+ Yorum Gönder
Sağlık Merkezi ve Engelliler Forumu Forumunda Bir köre nasıl renk anlatırsınız Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Suskun Karizma
    Devamlı Üye

    Bir köre nasıl renk anlatırsınız








    Körler hakkında bilgi

    Lütfen arkadaşlar hemen bana körler ile ilgili bilgi verir misiniz?
    Bununla ilgili bir filme rastlamıştım. Yönetmenliğini Peter Bogdanovich'in yönetmenliğini yaptığı "Mask" (Maske) isimli bir film. Suratı bir hastalık yüzünden deforme olmuş bir genç, güzel ama doğuştan göremeyen bir bayana renkleri anlatıyordu.

    Siyahı zaten biliyorsun diyerek söze başladı. Genç bayan eline pamuk tutuşturuyor ve bu beyaz diyor. Bulutlar gibi beyaz, bembeyaz. Pamuğu alıp bir yumurta haşlıyor ve bayana bunu uzatıyor. Haliyle yanıyor biraz eli. Bak diyor bu da kırmızı, kıpkırmızı, ateş gibi, acı gibi.. Eli yanan bayanın elini suya uzatıyor ve suya eli deyen bayan biraz rahatlıyor ve bu da mavi diyor. Deniz gibi, okyanus gibi mavi, masmavi..


    Yine bununla ilgili nette bir yazı görmüştüm. Onu aradım, sizinle paylaşayım:



    Karanlıktaki Renkler

    Suat Zafer Alp



    Kömür yanarken alevinde nasıl renkler farklı tonlarda buluşuyorsa körün zihninde de renkler farklı tonlarda buluşur. Yaptığımız bu çalışmada kör arkadaşlarımıza bazı renkleri söyledik ve bu renklerin zihinlerinde çağrıştırdıkları ilk nesneleri, olayları yada eşyaları istedik. Bazı arkadaşlarımıza da belli bazı nesneleri söyledik ve bu nesnelerin onlarda ilk olarak hangi rengi çağrıştırdığını sorduk.

    Kırmızı rengi sorduğumuz zaman, ilk söyledikleri kan ve bayrak oldu. Kan dediğimiz zaman hepsinin zihninde kırmızı renk çağrışım yaptı. Kanın sıcaklığına bağlı olarak bütün arkadaşlarımız kırmızının bir sıcaklığı çağrıştırdığını söylediler. Ayrıca bazı arkadaşlarımız acının ve tatlının da bir rengi olduğunu söylediler. "Acının rengi de kırmızıydı. Tatlının rengi ise pembeydi. Yeşil deyince hepsi "ilk olarak yaprağı söylediler. Yaprak deyince yeşili söylediler. Körlerin zihninde yaprak ve yeşilin özdeşleştiğini gördük yüzlerine vurulan hafif bir ısıyı sarı ve kızıl olarak adlandırdılar. Isı, Sarı ve kızıl deyince de güneş çağrışımı oldu. Renksiz ve kokusuz olarak bildiğimiz suyu söylediğimiz zaman mavi çağrışımı oldu. Mavi dediğimiz zaman ise deniz ve gökyüzünü söylediler. Körler yaşamın ve .ölümün de bir rengi olduğunu söylediler. Beyaz yaşamı, siyah ise Ölümü hatırlatıyordu. Yağmur yağarken havanın o günkü koşullarını da kendilerine göre renklendirdiler. Yağmur taneciklerinin soğukluk hissi vermediği zaman aydınlığı soğukluk hissi verdiği zaman ise karanlığı çağrıştırdı. Arkadaşlarımızdan birkaçı pamuğun renginin sıcaklık hissi verdiğini söyleyerek açık sarı olduğunu söylediler.Dokundukları soğuk metal beyazı, sıcak metal de kirli renkleri yani kahverengi ve tonlarını çağrıştırdığını söylediler. Daha önceden görmüş olan bazı arkadaşlarımız soğuk metalin gri rengi, sıcak metalin de siyahı çağrıştırdığını söylediler.

