+ Yorum Gönder
Eğitimle ilgili Bilgiler ve Forumacil Misafir Soruları Forumunda varlık mantığının konu anlatımı Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    varlık mantığının konu anlatımı








    varlık mantığı ile ilgili bilinmesi gereken bilgiler nelerdir?







  2. Mine
    Devamlı Üye





    varlık mantığı ile ilgili bilinmesi gereken bilgiler nelerdir?


    GWFRİEDRİCH HEGEL( 1770-1831 ):

    ‘Mutlak olanı düşünmek için, mutlak olandan işe başlamak gerekir’ İşte bunun içinde Hegel, kendini mutlak olarak ortaya koyuyor

    Ona göre felsefenin görevi; bütünü kavramaktır, bu da bütünü kavram düzeyine çıkarmaktır Hegel’e göre düşünmek, varlığın somut sorularından fışkıran capcanlı bir felsefe yapmaktır Çıkış noktası; Kant ile hesaplaşmak

    Hegel’in hayatı boyunca yaptığı; düşünen bilgiyi ortaya koymak Canlı bir felsefe yapmaktır Bu düşüncesini sistemleştirerek Batının en büyük metafizik sistemini oluşturur

    Kant’ta nesnenin kuruluşu, anlama yetisinin kategorileri ile oluşuyordu Nesnenin formları, benin kendi kendisine olan etkinliğine bırakılmıştır

    Hegel, bilginin oluşumu hakkında Kant’ın düşüncelerini kabul eder ancak aklın, kendi yapısından ötürü nesnelerden bağımsız olduğunu söyler

    Aklın nesnelerden bağımsız olması, bundan sonra felsefenin ilkesi olacaktır

    Sensualistlerin sandığı gibi duyuların verdiğini aklın işlemesiyle nesnenin belirlenimi olamaz Akıl, kendi yapısından dolayı bağımsız olarak, nesnelerin belirlenimini sağlar

    Hegel, hem öznel hem de nesnel idealizmleri reddeder Çünkü; nesnel idealizmde, nesnelerin beni sınırlaması, öznel idealizm de ise benin nesneleri sınırlaması sözkonusu

    Dünya geistı, düşündüğünü yaratan geist Düşünme, varlığı düşünüyor ve düşündüğü yerde de hakikat oluyor

    Hegel, iki idealizmi reddedince geriye mutlak idealizm kalıyor Hegel’de düşünen aslında geist Varlık ise geistın düşünmesiyle kavradığı şey Yani tek tek şeylerin kavram düzeyine yükselmesi Geistın düşündüğü şeyi kavraması-işte varlığın bu şekilde düşünülmesi hakikattir Etkinlik, her şey de geistın etkinliği

    Hegel’e göre aslında filozofun içinde felsefe yapan mutlak geist Mutlak geist, kendisinden pay alan insan geistı aracılığıyla düşünür ve konuşur

    Mutlak düşünme, sürekli özne ve nesneyi bir tutarak kavramadır Mutlak geistın düşünmesini, mutlak idealizmde gerçekleştirecek olan yine kendisidir Böylece Hegel kendisini ‘dünya geistı’ olarak görür Son derece spekülatif düşünce

    Schelling ve Fıchte, mutlak geistı kendi karşılarına koyup onun hakkında spekülatif düşünüşlere gidiyorlardı

    Oysa Hegel, ‘mutlak geist benim içimde, benim düşünmem zaten mutlak geistın düşünmesidir’ diyor

    Hegel, Fıchte için ‘‘Schelling’den daha ileriydi ama o da gelip nesneye takılmıştır’’ der Bu nedenle Fıchte’yi sadece öznelci olması nedeniyle reddeder

    Hegel’de mutlak olanın kendisini bulması için, oluşa ve gelişime muhtaç olması en önemli düşünce

    Hakikat, bütün olandır, bütün varlıktır Bütün olan ise ancak gelişimini kendisiyle tamamlayan varlıktır

    Hegel, Fıchte’nin diyalektiğini yeniden ele alır Bu diyalektikle kavram, hareket eden kavram haline gelir Burdaki kavramlar Schelling’deki gibi içi boş kavramlar değil Hegel diyalektiği; kavramlar, ide ve geisttan başka bir şey değildir Yani Hegel diyalektiği; organik/canlı bir diyalektiktir Mutlak geist canlı olduğuna göre, düşünmede kendini canlı olarak ortaya koymalıdır

    Diyalektik düşünce kendini geliştiren ve yeniden kendine dönen düşüncedir Hegel düşüncesinin bütün ruhu burada yatar Onun amacı bütünü kavrayıp ortaya koymaktır

    Schellig’de diyalektik olmadığı için özdeş olanın kendini nasıl ortaya koyduğu açıklanamıyordu

    Hegel’de mutlak olan nedir?

