+ Yorum Gönder
Eğitimle ilgili Bilgiler ve Forumacil Misafir Soruları Forumunda 7 kişilik skeç Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    7 kişilik skeç








    ltfn bir tane 7 kişilik skeç yazan çıksın







  2. Gizli @ yara
    Özel Üye





    GERÇEK ZENGİNLİK SAĞLIKTIR


    ÖĞRETMEN :Çocuklaar! Piknik sona erdi. Hava kararmak üzere… Toparlanın okula yetişmeniz lazım.

    ALİ :Biz hazırız öğretmenim.
    ÖĞRETMEN :Haydi bakalım, geldiğimiz yoldan geriye dönüyoruz…
    VELİ :Öğretmenim şuraya bakın! Ne kadar güzel bir köşk burası…
    ÖĞRETMEN :Aaa! Gerçekteeen! Harika bir ev bu! Kimin acaba çocuklar?
    CAN :Bilmem…. Ama keşke bu evin sahibinin oğlu olsaydım…
    ÖĞRETMEN :Niye?
    CAN :Niye mi? Baksanıza, boğaz manzaralı, yem yeşil bahçesi olan olağanüstü bir ev bu.
    Kimbilir içinde neler neler vardır.
    ÖĞRETMEN :Eğer sen bu evin sahibinin oğlu olsaydın neler yapardın?
    CAN : Sizleri evime davet ederdim.
    ALİ : Öğretmenim ne olur şu evin bahçesine bir girelim.
    ÖĞRETMEN :Niye, ama geç kalıyoruz çocuklar.
    VELİ :Ne olur öğretmenim! Hemen geri çıkarız.
    ÖĞRETMEN : İzinsiz olmaz. Bir bakalım kim var içeride?
    ALİ : Öğretmenim bakın orada bir kadın var.
    ÖĞRETMEN :Evet gördüm. Heey! Bakar mısınız?
    BAKICI :Buyrun, ne istemiştiniz?
    ÖĞRETMEN :Şeey! Ben öğretmenim. Bunlarda Gümüş İlköğretim Okulu öğrencileri. Sınıfça buraya
    pikniğe gelmiştik. Dönerken bu köşkü gördük. Kime ait olduğunu merak ettik. Bu köşk
    kimin acaba?
    BAKICI :Bu köşk ülkemizin en zengin insanına ait.
    CAN : Öğretmenim orada bir çocuk var. Tekerlekli sandalyede oturuyor.
    BAKICI :Bir dakika onu buraya getireyim.
    ALİ : Aa! Çocuk hasta galiba.
    BAKICI :Bu çocuk da bu köşkün sahibinin oğlu. Gördüğünüz gibi tekerlekli sandalyeye mahkum.
    Bende onun bakıcısıyım.
    ÖĞRETMEN :Yaa! Demek bu çocuk bu köşkün sahibinin oğlu ha.. Çocuklar! Az önce “Keşke bu
    köşkün sahibinin oğlu olsaydım.” diyen kimdi?
    CAN :Şey bendim öğretmenim…
    ÖĞRETMEN :Şimdi ne düşünüyorsun?
    CAN :Şeey, ne diyeceğimi bilemiyorum…
    ÖĞRETMEN :Bakın çocuklar zenginlik sandığınız gibi mal ve varlık yönünden herşeye sahip olmak
    değildir. Gerçek zenginlik gönülle olur. Eğer gönlünüz huzur doluysa siz dünyanın en
    zengin insanısınız demektir.
    ALİ :Nasıl yani öğretmenim.
    VELİ : Gönlün huzur dolu olması ne demek öğretmenim.
    CAN : Gerçek zenginlik nedir öğretmenim?
    ÖĞRETMEN : Çocuklar, sizler hepiniz aslında milyardersiniz. Örneğin sen çocuğum, sana 100 milyar
    verseler gözlerini satarmısın?
    ALİ .-Hayır, kesinlikle satmam. Gözlerim olmadıktan sonra parayı ne yapayım?
    ÖĞRETMEN :Ya kalbini 100 milyara satar mısın?
    ALİ :Olur mu öğretmenim? Kalbim olmazsa ben nasıl yaşarım?
    ÖĞRETMEN :Peki sana 500 milyar verseler bir ayağını satar mıydm?
    VELİ :Hayır…
    ÖĞRETMEN :Peki 500 milyara bir kolunu satar mısın?
    YELİ :Hayır…
    ÖĞRETMEN : Gördüğünüz gibi hiç biriniz milyarlarca paraya rağmen bir organınızı bile satmıyorsunuz. Demek ki bu organlarınızın değeri çok çok fazla. Örneğin çok çok zengin olan bir insan ölmek üzereyken, birazcık daha yaşamak için, bütün servetini vermeye razı olur. Yani anlıyacağınız önemli olan sağlıktır. Sağlık ve huzur! Nice insanlar vardır ki, servet içinde yüzüyorlar, ama mutsuzlar!
    CAN :Teşekkür ediyorum öğretmenim. Bana gerçek zenginliğin ne olduğunu gösterdiniz.
    Demek ki ben çok çok zengin bir insanmışım.
    (Cengiz Tan - Yürek Hikayeleri´nden Uyarlanmıştır.)





