+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Ev Ödevleri Forumunda Panslavizm düşüncesi nasıl sona erdi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Panslavizm düşüncesi nasıl sona erdi








    panslavizm düşüncesi nasıl sona erdi







  2. Asel
    Bayan Üye





    panslavizm düşüncesi nasıl sona erdi

    Panslavizm; sözü bilhassa 1870’lerden itibaren Batı Avrupa siyasi mahfillerinde sık sık rastlanan bir tabirdir. Bununla Rusya'nın önderliği altında bütün Slav kavimlerinin siyasi tesanüdünü sağlamağa matuf bir hareket kasdedilmiştir; Rusya'nın milli emellerine erişmesi yolunda engel olabilecek bazı devletlere karşı takibettiği sanılan, haddi zatında muayyen bir sisteme girmeyen ve kısmen birbirine zıd olan görüşler, Batılı devletler tarafından "Panslavizm" diye vasıflandırılmıştır. Panslavizm teşkilatlı bir hareket veya bir doktrinden ziyade, mahdud zümrelerin görüş ve hislerinin ifadesi halinde geliştiğinden, bu hareketin hakiki ölçüsü ve unsurlarının, her zaman için, layıkıyla tesbiti müşkül bir iştir; bu hareket bazan, mesela 1875-1878 yıllarında, Londra, Viyana, Budapeşte ve İstanbul'da, Rusya'nın içinde faaliyette bulunan en tehlikeli bir siyasi cereyan olarak telakki edilmişti. Bir taraftan Rus nasyonalizmi ve emperyalizminin süratle gelişmesi, diğer yandan Osmanlı İmparatorluğu ve Avusturya-Macaristan'da "tazyik" altında bulundukları iddia edilen ve milli şuurları uyanan milyonlarca Slav menşeli kavimlerin bulunması, "Panslavizm" cereyanının gelişmesini sağlamış ve bilhassa Rusya'ya komşu memleketler için bu hareket hayati ehemiyeti haiz bir mesele olmakta devam etmiştir, Alman birliğinin tahakkuk ve Alman emperyalizmini geliştirmeğe hizmet eden Pangermenizm ile, çok daha zayıf olarak kendini götsermiş olan PanTürkizm fikir ve siyasi hareketleri vaktiyle büyük bir önem kazandıkları halde, bugün her ikisi de siyasi ehemmiyeti haiz birer problem olmaktan çıkmıştır. Halbuki Panslavizm İkinci Dünya Harbinden sonra dünya politikasında en esaslı bir problem olmuş gibidir. "Tito Yugoslavyası"nın "Slav bloku" dışında kalmasına rağmen -Slav milletleri camiasının en büyük bir Slav devleti olan Rusya'nın Sovyetler Birliğinin baskı ve nüfuzu altında bulunması ve "Slav milletleri tesanüdü"nün fiilen meydanda olması hali hazırda görünüşte olsa dahi "Panslavizm" diye bir cephenin mevcudiyetini, ister hoşumuza gitsin veya gitmesin, kabul etmek ve bu mesele üzerinde durmak mecburiyetindeyiz. Sovyet Rusya’nın açık bir şekilde Çarlık Rusyası politikasını benimsemiş olduğu artık bir hakikattir; aynı zamanda Sovyetler Birliğinde "Rus nasyonalizmi"nin almış yürümüş olduğu da meydandadır; hali hazırda Ruslar’ın tahakkümü altında bulunan, görünüşe nazaran Sovyet rejiminden pek te memnun olmayan, Bulgaristan ve Çekoslovakya ahalisinin ötedenberi Rusya'ya karşı büyük bir sempati besledikleri bilindiğine göre "Panslavizm" probleminin ayrıca bir ehemmiyet kazandığı unutulmamalıdır. Bir taraftan "Pangermenizm" ve "Pantürkizm" hareketlerinin duraklamış olması karşısında "Panslavizm" nasıl oluyor da muvaffakiyet kazanıyor? Bu hareketin -şümulü,- kuvvetli ve zayıf tarafları nedir ve geleceği ne olabilir? Bütün bu soruları az veya çok bir isabetle cevaplandırmak için, "Panslavizm"in geçirmiş olduğu merhaleleri hatırlatmak yerinde olur.

