+ Yorum Gönder
Eğlence ve Muhabbet ve Forumda Başlığı Olmayan Konular Forumunda Anatomik Olan Bütün Paylaşımlar Konusunu Okuyorsunuz..
  1. AGMEHMET
    Administrator

    --->: Anatomik Olan Bütün Paylaşımlar

    Klavikula ( omuz kemiği)

    Taekwondo yüksekten gelen sert ve etkili tekmelere sahiptir .Bu nedenle sporcular klavikula ( omuz kemiği) kırılmalarına her an için hazırlıklı ve tedbirli olmalıdırlar.Klavikula kemiği kırıkları genellikle orta ve 1/3 dış kısmından kırılır.En yaygın olanı orta yerinden kırılmasıdır.Dış kısım kırkları nadiren olur .Bu kırıklar sıklıkla omuz eklemini de etler.
    Klavikula kırıkları omuz eklemi,kırk bölgesini çevreleyen yumuşak dokuları, tendonları bağları, damarları, kasları etkiler.
    Clavicula kırıkları kendisini :
    *Kırık bölgesinde ağrı,
    *şişme,
    *kırk parçaları birbirinden iyice ayrılmış ise gözle görülür bir şekil bozukluğu,
    *dokununca hassasiyet,
    *kan dolaşımı zarar görmüş ise etkilenen tarafın omuz ve kolunda soğukluk ve hissizlik hissi ile belli eder.
    Taekwondoda omuz eklem,i kırılmalarının önüne geçmek için sporcuların kullandığı safeguardlarda değişime gidilmiş ve koruyucular omuz genişliğini örtecek şekilde düzenlenmiştir.
    Bu tür kırılmaların önüne geçmenin diğer bir yolu da iyi bir kondisyon kazanman ve yeterli kas gücüne ulaşmaktır.kalın kas yapıcı kemiğin ve komşu dokuların korunmasında en büyük yardımcıdır.
    Klavikula kemiği şüpheniz varsa bunun tedavisi keinlikle dpoktor müdahalesidir.


    Doktora gidinceye kadar yapabileceğiniz müdahale:


    Münkünse kişinin o bölgeye baskı yapan elbise ve koruyucularını çıkartmak.



    Şok olasılığına karşı battaniye ile sarmak.Hemen buz tatbiki yapmak
    ve doktora müracaat etmektir.Doktor burada ameliyatlı veya ameliyatsız olarak kemik bütünlüğünü sağlar.Bunu sağlamak kemik kırılmasından hemen sonraki birkaç saat içinde yapılmalıdır.6 saat geçmesi demek iç kanama riskini artırabilir ve şoka neden olabilir.Doku elastiğini kaybettiği için kemik parçasını yerine kaydırmak zorlaşabilir.
    Kemik bütünlüğü sağlanınca doktor size hareketsizliği sağlamak için boyun askısı önerir.
    Cerrahide konan vidalar bir yıl veya daha fazla kalabilir.Ancak siz normal fonksiyonlarınıza ve antrenmanlarınız 4-5 hafta içinde dönmelisiniz.
    Sizin bu esnada yapmanız gereken buz masajıdır.İyileşmeden sonra bile buz tatbikini ihmal etmeyin.iyileşme sağlandıktan ve antrenmanlara başladıktan sonra bile buz masajını antrenmandan 15 dakika evvel 4-5 dakika uygulayın.
    Aktivitelerinize yavaş yavaş doktor tavsiyesi ile dönün.Herhangi bir şikayette aktiviteyi bırakın ve doktora başvurum.
    Toparlanma süresi içinde Et , balık ,süt yumurta gibi iyi protein içeren besinlerle beslenin.Bol sıvı ve lifli besinler alın.
    --->: Anatomik Olan Bütün Paylaşımlar frmacil sayfa 2iki --->: Anatomik Olan Bütün Paylaşımlar

  2. AGMEHMET
    Administrator
    Kulak


    Kulak üç bölümden meydana gelir: dış kulak, orta kulak, iç kulak; yalnız dış kulak dıştan görülür. Dış kulak, kulak kepçesiyle kulak yolundan oluşur; kulak kepçesi, kıvrımlı bir kıkırdak parçasıdır ve hayvanların birçoğunda hareketlidir, istenilen yöne yönelebilir; kulak yolunun sonu kulak zarı denilen değirmi bir zarla kapalıdır.

    Orta kulakta bir orta kulak boşluğu ve bunun içinde üç küçük kemik (çekiç, örs, üzengi), ayrıca mememsi boşluklara ve yutağa açılan östaki borusu bulunur. Şakak kemiğinin içine gömülü olan iç kulakta bir sıvı ve bu sıvının içinde yüzen bir çeşit kese (zar dolambaç) vardır. İç kulak, kulağın en önemli kısmıdır.

    Kulak sıvısı denilen bir sıvıyla dolu olan zar dolambaç, yarım daire biçiminde üç kanal ile iki torbacıktan (kırbacık ve kesecik) ve salyangozun bulunduğu salyangoz borusundan meydana gelir, işitme sinirlerinin duyarlı uçları salyangozun içindedir. Kulak kimi hayvanlarda bir kesecikten, kimi hayvanlarda bir kanaldan ibarettir; omurgalılarda giderek gelişmiştir




  3. AGMEHMET
    Administrator
    Nasıl Koku Alırız



    Duyu organlarımız bize dış dünya ile ilgili bilgileri aktarırlar. Bu bilgilerin yüzde 80'ini gözlerimizle, yüzde 1'ini ise burnumuzla alırız. Ancak nezle veya grip olup burnumuz tıkandığında, koku alamayınca, yediğimiz yemeklerin tadını bile alamayız, dünyadan aldığımız zevk azalır. Eğer burnunuzu parmaklarınızla iki yandan sıkarsanız, bir dilim çiğ patates mi yoksa elma mı yediğinizi söylemekte bile güçlük çekersiniz.

    Koku duyumuz anlaşılması en güç olan duyumuzdur. Bellek ve duygularımızla çok ilgilidir. Bir toprak yolda yürürken yağmur kokusu aldığımızda, birden bir çocukluk anımız canlanabilir.

    Peki bir koku duyduğumuz zaman ne oluyor? Bu kokuyu diğerlerinin arasından nasıl tanıyoruz? Beynimiz bu farklı uyarıları nasıl algılıyor? Bir kokunun oranı, bir litre havanın içinde bir miligramın milyonda birinden bile küçük olsa onu nasıl ayırt edebiliyor?

    Aslında tek bir koklama ile hemen hemen yeterli algılamayı sağlarız. Normal bir insan dakikada 30 litre havayı içine çekip koklayabilir. Ancak belli bir zaman sonra algılama süratle azalır, yani bir kokunun içinde uzun zaman kalırsak artık onu duymamaya başlarız. Kokunun hangi yönden geldiğini ise burun deliklerimize gelişi arasındaki anlık farktan anlarız.

    Koku alma kapasitemiz şüphesiz koku kaynağının gücüne de bağlıdır. Havanın bir litresinde 5,83 miligram eter olunca kokuyu ancak hissederiz de 0,000.000.4 miligram sarımsak kokusu bile hemen hissedilebilir. En güçlü koku çürük yumurta kokusudur. Bu kokunun molekülleri havada 100 bin molekül içinde bir tane dahi olsa burnumuz tarafından hemen algılanır. Bir kokunun artıp azaldığını hissedebilmek için, onun hava içindeki oranının en az yüzde 30 değişmesi gerekir.

    İnsanlar gün başlarken daha iyi koku alırlarken kahvaltıdan sonra koku hissi azalır. İlkbahar ve yazın ise kışa göre daha kuvvetlidir. Koku alma duyusunu sıcaklık, aç veya tok olma ve alınan ilaçlar da büyük ölçüde etkiler. Kadınlar erkeklerden daha iyi koku alırlar. Bu duyu 60 yaşından sonra azalmaya başlar. Koku alma duyusu eğitimle arttırılabilir.

