+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Ev Ödevleri Forumunda Mantıktaki biçimsel doğruluk nedir Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Mantıktaki biçimsel doğruluk nedir








    mantıktaki biçimsel doğruluk nedir







  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    mantıktaki biçimsel doğruluk nedir


    Mantık kelimesi, Yunanca Logike kelimesinin Arapça tercümesidir. “Logikos, logos’a yani söze, akıla veya akıl yürütmeye ait demektir. Kelime anlamından da anlaşılacağı gibi mantık kelimesi hem akıl hem de söz ile ilgilidir.

    Günlük yaşamımızda ‘mantık’, ‘mantıklı’, ‘mantıksız’ gibi deyimleri kullanırız. Genellikle sözleri birbiri ile uymayan kimseleri mantıksızlıkla suçlar; davranışlarında kararlarında aklına değil de, söz gelişi duygularına önem kişileri de aynı şekilde eleştiririz.

    Günlük yaşamımızdaki anlamının paralelinde mantık sözcüğünün anlamı; çıkarımları denetlemek için geliştirilmiş olan yöntemi anlıyoruz. Çıkarım, eldeki bilgilerden yeni bilgler türetme, eldeki verilerden bir takım sonuçlar çıkarma işlemidir. Eldeki verilerden beklenilen sonuçların çıkıp çıkmadığını araştırmağa da denetleme diyoruz.

    Dikkat etmemiz geren bir noktada mantığın ‘klasik’ ve ‘modern’ olarak ikiye ayrıldığıdır.



    MANTIĞIN TARİHÇESİ:

    Genellikle mantık biliminin kurucusu olarak Aristoteles alınır. Aristoteles gerçektende ilk kez sembol kullanan ve birli yüklemler mantığının bir bölümü olan katagorik önermeler teorisini kurmuş olan Aristoteles’tir. Geçerlilik kavramını da, O ilk kez sistemli bir biçimde incelemiştir. Megana ve Stoa okulları da Eskiçağ’da mantığa önem vermiş ve önerme eklemleri mantığının temelini ortaya koymuşlardır.

    Ortaçağ boyunca genel anlamında Aristoteles mantığından ötede bir mantık çalışması yapılmamıştır. Yeni çağın başında matematik bilimine bağlı bilimlerin gelişmesi ile bu bilimlerle Aristoteles mantığı arasında bir bağ kurulamamış ve Aristoteles mantığı eleştirilere uğramıştır. Bu sorunla beraber matematik mantık da denen ‘modern mantık’ çalışmaları başlamıştır.

    Aristoteles mantığının temelinde kıyas bulunmaktadır. Kıyas mevcut çıkarımlar arasındaki en mükemmel çıkarım biçimidir (tümdengelim-dedüksiyon üzerine kurulu bir çıkarım biçimidir.). Bacon ve Descartes, Aristoteles’in kıyas üzerine kurulu mantığına karşı çıkmıştır.

    Modern mantığın öncüsü Leibniz’dir. Leibniz’in tasarımladığı ‘evrensel sembolik dil’ ile “bu dile dayalı evrensel matematik”, modern mantığın olduğu kadar, elektronik beyin diye adlandırılan bilgisayarın yapı çekirdeklerini oluşturmuşlardır.

    Modern mantığın gerçek kurucuları G. Bole ile G. Frege’dir. Whitehead ve Russell daha sonraları kurulmuş bu temelleri işlemiş ve yöntemleri geliştirmişlerdir.



    MANTIK UYGULAMALARI:

    Mantığın uygulamaları alanları arasından bilgisayar adı verilen otomatik makineler de bulunur. Modern bize gündelik yaşamımızda bile yararlar sağlıyor; daha sağlam akıl yürütmeler yapmamız, başkalarının düşünme zincirlerini daha başarılı izleyip eleştirebilmemiz için gerekli bilgileri veriyor.







