+ Yorum Gönder
Eğitimle ilgili Bilgiler ve Eski Misafir Soruları Forumunda Atatürkün türk milletinin çağdaşlaşma ile ilgili sözleri Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Atatürkün türk milletinin çağdaşlaşma ile ilgili sözleri








    atatürkün türk milletinin çağdaşlaşma ile ilgili sözleri







  2. Dangerus
    Yeni Üye





    ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCEDE ÇAĞDAŞLAŞMA


    atat-rk-d-ncede-a-da-la-ma.jpg



    Çağdaşlaşma nedir ? :

    Çağın gelişmiş kurumlarına, gelişmiş uygarlık düzeyine ulaşabilmek için gerekli olan ekonomik,toplumsal, psikolojik,siyasal değişmeyi

    gerçekleştirmek demektir.

    Tanımdan da anlaşılabileceği gibi çağdaşlaşma sadece ekonomik ve sanayileşme alanında değil, diğer alanlarda da yenileşmeyi amaçlamaktadır.

    Atatürk, Türk toplumunu her sahada uygar bir toplum durumuna getirmeyi amaçlamaktadır. İnkılabı " Milletin esenliği için halk adına yapıldı" ve " Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılapların amacı, Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen modern ve bütün anlamı

    ve biçimiyle uygar bir toplumsal heyet durumuna getirmektir " diyen Atatürk'ün çağdaşlaşma amacı budur.

    Atatürk niçin çağdaşlaşma gereğini duymuş, köklü değişiklikler ve yenilikler gerçekleştirmiştir?



    Türkiye'de Çağdaşlaşma Çabaları :



    Osmanlı Devleti 1299'da kuruluşundan , XVI.yy. ortalarına kadar üç kıtaya yayılmış güçlü bir imparatorluk durumuna gelmişti. Ancak bu güçlü durumunu XVI.yy.sonlarından itibaren sürdüremedi.

    Ortaçağ'da XV. yy.a kadar silik bir görüntü veren Avrupa'da bu yüzyılda önemli buluşlar oldu. Pusula, Barut, Matbaa Avrupa'da

    büyük değişiklik ve gelişmelere yol açtı ;

    Pusula'nın kullanılmaya başlaması ile coğrafi keşiflere çıkan Avrupa' ya bol altın ve gümüş kaynaklarının akması ve sömürgecilik Avrupa' yı zenginleştirdi.

    Barut' un ateşli silahlarda kullanılması , Avrupa' nın siyasi yapısını değiştirerek, küçük devletçiklerin ( Feodalite) yıkılarak yerine güçlü krallıkların kurulmasını sağladı.

    Matbaa' nın kullanılması kültürel yapının gelişmesini sağladı.

    Zenginleşen Avrupa çeşitli alanlara yatırım yaparak kendisini geliştirmeye başladı. Rönesans hareketleriyle aydınlanma dönemine giren Avrupa

    Reform hareketleriyle, Kilise'nin devlet ve toplum üzerindeki olumsuz etkilerini kırdı. Serbest düşünce ortamının gelişmesi ve ilimdeki başarılar, teknik alandaki gelişmeleri sağladı ve Avrupa Sanayi Devrimine girerek siyasi, sosyal, ekonomik yapısında çok önemli ve büyük değişiklikler meydana getirdi.

    Büyüklüğünün gücüne ve gururuna kapılan Osmanlı Devleti bu gelişmeleri izleme ihtiyacı duymadı. XVI. yy. sonlarından itibaren,

    idari, askeri, mali, ilmi, toplumsal alanlarda duraklama dönemine girdi. Duraklama nedenlerini düzeltemeyen devlet gerileme ve dağılma süreçlerini yaşamak zorunda kaldı. Fransız İhtilali sonucu dünyaya hızla yayılan milliyetçilik akımı Osmanlı Devletinin parçalanmasını hızlandırdı.Avrupa'daki köklü değişme ve gelişmelerin farkına varamayan Osmanlı Devleti askeri, idari, ekonomik, toplumsal bozulmaları düzeltebilmek için , 17. ve 18. yy.larda ıslahat çalışmaları yaptı. 19.yy.da Tanzimat ve Islahat fermanlarını, yüzyılın sonlarına doğru I.Meşrutiyet ve 20.yy. başlarında ikinci meşrutiyeti ilan etti ise de yapılan çalışmalar köklü değişiklik ve gelişmeler sağlayamadı. Sonuçta çökmek zorunda kaldı.

