+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Ev Ödevleri Forumunda Tarih öncesi çağlar kalıntıları nelerdir Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Tarih öncesi çağlar kalıntıları nelerdir








    tarih öncesi çağlar kalıntıları nelerdir







  2. Asel
    Bayan Üye





    tarih öncesi çağlar kalıntıları nelerdir

    İnsan tarihinin en eski çağı. Bu çağ, Tersiyer sonunda insanın belirmesiyle başlamış, Buzul Çağının sonuna kadar sürmüştür. Pleistosen devri tortulları içinde yontulmuş çakmak taşı parçaları, boynuz, insan kemikleri bulunmuştur. Bunlar o zamanlar insanların barındığı mağaralarla oyularak yapılmış inler içindedir. Bu arada savaşta, ayda kullanıl mış araçlar da vardır. Eski Taş-Çağında Yontma taş çağında. insanlar taşları, hele çakmak taşlarını kullanacakları işe göre birbirine sürterek, çarparak biçim vermişlerdir. Bunlar bıçak, testere, balta, ok gibi araçlardır. Bunlardan insanın el işlerinde epeyce ileri gittiği anlaşılmıştır. Bu gelişmeye göre yontma taş çağı 6 döneme ayrilmıştır ki, bu dörıemlerin adları, buluntuların elde edildiği Fransa’nın türlü köy ve kentlerinden alınmıştır. Eskiden yeniye göre sırasiyle şöyledir Chelleen, Acheull Musterien, Aurignacien, Solutr Magdal Bu altı dönemin ilk ikisinde pek kaba araçlar yapılmıştır. Bu sırada insanlar evsiz, çıplak olarak dere ve ırmak boylarında dolaşır, böyle yaşarlardı. Bundan sonraki araçların işlenmesi biraz daha incelmiş, insanlar mağaralarda yaşamaya başlamış, avladıkları hayvanların derilerinden yiyecek yapmışlardır. Bundan sonrakilerde sanat biraz daha ilerlemiş, sona doğru yontma taş yerine kemik ve boynuzlardan araç yapmışlardır. Resimde, heykel yapmada ilerlemişlerdir. Bu zamanda da insanlar mağaralarda barınmışlardır.

    Paleolitik Çağ
    Paleolitik Çağ, tarihöncesi uygarlığının gelişme sürecinde, kültürel evrelerin en uzunu (insanlık tarihinin %99'u) ve Buzul Çağlarının kültürel karşılığı olan; insanlığın ilk ortaya çıkışından, M.Ö. yaklaşık 10.000 yıl öncesinde Neolitik Çağ'ın başlamasına kadar süren arkeolojik çağdır. Bu çağda çaytaşı, çakmaktaşı, hayvan kemikleri ve ağaç gibi doğal maddelerden besinleri pişirmeye ve ısınmaya başlanmıştır. Mağara ve kaya sığınaklarının duvarlarına çizilen resimler yine bu çağın belirgin özelliklerindendir.
    Paleolitik Alt, Orta ve Üst olmak üzere üç alt döneme ayrılmaktadır.

    Orta Taş Çağı
    Diğer isimleri, Yontma Taş Devri, Mezolitik Devir'dir. Dönemi, M.Ö. 100000 - M.Ö. 6000.
    İnsanların taşları yontmaya başladığı, taşları kendilerini savunmak ve avlanmak için kullandıkları devirdir. Basit aletler yapılmıştır. İnsanlar mağara duvarlarına resimler yapmaya başlamışlardır. Bu dönemde insanlar yaşamlarını avcılık ve toplayıcılıkla sürdürmüşlerdir. İnsanlar bu çağda doğal sığınaklar sayesinde vahşi hayvanlardan korunmuşlardır.

    Yeni Taş Çağı
    Yeni Taş Çağının bilinen diğer isimleri Cilalı Taş Devri, Neolitik Çağ'dır.
    Gezegende yaşanan son buzul çağının sona ermesi ardından, insan topluluklarının yayılma eğilimi gösterdikleri ılıman iklim kuşaklarında, yepyeni bir evrimsel açılım yaşanmaya başlanmıştır. Buzulların çekilmesiyle ılıman iklim kuşağında gerek fauna gerekse flora, hem çeşitlilik hem de popülasyon olarak belirgin gelişmeler göstermiştir. Bu mevsimsel farklılıkların oldukça belirgin olduğu ve genellikle kurak sayılabilecek yaşam alanlarında ortaya çıkan ve yayılabilen türler, kaçınılmaz olarak dayanıklı, uyum sağlama ve üreme yetenekleri geniş, görece daha küçük cüsseli türlerdi. İşte bu ortam, insan topluluklarına geniş olanaklar sunmuştur.
    Buğday ve arpa gibi yaygın ve kurak iklime uyumlu bitki türlerinin ve koyun, keçi, sığır gibi otçul türlerin ortaya çıkması ve yaygınlaşmasıyla insan topluluklarının yaşam biçimi de değişmeye başlamıştır. Doğaya doğrudan müdahale ederek, besin olarak kullanılabilecek bitki türlerini yetiştirme ve bazı hayvan türlerini evcilleştirerek sürüler oluşturmak, bu dönemin belirgin özelliği olmuştur.
    İnsan toplulukları bu yeni yaşam tarzında iki ana kolda gelişme göstermişlerdi. Bazı topluluklar evcilleştirdikleri hayvanlardan oluşan sürüleri temel besin kaynağı olarak kullanırken bazı topluluklar ise sınırlı ölçüde de olsa bahçe tarımına başlamışlardır. Her iki ana kol da avcı-toplayı topluluklar olmaktan zamanla çıkmış, bir anlamda besin üreten topluluklar haline dönüşmeye başlamışlardır. Kuşkusuz ağırlıklı olarak tarımla uğraşan topluluklar, avcı-toplayıcı toplulukların yaşam tarzını bırakarak yerleşik düzene geçmek zorunda kalmışlardır. Ağırlıklı olarak hayvan sürülerini kullanan topluluklar ise göçebe ya da yarı-göçebe topluluklar haline gelmişlerdir.




+ Yorum Gönder