  3. Ziyaretçi
    ben 7 kişllik istiyom bu 5 kişlik




  4. FERAY
    Devamlı Üye
    GÜZEL GÖREN GÜZEL DÜŞÜNÜR.

    HULUSİ :Allah´ım bu ne sıkıcı bir hayat böyle! Her günüm adeta zehir, her akşamım cehennem gibi geçiyor. Ben artık dayanamayacağım. Bunca yıl çalışıp didindim, elde avuçta bir şey yok.
    Hala yamalı elbiselerle dolaşıyorum. Çorabımın ucu delik, gömleğimin düğmeleri yok. Allah´ım ölmek istiyorum artık!
    CEVDET -.Hayırlı sabahlar amca!
    HULUSİ :Böyle hayırlı sabah mı olur be adam?
    CEVDET :Niye, hayrola ne oldu? Canını sıkan olay nedir?
    HULUSİ :Şu kılığıma kıyafetime bir bak. Dilenci gibiyim. Fakirlik beni kahrediyor. Çoraplarım bile yamalı, delik deşik
    CEVDET :Üzüldüğün şeye bak! Haline şükretsene yahu. Bak benim ayaklarıma, çorapları bırak, ayaklarımda ayakkabım bile yok. Ama senin gibi halimden şikayetçi değilim.
    HULUSİ :Peki niye mutlusun?
    CEVDET :Ben halime şükrederim.
    HULUSİ : Şükredecek neyin var ki, baksana bir ayakkabın bile yok.
    CEVDET :Bak beyim şu gelen adamı görüyormusun? O benim kardeşimdir. Bak onun ayakkabıları değil, ayakkabı giyecek ayakları bile yok. En azından benim ayaklarım var. Ya ben de onun gibi olsaydım. Bu yüzden Allah´a şükrediyorum. Çünkü kardeşim gibi sürünerek yaşamıyorum.
    ŞEHMUZ-.Merhaba Abi!
    CEVDET :Merhaba kardeşim. Hoş geldin.
    ŞEHMUZ :Hoşbulduk abi. Ne o, arkadaşınla tanıştırmayacak mısın?
    HULUSİ :Şeey ben Hulusi. Duvar ustasıyım.
    ŞEHMUZ :Memnun oldum. Ben Şehmuz. Ben de şu gördüğün tartı aletiyle geçinip gidiyorum işte.
    Kazancım az-maz ama buna da şükür. Kimseye muhtaç olmadan yaşamam için yetiyor. HULUSİ :Halinden memnun musun yani?
    ŞEHMUZ: Niye memnun olmayacakmışım ki? Bak elim, kolum tutuyor. Ayaklarımdan başka bir eksiğim yok ki. Gerçi ayaklarım da olsaydı daha iyi olurdu ama, ne yaparsın işte kader. Trafik kazasında kaybettim onları. Yaşadığıma şükrediyorum.
    HULUSİ :Yahu hala şükredecek neyin kalmış ki.
    ŞEHMUZ :Aaa, öyle deme. İnsan şükretmek için hep daha aşağıdakilere bakmalı. Bak, bak, bak. Bizim Cemal de geliyor. Kör Cemal derler ona. Gözlerini daha 6 yaşındayken kaybetmiş. Anlıyacağm dünyası kapkaranlık. En azından benim dünyam aydınlık. Ya onun yerinde olsaydım.
    HULUSİ :Pes doğrusu!