    “Panslavizm" tabiri ilk defa 1826 yılında Slovak yazarlarından J. Herkel tarafından kullanılmıştır; bu zat latince kaleme aldığı ve umumi Slav diline ait olan bir eserinde "Rus panslavismus" (hakiki Panslavizm) tabirini ilmi literatürüne sokmuş ve dolayısiyle bu sözün, sonraları siyasi bir ıstılah da olmasına yol açmıştır. Herkel, edebi ilmi "Panslavizm"le bütün Slav kavimlerinin kültür sahasında karşılıklı alış verişini kasdettiği gibi, siyasi sahada bütün Slav kavimlerinin büyük bir devlet halinde birleşmelerini bir gaye olarak almıştı. Bu suretle siyasi bir "Slav birliği" yaratmak fikri ilk defa kesin olarak, bir Slovak, yani Slavların batı kısmına ait ve katolik dinine mensup, Avusturya tebaasından biri tarafından şekiliendirilmiş oldu.

    Mamafih Slav kavimlerinin kardeşlik ve yakınlık görüşü ve hissi Herkel'dcn çok önce ifade edilmiş olup, literatürde bunun köklerini XI. yüzyıla kadar çıkarmak mümkündür. Şöyle ki, ilk Rus vaka-nüvisi olan Nestor (XI.yüzyıl), "Kronik"inde Slav kavimlerinin yayılışlarından bahsederken, Slav kavimlerinin vaktiyle Tuna boyunda, Macar ve Bulgar arazisinde yerleşmiş olduklarını ve buradan hareketle, yeni işgal ettikleri yerlere göre ad aldıklarını anlattıktan sonra, belli başlı Slav kavimlerinin adlarını birer birer saymaktadır, Nestor, "Slav kavimleri işte böyle yayıldılar ve böylece onların yazıları da Slavca adını aldı" diyor.Slav kavimlerinin birbirine akrabalığı ve ilk vatanlarının Pannonya olduğuna ait rivayetlerin XII. ve XIII. yüzyılda Çek ve Leh manastırlarında devam ettirildiği hakkında bazı kayıdlara malikiz; bunlara göre : Çek, Leh ve Rus adlı üç kardeşin önderliği altında Slav 'kavimlerinden, bir kısmı Hırvatistan ve Sırbistan'dan şimal istikametine giderek, muhtelif sahalarda yerleşmişler ve böylelikle bu üç kavim meydana gelmiştir. Slavların birbirlerine yakınlık hislerinin yaşayıp gitmesinde, sonraki devirlerde, etnik, coğrafi, siyasi ve kültür amillerinin tesiri mühim rol oynamıştır,

    Orta ve Doğu Avrupa'da ve Balkanlar'da aynı ırka ve guruba dahil kalabalık bir Slav kitlesi MS. VI. yüzyıldan itibaren mevcut olup, Slav kavimleri birtakım siyasi amillerin icabı olarak işgal ettikleri sahayı müemadiyen genişletmişlerdir. Türlü adlar taşıyan bu Slav kavimleri, az bir istisna, işgal ettikleri saha bakımından birbirine bitişiktirler. Büyük çoğunluğu Ortodoks-Grek Kilise ve kültür dairesine mensupturlar. Batı kısımları ve Balkanlar'da yine batıya düşen sahada yaşıyanlar ise, katolik dini, yani Batı Avrupa kültür dairesine intisap etmişlerdir. Batı Slavları Alman İmparatorluğu, Balkan Slavları (çoğunluğu)—Osmanlı imparatorluğu hakimiyeti altında bulunmakla, siyasi benliklerini kaybettikleri halde, Doğu Avrupa'da büyük bir Rusya'nın kurulması, 'Panslavizm''in kuvvet bulmasında en mühim bir amil teşkil etmiştir. Slavlar, tarih boyunca, Germanlar (Almanlar), Türkler, İtalyanlar ve Greklerle temasla karşı karşıya gelmişlerdir. Bu karşılaşmanın bütün Slav kavimleri üzerinde menfiden ziyade müsbet tesiri olduğu muhakkaktır. Slav kavimlerinin tarih sahnesine çıkalı Türkler veya Germanların, Balkanlar'da ise Bizans ve Adriyatik sahillerinde Latinlerin siyasi ve kültür tesirlerinde bulundukları biliniyor. Orta ve Doğu Avrupa'da yaşayan Slavlar üzerinde Alman kültürünün tesiri bilhassa önemli ve modern Rusya'nın meydana gelmesinde Alman alimleri ve teknisyenlerinin rollerinin ayrıca büyük olduğu aşikardır.




+ Yorum Gönder