    Ayrıca yumuşak tüyler beyazı çağrıştırdığı halde, yumuşak saça dokunur dokunmaz yine siyah çağrışımı yaptığını söylediler. Aynı şekilde sert saça dokununca da siyah çağrışımı g yaptı. Burçla saçı beyan olarak düşünemediklerini görüyoruz. Bazıları ise yumuşak saçı sarı olarak nitelendirdi.

    Gülün açılan yapraklarına dokunulduğu zaman yapraklar ince yumuşaklık hissi veriyorsa kırmızıyı çağrıştırıyor. Yapraklar biraz daha kalın ve biraz daha sertse beyazı çağrıştırdığım söyleyen arkadaşlarımız var.

    İnsan sosyal bir varlıktır. Bireyi, içinde yaşadığı toplum şekillendirir. Bu bağlamda bakıldığı zaman görme engelli arkadaşlarımızın renk hakkında öğrendiklerini çevreden aldıkları ile şekillendirdiklerini görüyoruz. Hepsi renkleri ve çağrıştıran nesneleri aşağı yukarı aynı şekilde söyleyebiliyorlar ama sözü geçen renkleri tanımlayamıyorlar. Yeşil deyince yaprak, yaprak deyince de yeşil demeleri bunun en belirgin göstergesi. Yaprağı yeşil dışında herhangi bir renkle tanımlayan olmadı. Oysa biliyoruz ki yaprak daldayken yeşildir, zamanla sararır ve sarı yaprak olur ve dalından kopup düştükten sonra kahverengi, yeşil karışımı bir renk olup, zaman geçtikçe koyulaşır. Kırınızı yaprak olur mu sorusuna hepsi olmaz cevabını verdi. Oysa bazı bitkilerin yataklarının kırmızı ya da kızıl olduğunu biliyoruz.

    Yukarıda da belirttiğimiz gibi biz körler renkleri tanımlayamıyoruz. Sadece başka bir nesneye bağlı olarak adlandırabiliyoruz. Örneğin ben hangi mobilyaya dokunursam dokunayım, o mobilyanın kahverengi olduğunu düşünüyorum. Çağrışım hep kahverengi doğrultusunda. Oysa beyaz, mavi, pembe, sarı gibi mobilya renklerinin olduğunu da biliyorum. Ya da çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, buzdolabı gibi makinelere dokununca bende beyazlık hissi uyandırıyor. Oysa piyasada gri, açık mavi buzdolapları da vardır. Ama ben buzdolabını hiçbir şekilde açık mavi veya gri olarak düşünemiyorum. Buradan da eşyalar ve nesneler karşısındaki ilk tutum ve düşüncelerimizin zamanla alışkanlık haline geldiğini görüyoruz. Yani bir buzdolabı beyaz dışındaki renklerde de olabilir bunları da birer renkle tanımlamak bizim ^alışkanlığımız sonucudur.

    Bu durum sadece körler için geçerli değildir. Çevremizdeki bazı insanların bazı olgulara karşı ya da olaylara karşı aynı tepkileri verdiklerini görüyorum. Yani olaylar bizleri aynı yargıya götürebiliyor. Örneğin bir cam bardaktaki çaya baktığımızda çayın koyu kırmızı canlı ve berrak olduğunu gördüğümüzde aşağı yukarı hepimiz tavşan kanı deriz. Oysa kaç kişi tavşanın kanını doğru olarak nitelendirebilir.

    Yukarıda da anlatılan durumlarda da görebileceğimiz gibi bazı şeyleri sadece adlandırabiliyoruz. Ancak nitelikleri ile tanımlayamıyoruz

    Ancak doğru olduğu kesin değildir








  2. Ömer
    Devamlı Üye





    Herhangi bir köre bir şeyi anlatmak dünyanın en zor şeyidir. Ancak eğitimini almiş kişiler ona renkleri hatta herseyi öğretebilirler.




+ Yorum Gönder