+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Ev Ödevleri Forumunda Ruh sağlığı yerinde olmayan bireyin özellikleri Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Ruh sağlığı yerinde olmayan bireyin özellikleri








    ruh sağlığı yerinde olmayan bireyin özellikleri







  2. Asel
    Bayan Üye





    ruh sağlığı yerinde olmayan bireyin özellikleri


    Gençlikte ruh sağlığına geçmeden önce genel olarak gençlik ve ruh sağlığı terimlerinin tanımlanması görüşündeyiz.

    Gençlik; çocuklukla erişkinlik arasında yer alan gelişme, ruhsal olgunlaşma ve yaşam hazırlanma dönemidir. Ergenlikle başlayan hızlı büyüme gençlik çağının sonunda bedensel, cinsel ve ruhsal olgunlukla biter. Genellikle ilk organik belirtiyle başlayan gençlik çağı, büyümenin durmasına kadar sürer ve 12-21 yaşları arasını kapsar. 12-21 yaşları dönemi arası asıl gençlik dönemi olarak tanımlanır. 21-25 yaşları arası ise <<uzamış gençlik>> olarak bilinir. (YÖRÜKOĞLU, 1998, s:13)

    Ruh sağlığı ise; tanımı doğrudan doğruya yapılamayan bir kavramdır. Bu kavramın açıklanmaya çalışıldığı bir çok makale ve yazı vardır. Ancak şunu söylemek mümkündür ki ruh sağlığının tanımını yapabilmek için önce olumsuzunu ele almak gerekir. Şöyle ki: Burada normal ve anormal kavramları öne çıkmaktadır.

    Ruh sağlığının ya da diğer bir deyişle normalin istatistiksel tanımı şöyledir: Çoğunluğa uyan ve çan eğrisinin iki aşırı ucunda kalmayan kişi normaldir. Ancak ruh sağlığı açısından çoğunluğa uyum ruh sağlığının tam bir tanımı olamamaktadır. (ÖZTÜRK, 1997, s: 101)

    Klinik yaklaşım; insanın içinde bir bunaltının olmaması ve çevrene rahatça uyum yapabilmesi formu “normal” olarak kabul edilmektedir. Ancak bu yaklaşım da ruh sağlığı kavramını tam olarak açıklamaya yetmemektedir. (IŞIK, 1998, s: 48)

    Psikodinamik yaklaşım; insanda sağlıklı ve güçlü bir ego yapısını normallik yahut ruh sağlığı için gerekli görmüştür. Şöyle ki: Ego, id ve süperego arasındaki çatışmalara takınık kalmadan ya da bastırmadan veya bir tarafın aleyhine olacak biçimde çözümlemeden, dengeli bir biçimde iç uyumu sağlamış bir egodur.

    Görüldüğü üzere ruh sağılığı üzerine ayrı ayrı görüşler öne sürülmüş ve her biri deyim yerinde ise her bir görüş dev bir buz dağının sadece bir bölümüne takılıp kalmışlardır. (ÖZTÜRK, 1997, s: 103)

    Biz bu noktada genel ve eklektik bir anlatımsal konuyu toparlayacak olursak ruh sağlığının tanımında ya da ruh sağlığı yerinde olan normal bir insanda şu özellikleri maddeler halinde sıralayabiliriz:

    - Çevreye uyum yapabilme.

    - İçinde aşırı bulantısı bulunmama.

    - İd, ego ve süperegosu arasında denge sağlayabilme.

    - Temel güveni sağlam olma.

    - Özerklik duygusu ile seçim yapabilme.

    - Girşim duygusu gelişmiş olma.

    - Kimlik duygusunun olgunlaşmış olması.

    - Yakınlaşma ve yakın ilişkiler kurabilme.

    - Üretkenlik özelliğini kazanmış olma.

    - Benlik bütünlüğüne sahip olma.

    İşte bütün bu saydığımız maddeler normal bir insanı tanımlarken beraberinde ruh sağlığını da anlamamıza yardımcı olmaktadır.

    Bu kavramların tanımlarının verilmesindeki amaç:

    Hem genel olarak konumuzun temeli olan genci tanımak ve tanımlamak hem de ruh sağlığının tanımını yaparken önemini vurgulamaktır.

    Ruh sağlığı konusu genelde insan yaşamındaki diğer fizik rahatsızlıklar kadar, belki de onlardan daha fazla bir öneme sahiptir. Ancak bu önem gençlik döneminde bir kat daha artmaktadır. Bunun nedeni kabaca, bireyin bir kabuk değişimi yaşamasından ileri gelmektedir. Genlik dönemi; gelişimsel özellikler, döneme özgü sorunlar, özgün tanı ve tedavi yaklaşımları ile ruh bilim içerisinde ayrı bir yere ve öneme sahiptir demek mümkündür.

