesinde olduğu gibi, Millet’nın resimlerini çok farklı açılardan yorumladığı, erotik göndermelerle adeta kendi resimlerini açıkladığı önemli bir metindir. Dali, Freud’un narsizm üzerine olan araştırmalarını bildiği için resmin ve yazının yazar üzerinde olumlu bir etki bırakacağını düşünuvordu. Freud’undaha sonra Zweig’a gönderdiği mektup, Dali’nin bu spekülasyonlarını doğrulamakta. Freud’un Katalan ressam için kullandığı sıfatlar son derece ilginç: “Fanatik-kalpten doğru bakan gözler, inkar edilemeyecek denli teknik yeterlilik gösteren fırça”.

    Ama Freud, Dali’nin resmini değerlendirirken bir yandan onun kompozisyonlarındaki teknik yeterliliği, çizim gücünü övmekte, öte yandan ise onun kendi çabalarıyla giriştiği analizlerinin (bilinçli ya da bilinçsiz olarak) bilinçaltıyla uğraştığını belirtmektedir. Freud’un bakış açısıyla Dali’nin resimlerinin bir tür “psikoanalitik doküman” olup olmadığını bilemiyoruz ama psikolojinin kurucusunun gözünde bir sanat eserinin (edebiyat ya da görsel sanatlar) değeri, onun bilinçsiz olarak yansıttığı düş, nevrotiklik potansiyelinin analitik olarak incelenmesinde yatmaktaydı. Freud sanat eserlerine kendi tezlerini doğrulayabilecek bir araç gözüyle bakıyor, bunun ötesiyle pek ilgilenmiyordu. Unutmamak gerekir ki Dali için psikoanalitik metot onun kompozisyonlarında devreye soktuğu birçok yorumlama tekniğinden sadece biriydi. Düsseldorf’taki serginin en büyük kazanımı, Dali’nin sanatçı kimliğinden yola çıkarak, Sürrealizm’in bilimsel araştırma metotları dışında parapsikoloji, büyü, enigma, anagram, anamorfoloji, pareidolie tekniklerinden nasıl yararlandıklarını ortaya koyması.

    Öteki anlam perdeleri
    Guiseppe Arcimboldo, 1590’lara tarihlendirdiği resimlerinde insan portrelerini meyve, sebzelerden; akla hayale gelmeyecek binbir türlü nesnenin yan yana gelmesiyle ilk bakışta görülmeyecek ancak uzunca bir süre incelenildiğinde “öteki anlam perdelerine” ulaşılabilecek kompozisyonlar geliştirerek kendine ait bir ekol kurmuştu.
    İster dini isterse dünyevi içerikli olsun “çokanlamlılık” gözle görünenin altındakini araştırmaya yöneldiği için, modern sanatın bunu bir metot, yeni okumalara yorumlara giden bir yol olarak kullandığını unutmamak gerekir.

    Marcel Duchamp, Courbet’ten beri “insan derisini yüzen” gerçekçiliğe isyan bayrağını çekerken bunun için farklı metotlardan yararlanılması gerektiğine inanıyordu. Picasso perspektifi ortadan kaldırırken Afrika masklarının anlatım gücüne, Matisse renklerin etkilerini www.alasayvan.net/ daha da saflaştırabilmek için Islam minyatürlerine, Duchamp’sa düşünsel soyutlamaya yönelmişti. Dali’nin çağdaşı olan bu sanatçıların yanında onlara alternatif olarak devreye sokabileceği homoseksüel, heteroseksüel erotik tutkuları, skandalları vardı sadece. Onun “yeni imgeleri” yaratma adına bilinçaltına yönelmesini, psikolojinin bir tür hastalık olarak betimlediği konuları arkası arkasına yorumlamasını rastlantıların ötesinde stratejik bir karar olarak değerlendirmek gerekiyor.

    Utançtan yüzünü saklayanlar
    Ortaçağ’da inançlı Hıristiyanlar doğayı tanrının gücünün ispatı olarak değerlendiriyorlardı. Dağlarda, ağaçlarda insan figürlerini andıran siluetler gördüklerinde bunu kutsal bir değer olarak algılıyorlardı: Modernizm, gerçeküstücülüğün önderliğinde görünenin altındakini yorumlarken, erotizmden, tutkulardan, daha önce sapkınlık olarak nitelendirilen eğilimlerden yararlanarak farklı bir perspektif, masum gözükmesine rağmen sarsıcı bir vizyon getirmeyi başardı. Dali’nin konumu, onun psikoanalizmde kök salan bir ikonografiyi geliştirmesinin yanısıra birçok “yeni tekniği” kullanarak farklı anlam zenginliklerini kendisinden önce denenmemiş tekniklerle zenginleştirmesinde yatıyor.

    Düsseldorf’taki sergide, çoğunluğu 1930’lu yıllara ait olan resimlerinde Dali' nin fotoğraf, film, kolaj, fotomontaj gibi teknikleri nasıl tuval resmini zenginleştirmek adına kullandığı son derece açık olarak ortaya çıkıyor. Dali, “Visage Paranoique” (1931) diye nitelendirdiği teknikle resimlerin çevrildiklerinde, yani yatay bir kompozisyona dikey olarak bakıldığında, ayrı bir anlam kazandığını savunuyordu. Değişen bakış açısıyla değişen anlam sadece bir tür “çokanlamlılığı” devreye sokmakla kalmıyor, ayrıca farklı anlam perdelerini de aralayabiliyordu böylece. Dali’nin resimlerinde 1929’dan 1936’ya dek görülen leitmotiv, utançtan yüzünü saklayanlardır.







  2. Acil

    Salvador Dali ve Çok Anlamlılık isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder