+ Yorum Gönder
Eğitimle ilgili Bilgiler ve Eski Misafir Soruları Forumunda canlılarla iletişim sağlanır Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    canlılarla iletişim sağlanır








    İnsanlarla canlıların iletişim saglanmasna örnek.







  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    Canlılarla iletişim sağlanır

    canl-larla-ileti-im.jpg

    Canlılar haberleşmede antenlerini nasıl kullanırlar?
    Canlılar aralarında haberleşmek için çeşitli yöntemler kullanırlar. Kullandıklarıbu yöntemler o canlı türüne ait bir dil oluşturur. Bu dilde kullanılan yöntemlerle yapılan haberleşme, kısa ve özdür. Haberleşmede sinyaller; korunma, rakibini tehdit etme, birbirini tanıma, besinin yerini bildirme, tehlikeyi haber verme gibi amaçlarla kullanılır. Yüce Allah yeryüzünde mükemmel sistemler yaratmış, var ettiği her detayın içinde Kendi yüceliğinin ve kudretinin delilleri olan olağanüstü mucizeler yaratmıştır. Canlıların kendi aralarında kullandıkları haberleşme yöntemleri de her gün yeni detayları keşfedilen yaratılış harikalarından biridir.

    “Şüphesiz müminler için göklerde ve yerde ayetler vardır. Sizin yaratılışınızda ve türetip yaydığı canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır.” (Casiye Suresi, 3-4)

    Işık Sinyalleri ile Haberleşen Bir Canlı: Ateş Böceği

    Bazı canlılar vücutlarında ürettikleri ışığı üremek, düşmanlarından korunmak ve avlanmak amacıyla kullanırlar. Ateş böceği de bu canlılardan biridir.

    Ateş böcekleri ışık sinyallerini tıpkı mors alfabesi gibi kullanarak iletişim kurarlar.
    Erkek ateş böceği, ışığını yakıp söndürerek dişi ateş böceğine bir mesaj gönderir.
    Bu mesajın özel bir kodu vardır. Ve dişi de aynı kodu kullanarak erkek ateş böceğine cevap verir. Bu karşılıklı mesajlar sayesinde erkek ve dişi bir araya gelir.

    Antenleri Vasıtasıyla Haberleşen Canlılar

    Hayvanlardaki antenler, çıplak gözle bile görmekte zorlandığımız ancak birçok hayvanın hayatını devam ettirebilmesi için büyük önem taşıyan organlardır.

    Karıncalar, yuva arkadaşlarının vücutlarına antenleriyle dokunarak salgıladıkları kimyasal maddeleri algılar ve onlardan bilgi alırlar. Bir karınca, yuva arkadaşının vücuduna çok hafifçe vurur ve anteniyle hızlıca dokunur. Kimyasal sinyalleri mümkün olduğunca ona yaklaştırmaya çalışır. Bunun sonucunda da arkadaşının henüz bıraktığı koku izlerini algılayıp takip ederek yiyecek kaynağına ulaşabilecektir.

    Karıncalarda, dokunma yoluyla oluşan anten sinyalleri; yemek başlangıcı, davet, yuva arkadaşlarının birbirleriyle tanıştığı sosyal karşılaşmalar veya selamlaşma gibi değişik amaçlar için kullanılır.

    Karıncaların antenlerle dokunarak sağladıkları iletişime verilebilecek en çarpıcı örnek ise, karıncanın kursağında sakladığı yiyeceği kısa bir dokunuşla ağzından çıkararak, bununla diğer bir karıncayı beslemesidir.

    Sivrisineğin başının üst yanından iki anten çıkar. Bu antenler zengin duyu hücrelerine sahip, çok hassas algılayıcılardır. Dişi sivrisineğin kanatlarından çıkan ses, erkeğin antenindeki reseptör (alıcı) hücrelerini titreştirir ve sivrisineğin beynine elektrik sinyallerini gönderir. Erkek sivrisinek hassas antenleri sayesinde, çiftleşme zamanı geldiğinde, binlerce ses arasında dişisinin kanat çırpma frekansını algılar.

    Erkek sivrisineklerin antenleri, dişilere göre çok daha hassastır. Erkeğin kafasından çıkan 2 tane küçük, tüylü antende bulunan ve çok sayıda duyu hücresinden meydana gelmiş bir organ vardır. “Johnston” olarak adlandırılan bu sistem, ses dalgalarının titreşimlerini alır ve ayırt eder. Bu tüylü duyargalar, yalnızca dik durumdayken ses titreşimlerine karşı duyarlıdır.

    Termitler de kör olmalarına rağmen antenlerindeki hassas algılayıcılar sayesinde büyük bir titizlikle yuvalarının güvenliğini sağlarlar. Yuvalarına yaklaşan canlının, düşmanları olan bir karınca mı, bir böcek mi, yoksa bir termit mi olduğunu hemen ayırt eder ve eğer bu canlı bir yabancıysa onun yuvanın içerisine girmesine izin vermezler. Bunun için “kitin tabakası” olarak adlandırılan koruyucu bir yapı vardır. Bu tabaka dışarıya özel kokulu hidrokarbon molekülleri yayar. Bilim adamlarının ancak çeşitli aletlerle, laboratuvarlarda inceleyip, analiz ederek tespit ettikleri bu molekülleri termitler antenleriyle algılar ve buna göre savunma hazırlığı yaparlar. Termitlerin bu algılayıcıları öylesine hassastır ki kendi kolonilerinden olmayan başka bir termit cinsini dahi kolaylıkla ayırt ederek bu termitin yuvalarına girmesine izin vermezler.

    Sesler Çıkararak Haberleşen Canlılar

    Sesle haberleşme canlılar arasında yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir. Özellikle kuşlar ve memelilerin ses telleri olduğu için sesle iletişimleri yaygındır.

    Kuşların çoğu öterek, leylek ise gagasını takırdatarak hemcinsleriyle anlaşır. Kuşların kendi aralarında haberleşmek amacıyla çıkardıkları bu sesler;

    Birbirleriyle iletişim kurmak.


    Eşinin kendisine olan bağlılığını sınamak.


    Potansiyel bir düşmanı uzaklaştırmak.


    Bölgelerini korumak.


    Komşularına yeni bir düşmana karşı galip geldiklerini haber vermek.
    Eşlerinin kendilerini tanımasını ve düşmandan ayırt etmelerini sağlayıp, yanlışlıkla kendilerine saldırmalarını önlemek gibi anlamlar taşır.

    Yapılan araştırmalar fillerin çıkardıkları tiz sesler dışında insanların duyamadığı ses tonları olan infraseslerle de iletişim kurduklarını göstermiştir. 4 km’lik uzaklıktan rahatlıkla anlayabildikleri bu özel dil, filin alnında bulunan ve 20 hertzin altındaki frekanslarda boğuk bir ses çıkartan bir organ aracılığı ile gerçekleşir. İşte bu organ sayesinde, filler kendi aralarında, diğer canlıların anlayamayacağı gizli ve şifreli bu dili kullanarak konuşmaktadırlar. Fillerin çıkardıkları bu boğuk tonlar, yani çok uzun dalgalar, kısa dalgalardan çok daha uzaklara gidebilirler. Bundan dolayı fillerin bu frekanstaki gizli dili, uzun mesafeli görüşmeler için idealdir.

    Kurbağalar ses telleri olmamasına rağmen sesle haberleşme yöntemini kullanırlar. Bu canlılar, bahar mevsiminde üreme zamanı geldiğinde ses çıkararak iletişim kurarlar.

    Ses telleri olmamasına rağmen birçok balık türü de yüzgeçleri, dişleri, kemikleri, yüzme keseleri, solungaç veya kaslarıyla ilginç sesler çıkarır. Örneğin Amazon Nehri’nin sularında kuşlar gibi cıvıldayan, trampet çalan, tabanca ateşi veya köpek hırlamaları gibi sesler çıkaran balıklar vardır. Bu canlıların işitme organları “labirent” denen bir kapsül içinde bulunan iç kulaktan ibarettir. Bununla sudaki ses titreşimlerini işitirler.

    Sessizlikle Tehlike Sinyali Veren Antiloplar


    Bazı hayvanlar keskin bir homurtu ile tehlike sinyali verirler. Bazıları ise, örneğin Afrika antilopları sessiz bir sinyale sahiptirler. Bu hayvanlar otlarlarken sürekli hırıltı çıkarırlar. Yırtıcı bir hayvan yaklaştığında antiloplar hırıldanmayı keserler. Ani sessizlik, sürüyü herhangi bir hırıltı kadar etkili bir şekilde uyarır. Özellikle de gecenin sessizliğinde…




  3. Dr Zeynep
    Bayan Üye
    Koku Yardımıyla Haberleşen Canlılar

    Bazı canlılar arasında koku yayan kimyasal maddelerle iletişim kurmak yaygındır. Onun için çoğu hayvanın beyninde koku lobu neredeyse beynin diğer kısımlarından daha büyüktür. Öyle ki diğer tüm duyular, beyine giderken beynin daha alt bölümlerine uğramalarına rağmen kokuyu algılayan reseptörlere bağlı duyu nöronları hiçbir yerde oyalanmadan doğrudan kokunun değerlendirildiği beynin korteksine giderler. Örneğin bir kovandaki arılar, kraliçe arının ürettiği feromon denilen bir kimyasal maddenin etkisiyle birbirlerini tanırlar. Hatta farklı kovanların arılarının feromonu da farklıdır.

    İşçi karınca, yuvasına giren bir başka karıncayı tanımak için anteniyle onun vücuduna dokunur. Koloniden olanla olmayanı, üzerinde taşıdığı özel “koloni kokusu” sayesinde hemen ayırt edebilir. Yuvaya giren karınca eğer bir yabancıysa, ev sahipleri bu davetsiz misafiri kabul etmezler. Eğer konuk aynı cinsten fakat farklı koloniden bir karıncaysa bunu da anlayabilirler. Bu durumda konuk karınca yuvaya kabul edilir, fakat koloninin kokusunu elde edinceye kadar misafir karıncaya daha az yiyecek verilir.

    Sismik Dalgalarla Haberleşen Canlılar

    Bazı hayvanlar, tepinme veya ses çıkarma yoluyla biyosismik işaret veya dalgalar meydana getirirler. Işıktan çok daha küçük dalga boylarına sahip bu sismik dalgalar, yüzeyde yayılır (Rayleigh dalgaları). Bu biyosismik işaretler; eklembacaklılar, balıklar, sürüngenler, amfibiler, yengeç, fare, sincap ve diğer küçük memeliler arasında, haberleşme, av bulma ve yırtıcı hayvanlardan korunmada kullanılmaktadır. Bunların sadece kısa mesafelerde değil, uzun mesafelerde de kullanılıyor olabileceğine dâir bazı işaretler vardır. Son yıllarda bu küçük omurgalıların yanısıra, aslan, gergedan, boğa ve fil gibi daha büyük sismik dalgalara sebep olabilecek büyük memelilerde de, bu metodun haberleşmede ve diğer bazı sahalarda kullanıldığı tespit edilmiştir.

    Canlıların haberleşmek amacıyla kullandığı yöntemler bize Allah’ın sonsuz aklını, güç ve sanatını göstermektedir. Allah üstün ve güçlü olandır, benzersiz yaratandır.
    Karada ve denizde olan her şey, O’na aittir. Allah sonsuz bir akıl ve bilgi sahibidir.

    Bir Kuran ayetinde şöyle buyrulur:

    “O Allah ki yaratandır, kusursuzca var edendir, şekil ve suret verendir” (Haşr Suresi, 24)

    Geyikler bir tehlikenin varlığını ayaklarını hızla yere vurarak arkadaşlarına duyururlar. Tavşanlar da, kızgınlık veya alarm işareti vermek için arka ayaklarını sertçe yere vururlar. Yunuslar, su altında çeşitli sinyaller çıkararak haberleşirler. Kunduzlar, geniş ve yassı kuyruklarını tehlike durumunda suya çarparak çıkardığı seslerle arkadaşlarını uyarırlar.