    Burnumuzun boşlukları içinde, her biri birer metal para büyüklüğünde iki koklama mukozası vardır. Buralarda milyonlarca algılama hücresi bulunur. Bu sinir hücrelerinin tüylü uçları, nefes aldığımız zaman havada bulunan koku veren molekülleri yakalarlar. Aldıkları bilgileri beyin kökündeki koklama soğanına iletirler.

    Görüldüğü gibi koklama mekanizması biliniyor da sistem nasıl çalışıyor tam belli değil. Bir görüşe göre her koku molekülü kendine özgü bir frekansta titreşim yapıyor ve burnumuzdaki koku sinirleri bu özel titreşimleri algılıyor. Bu durumda koku seste olduğu gibi dalgalar halinde yayıldığından sinir hücreleri ile moleküller arasında doğrudan bir temas olması da gerekmiyor.

    Bir başka görüş ise kokuyu renklere benzetiyor. Nasıl bütün renkler aslında temel renklerden oluşuyorsa, bir kaç kokunun, bütün diğer kokuların temelini oluşturduğu ileri sürülüyor.

    Bazı bilim insanları ise her bir kokunun kendisinin başlı başına ayrı bir koku olduğunu, her koku için hücrelerin özel olarak ayrı ayrı görev yaptıklarını, beynin uyarının hangi hücreden geldiğine bakarak karar verdiğini düşünüyorlar. Bunun ispatlanması için her bir sinir hücresinin ayrı bir koku ile uyarılıp test edilmesi gerekir ki bu da imkansızdır.

    Görüldüğü gibi burnumuz ve koku alma hissimizin sırları tam çözülebilmiş değil. Kokulan burnumuz gibi olağanüstü bir hassasiyetle ve bir saniyeden çok az bir zamanda algılayıp, ayırt edebilecek bir makineyi günümüzün gelişmiş teknolojisi bırakın yapmayı tasarlayamamaktadır bile




  4. AGMEHMET
    Administrator
    Deri




    Vücudu saran ve dokunma organını oluşturan koruyucu zar.

    Dokunma duyusu organı olan deri vücudun üstünü kaplar. Doğal deliklerin içi, sindirim ve solunum organlarının iç ve dış yüzleri de mukoza denilen yalınkat bir deriyle kaplıdır. Derinin üstünde kıllar ve gözenek adı verilen çok küçük delikler bulunur.

    DERİNİN YAPISI

    Deri üstderi ve altderi diye iki kısma ayrılır. Altderinin altında da derialtı dokusu denilen yağlı bir tabaka yer alır. Bu tabaka derinin kaslar ve kemikler üstünde kaymasını sağlar. Bundan yararlanılarak hayvanların, derisi kolayca yüzülebilir.

    Üstderi'nin kalınlığı bir milimetrenin onda biri kadardır. Üst kısmı cansız (boynuzsu tabaka), alt kısmı canlıdır. Üstteki ölü hücreler aşınıp döküldükçe alttan yeri doldurulur. Malpigi tabakası da denen canlı kısımda deriye rengini veren boya maddeleri bulunur.

    Altderi esnek ve dirençlidir. Kılcal kan damarları, sinir uçları, kıl kökleri, ter ve yağ bezleri bu kısımda bulunur. Kılın gövdesi cansız, fakat kökü canlıdır. Kıl günde ortalama 0,2 mm kadar uzar. Kan dolaşımı arttıkça kılın büyümesi de hızlanır. Kötü beslenme ve kötü kan dolaşımı kılların dökülmesine yol açar. Bazı hastalıklar da kılların dökülmesine sebep olur (kellik, saçkıran v.b.).