    1. MANTIK İLKELERİ

    Mantıksal düşünme, mantık ilkeleri denen ilkelere uygun düşünme biçimidir. Mantık ilkeleri bu anlamın paralelinde aklın ilkeleri olarak da alınır. Aristoteles de mantık ilkeleri üç tanedir. Bunlar; özdeşlik ilkesi, çelişmezlik ilkesi ve üçüncü halin olmazlığı ilkeleri dir. Bu üç ilkeye Leibniz eklediği bir dördüncü ilke daha vardır; yeter-sebep ilkesi.

    Özdeşlik ilkesi: Bir şeyin kendisi olmasıdır. Düşüncenin kendi kendisi ile uygunluğunun şartıdır. Bir şey ne ise odur. Bir şeyi kendisine dayanarak ifade ettiğimizde bağlı kaldığımız ilke özdeşlik ilkesidir. Biz biliriz ki o şey kendisine özdeş olmak zorundadır. Bu ilkesi “ A , A’dır” diye sembolize edilmektedir. Bir akıl yürütmedeki önermelerde özdeş olmalıdır. bir akıl yürütmede önermelerin özdeş olması; aynı doğruluk değerini taşımaları anlamına gelmektedir. Yani bir terime verilen doğruluk değeri veya anlam, akıl yürütme oyunca özdeş olmak zorundadır.

    Çelişmezlik ilkesi: Bir şeyin aynı zamanda kendisinden başka bir şey olmayacağını ifade eder. Bir terimi “A” olarak gösterdiğimizde, “A” dışındaki bir terim “A olmayan” olur. Bu ilke bu sebepten “A, A olmayan değildir.” biçiminde ifade edilir. “İnsan, İnsan olmayan değildir.” Bu ilke terimin kendisi ile çelişik olamayacağı anlamına gelir. Aynı önerme aynı anda hem doğru hem de yanlış olamayacağı anlamına gelir. Buda demektir ki bir önermenin yalnız bir doğruluk değeri olmak zorundadır. ~(A Λ ~A)

    Üçüncü halin imkansızlığı ilkesi: Bir şey ya “A” olacaktır yada “A olmayan” olacaktır, başka bir olanaklılık yoktur. Bir şeye “A” dediğinizde zorunlu olarak “A olmayan” ları da belirlemiş olursunuz. Bunun içinde bir düşünce evreni oluşturmuş olursunuz. Bu düşünce evreninin dışında başka bir halde mümkün değildir.



    Bu üç ilkeye bakıldığında bu üç ilke önermenin doğruluk ve yanlışlık değeri dışında başka bir olanağının olmadığını vurgular. Başka bir deyişle doğru ve yanlış dışında başka bir hal yoktur. Bu şekilde düşünen ve bu şekilde düşünme biçimini temele alan mantığa iki değerli mantık diyoruz. ( Modern mantık denen çok değerli mantık, iki değerli mantığın ilkeleri olan çelişmezlik ve üçüncü hali olmazlığı ilkelerine zıttır. Ama Aristoteles’in de belirttiği gibi bazı önermelerin doğruluk değeri belli değildir. Mesela gelecekle ilgili önermelerin, “Yarın yağmur yağacak”, bir doğruluk değeri olmaz. (D), (Y) ve (B) –belirsiz anlamında çoklu değerler vardır. Ayrıca doğru ve yanlış yanında “doğruya yakın” ve “yanlışa yakın” seçenekleri ile birlikte dört değerli mantık da vardır.



    Yeter-sebep ilkesi: Yeter-sebep olmadıkça hiçbir şeyin varolmayacağı ilkesidir. “Her şey varoluş sebebine sahiptir.” Bir çok filozof için bu ilke mantık ilkesi olamaz ve daha çok bir varlık ilkesi olabilir derler. Hiçbir şey kendiliğinden “var” veya “var olmuş” değildir. Mantıkçı açısından “sebep”, bir akıl yürütme içerisinde, bir önermenin doğruluğunu sağlayan başka bir önermedir. “Bütün insanlar canlıdır.” Önermesi, “Ali ölümlüdür.” Önermesinin gerekçesi, yani sebebidir. Bu sebepten de yeter-sebep ilkesi olmaksızın da mantıksal düşünmek mümkün olmaktadır.

