+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Ev Ödevleri Forumunda Uşun koca oğlu segrek destani ve günümüzdeki farklılıklar neler Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Uşun koca oğlu segrek destani ve günümüzdeki farklılıklar neler








    uşun koca oğlu segrek destani ve günümüzdeki farklılıklar neler







  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    uşun koca oğlu segrek destani ve günümüzdeki farklılıklar neler

    uşun koca oğlu segrek destani

    OĞUZ zamanında Usun Koca derler bir kişi var idi, ömründe iki oğlu var idi. Büyük oğlunun adı Eğrek idi. Cesur, deli, güzel yiğit idi. Bayındır Han’ın sohbetine ne zaman istese getirdi. Beyler beyi olan Kazan’ın divanında buna hiç kapı baca yoklu. Beyleri çiğneyip Kazan’ın önünde otururdu.


    Kimseye iltifat eylemezdi. Meğer hanım gene bir gün beyleri çiğneyip oturunca. Ters Uzamış derlerdi Oğuz’da bir yiğit var idi, der: Bre Usun Koca oğlu bu oturan beyler her biri oturduğu yeri kılıcı ile, ekmeği ile almıştır, bre sen baş mı kestin kan mı döktün, aç mı doyurdun, çıplak mı donattın dedi. Egrek der: Bre Ters Uzamış baş kesip kan dökmek hüner midir dedi. Der: Evet hünerdir ya! Ters Uzamış’ın sözü Egreğe tesir etti. Kalktı Kazan Bey’den akın diledi. Akın verdi. İlan etti, akıncı toplandı. Üç yüz mızraklı yiğit bunun yanına cem oldu. Meyhanede beş gün yeme içme oldu.


    Ondan sonra Şirögüven kenarından Gökçe Deniz’e kadar olan memleketleri yağmaladı. Sayısız ganimet alındı. Yolu Alınca Kalesine uğramıştı. Kara Tekür orada bir koru yaptırmıştı. Uçanlardan kaz, tavuk, yürüyenlerden geyik, tavşan bu avluya doldurup Oğuz yiğitlerine bunu tuzak yapmıştı. Usun Koca oğlunun yolu bu koruya uğradı. Korunun kapısını ufattılar. Yabanî geyik, kaz, tavuk kestiler, yediler içtiler. Atlarının eyerlerini aldılar, giyimlerini çıkardılar. Meğer Kara Tekür’ün casusu var idi, bunları gördü, gelip der: Bre Oğuz’dan bir bölük atlı geldi, korunun kapısını ufattılar, atlarının eyerlerini alıp giyimlerini çıkardılar, bre ne duruyorsunuz dedi.



    Altı yüz kara elbiseli kafir bunların üzerine saldırdılar. Yiğitleri öldürdüler. Eğreği tuttular. Alınca Kalesinde zindana attılar. Kara kara dağlardan haber aştı, kanlı kanlı sulardan haber geçti, kudretli Oğuz ellerine haber vardı. Usun Koca‘nın ak otağı önünde feryat koptu. Kaza benzer kızı gelini ak çıkarıp kara giydi. Usun Koca oğul oğul diye akça yüzlü anası ile ağlaştılar sızlaştılar. Her kemikli gelişir, kaburgalı büyür. Meğer hanım, Usun Koca’nın küçük oğlu Segrek iyi, cesur, alp, deli yiğit oldu. Bilgicik.Com, Türkçe, Edebiyat, Dede Korkut Destanları, Türkoloji, Dilimiz, Türk Destanları


    Bir gün yolu bir düğün derneğe uğradı. Kondular, yemek içmek ettiler. Segrek sarhoş oldu. Dışarı ayak yoluna çıktı. Gördü ki öksüz oğlan bir çocukla kavga ediyor. Bre noldunuz diye bir tokat birine, bir tokat birine vurdu. Eski dutun biti, öksüz oğlanın dili acı olur. Biri der: Bre bizim öksüzlüğümüz yetmez mi, bize niye vuruyorsun, hünerin var ise kardeşin Alınca Kalesi’nde esirdir, var onu kurtar dedi. Segrek dedi: Bre kardeşimin adı nedir?


    Dedi: Egrek’tir. şimdi Egreğe Segrek yakışır, kardeşim sağ imiş kaygılanmam, kardeşsiz Oğuz’da durmam, karanlıklı gözümün aydını kardeş diye ağladı.


    İçeri sohbete girdi müsaade istedi, beyler hoşça kalın dedi. Atını çektiler bindi. Koşturdu anasının evine geldi. Alından indi anasının ağzını aradı. Segrek burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:


    Der:


    Kalkıp ana yerimden doğruldum
    Yelesi kara cins atıma sıçrayıp bindim
    Çapraz yatan Ala Dağ eteğine vardım
    Kudretli Oğuz ellerinde düğün dernek varmış oraya vardım
    Yemek içmek arasında
    Ak boz atlı bir haberci geldi
    Çok zamanmış Egrek derler bir yiğit esirmiş
    Kadir Tanrı yol vermiş çıkıp gelmiş
    Büyük Küçük kalmadı o yiğide karşı gitti
    Ana ben de varayım mı ne dersin


    dedi. Anası burada söylemiş görelim hanım ne söylemiş :


    Der:

    Ağzın için öleyim oğul
    Dilin için öleyim oğul
    Karşı yatan kara dağın
    Yıkılmıştı yüceldi ahir
    Akıntılı güzel suyun
    Çekilmişti çağladı ahir
    Koca ağaçta dal budağın
    Kurumuştu filizlenip yeşerdi ahir
    Kudretli Oğuz beyleri izine varsa sen var
    O yiğide yetiştiğinde
    Ak boz atın üzerindin yere in
    El bağlayıp o yiğide selam ver
    Elini öpüp boynunu kucakla
    Kara dağımın yükseği kardeş de
    Ne duruyorsun oğul hoştur


    dedi. Oğlan anasına söylemiş, görelim ne söylemiş:


    Der:


    Ana ağzın kurusun
    Ana dilin çürüsün
    Benim de kardeşim varmış kaygılansam olmaz
    Kardeşsiz Oğuzda dursam olmaz
    Ana hakkı Tanrı hakkı olmasaydı
    Kara çelik öz kılıcımı çekeydim
    Birdenbire güzel başını keseydim
    Alca kanını yer yüzüne dökeydim
    Ana zalim ana


    dedi. Babası der: Yanlış haberdir oğul, kaçan giden senin ağabeyin değil, başkasıdır, ak sakallı ben babanı ağlatma, ihtiyarcık olmuş ananı sızlatma dedi. Oğlan burada söylemiş :


    Der:


    Üç yüz altmış altı alp ava binse
    Kanlı geyik üzerine kavga kopsa
    Kardeşli yiğitler kalkar kopar olur
    Kardeşsiz zavallı yiğit ensesine yumruk dokunsa
    Ağlayarak dört yanına bakar olur
    Ela gözden acı yaşını döker olur
    Ela gözlü oğlunuzu görünceye kadar
    Bey baba hatun ana esen kalın


    dedi. Baba ana yanlış haberdir, gitme oğul dediler. Oğlan der: Beni yolumdan ayırmayın, ağabeyimin tutulduğu kaleye varmayınca, ağabeyimin ölüsünü dirisini bilmeyince, öldü ise kanını almayınca Oğuz eline gelmem yok dedi.


    Baba ana ağlaşıp Kazan’a adam gönderdiler. Oğlan kardeşini andı gider, bize ne öğüt verirsin dediler. Kazan der: Ayağına at kösteğini vurun dedi. Yavuklusu vardı, acele düğün dernek ettiler. Attan aygır, deveden erkek deve, koyundan koç kestirdiler.Bilgicik.Com, Türkçe, Edebiyat, Dede Korkut Destanları, Türkoloji, Dilimiz, Türk Destanları


    Oğlanı gelin odasına koydular. Kız île ikisi bir döşeğe çıktılar. Oğlan kılıcını çıkardı kız ile kendi arasına koydu. Kız der: Kılıcını gider yiğit, murat ver murat al, sarılalım dedi. Oğlan der: Bre kavat kızı, ben kılıcıma doğranayım, okuma sancılayım, oğlum doğmasın, doğarsa on yaşına varmasın, ağabeyimin yüzünü görmeyince, ölmüş ise kanını almayınca bu gelin odasına girersem dedi.


    Ayağa kalktı. Tavladan bir koç at çıkardı eyerledi. Giyimini giydi. Diz bağı, kol bağı bağladı. Der: Kız sen beni bir yıl bekle, bir yılda gelmezsem iki yıl bekle, iki yılda gelmezsem üç yıl bekle, gelmezsem o vakit benim öldüğümü bilesin, aygır atımı boğazlayıp aşımı ver, gözün kimi tutarsa, gönlün kimi severse ona var dedi. Kız burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:


    Der:


    Yiğidim ben seni bir yıl bekleyeyim
    Bir yılda gelmezsen iki yıl bekleyeyim
    İki yılda gelmezsen üç dört yıl bekleyeyim
    Dört yılda gelmezsen beş yıl altı yıl bekleyeyim
    Altı yol ayrımına çadır dikeyim
    Gelenden gidenden haber sorayım
    Hayır haber getirene at elbise vereyim
    Kaftanlar giydireyim
    Şer haber getirenin başını keseyim
    Erkek sineği üzerime kondurmayayım
    Murat ver murat al öyle git yiğidim


    dedi. Oğlan der: kavat kızı ağabeyimin başına and içmişim, dönmem yok dedi.


    Kız der: Ayağı uğursuz gelin diyeceklerine hayasız gelin desinler, kayın babama, kayınanama söyleyeyim dedi. Söylemiş :


    Babamdan daha iyi kayın baba
    Anamdan daha iyi kayın ana
    Develerinin erkeği ürktü gider
    Deveciler önünü kesti döndüremez
    Kara koç aygırın ürktü gider
    At çobanları önünü kesti döndüremez
    Ağıllarının koçları ürktü gider
    Çoban önünü kesti döndüremez
    Ela gözlü oğlun kardeşini andı gider
    Akça yüzlü gelinin döndüremez
    Size malum olsun


    dedi. Baba ana ah ettiler. Yerlerinden kalktılar oğul gitme diyerek, gördüler çare olmadı. Elbette o ağabeyimin tutulduğu kaleye varmayınca edemem dedi. Babası anası sür oğul, uğurun açık olsun, sağ esen varıp gelesin geleceğin var ise dediler.




+ Yorum Gönder