    Kılların beyazlaşması ise kıl soğanındaki boya maddelerini akyuvarların yok etmesinden ve mikroskopik hava kabarcıklarının kıla yerleşmesinden ileri gelir. Her kılın dibinde bir irkilme kası vardır. Soğuk ve korku gibi etkenler bu kasın kasılmasına ve kılın dikleşmesine sebep olur. Kılların dibinde bulunan salkım biçimindeki bir yağ bezi durmadan yağlı bir sıvı salgılar. Bu yağ deriyi ve kılları yağlayarak sudan korur.

    DERİNİN DUYARLILIĞI

    Deri dokunma organıdır. Dokunma, basınç, sıcak, soğuk ve acıyı algılar. Altderide bulunan sinir uçlarına bağlı duyu cisimciklerinin kimi dokunmayı, kimi basıncı, kimi sıcağı, kimi soğuğu, kimi acıyı alır. Geniş yüzeyi ve büyük duyarlığıyla deri vücudumuzun dış etkilerden korunmasını sağlar. Bu nedenle derinin bakımı ve korunması insanlar için büyük önem taşır.
    Elin üstderisinden bir parça: kırışıklıklardan, ter deliklerinden ve ince kıllardan oluşan tabaka açıkça görülüyor. 75 kiloluk bir insanda, l metrekare kadar yer tutan, 3 kg ağırlığında deri bulunur. Kalınlığı 1,5-3 mm arasındadır. Rengi ve görünüşü, cinsiyete, ırka, iklime, yaşa v.b. göre değişir.

    YANIKLAR

    Yanıklar, derinin en sık uğradığı kazalardır. Derinliğine göre üç dereceye ayrılır: birinci derece yanık, hafif bir yanıktır (güneş yanığı gibi); ikinci derece yanık, deride içi saydam bir sıvı dolu kabarcıklar oluşur, iz bırakabilir; üçüncü derece yanık, çok ciddidir, hem üstderiyi, hem altderiyi zedeler ve deri naklini gerektirir.

    ERGENLİK

    Erinlik döneminde bazen sivilceler yüzü, omuzları ve gövdenin üst kısmını kaplar. Bu çıbanın niteliği henüz belirlenmemiş ise de, sindirim ve hormon bozuklukları yüzünden çıktığı sanılmaktadır. Yerel tedavi (losyonlar sürülmesi) veya daha genel (beslenme sağlığına dikkat) bir tedavi uygulanır ve genellikle erişkin yaşta geçer.

  5. AGMEHMET
    Administrator
    Damarlarımız Neden Mavi



    Yaşamımızın sürebilmesi için vücudumuzdaki her bir hücrenin oksijene ihtiyacı vardır. Hücrelerimize oksijeni kanımız taşır. Kanımız oksijeni havadan aldığımız nefesin sonucunda akciğerlerimizden alır ve vücudumuzun her bir noktasına ulaştırır. Bu noktalarda oksijeni hücrelere devreden kanımız, kalp tarafından emilerek tekrar oksijen depolayabilmesi için akciğerlerimize pompalanır ve çevrim böyle devam eder.

    Kanımızın içinde oksijen moleküllerini tutup, damarlarda taşıyarak, hedefe ulaşıldığında bırakan özel bir molekül vardır. Kırmızı kan hücrelerini, yani alyuvarları çevreleyen ve aslında demir içeren bir protein olan hemoglobin, oksijenle birleşerek bilinen parlak kan rengini oluşturur.

    Kanımız hücrelerde oksijeni terk edip, karbondioksiti alıp geri dönerken yani toplardamarlarımızda iken rengi koyu kırmızı hatta biraz mora yakındır. Damarlarımızın çeperleri ve kan hücreleri renksiz olduklarından, kanın rengini veya renginin tonunu içinde oksijen olup olmaması tayin eder.

    Damarlarımızın mavi renkte görünmesi, vücudumuza gelen ışığın bir kısmının derimizde emilmesi, bir kısmının da yansıtılması ile ilgilidir. Derimizde mavi renk gibi yüksek enerjiye sahip dalga boyundaki ışıklar daha çok yansıtılıp gözümüze geldiği için damarlarımız mavi renkte görülür.