    1.Kavram ve Terimin tanımı:

    Kavram düşünülen herhangi bir şeydir. O şeyin (objenin ) zihindeki tasarımı ve bu haliyle de bir fikir (idea, ide)’dir. Bir kavramın dille ifade edilmiş biçimine de terim denir.

    Kavram bir şeyin (objenin) tasarımı iken, terim o objenin kavramına verilen addır.

    İmge; her hangi bir şeyin, her hangi bir anda algılandığı anda bizde bıraktığı izlenimi izidir. Bununla beraber kavram ise geneldir.

    Örneğin masa imgesi belirli bir masanın algılanması ve zihinde yeniden canlandırılması iken masa kavramı tüm masaları masa yapan genel özelliklerdir.

    “Masadan” bir sözcük iken “masa” bir terimdir.



    2. Kavram çeşitleri:



    Tek tek ele alındığında kavram çeşitleri:

    Genel kavramlar: Kavram bir sınıfın tümünü gösteriyorsa genel kavramdır. “kent” kavramı genel bir kavramdır.

    Tekil kavramlar: Bir kavram tek bir bireyleri gösteriyorsa tekil kavramdır. “İzmir” kavramı.

    Tümel kavramlar: Kavramlar bir önermede yer aldıklarında genel ve tekil oldukları gibi tümel yada tikel olabilirler. Tümel kavramlar; bir önermede özne konumundaki kavramın evrenin tüm elemanlarını kapsadığı kavramlardır.

    Tikel kavramlar: Özne durumundaki kavramın evrenin bir kısmını kapsaması durumudur.

    Kolektif ve distribütif kavramlar: Genel olarak kavramlar içine aldıkları bireylerle bir sınıf oluştururlar bunu distribütif kavram denir. Farklı sınıflardan bireylerin oluşturdukları topluluğa grup denir. Bir grubu diğer gruplardan ayırmaya yarayan kavrama ise kolektif kavram denir. Ordu, millet, üniversite, meclis, aile, aşiret vb…

    Olumlu olumsuz kavramlar: Kavram gösterdiği şeyde bir niteliğin bulunduğunu söylüyorsa olumlu( erdemli, akıllı..);kavram gösterdiği şeyde bir niteliğin bulunmadığını söylüyorsa olumsuzdur…

    Açık ve seçik kavramlar: Açık kavram nesnesini tam olarak kavramamıza imkan veren kavramlardır. Leibniz ve Descartes tarafından ortaya atılış kavramdır. Duyusal yolla kavranılan kavramlar bu tür değillerdir. Bu nesnelerin sonsuz özellikleri vardır ve biz bu özelliklerin sadece bir kaçını bilebiliriz. Mesela “gül” kavramı açık-seçik bir kavram değildir. Çünkü gülün her an başka bir hastalığa iyi gelmesi gibi bir özelliği ile karşılaşılabilir. Oysa salt zihinsel olan kavramlar açık-seçik kavramlardır. Mesela geometrik kavramlar böyledir. “doğru” kavramı gibi.





  3. Dr Zeynep
    Bayan Üye
    Birbirleri ile ilişkileri bakımından kavramlar çeşitleri.

    Kavramlar bir önerme içinde birbirleri ile ilişkileri açısından ikiye ayrılırlar:


    Özlük kavramları: Bir kavram yüklem konumunda iken özne konumundaki kavramın özlük kavramı olur. “insan düşünen varlıktır.” Önermesinde “varlık” kavramı “insan” kavramına göre özlük kavramıdır.

    İlinti kavramları: Yüklem konumundaki kavram öznenin özüne ait değil de ilintisi konumunda ise buna denir. “İnsan ağlayandır.” Önermesi için “ağlayan” kavramı öznenin özlük kavramı değil, öznenin bir ilintisi (özelliği) dir.