    ICD 10, DSM IV gibi tanımlama ve sınıflandırma sistemlerine başvuran kimseler, örneğin duygulanım bozuklukları ve şizofreni gibi hastalıkların çocukluk ve gençlik yıllarında görülemeyeceği gibi bir kanıya varabilirler. Ancak bu yanlıştır. Çocuk ve gençteki ruhsal bozuklukların belirtisi, tanısı, seyirleri ve tedavileri yetişkinlerden farklı bazı özellikler göstermektedir. Bunları şöyle özetlemek mümkündür:

    - Belirtiler, başlama süresine bağlı olarak şiddeti değişiklik göstermektedir.

    - Bir belirti kendi oluşumu ile ilgili bir seyir izlemektedir.

    - Gelişim yaşına göre belirtiler nicelik ve nitelik olarak değişiklik göstermektedir.

    - Bozukluğun seyri içinde de belirtiler nicelik ve nitelik olarak değişiklikler göstermektedir.

    - Özellikle ergenlerde bazı bozukluklar ancak belirli bir süre içinde netleşmektedir.

    - Çocuk ve gençlerde bazı bozuklukların oluşumunda hazırlayıcı ve ortaya çıkarıcı etkenler arasında psiko-sosyal nedenler daha önemli olabilmektedir.

    - Aile içi ilişkileri ya da dinamiği gencin psikopatolojisine doğrudan ve önemli katkıda bulunmaktadır.

    - Aile- okul işbirliği çocuk ve ergenin tanısından tedavisine kadar her dönemde çok önemli ve kaçınılmaz bir zorunluluk olarak belirmektedir.

    - Aile görüşmeleri gerek bilgilendirme gerekse tedavinin seyrini izleme açısından önem taşımaktadır.

    - Çocuk ve gençlerle gerek tanıya yönelik gerekse tedavi amaçlı görüşmelerde psikolojik danışmanın, girişimci, belirleyici, katılımcı, yönlendirici, umutlandırıcı, destekleyici ve örnek olucu rol üstlenmesi gereklidir.

    - Danışman bu sorunların saptanmasında ve çözümünde gence ve gerekirse aileye danışmanlık yapmalıdır.

    - Çocuk ve gençlerin tedavisi, içinde bulunduğu gelişim döneminden beklenen akademik, toplumsal sorumluluklarından ayırmadan yapılmalıdır.

    - Çocuk ve gençlerin nadiren yatırılarak tedavi edilmeleri gerekir. Özkıyım riski, cinsel ya da fiziksel sömürü ve psikotik durumlar bu kararın gözden geçirilmesi gereken durumlardır. Yatış süresi olabildiğince kısa tutulmalıdır.

    - Yaygın gelişimsel bozukluklar, zeka gerilikleri ve çocukluk çağı şizofrenisi dışındaki bozukluklarda uygun ve etki tedaviye yanıt yetişkinlerden daha kısa sürede ve daha iyi olmaktadır.

    Yetişkinlerden farklı olan bazı özellikleri özetlendikten sonra aynı kaynaklarda tanısı konan bozukluklar şöyle sıralanabilir:

    - Mental Retrardasyon

    - Öğrenme Bozuklukları

    - Motor Beceri Bozukluğu

    - İletişim bozuklukları

    - Yaygın Gelişimsel Bozukluklar

    - Dikkat Eksikliği ve Yıkıcı Davranış Bozuklukları

    - Tik Bozuklukları

    - Dışa Atım Bozuklukları

    - Diğer Bozukları

    Gençliğin ve ruh sağlığının tanımlarını yaptıktan, ayrıca tanısı konan rahatsızlıların yetişkinlerde görülen şekillerinden farklarına genel olarak değindikten sonra gençlikte ruh sağlığı konusuna geçiyoruz.



    BÖLÜM II

    GENÇLİKTE RUH SAĞLIĞI





  3. Asel
    Bayan Üye
    ruh sağlığı yerinde olmayan bireyin özellikleri nelerdir


    Gençlik çağının karmaşık ruhsal özellikleri bir arada incelenince ortaya dengesiz ve sağlıksız bir görünüm çıkmaktadır. Sinirlilik, birden tepki gösterme, öfke patlamaları, ortak ve düşüncesiz davranışlar, çabuk sevinip çabuk üzüntüye kapılma ile coşku arasında gidip geliş, bencillik, sayısız kaygılar, güvensizlik, kararsızlık bu özellikler bir erişkin kişide toplandığı zaman o kişiye duraksamadan ruh sağlığı bozuk ve uyumsuz bir kişi tanısı konabilir. Ancak gençlik çağının ruh sağlığı bozuk tanısı konabilir. Ancak gençlik çağının ölçütleri erişkin çağının ölçütlerinden farklıdır. Çünkü ruh sağlığı kavramı gelişme dönemlerine göre belirlenen bir kavramdır.

    Aristo, gençlik çağını sürekli bir sarhoşluk olarak tanımlarken çok uygun bir tanı koymuş. Sarhoş kişiden ne denli tutarlı ve uyumlu davranış beklenirse gençten de o kadarı beklenebilir. Gençlikte ki çelişkileri, dengesizlikleri, duygusal çalkantıları bu nedenle bir hastalık olarak değil “sağlıklı bir çılgınlık” olarak nitelemek daha yerinde olur. Ruh hekimleri gençliğin ruhsal durumunu benliğin güçsüzlüğü ve yetersizliği olarak yorumlarlar. Alt benlikten ve çevreden gelen baskılar nedeniyle bocalayan bir çıkış yolu arayan bir kişidir genç. Bunun için uyum denemeleri yapması gerekir. Önce engelleri aşan, yatağını bulunca durulan bir sel gibidir gençlik. Gençte beliren duygusal bocalamalar ve aykırı davranışlar, hep bu yolunu arama denemelerinin sonucudur. (YÖRÜKOĞLU, 1998, s: 125-128)

    Anna Freud ergenliği huzurlu bir büyüme sürecinin bozulması veya kesintiye uğraması olarak değerlendirmiş ve ergenlik süreci içerisinde tutarlı bir dengenin korunmasını “anormal” olarak görmüştür. Anna Freud’a göre, yetişkinlikte “anormal” olarak düşünülebilecek bazı uyumsuz düşünce, duygu ve davranışlar ergenlik döneminde “normal” olarak oluşmaktadır. Erikson’da, Anna Freud’la aynı doğrultuda, ergenlik bunalımını “normatif” olarak kabul etmiştir. (EGE PSİKİYATRİ SÜREKLİ YAYINLARI, Cilt II, s:318)



    ERGENLİK ÇAĞINDA BAŞARILMASI BEKLENEN

    BAŞLICA GELİŞİM GÖREVLERİ

    1. Cinsel rolünü kabullenme ve role uygun davranış örüntüleri geliştirebilme.

    2. Duygusal bağımsızlığını kazanma ve kendisi ile ilgili önemli kararları kendi başına verebilme.

    3. Yaşdaş dünyası içinde, akran grubu içinde kabul görme ve arkadaşlık, işbirliği, liderlik yeteneklerini geliştirebilme.

    4. Çatışan değerleri uzlaştırma ve kendi yaşına özgü bir yaşam felsefesi geliştirebilme.

    5. Meslek seçimi için gerekli ön hazırlıkları yapma ve kendine en uygun olan mesleği seçebilme.

    6. Öz kimliğine ulaşma ve bunu kabullenebilme. (KILIÇÇI, 1992, s:71)



    GENÇLİĞİN İLK YILLARINDA RUH SAĞLIĞI

    Ergenliğin ilk yıllarında ve son yıllarında gencin kişiliği farklı güçlerin etkisi altında kalmakta ve bu güçlerin etkisi altında kalmakta ve bu güçlerin güdüleyici etkileriyle biçimlenmektedir. Ergenliğin ilk yıllarında birey ne çocuktur, ne de gençtir. Bu nedenle ona “yeni yetme” denilmektedir. Ama ergenliğin son yıllarında kişi artık bir genç sayılabilir. Aynı kimsenin normal bir kişilik gelişimi süreci içinde yeni yetmelik yılları ile gençlik yılları birbirinden oldukça farklı özellikler göstermektedir. Ergenliğin ilk yıllarında kişi çelişkili ve tutarsız davranışlar ortaya koyarken, ergenliğin son yıllarında daha tutarlı ve belirgin davranış geliştirmeye başlamıştır.

    Ergenlik öncesinden itibaren kişi artık çocukluktaki kimliğinden farklı bir benlik algısı içinde bulunmaktadır. Yeni yetme bu yeni kimliğine bir yandan umut ve güvenle bakarken bir yandan da toplumun cinsel konulara bağladığı ayıp ve utanç duygusu kimliğinin bir yönünün kabulünü güçleştirmektedir. Bu nedenle yeni yetme umut ve suçluluk güven ve güvensizlik duyguları içinde şaşkın görünmektedir. Ergenlik yıllarında güven ve güvensizlik duygularının kendi içinde dengeleşimini, kişinin daha önceki yıllardan getirdiği kişilik yapısında temel güven duygusu yerine güvensizlik, bağımsızlık yerine kararsızlık, girişim yerine suçluluk, başarı yerine yetersizlik duygusu ile yoğrulmuş bir benlik geliştirdi ise bu yapı ergenlik çağının doğal bunalımları sırasında çok fazla zorlanacaktır. Ergenlik çağında bazı kişilik yapılarının, diğer çağlara kıyasla fazla zorlandığı ve ego bütünleşmesini güçleştirecek biçimlerde parçalandığı görülmektedir. Suç işleme, intihar olayları ve ruh hastalıklarının ilk nöbetlerinin görülüşündeki sıklık, güvensiz ve sağlıksız kişilik yapılarının; ergenlik çağının iç ve dış kaynaklı zorlanmaları karşısında kendisi için sağlıklı bir çıkış yolu bulamayan sağlıksız çözüm yollarıdır. (KILIÇÇI, 1992, s:77-78)



    GENÇLİĞİN SON YILLARINDA RUH SAĞLIĞI

    Ergenliğin ilk yıllarında yetişkin otoritesine başkaldırma sekline dönüşen bağımsızlık gereksinimi ile cinsel kimliğin kabulüne ilişkin gereksinmeler henüz tam çözüme ulaşmamakla beraber kişinin bu konulardaki çaba ve aramaları, onu arkadaş dünyası içine itmekte, onun dikkatini kendisi üzerinden bir ölçüde uzaklaştırmakta ve yaşdaş dünyasının ona çocukluktaki dünyasından daha farklı görünmesine yol açmaktadır. Yavaş yavaş ergen cinsel isteklerinin kendi denetimi altında tutabilmeyi öğrenmeye ve cinsel kimliğini özümlemeye başlamaktadır. Böylece ergen, artık ergenlik öncesinde olduğu gibi, karşı cinsi reddetmekte ve erinlik yıllarında yaptığı gibi karşı cinse olan ilgisini gizlemektedir. Aksine, karşı cinsin beğenisine bir gereksinim duymakta ve sağlıklı bir kişilik gelişimi içindeyse, karşı cinse olan ilgisini gizleme gereğini duymamaktadır. Hatta evlenme için zamanın çok erken olduğunu bilmesine rağmen ideal bir eşe özlem duymaktadır. Bu özlemle birlikte kendisine ekonomik bağımsızlığını kazandırabilecek bir mesleğin seçimi üzerinde ciddi bir düşünceye yönelmiş bulunmaktadır. Ayrıca meslek seçimi konusunda dış baskıların da artmakta olduğunu sezinlemektedir. Bütün bunlar ergeni meslek seçimi konusunda bir karar vermeye ve bu kararı vermek için yeteneklerini gözden geçirmeye zorlamaktadır. Bu durum karşısında, ergenin gerçek benliği ile ideal benliğinin birbiriyle uzlaşması ya da çözüm gerektiren yeni çatışmalar içine düşmesi beklenebilir. Kısacası, ergenliğin ikinci yarısında, kişinin psikolojik dengesi meslek seçimi gibi birçok önemli bir başka gereksinim yüzünden bozulmaktadır. Bu ve diğer gereksinimler kişinin yetişkinlik rolünde başarılı olabilmesi için hayati önem taşıyan dengeleşim durumlarını ve bir ergen için uygun sayılacak davranışlar ve tutumlar geliştirmeyi gerekli kılmaktadır. (YÜKSEL, 1995, s: 651-655)

    Yetişkin olma yolunda kendisi için bir kimlik geliştirme konusundaki aramaları, ergeni, yetişkin beğenisinden çok arkadaş beğenisiyle yönetilir durumuna getirmiştir. Aslında bu durum kişi için duygusal bağımsızlığını kazanma ve yaşdaş değerlerini özümleme bakımından önemli bir aşamadır. Ancak bu aşama içinde ham ve uyum gücü sınırlı olan katı bir kişilik yapısının gelişmesine neden olabilecek bir tehlikenin de gizli olduğunu unutmamak gerekir. Erikson, bugünkü hızlı teknolojik gelişmeler sonucu ortaya çıkan ve aşırı uçlarda sağ-sol doktrinlerin ergenin özerkliğine ulaşmasını engelleyici katı ve kesin sınırlı yapay bir benlik tasarımı geliştirmeye neden olduğunu ve bu yapay özdeşimin de arkadaşlık gruplarıyla gerçekleştiğini ifade etmektedir. (KILIÇÇI, 1992, s: 78-79)