    Mutlak olan/mutlak yaşam ; tüm gerçekiliğin temeli, kökenidir Tüm gerçekliğe bu temelden bakmak ona metafizik bir karakter kazandırıyor

    Ona göre artık felsefenin, bilimlerin bilimi olma zamanı gelmiştir Felsefenin görevi; tüm gerçekliğe temelinde olanla, mutlak olanla bakmaktır

    Tek yaşam pek çok yaşamlara dağılmıştır Tek olan çokluk içinde görülmektedir Tek olan, kendi içinde bölünmüş çokluk olarak bize görünüyor Bu bölünme zorunludur Mutlak yaşam sürekli bir yabancılaşma ve uzlaşma içindedir Hegel, doğaya/yaşama yaratıcılığından dolayı tanrısal olan diyecektir Mutlak yaşam; sürekli yeniden oluş, çeşitlilik ve yaratmadır

    Felsefenin görevi; başından beri tanrıyı felsefenin doruğuna koymaktır Felsefenin objesi, tanrı ve tanrının açığa çıkması olacaktır Hegel’in tanrısal olandan anladığı ise ‘geist’tır

    Mutlak olan-mutlak yaşam-tanrı-geist

    Hegel’in insan geistı ile hristiyanlıktaki en asil yaratık olan insan geistı aynıdır

    Tanrı mutlak geisttır Eğer tanrı, geist ise ve dünya onun kendisini ortaya koyması ise dünyanın özünde bir geist varlığı görmemiz gerekmez mi?

    Dünyada gördüğümüz her şey aslında geisttır Madde dememizin nedeni bizim bakış açımızın darlığı ve sınırlı olmasıdır

    Dünyadaki oluş aslında geistın kendi kendisini ortaya koymasından başka bir şey değil Şeylerin arkasındaki özü ancak felsefe yapmakla görebiliriz Gerçek olan sadece geisttır Yapılacak olan hakikati sormaktır

    Eğer sadece geist gerçekse, tanrı kendini nasıl oluyor da doğa ve insan geistı olarak ortaya koyuyor?

    Tanrı, kendi kendini bölüyorsa, kendi kendinin bilincine ulaşmak, uzlaşmak için Tanrı, tanrı olduğunun farkına varmak için

    Acaba tanrı kendi kendisini nasıl ortaya koyacak? Burada Hegel, tanrının en halis geistı olan insandan yola çıkar ‘Önce insan geistını anlamamız gerekir’ der

    Geistın gelişimi; a)kendi dışına çıkma, b)kendini bölüp parçalama, c) ve yeniden kendine dönmektir

    İnsan geistının gelişimi:

    1-Geistın hayal kurduğu, uyuduğu evre; insanın henüz kendisi hakkında sağlam bir bilgisi olmadığı safha Bu safha; tez aşamasıdır Ancak geistın kendi bilincine ulaşması için, hayal kurduğu evreden uyanması gerekir İşte bu 2- Basamaktır; geist uyanır ve kendini yavaş yavaş keşfetmeye başlar Ancak bu keşfetmede garip bir şey olur; geist kendine bakar ama yabancı görür Ve sorar; ‘bu ben miyim?’ işte bu insanın kendi kendisine yabancılaşması Ben kendini parçalar böler Burada ben, kendi bilincini aramak çabasındadır Hegel bu safhaya; antitez der Ben, kendini ararken kendine yabancı düşüyor

    3-Safhada insan, özgürlük bilincine erişmek için ‘bakan ve bakılan benim’ der Böylece yabancılaşan insan geistı, kendiyle uzlaşır Hegel, bu aşamaya da sentez der

    Hegel, insan geistı kendilik bilincine varan bir geist olduğu için insanla başlar ve insanın gelişimini, mutlak geistın kendini ortaya koymasına uygular

    Mutlak geist kendilik biliçtir Onun bu bilince ulaşması ise diyalektik bir gidiştir Hegel, tanrının da bir iç oluşu vardır, der Tanrı oluş halinde, bu oluş da insana ihtiyaç duyuyor Tanrı sürekli mükemmelliğe ulaşma / kendilik bilincine ulaşma içinde hareket ediyor Tanrı mükemmelliğini dünya tarihinde bulacaktır Dünya tarihini de yapan; insan ve doğadır

    Diyalektik gidiş nedir?