    3. Kavramların gösterme halleri:

    Kavramlar çeşitli halleri gösterir. Bu haller a- Nelik, gerçeklik, kimlik ve b- İçlem, kaplamdır.

    a-Nelik, gerçeklik ve kimlik: Genel bir kavramın yalnız zihinde düşünülmüş haline o kavramın “Nelik”i denir. Aynı kavramın zihin dışında bir şey göstermesi haline “Gerçeklik” denir. Örneğin “insan” kavramının hem neliği hem de gerçekliği vardır. Gerçekliği olan bir kavramın zihin dışında gösterdiklerinin birisi belirtilmişse, o da kavramın “kimlik”i olur. “Ahmet” gerçekliği olan insan kavramının bir birey için belirtilmiş halidir yani kimlik kavramındır.

    b- İçlem ve kaplam: Bir kavramın gösterdiği konu ve nesneler, o kavramın kaplamıdır. Başka bir deyişle kaplam, bir kavramın içine aldığı kapsadığı bireyleri belirtir. Örneğin; at, eşek, katır, tavşan vb… “hayvan” kavramının kaplamını gösterir. Kavram, içine aldığı bireylerin ortak özelliklerini gösterirsel bu ortak özelliklere o kavramın içlemi denir. Örneğin; hareketlilik, beslenme, ölümlüm olma “hayvan” kavramın içlemidir.

    İçlem ve kaplam ters orantılıdır. İçlem azalınca kaplam, kaplam azalınca içlem çoğalır.



    4. Kavramlar arası ilişkiler:

    Kavramlar arasında; eşitlik, ayrıklık, tam girişimlik ve eksik girişimlik olmak üzere dört türlü ilişkiden söz edilir.

    Eşitlik; iki kavram arasında her biri diğerinin bütün bireylerini kapsamışsa. (düşünen, akıllı)


    Ayrıklık: iki kavram arasında hiçbir ilişki yoksa. (Karınca, insan)

    Tam girişimlik: iki kavramdan biri yalnız diğerini içine arıyorsa.


    Eksik girişimlik: İki kavramdan her biri diğerinin bazı bireylerini içine alıyorsa .


    5.Beş tümel (cins, tür,ayrım,özgülük ve ilinti)

    Pophyrius’un İsagoji adlı eserinde yapılan varlık sınıflandırması;

    1.Cevher

    A. CİSMİ OLMAYAN

    a.CANSIZ

    b.CANLI

    - DUYGULU (HAYVAN)

    *AKILLI (İNSAN)

    *AKILSIZ

    - DUYGUSUZ (BİTKİ)

    B. CİSMİ OLAN



    1. Cins: Birlikte düşünülen iki terimden kaplamı daha fazla olandır.

    2. Tür: Birlikte düşünülen iki terimden içlemi daha fazla olandır.

    3. Ayırım: Cins ve türleri bir birlerinden ayıran ana niteliktir. Örneğin; canlı ve cansız arasındaki temek ayrım ölümlü olmasıdır.

    4. Özgülük: Yalnız bir türe ait olan kavramdır. Örneğin; insan düşünen, toplumsal bir varlıktır.

    5. İlinti; Bir çok türde ortaklaşa bulunan niteliktir. Örneğin; Uyumak, büyümek ve ölmek bütün hayvanlarda olduğu için insan içinde ilintidir.

    Not: bir birleri ile karşılaştırılan iki kavramdan içlemi daha geniş olan tür dür.

    6. TANIM:

    Bir kavramın özelliklerini yani içlemini ortaya koyan zihinsel işlendir. Özellikleri:

    1. Tanımı yapılan terimin kaplamın iyi bilinmesi, yani terimin kaplamına giren bütün varlıkların tanımda anlatılması ve tanımın açık olması gerekir. Örneğin; Üçgen, üç açılıdır.