    Ergenlik çağının sonuna doğru kişi, “ben merkezli” olmaktan çok “problem merkezli” hale gelmiştir. Toplumsal değerlere ve toplumsal olaylara karşı ergenin ilgisi artmıştır. Ergen bu ilgisi doğrultusunda yönlendirdiği yaşantılarını denetlerken ve değerlendirirken ya da çevresinde olup bitenleri değerlendirirken dürüst fakat duygusal davranma eğilimindedir. Sahip olduğu değerler henüz birbirleriyle çelişkili ve tutarsız görünmemektedir. Ama ergen bu değerleri akılcı bir gözle eleştirebilecek ve bunları birbirleriyle tutarlı bir genel dizge içinde tertipleyebilecek zihin gücüne ulaşmış bulunmamaktadır. Bu zihinsel yetenek, gence birbiriyle çelişen aile değerleri ile arkadaş değerlerini uzlaştırma, arkadaş ve aile değerlerinin tutsağı olmama özgürlüğünü olanağı verebilir. Genç, bu dönemde değerbilir ve akılcı bir karakter yapısı içinde kendine özgü bir yaşam felsefesi geliştirebilecek bilgi ve yeteneğe ulaşmıştır. Ancak böyle bir düzeye ulaşabilmesi için ona güvenli bir eğitim ortamı ve bilinçli bir rehberlik sağlanması gerekir. Gencin çevresinde olup bitenlere değer yargıları açısından bakabilmesi ve değerlerin pratik sonuçlarının diğer insanlar üzerindeki etkilerini duygusallıktan ziyade akılcı bir gözle değerlendirebilmesi için uygun öğrenme yaşantıları geçirmesi gerekmektedir. Böyle bir eğitime önem verilmezse çelişkili değerler içinde eneyin doğru olduğuna karar vermesi oldukça güç hale gelebilmekte ve böylece onun değerbilir ama ham vicdanı başkaları tarafından kolaylıkla sömürebilmektedir. Böyle bir sömürü de arkadaş grupları aracılığı ile çok kolay yapılabilmektedir. (ENÇ, 1979, s: 287-292)





  4. Asel
    Bayan Üye
    ruh sağlığı yerinde olmayan bireyin özellikleri


    Gencin arkadaşları tarafından kabul edilmesi onun kendini kabulünü de olumlu yönde etkilemektedir. Arkadaş beğenisini kazanma gencin kendine güven ve saygı duymasına neden olur. Arkadaş kabulü ergenlik öncesi yıllarında kendi cinsinden olan arkadaşlarla kurduğu dostluk ilişkileriyle önem kazanmaya başlamıştır. Karşı cinsin kabul ve beğenisi ergenlerin kendini değerli görmesine ve karşı cinsle olan ilişkilerinde daha güvenli ve tutarlı olmasına neden olur.

    Normal bir gelişim süreci içinde, sayıca çok, kısa süreli arkadaşlıklar ve büyük gruplar yerini; ergenliğin bitimine doğru, sayıca az yakın dostluklara ve küçük arkadaş gruplarına bırakmaktadır. Bu, kişiliğin gelişiminde ve insan ilişkilerinin derinleşmesinde önemli bir aşamadır.

    Ergenlik döneminde kişiliğin gelişimi ve uyumunun, daha sonraki yıllarda kişiliğin gelişimini ve uyumunu oldukça fazla etkilediği gerçeğini göz önünde tutarak ergenlerle yakınlığı ve ilgisi olan herkesin ve her kuruluşun, onun gelişimini kolaylaştırma ve ruh sağlığını koruma amacıyla yapacağı tüm yardımlarını, bu çağın psikolojik gereksinimlerine uygun yapabilecek düzeyde bilgi, beceri ve anlayışa sahip olması gerekmektedir.





    YETİŞKİNLİĞE GEÇİŞTE RUH SAĞLIĞI

    18-25 yaşları arası yükseköğrenim yıllarına rastlamaktadır. Günümüzün gelişim psikologları bu döneme değişik adlar vermektedirler (bazıları da 21-25 yaşları arasını esas olarak almaktadırlar). Kimi bu dönemi gelişmiş toplumlarda “gecikmiş ergenlik” olarak alırken, kimi de “genç yetişkinlik” olarak adlandırmaktadırlar. Aysa Keniston bu döneme “gençlik” adını verirken bu yaş gençliğini ne çok uyumlu bir grup, ne de çok bunalımlı bir grup olarak görmekte ve ergenlikten yetişkinliğe “geçiş” döneminde bulunan genç bir insan kesimi olarak görmektedir.