    ŞEHMUZ :Heey Cemal, bu taraftayız! Direğe dikkat et. Gel, gel de seni yeni arkadaşla tanıştırayım. CEMAL :Merhaba.
    HULUSİ :Hoşgeldiniz, ben Hulusi.
    CEMAL :Ben de Cemal. Kör Cemal derler bana. Üzülürüm öyle demelerine ama ne yaparsın, körüz işte. Adamlar haklı. Ama ben mi seçtim ki kör olmayı? Ben de istemez miydim dünyayı doyasıya seyretmeyi. Kuşları, böcekleri, insanları izlemeyi. Kimbilir şuradaki çiçekler ne kadar güzeldir. Öyle değil mi?
    HULUSİ :Eee, evet gerçekten o çiçekler çok güzel ama nasıl farkettiniz o çiçekleri.?
    CEMAL :İnsan sadece gözleriyle görmez dünyayı Hulusi bey. İşte ben bunun için halime şükrediyorum ya. Dokunabiliyorum, tadabiliyorum ve en önemlisi koku alabiliyorum. Orada çiçek olduğunu kokusundan anladım. Sahi sen farketmemiş miydin onları?
    HULUSİ :Şeey, yani siz deyince farkına vardım tabi.
    CEMAL : Yazık, çok yazık. Oysa Allah o güzelliği sizin gözleriniz için yaratmıştır. Siz gözleriniz sapasağlam olmasına rağmen farkedemiyorsanız hayattan nasıl lezzet alıyorsunuz peki?
    HULUSİ :Be, be, ben evet ben mutsuz biriyim. En azından az öncesine kadar mutsuz biriydim. Mutsuz oluşumun sebebini fakirlik sanıyordum, oysa mutsuzluğumun sebebi kör olmammış. CEMAL : Bakın beyefendi, kimse görmeyi bilmeyen kadar kör olamaz. Doğru, benim gözlerim görmez ama mantığımın gözleri çok keskindir. Asla, keskin sirke olup da küpüme zarar vermem. Ve halime şükrederim.
    HULUSİ :Sen de mi haline şükrediyorsun, niye?
    CEMAL :Niyesi var mı? Ya yatalak hasta olsaydım. Felçli olsaydım. Yoo, öyle bile olsam mutlu olmak için bir sebep bulurdum. Şimdi halime bir kere daha şükrediyorum. Çünkü ya sizin gibi olsaydım. O zaman benim halim ne olurdu? Bakar kör ve mutsuz biri.
    CEVDET :Hulusi Bey, siz ağlıyorsunuz!
    HULUSİ :Evet dostlarım, ağlıyorum. Bırakın ağlıyayım. Taşlaşmış kalbimin hamuru göz yaşlarımla yıkanıp yumuşar belki. Sizler bana mutluluğu öğrettiniz. Ne olur aranıza beni de alın.
    ŞEHMUZ :O nasıl söz Hulusi Bey, biz kimiz ki seni de aramıza alalım?
    CEMAL :Evet, biz üç garibanız sadece. Hergün bu parka gelir, bu banka oturur sohbet ederiz. Bundan sonra sen de gel. Daha mutlu oluruz.
    HULUSİ :Evet dostlarım, daha mutlu oluruz, bizden daha mutlusu da olmaz hatta. Sizleri çok seviyorum.


+ Yorum Gönder


7 kişilik skeçler,  7 kişilik skeç,  skeçler 7 kişilik