    2. Tanımda kısır döngü (paradoks) olmamalıdır. Örn; “yargı iki kavram arasında bağ kurmaktır” tanımın sonra, “kavram yargının bir bölümüdür” demek kısır döngüdür.

    3. Tanım ne çok uzun nede çok kısa olmalı.

    4. Renk, ses, koku deneyin doğrudan verileri, kin , nefret gibi duygular ve üstün cinsler tam olarak tanımlanamaz.Çünkü üzerlerinde başka cins yoktur, bunlar uzay, atom, birlik, çokluk gibi terimleridir.



    7. BÖLME: Bir terimin kaplamını belli bir ölçüye göre parçalara ayırmaya denir. İki tür tüm vardır ki iki tür bölüm olacaktır, bu tümlerin ilki; farklı parçaların bir araya gelmesi ile oluşan bütün, diğeri; tam bir bütün olan tümdür.

    Bölüm ikiye ayrılır:

    1. Bir bütünün elemanlarına ayrılması. H2O → ½ O2 + 2H

    2. Bir bütünün tikellerine bölünmesi. Bölünen bölenlerden daha geneldir. Çizginin eğri çizgi ve doğru çizgi diye ikiye ayrılması.

    Bölmenin koşulları:

    1. Tek prensibe dayanmalı.

    2. Tam olmalı.

    3. Bölümlerden biri bölünene eşit yada ayrık olmalı.

    Örneğin; Devleti egemenliği kullanan kişilerin sayısına böldüğümüzde yönetim şeklini kavrarız. (monarşi, demokrasi, oligarşi…)


    ÖNERMELER MANTIĞI



    A. TEMEL KAVRAMLAR



    Çıkarım ve Yapı Taşları: Gerek günlük yaşamımızda gerekse bilim alanında bir veya daha çok sayıdaki veriden (haklı veya haksız olarak) belli bir sonucun çıkarılmasına çıkarım denir.

    Örnek 1.



    1. Bu madde aleve tutulduğu zaman, alev yeşillenirse bu madde de bir bakır bileşeni vardır. Bu madde aleve tutulmuş; alevde yeşilleşmiş.

    O halde bu maddede bakır bileşeni vardır.



    Dikkat edilirse yukarıdaki örnek çeşitli cümlelerden oluşmuştur. Bu cümlelerde doğru yada yanlış olabilecek bir iddiayı dile getirmektedir. İşte bu cümlelere önerme denir. Çıkarımın son önermesine sonuç, sonuçtan önce gelen ve veri durumunda olan önermelere öncül denir. Çıkarımın öncülleri ile sonucu arasında ‘o halde’, ‘dolayısı ile’, ‘demek ki’ gibi deyimler bulunur. Çıkarımın sonucu öncüllerden çıkarsa, bu çıkarım geçerlidir.



    2. Ankara Türkiye’nin başkentidir; Tahran İran’ın başkentidir.

    O halde Avusturya’nın başkenti Viyana’dır.

    (2) numaralı çıkarımda her iki öncül de doğrudur. Ama çıkarımın geçersizliği apaçık ortadadır, çünkü sonucun doğruluğu öncüllerin doğruluğuna bağlı değildir.



    Önerme: Bir iddiayı dile getiren deyime önerme denir. Önerme belli ir doğruluk değeri taşıyan deyimlerdir.

    1. Ankara Türkiye’nin başkentidir. (günlük dilde)

    2. 2+2=4 (matematik dilde)

    3. C+O2→ CO2 ( Kimya dilinde)



    Not: Sorular, dilekler, buyruklar önerme olmadığı gibi; cümle olmayan deyimler (adlar, terimler, sıfatlar vb.) bir yargı ve iddia belirtmediği için önerme değildir.

    4. Ankara Türkiye’nin başkenti midir?

    5. 2+2

    (4) ve (5) numaralı ifadeler birer önerme değildir.