    Ergenlik yıllarında birey, zihinsel yönden kim olduğu ve evrendeki yerinin ne olduğu sorusuna cevap verebilecek düzeye ulaşmış olmakla beraber henüz “Ego Kimliği”ni ilgilendiren ben kimim? Ne olabilirim? Ne olmalıyım? Sorularına ancak yaşantılarındaki sınırlılığa uygun yanıtlar alabilir. Kimlik duygusunun içeriğinde bulunan cinsel, toplumsal, mesleksel kimlik öğeleri ergenlik yıllarının sınırlılıkları içinde gerçekleşir. Farnsworth, yükseköğrenime gelmiş bir gencin çağına ilişkin gelişim görevleri karşısında kimlik duygusuna yeni boyutlar katabileceğine işaret etmektedir. Kimlik duygusu genç yetişkinlik yıllarında şu gelişim görevlerinin etkisi altında bireyde yerleşme olanağı bulabilmektedir:

    1. Aileden bağımsız olma duygusunun yerleşmesi;

    2. Duygusal çelişkileri kabul edebilmeyi öğrenme;

    3. Otoriteyle ilgili ilişkileri düzenleyebilme,

    4. Cinsellikle ilgili psikolojik olgunlaşmaya ulaşma;

    5. Kendine yeterlikte ve kendine saygıda güven bulma;

    6. Olgun standartlar ve değerler kazanma. (KILIÇÇI, 1992, s: 83-84)

    Çağının gelişim görevleri , genç yetişkini, ergenlik yıllarında kurduğu sınırlı olan cinsel, toplumsal ve mesleki kimliğini daha gerçekçi bir düzeye ulaştırmaktadır. Rappoport, bu gerçekçiliği yeniden değerlendirme ve yanılsamadan kurtulma (disillusionment) olarak nitelemektedir. Bu durumu yükseköğrenim yıllarında yetişkinliğe geçişte önemli bir olgu olarak vurgulamaktadır. Böyle bir değişim, kişiliğin olgunlaşması ve bireyin uyum yeteneğinin artışı anlamına gelmektedir. Yetişkinlik yıllarında, iş ve aile yaşamıyla ilgili gerçek sorumluluklar ve sürekli roller ego kimliğinin ya da kimlik duygusunun gelişiminde daha gerçekçi bir kararlılık ve bütünlük kazandırmaktadır. Ancak, bu olgunluk düzeyine ulaşmada aşamalı bir gidişin olması gerekmektedir. Ergenlik çağında rol karışıklığıyla sonuçlanmış bir kimlik arayışı genç yetişkinlik yıllarına taşındığında, genç yetişkinlik yıllarının gelişim görevlerinin başarılması güçleşmekte ve eğer bu konuda bir sağaltım yapılmayacak olursa bu bocalama yıllarca sürmektedir.

    Genç yetişkinlik yıllarında birey kendi cinsinden olan arkadaşlarıyla yakın dostluklar kurabildiği gibi, eğer bu dostluklar önemli hayal kırıklığıyla bozulmadıysa oldukça uzun süreli olan eğilimi de artar. Karşı cinsle kurulan ilişkilerde paylaşılan sevgi cinselliği de içine alır. Cinsel gelişim bu dönemde önemli bir aşamadan geçmektedir. Ergenlik döneminin masturbasyon ve cinsel düşlerle sınırlanan cinsel etkinliklerinin yerine gerçek bir cinsel yakınlık almaktadır. Daha önceki yıllarda cinsel içerikli çatışmalar nedeniyle bu dönemde bazı korkular yaşanırsa da bunlar karşı cinsle yakın ilişkisi içinde çözümlenebilmektedir. Ama kişi duygusal yalıtım içinde yalnız kalma eğilimi gösteriyorsa bu kaygıların çözümü güçleşmektedir.