    Atatürk, içinde yaşadığı Osmanlı Devletini ve Avrupa' nın yapısını gerçekçi bir şekilde değerlendirebilmişti. I.Dünya savaşı sonucunda Osmanlı Devletini bölmek ve paylaşmak isteyen Avrupa' nın gelişmiş ve emperyalist devletlerine karşı kurtuluş mücadelesine girişti. Kurtuluş Savaşı sonucunda imzalanan Lozan Barış Antlaşması ( 24 Temmuz 1923 ) Türkiye' ye bağımsızlığını ve coğrafyasını kazandırmıştı. Ancak bu coğrafyanın kalıcı olması ve yeni Türk devletinin, Osmanlı Devletinin düştüğü duruma düşmemesi için gerekli köklü yapısal değişiklik ve yenileşmeleri gerçekleştirmek gerekiyordu.



    Atatürk Döneminde Çağdaşlaşma Hareketleri :

    Kurtuluş savaşının kazanılmasıyla işin bitmediğini bilen ve bağımsızlığın korunup sürdürülebilmesi için çağdaşlaşmak gerektiğinin bilincinde olan Atatürk için mücadelenin başka yönü başlıyordu.Atatürk " İstiklal-i Tam " a ulaşmak istiyordu. Atatürk şu sözleri ile neler yapılması gerektiğini açıklamaktadır :

    " İstiklal-i Tam denildiği zaman bittabi siyasi, mali, iktisadi, adli, askeri, kültür, vb. her konuda İstiklal-i Tam ve Serbest-i Tam demektir.Bu saydıklarımın herhangi birinde istiklalden mahrumiyet, millet ve memleketin manayı hakikisiyle bütün istiklalinden mahrumiyeti demektir. "

    " Memleket behemehal asri, medeni ve müreffeh olacaktır. Bizim için bu hayat davasıdır."

    Siyasal Yapıda : TBMM 'nin açılmasıyla millet egemenliğine dayalı yeni bir devlet kurulmuştu. Yüzlerce yıl yönetilmeye, yönlendirilmeye alıştırılmış Türk Halkı egemenlik hakkını elde etmiştir. Devlet rejimi olarak Cumhuriyet belirlenmiş, egemenlik kayıtsız-şartsız millete verilmiştir.Devlet yapısındaki dinsel etkiler giderilmeye çalışılmış, yapay olarak kullanılan Halifelik'e son verilmiştir.

    Demokraside : Çok Partili yaşama geçiş denemeleri yapılmıştır.

    Hukuksal Alanda : Devletin hukuksal yapısı laikleştirildi. Saltanat, Halifelik, Şer'i ye Vekilliği vekilliği kaldırıldı. Tevhid-i Tefrisat Kanunu kabul edildi, Tekke ve Zaviyeler kapatıldı. Anayasa' ya laiklik hükmü kondu. Türk Medeni Kanunu kabul edildi.

    Eğitim ve Kültür Alanında : Tevhid-i Tedrisat Kanununun kabulü ile eğitim ve öğretim kurumları devlet denetimine alındı. Eğitimde fırsat eşitliği sağlandı. Çağın ihtiyaçlarına cevap verebilme özelliğini kaybeden medreseler kapatıldı. Yeni Türk Harfleri kabul edildi. Millileşme , çağdaşlaşma, okullaşma çabaları arttı. Türk Dili ve Türk Tarihinin geliştirilmesi için kurumlar oluşturuldu. Milli kültürü geliştirerek , yaygınlaştırma çabaları.

    Toplumsal Yaşamda : Tekke, Zaviye, Türbelerin kapatılması. Kıyafette değişiklik, Soyadı Kanununun kabulü. Takvim, saat, ölçülerde değişiklik.

    Ekonomik Alanda : Milli Ekonomi ilkesinin kabul edilerek, ülkenin yeraltı ve yer üstü kaynaklarının , güçlü devletlerin boyunduruğu altına girmeden değerlendirilmesi çabaları. Tarım, Sanayi, Madencilik, Bayındırlık,Ulaştırma, Sağlık ve Tıp alanında.

    Askeri Alanda : Türk ordusu ve Milli Savunmanın güçlendirilmesi için yapılan çalışmalar.