    Tanrı, kendilik bilincine erişmek için önce kendini bilmediği safhadan uyanır ve sonra kendine yabancılaşır En üst aşamada da kendilik bilincine ulaşır

    Kendine yabancılaşan tanrı, kendini; doğa ve insan geistı olarak ikiye böler

    İşte bakan; insan geistı, bakılan ise doğadır İnsan ve doğa tanrının görünümünden başka bir şey değildir İnsanın baktığı doğa, tanrının doğasıdır

    İnsan+doğa=dünya=Tanrı

    İnsan geistı, tanrının kişi olmuş geistıdır Dünyayı bilen insan geistı İnsan tanrının içinde bakandır, doğa ise onun içinde bakılan Gördüğümüz her şey hakikatte tanrının kendisidir Antitez aşamasında ‘bu ben miyim?’ diye soran tanrı görür ki; bakan da bakılan da kendisi Böylece tanrı parçalanmışlıktan kurtulur ve yeniden kendisi olur




  3. Mine
    Devamlı Üye
    Tanrı, kendi bilincine ulaşmak için dünya olmayı ve kendine yabancılaşmayı göze aldı Sonunda tanrı kendine yabancılaşmaktan kurtulup, oluşumunu tamamlayacaktır
    Mutlak olan tanrı, neden insan ve doğa olmak zorunda? Çünkü; bu tanrının kendilik bilincine ulaşmak için zorunlu bir yoldur
    Mutlak geistı önce insan geistı ile açıklamasının nedeni; insan en yüksek geist varlığı Daha sonra Hegel, insanın kendi bilincine erişmesini, tanrının kendi bilincine erişmesiyle paralel olarak açıklar Dünyadaki tüm oluş, tanrının kendilik bilincine ulaşması sürecidir
    Tanrının kendine yabancılaşması ‘bu ben miyim?’ diye sorması aslında dünya olmasıdır İnsan tanrının bakan, bilen yanı olarak doğayı kavramaya çalışması aslında kendini bilmesi, tanıması demek
    Son tahlilde tanrı, insan geistı sayesinde dünyadaki parçalanmışlığından kurtulacaktır Zıtların birliği sağlanacaktır