    Not: Bir Önermenin doğruluk değerini anlamak için yapılan işe yorumlama denir.



    Önerme: Belli bir yorumlama halinde belli bir doğruluk değeri taşıyan deyimlerdir.



    Alıştırma:

    Aşağıdakilerin hangileri önermedir?

    2=2
    2+2
    2>2
    NH3
    NH3+HCI→NC4CI
    “2+2” bir önermedir.
    İlimlerin sayımını Farabi yazmıştır.
    Aşağıdaki deyimlerden hangisi önermedir?
    Önerme belli bir yorumlama halinde belli bir doğruluk değeri taşıyan bir deyimdir.
    İnsanlığı, kendinden ve başkalarından, hiçbir zaman araç olarak değil, hep erek olarak görecek gibi davran.


    ÖNERME ÇEŞİTLERİ:





    Önerme eklemleri, Basit ve Bileşik Önermeler.



    Günlük dilde “değil”, “ve”, “veya” gibi deyimler yardımı ile bir veya birden çok sayıdaki önermeden, bunları kapsayan daha geniş önermeler kurarız.

    1. Türkiye’nin başkenti İstanbul değil’dir.

    Bu önerme aslında “Türkiye’nin başkenti İstanbul’dur” önermesinin değillemesi yardımı ile elde edilmiştir. Dolayısı ile;

    (1) (Türkiye’nin başkenti İstanbul’dur) değil

    önermesinin kısaltılmasıdır.

    2. Kant 1724’te doğmuştur ve 1804’te ölmüştür.

    3. İncelediğim madde bakır veya çinkodur



    “değil”, “ve”, “veya” gibi deyimleri önerme eklemi denir. Genel olarak herhangi bir önerme eklemi yardımı ile kurulan önermelere bileşik önerme denir. Bileşik önermeler en az bir bileşeni olan önermelerdir. Basit önerme; hiçbir bileşeni olmayan önermelerdir.





    Alıştırmalar:

    1. 2>2

    2. (1>2) ve (2>2)

    3. 2=2

    4. 2+2=4

    5. 2 tek sayı değildir.

    6. (2+2) x (3+5)= 32

    7. Mukaddime’nin yazarı İbn Sina veya İbn Haldun’dur.







    Önermeler arasındaki ilişkiler:



    Daha öncesinde basit önerme başlığında dört önerme çeşidi görmüştük:

    Tümel olumlu……..A

    Tümel olumsuz……E

    Tikel olumlu.I

    Tikel olumsuz…O

    Tekil olumlu (Bu kuş hastadır)

    Tekil olumsuz (İstanbul; Türkiye’nin başkenti değildir)



    İçlemine göre önerme çeşitleri:

    a. Analitik önermeler: (Apriori) Her durumda doğrudur, çünkü yüklem ve özne özdeştir. Doğruluğu akıl yolu ile kavranır, çünkü yüklem özneye yeni bir bilgi katmaz

    Örnek; Hiçbir evli bekar değildir

    Teyze annenin kız kardeşidir



    b. Sentetik önermeler. (Aposteriori): Yüklem özneye yen bilgi katar ve deneyle doğan önermelerdir. Örneğin; Ali çalışkandır. Ay da güneş gibi ışık kaynağı değildir



    Bu önermeler arasında “karşı olum” ve “döndürme” ilişkisi vardır



    A. Karşı olum:

    Özne yüklemi aynı olan önerme ya nicelik ya nitelik yada hem nitelik hem nicelik yönünden bir birlerinden farklı iseler araların karşıtlık ilişkisi vardır. Önermeler arasında üç çeşit karşı olum yasası vardır; 1. karşıtlık, 2. altkarşıtlık, 3. çelişik





  4. SuskuN PrenS
    Devamlı Üye
    mantıktaki biçimsel doğruluk



    Mantığın ilk defa dizgesel ve sistemsel olarak ele alıp kuran Aristoteles'tir. Aristoteles mantığın kurucusudur , fakat onu bulmamıştır. Aristoteles'ten önce de mantık vardı ,fakat sistemli değildi. Bu nedenle mantığın tarihçesini üç bölümde ele alabiliriz. A.Aristoteles öncesi mantık ; B. Aristoteles (klasik) mantığı ; C.Modern mantık .