    Vücudumuzda gördüğümüz damarların hemen hemen tümüne yakını daha koyu renkli kanı taşıyan toplardamarlardır. Atardamarlarda kalp tarafından pompalanan kanın vücudun her yerine süratle ulaşabilmesi için basınç yüksektir. Toplardamarlarda ise kanın basıncı düşük, hızı da daha yavaştır.

    Herhangi bir atardamar kesildiğinde kan daha hızlı dışarı çıkar, kan kaybı süratli ve çok olur. Hayati tehlike yaratır. Bu tehlikeye karşı atardamarlarımız daha kalın çeperli yapılmış ve derimizin altında daha derinlere yerleştirilmişlerdir. Bir kaza veya ameliyat olmadıkça atardamarlarımızı pek göremezsiniz.

    Bu nedenle derimizde gördüğümüz damarların çoğu, et kalınlığı az olduğu için içindeki kanın rengini daha çok yansıtan ve deriye daha yakın olan toplardamarlardır. Tabii ki bu durum toplardamarlar kesildiğinde kanın koyu kırmızı veya mor renkte akacağı anl----- gelmez. Kesilme yerinden akan kan derhal hava ile temas edip, ondaki zengin oksijeni alır ve rengi yine bilinen kan rengine dönüşür.

  6. AGMEHMET
    Administrator
    Saçlar



    Bütün memeliler arasında yalnız insanın başı, ensesi ve şakakları, vücudun geri kalan kısımlarında çıkan kıllardan farklı kıllarla örtülüdür.

    Saç, tırnaklarınkine ve derinin koruyucu tabakasına benzeyen boynuz-su bir maddeden meydana gelir. Başlıca iki bölümü vardır: kök ve sap. Saçın tek canlı öğesi olan kök, saçlı deriye gömülüdür ve yaklaşık olarak ayda bir santim kadar büyüyen sap kısmı buradan çıkar. Yaş ilerledikçe saçlar beyazlaşır (ağarma) ve yavaş yavaş dökülerek sonunda bazen büsbütün yok olabilir (dazlaklık).

    Saç sıklığı, santimetre kareye yaklaşık 175 ile 300 arasında değişir. Erişkin insan günde 35-100 arası, çocuk 90 ve ihtiyarlar ise 120 saç döker. Saçlar kışa göre yazın ve gün-düze göre geceleyin daha çabuk uzar.

  7. AGMEHMET
    Administrator
    Femur


    bacak bölgesini (alt ekstremite) kalça kemiğine bağlayan uzun ve çok dayanıklı kemiktir.


  8. AGMEHMET
    Administrator
    Humerus

    önkol ile omuz ekleminin arasındaki uzun kol kemiğidir.

  9. AGMEHMET
    Administrator
    DOKULAR ;


    Bazı görevleri üstlenmiş özel nitelikleri olan hücre topluluklarına doku denir. Yetişkin bir insanda 4 ana doku vardır. Epitel doku , destek doku , kas doku , sinir doku.

    A)EPİTEL DOKU ; örtü ve salgı sistemi dokusudur. Epitel dokunun altında bağ doku bulunur bu iki dokunun arasındaki zara “bazal membran” denir. Epitel dokunun 4 fonksiyonu vardır.
    1.Koruma fonksiyonu ; Derinin vücudu dış etkilerden koruması
    2.Salgı fonksiyonu ; Hücrenin salgı fonksiyonlarını yerine getirir ( terleme)
    3.Emme fonksiyonu ; Besinlerin barsaklarda emilimini sağlar.
    4.Duyu fonksiyonu ; duyu organlarında Epitel dokular vardır.
    B)DESTEK DOKU ; Vücutta diğer dokular ve organlar arasında bağ sağlayan dokulara denir.
    C)KEMİK DOKU ; Organik ve inorganik olarak iki maddeden oluşur. Kemik hücrelerine osteosit denir. Kemik dokuda eklemler hariç tamamı periost denen zar ile çevrilidir. Bu zar kemiğin beslenmesi ve tamirinde görevlidir.
    D)KAS DOKU ; Vücuda kasılma ve gevşeme hareketlerini yaptıran dokudur.
    E)SİNİR DOKU ; Sinir sistemini meydana getiren doku.