    Ergen pekçok sorunun kaynağını dışarıda ararken, genç yetişkin busorunların toplumun beklentileri ile ve onun kendi benliği arasındaki çatışmalardan kaynaklandığını farketmiştir. Gerçek benliğini farkedişte eğer bir yetersizlik sezdiyse benliği ile toplumun beklentileri arasındaki çelişkiyi yaşamaya başlamıştır. Bu çelişkinin, çoğu kez, bu dönemde topluma yabancılaşma şeklinde yaşandığı görülmektedir. Toplum değerlerini reddetme, hippilik, punkçuluk bazen de politik etkinliklere katılmada aşırıya gidiş gibi başkaldırılarla topluma yabancılaşma duyguları ifade bulmaktadır. Diğer yandan topluma ters düştüğü halde ona yabancılaşmayan ya da topluma başkaldıran gençler alkol ve uyuşturucu madde alışkanlığı içinde ya güçsüz benliğin kendine verdiği acıyı unutmaya çalışmakta ya da aşırı bireyselleşme çabası içine düşmektedirler. Bununla beraber çoğu genç hem kendisi hem toplum için ideal olanla gerçek olan arasındaki farkı ve bu farktan kaynaklanan çatışmaları bir çözüme bağlamanın en uygun yol olduğunu olanaksız durumları kavramakla birlikte bunu henüz kabul etmekte, bir değişimin olması gerekliliği konusunda direnmektedir. Genç süreki bir ilerleme ve değişimden yanadır. Bu değişimin anlamı gençten gence farklı olabilir, kimi lider olmak, kimi yabancı dil öğrenmek, kimi karşı cinsten arkadaş edinmek, kimi kendi kişiliği içinde bir devrim yapmak amacındadır. Ama bunları başarmada kendinden ve çevredeb gelen engellemeler onu depresyona itmektedir. Gençtan, gençlik döneminde yaşanan bu deprsyonun intihara eğilimi arttırdığını ifade etmektedir.

    Keniston, gençliğin çeşitli sorunlarını “bireyselleşmeye karşı yabancılaşma” olgusu olarak adlandırmakata ve bireyin kendi benliğiyle toplumsal normlar arasında bir uzlaşma sağlayabileceği ölçüde bireyselleşebileceğine işaret etmektedir. Aksi halde ya insanın kendine ya da insanın iiçinde yaşadığı topluma yabancılaşacağını ifade etmektedir. Hızla değişen çağdaş dünya içinde değerleri ve ihtiyaçları oldukça farklı hale gelen yükseköğrenim gören genç yetişkin kesiminde, bireyselleşme ihtiyacı ve buna bağlı doyum biçimi bireyin ruh sağlığını denetim altında tutmaktadır. Bireyin kendine ve içinde yaşadığı topluma yabancılaşmadan bireyselleşmesi özgerçekleşim ya da bütünüyle işler kişilikle binişik olan bir süreçtir. Bireyselleşmeye karşı yabancılaşma olgusu özgerçekleşim için bir tehlike kaynağı oluşturmaktadır.(KILIÇÇI, 1992, s: 85-87)



    GENÇLİK DÖNEMİNDE GÖRÜLEN RUHSAL

    BOZUKLUKLARA GENEL BİR BAKIŞ

    DSM IV genellikle ilk kez çocukluk ya da ergenlik döneminde tanısı konan bozuklukları aşağıdaki şekilde ele almıştır:

    Mental Retardasyon: Bu bozukluk 18 yaşın altında başlayan belirgin olarak ortalamanın altında (zeka bölümü yaklaşık 70 ya da altında) zihinsel işlevler ve eşlik eden uyum bozukluğu ile belirlenmektedir. Hafif, orta derecede, ağır ve ileri derecede mental retardasyon ile şiddeti belirlenmemiş mental retardasyon olarak sınıflara ayrılmaktadır.

    Öğrenme Bozuklukları: Bireyin kronolojik yaş, ölçülen zeka düzeyi ve yaşıyla uyumlu eğitiminden beklenen düzeyin gerisinde okul başarısı ile belirlenir. Okuma bozukluğu, matematik bozukluğu, yazılı anlatım bozukluğu ve başka türlü adlandırılamayan öğrenme bozuklukları olarak sınıflandırılmaktadır.

    Motor Beceri Bozukluğu: Bu bozukluk, bireyin kronolojik yaşı ve ölçülen zekasından beklenen düzeyin gerisinde motor koordinasyon ile belirlenmekte ve gelişimsel koordinasyon bozukluğunu da kapsamaktadır.

    İletişim Bozuklukları: Bu bozukluklar sözel anlatım bozukluğu, karışık dili algılama-sözel anlatım bozukluğu, fonolojik bozukluk, kekeleme, ve başka türlü adlandırılamayan iletişim bozukluğunu içeren dil ya da konuşmadaki güçlüklerle belirlenmektedir.

    Yaygın Gelişimsel Bozukluklar: Bu bozukluklar gelişimin birçok alanında ortaya çıkan yaygın bozulma ve ciddi eksikliklerle belirlenmektedir. Toplumsal etkileşim, iletişimde bozukluk ve basmakalıp davranışlar, ilgi ve etkinlikleri içermektedir. İçerdiği özgül bozukluklar şunlardır: Otistik bozukluk, Rett bozukluğu, çocukluğun dezintegratif bozukluğu, Asperger bozukluğu ve başka türlü adlandırılamayan yaygın gelişimsel bozukluk.

