+ Yorum Gönder
Eğitimle ilgili Bilgiler ve Eski Misafir Soruları Forumunda Atatürk'ün kız çocuğu var mıdır Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Atatürk'ün kız çocuğu var mıdır








    Atatürk'ün kız çocuğu var mıdır







  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye






    Atatürk'ün kız çocukları

    Atatürk'ün manevi oğlu öldü bu hafta; önxceki gün sessiz sedasız toprağa verildi. 90 yaşındaydı. 90 yılın 22'sini Atatürk'le geçirmişti. Büyük bir tesadüf üzerine kuxrulan hayatı, ilginç serüvenler, müthiş taxnıklıklar ve deşifre edilmemiş sırlarla doluydu. Hepsini beraberinde götürdü. Söylenen, M.Kexmal'in O'nu Van'da görüp evlat edindiğiydi. Çaxnakkale zaferinden sonra 1916'da Doğu Cephexsi'ne tayin olan M.Kemal, orada karşılaştığı sefaxletten çok etkilenmiş ve öksüz çocuklardan birixni yoldaş olarak yanına almıştı.
    atat-rk-n-k-z-ocuklari.jpg
    8 yaşındaki o çocuğun adı Abdürrahim'di.

    Ana babasının kim olduğunu bilmeden büyüü. M.Kemal O'nu İstanbul'a getirip Akaretler'de Zübeyde Hanım'ın yanına yerleştirdi. Zübeyde Hanım'ı anne, Makbule Hanım ile kendisinden 13 yaş büyük olan Fikriye Hanım'ı abla bildi.

    1917'de Kemal Paşa'nın Suriye Cephesi'nde yakalandığı bir kum fırtınasında kör olduğu haxberi gelince Zübeyde Hanım Abdürrahim'i kaptıxğı gibi Halep'e koşmuştu. Neyse ki Paşa'nın gözxlerinin durumu o kadar ciddi değildi. O gezide Kemal Paşa, Abdürrahim'e bir yerel kıyafet diktirtti ve birlikte fotoğraf çektirdiler. M.Kemal'i, Arap giysileri içindeki bir çocukla gösteren ünlü fotoğraf işte böyle doğdu. Abdürrahim, ilkokulu İstanbul'da okudu. Savaşın en zorlu döneminde yine Mustafa Kemal'in yanında, bu kez Ankaxra'daydı. O yıllarda da Fikriye Hanım kendisini okula götürüp getiriyor, dersleriyle ilgileniyor, anxne şevkati gösteriyordu.

    Ancak 1923'te işler değişti. Önce Zübeyde Hanım kendisine 20 lira miras bırakarak vefat etxti. Ardından M.Kemal, Latife Hanım'la evlendi. İzxmir'deki nikah töreninde artık 15 yaşında olan Abdürrahim de vardı. Nikah sonrası Kemal Paşa, O'nu kayınpederi Muammer Bey'e emanet etti. Latife Hanım O'nun Ankara'daki evine taşınırxken, O da Latife Hanım'ın İzmir'deki evine yerxleşti. Bir süre İzmir'de okudu. Yazları Ankara'ya gelip Çankaya sırtlarında Latife Hanım'la at sürü. "Anne" saydığı Fikriye Hanım'ın ölüm habexrini de İzmir'de aldı. 2 yıl sonra M.Kemal boşanxma kararı alınca Latife Hanım'la yeniden yer dexğiştirdiler: Latife Hanım İzmir'e, Abdürrahim Anxkara'ya döndü.

    Artık üniversite çağındaydı. Kemal Paşa, "oğlu"nun kendisi gibi asker olmasını istemedi. "Artık harp zamanı geçti, şimdi iktisadiyatı ve fenni öğrenmeliyiz" dedi. Abdürrahim'i mühenislik eğitimi için Berlin Üniversitesi'ne yolladı. Abdürrahim, elektrik mühendisi olarak Türkixye'ye dönüp Ankara Elektrik ve Havagazı İşletmesi'nde çalışmaya başladı. Yedeksubaylığını yaparken Dolmabahçe Sarayı'nda kaldı. Savarona yatının satın alınması görüşmelerinde tercüxmanlık yaptı.

    "Babası"ndan O'na Sadrazam Talat Paşa'nın "Çanakkale muzafferiyeti hatırası" olarak hediye ettiği iki halı ile Cumhuriyet'in 10. yılında İş Banxkası tarafından armağan edilen bir otomobil kalı. Otomobili Anıtkabir Müzesi'ne hediye etti. Halıları unutulmaz bir dönemden kalan kutsal emanetler olarak evine serdi.

    Ne gösterişi sevmiş, ne "babası"nın adını kulxlanmaya tenezzül etmişti.

    Emekli olunca evine çekildi. Ortalıkta görünxmez, gazetecilerle görüşmezdi.

    Mete Akyol, nefis bir röportajla O'nu Türkiye kamuoyuna tanıtana kadar adı bile duyulmadı pek

    Gazetelerde çıkan fotoğrafları Atatürk'e o kaar benziyordu ki, herkes O'nun üvey değil, gerxçek evlat olduğuna inanmaya başlamıştı. 4 yıl önce Mete ağabey, hazırladığım bir belgesel vexsilesiyle beni Abdürrahim Bey'e götürmüştü. Son derece sade döşenmiş bir evde, boyu, yüzü, burnu, alın açıklığı, geriye taranmış saçlarıyla gerçekten de Atatürk'ün son dönem fotoğraflaxrına tıpa tıp benzeyen bu zarif beyefendi ile tanışxtım.

    Uzun uzun sohbet ettik, birbirinden ilginç anıxlar dinledik. Belgeseli izlerken adeta o günlere döndü; bir şarkı çalmaya başlayınca gizli gizli gözyaşlarını kuruladı. Laf, 'Atatürk'ün gerçek oğxlu olma" iddialarından açılınca yeniden sessizliğe gömüldü. Bu konuda eşine bile bir şey söylemexmiş olduğunu farkettim. Üsteleyince, "Bazı sırlar benimle mezara gidecek, lütfen buna saygı gösxterin" dedi. Saygıyla boyun eğdik ve vedalaştık.

    Bir dönemin sessiz tanığı, önceki gün sırlarıyxla mezara gitti.

    Geride pek az servet, özenle saklanmış binbir anı ve çoklarına ibret olması gereken bir yaşam bıraktı.





+ Yorum Gönder