    ZARLAR ;
    1)MÜKÖZ ZARLAR ; Yüzeyleri tek katlı yada çok katlı örtü epiteli ve bağdoku hücrelerinden oluşan zarlardır. Başlıca görevleri ;
    ·Organları çevreleyerek koruma
    ·Salgıları ile sindirim sistemi organlarına yardımcı olma.
    ·Salgıları ile bazı organların yüzeyinde kayganlık sağlamak.
    2)SERÖZ ZARLAR ; (Periton , plevra ,perikart)
    3)SYNOVİAL ZARLAR ;
    HAREKET SİSTEMİ ; İnsan vücudunu ayak ta tutan ve ona hareket veren bir yapıdır.

    KEMİK VE İSKELET ( OSTEOLOGİA)
    Yetişkin bir insanda irili ufaklı 213 kemik vardır. Bunların 29 ‘u başta (14’ü kafa , 14’ü yüz , 1 ‘i dil kemiği) , 25 i göğüste , 33 -34 ‘ü omurgada, 64 ‘ü üst yanlarda ve 61 ‘i alt yanlarda bulunur.
    KEMİK BİÇİMLERİ VE ÖZELLİKKLERİ;
    ·Uzun kemikler (ossa longa); Kol, ön kol, uyluk ve bacak kemikleri. Uç kısımlarında bulunan taze ve canlı dokuya epifiz , orta kısımlarındakilere de diafiz denir.
    ·Yassı kemikler ( ossa plana) ; Kafa , kaburga ve kürek kemikleri.
    ·Kısa kemikler (ossa brevia) ; El – ayak bileği ve tarağı kemikleri.
    KEMİKLEŞME VE KEMİK GELİŞİMİ;
    Kemikleşme ( ossification) ; Doğum ile başlar 25 yaşında son bulur. Uzun kemiklerde kemikleşme ortadan başlayarak iki yönde gelişir , yassı kemiklerde kemikleşme ; kemiğin orta noktasından başlar ve yayılarak gelişir , kısa kemikler tek bir noktadan başlar.. kemik gelişiminde D vitaminin önemli rolü vardır. D vitamini eksikliğinde çocuklarda raşitizm , büyüklerde ise osteomalasi denen kemik hastalığı yapar.
    BAŞ KEMİKLERİ (OS.CARİNİ) ; Baş ve yüz kemikleri olarak ikiye ayrılır.
    Kafa kemikleri (os.carinium) ; Kafa kemiklerinin çevrelediği boşluğa “cavum cranii” denir. Kafa boşluğunun çevresinde 4’ü tek 2’si çift olmak üzere 8 kemik vardır. Kafayı oluşturan kemiklerin oluşturduğu dişli eklemlere stura denir.
    Tek olanlar ;
    -Alın kemiği (frontale)
    -Kalbur kemik (etmoidale)
    -Temel kemik (sphenoidale)
    -Art kafa kemiği (occipitale)
    Çift olanlar ;
    + Duvar kemiği (perietale)
    + Şakak kemik ( temporale)
    KAFA KEMİKLERİNİN GELİŞİMİ ; Yeni doğanın kafasında kemikleşme henüz yoktur. Kemik doku yerine kıkırdaktan yapılı olan bıngıldak yapı vardır.
    ·Büyük Bıngıldak ( fonticulus majör on frontale) ; Alın kemiği ile her iki duvar kemiği arasındadır.
    ·Küçük bıngıldak (f. Majör arka frontale) ; Duvar kemikleri ile art kafa kemikleri arasındadır.
    ·Temel bıngıldak ( F.Shenoideus) ; Kafanın her iki yanındadır.
    ·Mastoid bıngıldak ( f.mostoidae) ; Art kafa , duvar ,şakak kemiklerinin birleştiği yerlerdedir.
    Yüz kemikleri ( splanchnocranium) ; Göz çukuru ile ağız ve burun boşluklarını çevreleyen kemiklere yüz iskeleti denir. Yüz iskeletinde üst çene ve alt çene olmak üzere iki parçadan oluşur. Üst çenede biri tek altısı çift 13 kemik vardır.
    Tek olanlar;
    -Sapan kemik (vomer)
    Çift olanlar ;
    + Üst çene kemikleri (os. Maxillaris)
    + Damak kemikleri (os.platinum)
    + Elmacık kemikleri ( os.zygomaticum)
    + Tırnaksı kemikler ( os.lacrimale)
    + Burun kemikleri (os. Nasale)
    + Alt boynuzcuk kemikleri (concha nasalis inferior)