    A. Aristoteles Öncesi Mantık :Mantık çalışmaları basit anlamda bile olsa ilk olarak Eski Çin ve Hint uygarlığına kadar uzanır .Hint ve Çinliler sayıları tanımlayarak sayma ve ölçme işlemlerini geliştirmişlerdir.Mısır ve Mezopotamya uygarlıkları vasıtasıyla Ege ve Akdeniz kıyılarına ulaşan uygarlıklar , artık kavramsal ve rasyonel düşünme ile varolanı tanımlamaya başlamışlardır.Mantıksal yapıda kavranan varlık , doğru söz anlamına gelen ''logos'la ifade edildi. Böylece evrende aranan düzen ve birlik düşüncesi ve ilkesi Herakleitos ,Anaksogoras ve Demokritos'un felsefeleriyle akıl bilgisi olarak deney bilgisinden ayrıldı. Akıl bilgisi ,logos'un kendini doğru söz olarak açmasıyla gerçeğin bilgisi oldu . Zenon , pratikte olan birşeyin ya da doğrunun rasyonel düşünmedeki olanaksızlığını ortaya çıkardı . Örneğin ; Kaplumbağa ve Aşil'in yarışmasında , eğer kaplumbağa Aşil'e göre daha önden başlarsa, Aşil'in kaplumbağayı hiç bir zaman geçemeyeceğini kavramsal olarak kanıtladı . Böylece ilk defa mantıksal kanıtlama ispat yöntemi olarak kullanıldı.

    Sofistlerle birlikte doğruluğun ölçütleri tekrar sorgulanmaya başlandı.Doğrunun bir ve değişmez olduğu görüşü yerine , insan doğrunun ölçütü oldu . İnsan , doğruyu konuşma sanatı olan retorik ile dille ilişkilendirebilir.Böylece dil-düşünce ilişkisiyle mantık ortaya çıktı. Sofistlerin göreceli doğruluk anlatımına karşı çıkan Sokrates ve öğrencisi Platon , doğrunun bir ve herkes için aynı olduğunu ileri sürdüler. Böylece herkes için aynı olanı da genel kavramlar aracılığıyla düşünebileceğimizi ileri sürdülerGenel kavramlar varlığı veren idealar olarak soyut , zihinsel ve rasyoneldir . Kavramsal düşünme ile doğruyu arayan Platon , tümdengelimi de tümevarıma göre kesin ve zorlu akıl yürütme olduğunu kabul eder.

    B.Aristoteles Mantığı :Aristoteles öncesi mantık çalışmaları dizgesiz ve sistemsiz olsa bile , bu çalışmalar Aristoteles için bir ön hazırlık durumundadır.Bu birikimleri alan Aristoteles , mantığı bir disiplin halinde sistemleştirerek bir araç bilimi yaptı .Aristoteles mantık çalışmalarını ''Organon''adlı eserinde toplayarak , onu doğru düşünme aracı olarak diğer bilimlerin hizmetine sundu.Organon , altı kitaptan oluşan bir alet bilimidir : 1.Kategoriler 2.Önermeler 3.Birinci Analitikler 4.İkinci Analitikler 5.Topikler 6.Sofistik Deliller.Daha sonra bu kitaplara Aristoteles'in Retorik ve Poetika'sı eklenerek sekiz kitaba çıkarılmıştır. Porphyrios da kendi yazdığı Isogoge adlı kitabını ekleyerek dokuz kitap halinde toplamıştır.