    Atatürk, döneminde yapılan köklü değişiklik ve yenilik hareketlerini " Biz büyük bir İnkılap yaptık. Memleketi bir çağdan alıp, yeni bir çağa götürdük " şeklinde açıklamaktadır.



    Atatürkçü Düşüncede Çağdaşlaşma Özellikleri :



    " Türklerin asırlardan beri takip ettiği hareket, devamlı bir istikameti muhafaza etti. Biz daima Şark'tan (Doğudan ) Garb'a

    ( Batıya) yürüdük "

    Evet, Atatürk, Osmanlı siyasal, sosyal, hukuksal, kültürel, estetik hayat biçimi ve kurumlarını değiştirirken batıya yönelmiştir. Çünkü bunlar belirli bir uygarlığın ürünüdür. Atatürk'ün deyişiyle ülkeler çeşitlidir fakat uygarlık birdir. Bu uygarlık ise batı'da vardır.

    Atatürk'ün batılılaşmaktan amacı çağdaşlaşmaktır. Batıyı taklit etmek değildir. Körü körüne batılılaşma değildir.Kurtuluş mücadelesini verdiği batıya yönelmesinin temelinde çağdaş uygarlık düzeyi vardır. Batı'ya rağmen batılılaşma amacında taklitçilikten uzak Muasır Medeniyet içinde kendi değerleri ve kurumları ile çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmış bir Türkiye vardır.

    Batı uygarlığının temelinde yatan düşünce özgürlüğüdür. Bu duruma Türkiye'nin de ulaşması batı uygarlık seviyesine Türkiye'yi de ulaştıracaktır. Atatürk bilim zihniyetinin, inkılapların temelinde yatan esas olması yanında onların korunması ve geliştirilmesi için de

    " Dünya'da her şey için, medeniyet için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlim ve Fennin dışında mürşit aramak gaflettir,cehalettir, delalettir " sözleriyle çağdaşlaşmada izlenecek yolu göstermektedir.

    Çağdaşlaşırken, milletin, devletin kimliğini, özbenliğini kaybetmemesi önemle dikkat edilecek bir noktadır. Günümüz dünyasında sıcak savaşların sayısı azalırken, asıl savaş alanı ekonomik ve kültürel alanlarda olmaktadır.

    Atatürkçü çağdaşlaşma anlayışında milli ve manevi değerler korunup geliştirilirken, çağla bütünleşmek esastır.

    " Biz Garb ( Batı ) medeniyetini bir taklitçilik yapalım diye almıyoruz, onda iyi olarak gördüklerimizi, kendi bünyemize uygun bulduğumuz için, dünya medeniyet seviyesi içinde benimsiyoruz "



    " Her ulusun kendine özgü geleneği, kendine göre ulusal özellikleri vardır. Hiçbir Ulus, ne kendini benzettiği ulusun aynı olabilir, ne kendi ulusal bütünlüğünde kalabilir, bunun sonucu hiç kuşkusuz düş kırıklığıdır "



    "Dünya'nın bize saygı göstermesini istiyorsak, önce bizim kendi benliğimize, ulusal varlığımıza, bu saygıyı duyguda, düşüncede, açıkça bütün davranış ve tutumumuzda göstermemiz gerekir. Bilelim ki ulusal benliğini bulamayan uluslar başka uluslara av olurlar "



    " Biz doğrudan doğruya milletseveriz ve Türk Milliyetçisiyiz. Cumhuriyet'in dayanağı Türk topluluğudur. Bu topluluğun bireyleri ne denli Türk kültürüyle yoğrulursa, o topluluğa dayanan Cumhuriyet'te güçlü olur. "




  3. Buğlem
    Devamlı Üye
    Atatürk, Türkiye devletini kurarken aynı zamanda onu çağdaşlaştırmayı düşünmüş ve Türkiye ancak çağdaş bir ülke olursa gelişir demiştir ve çağdaş bir Türkiye olması için bir çok devrim yapmıştır örneğin tekke ve zaviyeleri kaldırmıştı ve Türkiye laik bir devlettir diyerek resmi dini de kaldırmıştır.




+ Yorum Gönder


atatürkün çağdaşlaşma ile ilgili özlü sözleri,  çağdaşlaşma ile ilgili özlü sözler,  türk çağdaşlaşması ile ilgili sorular