    Termitlerin, antenleri olmadan hayatlarını devam ettirebilmeleri imkansızdır. Çünkü bu antenleriyle sadece düşmanlarını tanımakla kalmayıp aynı zamanda hem yönlerini bulurlar hem de koloni yaşamını sürdürebilmek için kraliçeden gelen sinyalleri algılarlar.

    Filler de çıkarttıkları tiz sesler aracılığı ile birbirleri ile haberleşirler. Araştırma-lar, bu homurtuların Rayleigh dalgaları şeklinde yeraltında yayılabileceğini göstermiştir. Fillerin ayaklarını yere vurmalarıyla 32 km’ye, homurtularıyla da 16 km’ye kadar ulaşan dalgalar onların, eş bulma, alan belirleme, barınma, tehditlere karşı uyanık olma, korunma, kaynakları en iyi şekilde değerlendirme, grupta uyum sağlama gibi konularda birçok ihtiyacını gidermektedir.

    Tropik bölgelerde yaşayan “ağaç karıncaları”, ağaç kabuklarına ve yapraklara vurmak suretiyle ağaçtan ağaca birbirleriyle konuşurlar. Ağaçların içinde yaptıkları galerilerde yaşayan böcekler ise başlarını sert zemine vurarak haberleşirler.

    Gecenin aynı saatinde, farklı yönlerden aynı su kaynağına su içmeye gelen gergedanların da bu zaman uyumunu, aralarındaki sismik işaret veya sesle sağladıkları tahmin edilmektedir.

    Vücut Diliyle Haberleşen Canlılar

    Bazı canlılar sadece kendi türlerinin anlayabileceği bir vücut dili kullanarak haberleşirler

    Arıların haberleşme yöntemi danstır. Öncü arılar kovana döndüklerinde, besinin yerini arkadaşlarına güneş, kovan ve besin üçgenini gösteren açılar çizerek ve dans ederek tarif ederler. Dans boyunca diğer işçiler, tarifi yapan arının etrafında kümelenir ve her hareketini takip ederler. Ayrıca dansçının titreşen karnına antenleri ile dokunurlar. Bu hareket çok önemlidir, çünkü arının havada oluşturduğu kesintili akım besin kaynağının uzaklığını bildirir. Arının gövdesinin alt kısmını sallaması sayesinde hava akımları oluşur. Diğer arılar da antenleri ile bu akımları algılar ve gidecekleri besin kaynağının uzaklığını bu sayede tespit ederler.

    Virginia geyiği ilk tehlike işaretinde kuyruğunu yukarı doğru hafifçe vurur. Kuyruğunun alt tarafı tamamen beyazdır. Bu parça hayvanın tüm vücudu üzerindeki tek beyaz parçadır. Bu beyaz kısmın görünmesi sürüdeki bütün geyikleri aniden uyarır.

    Sonuç

    Yüce Allah, küçücük bir karıncada, bir arıda ya da büyük boyutlara sahip olan bir filde kısacası tüm canlılarda haberleşmelerini sağlayacak son derece önemli işlevler yaratmıştır. Canlıların haberleşmek amacıyla kullandıkları yöntemler insanoğlunun planlayabileceğinden çok daha üstün özelliklere sahiptir. Tüm canlıların sahip oldukları muhteşem özelliklerle birlikte Yüce Allah’ın eseri olduklarını Rabbimiz bir ayette şöyle buyurmaktadır:

    O’nun (Allah’ın) alnından yakalayıp denetlemediği hiçbir canlı yoktur…” (Hud Suresi, 56)

    Bu makale, İlmi Mercek Dergisi [Linkleri görmek için üye olun] (Aralık 2009) 40. sayfada yayınlanmıştır




+ Yorum Gönder


diğer canlılarla iletişim,  canlılarla iletişim,  diğer canlılarla iletişim nedir,  canlılarla iletisim hakkında bilgi