+ Yorum Gönder
Eğitimle ilgili Bilgiler ve Forumacil Misafir Soruları Forumunda Dünya edebiyatında ilk dedektif romanı örneği olarak kabul edilen eser hangisidir? Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Dünya edebiyatında ilk dedektif romanı örneği olarak kabul edilen eser hangisidir?








    Dünya edebiyatında ilk dedektif romanı örneği olarak kabul edilen eser hangisidir?







  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    Dünya edebiyatında ilk dedektif romanı örneği olarak kabul edilen eser hangisidir

    Dünya edebiyatında ilk dedektif romanı örneği olarak kabul edilen eser hangisidir

    morg sokaği cinayetleri


    Morgue Sokağı Cinayetleri[1] (İng. The Murders in the Rue Morgue), Edgar Allan Poe tarafından yazılan ve ilk defa 1841'de Graham's Magazine'de yayımlanan öykü. İlk dedektiflik öyküsü olarak kabul edilen[2][3] Morgue Sokağı Cinayetleri'ni Poe, "uslamlama öyküleri" olarak grupladığı öyküler arasında saymıştır.[2] Ancak, E. T. A. Hoffmann'ın Matmazel Scuderi (1819)[4] ve Voltaire'in Zadig (1748)[5] öyküleri gibi, benzer temaya sahip daha eski öyküler de mevcuttur.

    Öyküde C. Auguste Dupin, Paris'te iki kadının vahşice öldürüldüğü cinayetin sırrını çözer. Olay sırasında birçok tanık şüpheliyi duymuştur ancak hangi dili konuştuğunu anlayamamıştır. Ayrıca cinayet mahalinde Dupin, insana ait olmayan kıllar bulur. İlk gerçek dedektiflik öyküsü olarak değerlendirilen bu öyküde Dupin karakteri, Sherlock Holmes ve Hercule Poirot gibi sonraki birçok hayalî dedektifin kullanacağı edebi araçları ilk defa kullanır. Poe'nun zeki dedektif karakteri sonraki birçok karakter için örnek olmuştur. Ayrıca, anlatıcı rolündeki yakın arkadaş, öykünün sonunda önce varılan sonucun açıklanması ardından bu sonuca nasıl varıldığının anlatılması gibi unsurlar, sonraki dedektiflik öykülerinde de kullanılmıştır. Dupin karakteri Poe'nun daha sonraki Marie Rogêt'nin Sırrı ve Çalınan Mektup öykülerinde de yer alır
    Öykü, Paris'teki hayalî bir sokak olan Rue Morgue'da yaşayan Madame L'Espanaye ve kızının kafa karıştırıcı biçimde öldürülmelerini anlatır. Gazete haberlerine göre annenin boynu neredeyse tamamen kesilmiş ve başı gövdesine ufak bir deri parçasıyla bağlı kalmıştır. Kız ise önce boğulmuş, ardından şöminenin baca boşluğuna sıkıştırılmıştır. Cinayet, dördüncü katta bulunan, dışarıdan girişin mümkün olmadığı ve içeriden kilitlenmiş bir odada gerçekleşmiştir. Cinayeti duyan komşuların ifadeleri birbiriyle çelişir çünkü her biri katilin farklı bir dilde konuştuğunu söylemektedir. Katilin konuşmaları belirsizdir ve tanıklar aslında hangi dil olduğunu net olarak anlamadıklarını itiraf ederler.

    Paris'in yerlisi C. Auguste Dupin ile arkadaşı olan ismi belirsiz anlatıcı, gazete haberlerini ilgiyle takip ederler. Toplumdan uzak yaşayan ve ziyaretçi kabul etmeyen bu iki arkadaş, eski dostlarıyla ilişkiyi kesmiş, sokağa ise yalnız geceleri çıkmaya başlamıştır. Anlatıcı bu durumu "sadece kendi içimizde yaşıyorduk"[1] sözleriyle anlatır. Cinayete ilişkin olarak, hakkında delil olmamasına rağmen Adolphe Le Bon isimli bir adamın tutuklanmasıyla olaya ilgisi artan Dupin, polise yardım etmeyi teklif eder.

    Şahitlerin, katilin hangi dili konuştuğu hakkında uzlaşamaması üzerine Dupin, duyulanın insan sesi olmadığına karar verir. Cinayet mahalinde bulduğu sıradışı kılların insana ait olmadığı sonucuna varır. Gazeteye ilan vererek bir "Ourang-Outang" kaybeden olup olmadığını sorar. İlan üzerine Dupin'in evine gelen bir denizci kayıp orangutanının bulunması için ödül teklif eder. Dupin denizciye Rue Morgue'da işlenen cinayetler hakkında neler bildiğini sorar. Denizci, Borneo'da bir orangutan edindiğini, ancak hayvanın denizcinin usturasını çalarak kaçtığını, takip ettiği hayvanın bir yıldırımsavar direğine tırmanarak Rue Morgue'daki dairenin penceresinden içeri girdiğini itiraf eder.

    Odaya giren orangutanın denizciden gördüğü biçimde traş etmeye çalıştığı Madame L'Espanaye şaşkınlıktan kendisini savunamamıştır. Ortaya çıkan kanlı durum karşısında heyecana kapılan hayvan genç kızın boğazını öldürünceye kadar sıkmış, ardından suçluluk duygusuyla cesedi saklamak için bacanın içine sıkıştırmıştır. Cinayeti duyunca paniğe kapılıp kaçan denizci, orangutanın da ortadan kaybolmasına sebep olmuştur. Dupin'in olayı bu şekilde aydınlatması üzerine bölge komiserinin tepkisi herkesin kendi işine bakması gerektiğini söylemek olur.




+ Yorum Gönder