  10. AGMEHMET
    Administrator
    GÖVDE KEMİKLERİ


    A)OMURGA KEMİKLERİ ( COLUMNA VERTEBRALİS) ;
    İskelet eksenini yapan , gövdenin arka ve ortasında bulunan ve omurların üst üste gelmesiyle oluşan kemik sütununa omurga denir. Her omurun birleşmesiyle oluşan boşluğa “canalis vertablaris” denir.

    -Boyun bölgesinde (servical) ; 7 omur
    -Göğüs bölgesinde (thoricia) ; 12 omur
    -Bel bölgesinde (vertebra lumbales) ; 5 omur
    -Sağrı bölgesinde (sacrum) ; 5 omur
    -Kuyruk sokumu bölgesinde ( cocciyx) ; 4 -5 omur
    Omurun yapısı ; 1 . omur hariç (atlas omuru) bütün omurların bir gövdesi ve birde kemeri vardır.
    BÖLGELERE GÖRE OMURLARIN BAZI ÖZELLİKLERİ ;
    1)Boyun Omurları ; Birincisine atlas, ikincisinden sonrasına oksis (axis) denir.(7 tane)
    2)Göğüs omurları ; Gövdenin yan yüzeyinde kaburga başlıklarıyla eklem yapan yüzleri bulunur. Sınırlı hareket ederler (12 tane)
    3)Bel omurları ; Diğer omurlara göre daha büyüktürler. En hareketli omurdurlar (5 tane)
    4)Kuyruk sokumu omurları ; 5 omur birbirine yapışarak üçgen şeklinde bir tek omur oluştururlar. Bu omurlar 15-25 yaşında birbirine yapışırlar.
    A)GÖĞÜS KAFESİ KEMİKLERİ (OS.THORİCİA); Göğüs boşluğunu ; önde göğüs tahtası kemiğini (sternum) , arkada göğüs omurları ve geri kalan kısımda 12 çift kaburga (costae) çevreler.
    ·Sternum ; Göğüs kafesinin ön tarafında bulunan yassı bir kemiktir.
    ·Costae ; Önde göğüs tahtası kemiğine, arkada yarım daire çizerek omurgaya bağlanan ince uzun kemiklerdir.

    ÜST YAN KEMİKLERİ (OS. EXTREMİTALİS SUPERİOR) ; Üst yan deyince , vücudun her iki üst yanında bulunan omuz , kol , ön kol ve el kemikleri akla gelir. Üst yanlarda 64 tane kemik vardır.