    Aristoteles'in klasik mantığı kendisinden öncekilerin etkisiyle yalnızca düşünmenin değil , varlığında ilkelerini veren bir anlayıştadır.Böylece klasik mantık uzun yıllar ontolojiyi de etkilemiştir. Aristoteles mantığının temel önemli buluşu bir tür kanıtlama yolu olan Kıyastır.Çünkü kıyaslar tümdengelim akıl yürütmelerinin en mükemmel örnekleridir.Kıyaslar dilsel formlar değil , aksine düşünsel formlardır. Aristoteles'in bu anlayışı kendisinden sonra gelen mantıkçıları da etkileyerek bin yıllık bir zamandan fazla tek otorite olmuştur.Aristoteles'in mantığını Stoa'cılar geliştirerek , mantığın metafizik ve dille olan ilişkilerini ortaya koymaya çalıştılar. İslam mantıkçıları Aristoteles ve Porphyrios'un mantık sıralamasını kabul ederek kıyaslar üzerinde önemli açıklamalı çalışmalar yaptılar. Özellikle Farabi ve İbn Sina , Aristoteles mantığına Porhyrios tarafından eklenen ve tanım için gerekli olan beş tümel üzerinde durarak kıyas konusunu geliştirmeye çalıştılar.

    Aristoteles'in mantık eserleri ve İslam dünyasındaki mantık çalışmalarının Batı dünyasına Arapça'dan Latince'ye çevrilmesi ile XII.yy da Batıda mantık çalışmaları yeniden başlar .Albertus Magnus(Büyük Albert 1193-1280)ve Aquino'lu Thomas(1225-1274),klasik mantığının Rönesans'a kadar uzanmasını sağlayan Orta Çağ Batı düşünürleridir.

    C.Modern Mantık: Rönesans'la başlayan doğa bilimlerine yöneliş ve yeni buluşlar, Aristoteles'in mantığının bir bilimsel yöntem için yetersiz kaldığını ortala koymaya başladı.Çünkü Aristoteles'in mantığında kanıtlama yöntemi olarak kullanılan kıyasların aslında yeni bilgi vermedği , yalnızca öncüllerde gizli ve saklı olanın sonuçta tekrarından başka birşey olmadığı Descartes tarafından ortaya konuldu.Böylece Modern felsefe ile birlikte Aristoteles mantığı da bilimsel yöntem olmaktan çıktı.Yerine Francis Bacon'un öne sürdüğü tümevarım , deney ve gözlem kabul edidi.Böylece dedüktif akıl yürütme yerini deney ve gözleme daha yakın olan tümevarıma bıraktı.

    Yönteme karşı duyulan ilgi , klasik mantığın yerini matematiğe bırakmasıyla başlayan 17. ,18. yüzyıl mantık çalışmaları , mantığı içerikten bağımsız yalnızca biçimsel bir düşünme olması gerektiğini ortaya koydular. Leibniz (1646-1716), mantığın doğrularının akılsal doğrular olduğunu kabul ederek onu içerikten soyutladı . Böylece mantık formal ve biçimsel düşünme yöntemi olarak çeşitli mantıkçılar tarafından simgesel olarak tanımlamaya başlandı.Özellikle De Morgan (1806-1871) ve Boole (1815-1864), mantığı matematik gibi simgeleştirerek modern mantığın ilk temellerini attılar .G. Frege (1848-1945), matemetiğin mantıktan çıkartılabileceğini öne sürerek , sembolik mantık çalışmalarına hız vermiştir. B. Russell ve A. Whitedead 1911 yılında yazdıkları ''Matematiğin İlkeleri'' adlı çalışmalarıyla bugünkü modern (sembolik) mantığın kurucuları olmuşlardır.Daha sonra Üç (Çok) Değerli Mantık J.Lukasiewicz tarafından geliştirilmiştir. Heyting de Çok Değerli Mantığı genişletmiştir .Bunların dışında Reichenbach ,Neumann , Quine , Bochenski , Tarski , Carnap ve Popper gibi mantıkçıların mantığa yaptıkları katkıları görüyoruz .



+ Yorum Gönder