    Dikkat Eksikliği ve Yıkıcı Davranış Bozuklukları: Bu rahatsızlık, dikkatsizlik ve/veya hiperaktivite-impulsiviteye ilişkin belirtilerin ağır bastığı dikkat eksikliği / hiperaktivite bozukluğunu içermektedir. Önde gelen belirtileri belirlemek amacıyla alt tiplere ayrılmıştır. Dikkatsizliğin önde geldiği tip, hiperaktivite-impulsivitenin önde geldiği tip ve bileşik tip. Bu bozukluk ayrıca yıkıcı davranış bozukluklarını da içermektedir. Davranım bozukluğu, yaşıyla uyumlu toplumsal kural ya da normlara ya da başkalarının temel haklarına saldırı şeklinde ortay çıkan davranışlarla belirlenir. Karşıt olma-karşı gelme bozukluğu, olumsuz, düşmanca ya da asice davranışlarla belirlenir. Bu bozukluk ayrıca başka türlü adlandırılamayan dikkat eksikliği / hiperaktivite bozukluğu ve başka türlü adlandırılamayan yıkıcı davranım bozukluklarını da içermektedir.

    Tik Bozuklukları: Bu bozukluklar vokal ve/veya motor tiklerle belirlenir. Bu bozukluklar arasında Tourette bozukluğu, kronik motor ya da vokal tik bozukluğu, gelip geçici tik bozukluğu ve başka türlü adlandırılamayan tik bozukluğu yer alır.


  5. SuskuN PrenS
    Devamlı Üye
    ruh sağlığı yerinde olmayan bireyin özellikleri nelerdir





    Ruh sağlığı, üzerinde ortak görüş birliğinin sağlanamadığı kavramlarından birisidir. İnsanı konu edinen her bilim dalı, ruh sağlığı kavramı ile şu veya bu şekilde ilintilidir. Çoğunlukla psikoloji bilim dalında kendine daha geniş yer bulan “ruh sağlığı” konusu; psikoloji alanındaki temel yaklaşımlar (ekoller) tarafından bile farklı farklı betimlenmektedir.

    Psikanalizm ekolüne göre; insan, id’in (ilkel ben) doyumuna yönelik bir yaşam enerjisiyle dünyaya gelir. İnsanın doğasında temel olan bu güç, yaklaşık üç yaşına kadar insan yaşamındaki temel belirleyicidir. İnsanın ilk sosyalleşme belirtilerini göstermeye başladığı 3 yaşına kadar belirleyici olan bu temel güç 3 yaşından itibaren soyut işlemler (11-12 yaş) dönemine kadar etkisini giderek azaltır ama yok almaz. 3 yaşından itibaren sosyal çevresinin farkına varan (bilişsel ve duyuşsal olarak) bireyde süperego (vicdan, üstben) ve ego (mantık, ideal ben) oluşur. Süperego id’in aksine bireyin vaziyet alışlarını başkalarına göre (kanun, düzen, kültür, aile, anne-baba vb.) belirlemesini sağlar. Ego ise, süperego ile id arasında bireyin yaşantılarını düzenleyen, karar verici mekanizmadır. Bu bağlamda, psikanalizm ekolüne göre; ruh sağlığı id ile süperego arasındaki dengenin sağlanması durumudur. Bireyin id ile süperego arasında denge kurulmasını sağlayan ego; hakemdir. Ego’nun hakemliği bazen id’den yana bazen süperego’dan yanadır. Ego tek başına karar verici mekanizma değildir. Evlilik hazırlığı içindeki bir insanın nasıl bir düğün yapacağına, çoğunlukla kültürden dolayı süperego, egonun desteğini alarak karar verir. Ama diğer yandan, birey açlık tehlikesiyle karşı karşıya kaldığında, id hırsızlığı ego’nun desteğini alarak yapabilir. Görüldüğü gibi ruh sağlığını id ile süperego arasındaki denge kurma süreci olarak açıklamak her zaman yerinde bir tutum değildir (Kılıçcı, 1989; Geçtan, 1981; Uğurel-Şemin, 1979; Cüceloğlu, 1991; Ataç, 1991).


+ Yorum Gönder


ruh sağlığı yerinde olmayan bireyin özellikleri,  ruh sağlığı bozuk olan insanlarda görülen davranışlar,  ruh sağlığı yerinde olmayan insanlarda görülen davranışlar,  ruh sağlığı ve davranış bozuklukları,  ruh sağlığı bozuk insanların özellikleri,  ruh sağlığı bozuk bir insanın özellikleri