    a)Omuz Kavşağı kemikleri ; Omuz iskeletini köprücük kemiği ile kürek kemiğinden oluşur.
    oKöprücük kemiği (clavicula) ; Yatık bir S harfi şeklindedir.
    oKürek kemiği (scapula) ; yassı bir kemiktir.
    b)Kol kemiği (humerus – os.brachii) ; Uzun bir kemiktir.
    c)Ön kol kemikleri (os.antebrachii) ; Dış yanda döner kemik (radius) , iç yanda ise dirsek kemiği (ulna) bulunur.
    oDöner Kemik (radius) ; uzun kemiklerdendir.
    oDirsek kemiği ( ulna ) ; Uzun kemiklerden.
    d)El kemikleri (os manus) ; 27 tanedir.
    -El bileği kemikleri ( os carpi) ; İki sıra ile dizilmiş 8 tane kemik bulunur.
    Birinci sıradakiler;
    ·Sandal kemik (os naviculare manus)
    ·Ay kemik (os lunetum)
    ·Piramit kemik (os triquetrum)
    ·Nohut kemik ( os psiforme)
    İkinci sıradakiler ;
    ·Trapez kemik ( os multangulum majus)
    ·Trapezoit kemik ( os maltangulum minus)
    ·Başlı kemik ( os .capitatum)
    ·Çengel kemik ( os hamatum)
    -El parmak kemikleri ; Beş parmakta 14 kemik bulunur. Baş parmakta 2 diğer parmaklarda ise 3’er tane kemik bulunur. El parmağı kemiklerine dizi kemikleri yada falankslar denir.

    ALT YAN KEMİKLERİ (OSSA EXTREMİTALİS İNFERİOR) ;
    Alt yanlarda 61 adet kemik bulunur
    A)Kalça kemiği (os coxae) ; İnsanda iki kalça kemiği bulunur. Her bir kalça kemiğini 3 kemik oluşturur.
    ·Leğen kemiği (illium) ;
    ·Çatı kemiği (pubis)
    ·Oturak kemiği (iskium)
    Pubis kemiklerinin her iki kolu önde 90 º bir açı yaparak birleşirler.
    Pelvis çapı ; 11 – 11,5 cm dır bu çapa “konjugata vera” denir.
    Pelvis boşluğu ; 12 cm
    Pelvis çıkımı ; 9,5 – 12 cm
    B)Uyluk kemiği (Femur) ; Vücudun en uzun ve en kuvvetli kemiğidir.Üst ucuna caput femoris denir ve kalça kemiği ile eklem yapar. Uyluk kemiğinin dış tarafında kalça ekleminin tutunduğu büyük çıkıntı (trochonter major) bulunur. İç tarafında ise dönme yaptıran kasların bulunduğu çukur vardır.
    -Diz kapağı kemiği (patella) ; Diz ekleminin ön tarafında bulunur. Uyluk kemiği ile bacak kemikleri arasında bir kapak gibi durur.
    C)Bacak kemikleri (os.cruris) ; Kaval kemiği ile kamış kemiği bacak kemiklerini oluşturur.
    ·Kaval kemik (os.tibia) ;Diz oynağından ayak bileğine doğru uzanır.
    ·Kamış kemik (os fibula) ; İncik kemiği de denir. Kaval kemiğinin uzağında ince narin bir kemiktir.
    D)Ayak kemikleri (os.pedis) ; Bu kemikler;
    ++ Ayak bileği kemikleri (os.torsi) ; Ön ve arka olmak üzere 2 sıra halinde 7 adet kemik ayak iskeletini oluşturur. Hepsi kısa kemiklerdendir. Bunlar arkadan öne 3 sıra halinde dizilirler.
    Birinci Sırada ;
    - Aşık kemiği (talus)
    - Topuk kemiği (calcenaus)
    İkinci sırada ;
    -Ayak sandal kemiği (nuchale pedis)
    -Zar kemik (cubold)
    Üçüncü sırada ;
    -1.2.3 konik kemikler (knelform) bulunur.
    ++ Ayak tarak kemikleri (os metatarsi) ; beş adet küçük uzun kemiktir.
    ++ Ayak parmak kemikleri ( os digitorum pedis) ; El parmak kemikleriyle aynıdır.

+ Yorum Gönder


cerebellum anatomisi,  burun ile ilgili afiş,  beyin şeması,  ANATOMİ GÖĞÜS KASLARI,  duyu organımız deri ile ilgili afiş,  göğüskasları