    Oluş ve diyalektik hakkındaki görüşleri:
    Hegel’de diyalektik ne felsefi bir yöntem ne de bir görüştür Diyalektik, kendi hareketinde bulduğu yaratıcılıktır Felsefenin görevi; sadece diyalektiği takip etmek değil onu bilinç düzeyine çıkarmaktır İnsan bilincinin nesneye yönelmesi ve onu bilinç düzeyine çıkarmasıdır Nesnenin oluş içindeki hareketini kavramaktır Hegel buna nesneye kendini vermek diyor Diyalektik de budur
    İki türlü diyalektik vardır:
    1-Nesnenin oluş içindeki hareketi
    2-Nesnenin hareketini kavrama yetkinliğinde olanın yapısı da diyalektik
    En doğru ifadesiyle diyalektik; kavramın hareketidir Düşünce şeyin etrafında dolanır ona çeşitli yerlerinden bakar ve onda yeni olanı görür O şey için belirlenmiş biçim değişir, yeni bir hal alır Bu hal akıcı bir haldir
    Diyalektik, sadece kavranmakta olan nesnenin hareketi değil; düşünceyle oluşun yan yana gitmesidir Düşünce ancak hareket halindeyken anlaşılacaktır Diyalektik her şeyi kavrıyor, kendi kendini değil Diyalektik, zıtlıkları görmek için sürekli hareket halinde olmaktır Hegel’de diyalektik, Kant’taki gibi bir çıkarım ürünü değildir Diyalektik, nesnenin çok yönlü yapısı boyunca hareket etmektir
    Diyalektik hareketliliğin iç dinamiğini oluşturan ilke nedir?
    Bu ilke çelişme ilkesidir Bu çelişme içeriğin yok edilmesi değil, ortadan kaldırılmasıdır Ortadan kaldırılan bir hiç haline gelmez Çünkü hiçlik aslında dolaysız olandır Oysa ortadan kaldırılan dolaylı olandır Ortadan kaldırılan aynı zamanda korunandır Bu nedenle de yok olmaz
    Tez, antitezde korunuyorsa, bu koruma kendi içindeki çelişme sayesinde ilerleyip bir üst düzeye ilerleyecek ve kendini yeni bir biçimde sentezde gösterecektir Ancak geriye dönüş sözkonusu değildir Sentezdeki tez, tamamen eski tez değildir Bu basamakta korunan yeniden ilk basamaktaki rolü üstlenecektir Bütün gelişmeye ve ilerlemeye güç veren, negatif olandır
    Negatif olan pozitif olanla üst düzeyde yeniden bir araya gelir e negatif olan, pozitif hale gelir Mutlak geistın, kendini bulduğu yerde yeniden pozitif olmak zorunda yoksa diyalektik kendi içinde kendi tutarlılığını yitirir
    Negatif nasıl pozitif olur? Aslında ortadan kalkan dolaysız olandır Ortadan kalkan özellikler, nesne ya da kavram içine itilirler Ve negatif olanın gücüyle yeniden ortaya çıkıp, bir üst düzeyde kendilerini gösterirler
    Negatif olanın gücü, pozitif olanı ortaya çıkarmasında yatar
    Çelişki, diyalektiğin formel yasasıdır ve biz sadece onun bu formel yanını kavrayabiliriz
    Hegel, diyalektiğinin özü; mutlak geistın kendi kendini ortaya koyması anlamındadır Mgeist bunu insan geistı ile yapıyor Bunun içinde insan geistının, dünya geistı olması gerekiyor Bunu da Hegel, kendisi üstleniyor Yani mutlak geist, insan geistı ile düşünüyor
    Hegel’de diyalektik öyle bir düşünme ki; bu düşünme nesneler arasındaki ilişkileri kavramak demektir
    Hegel’in amacı; bütün olanı bir tek noktadan –mgeisttan- çıkarak kavramak, kavram düzeyine çıkarmak Kavranan, ilişkiler bütünü Kavrayan, bilen aslında bir özne değil, kendi kendini gerçekleştirmekte olan mutlak geist
    Diyalektik, nesneler arasındaki karşıtlıkta değil, düşünmenin yapısında var düşünme kendi yapısını tecrübe ediyor Kavramları terk etmek, yeniden üretmek, böylece akıcılığı kavramak
    Çelişki, diyalektik düşünen için var Ve bu çelişki aslında bir ortadan kaldırmadan ibaret Çelişki; hareketliliğin, sürekliliğin ilkesi
    Diyalektik, mutlak olanın kendi bilincine ulaşmak için katettiği bir süreç Hegel, tanrının oluşumunu kavramak çabasında bunu da diyalektikle kavramaya çalışıyor Diyalektiği ancak tanrı düşündüğünde düşünebiliriz
    Hegel, ideden ne anlıyor?
    Onun ideden ne anladığını, geisttan anladığından ayırmanın pek imkanı yoktur Geistın kendi içinde ya da dışında olması, bir üst düzeyde yeniden oluşması geistın ideleşmesidir
    İde; kendi kendini gerçekleştiren kavramdır
    İde; kendinde ve kendisi için hakiki olandır Hem gerçek hem kavramdır Hareket halindeki süreçtir, yaşamdır Hem bu sürecin tamamlanması hem de sürecin kendisidir Varılmak istenen amaçtır Özne ile nesnenin özdeşliğidir Kendinde olanla, kendisi için olanın çakışmasıdır Geistın hareketliliğinde hem bu hareketlilik süreci hem de kendini doğa olarak ortaya koyması
    HEGEL’İN SİSTEMİ:
    Diyalektik şekilde oluşan sistemi 3 basamak halindedir
    1-mantık, 2-Doğa felsefesi, 3-Geist felsefesi
    Mantık(logik); geistın kendinde ve kendisi için olduğu evredir
    Doğa felsefesi; geistın kendine yabancılaşması
    Geist felsefesi; idenin kendi içinde, kendine dönük olması
    Mantık içinde; düşünceler, bilme etkinliği ve bilmenin mutlak etkinliği ortaya koyuluyor Mantık; geistın kendi özünün kendi içinde olduğu evredir Mantığın konusu; mutlak geistın doğayı ve insan geistının yaratmadığı, kendini parçalamadığı uyuduğu evredir
    Hegel mantığı 3 evreye ayırır:
    1-Varlık mantığı; konuları, nitelik- nicelik gibi ölçü cinsinden kavramlar




+ Yorum Gönder