+ Yorum Gönder
Eğlence ve Muhabbet ve Forumda Başlığı Olmayan Konular Forumunda Yaban romanında kullanılan anlatım teknikleri Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    Yaban romanında kullanılan anlatım teknikleri








    Yaban Romanında Kullanılan Anlatım Teknikleri

    Yaban romanı.jpeg

    Türk Romanının İlk Yüz Yılında Anlatım Tekniği ve kurgu arayışlarını/değişmelerini saptamaya yönelik bir çalışma öyle uzun uzadıya yazılacak bir malzeme çıkarmaz ne yazık ki. Nedeni bellidir: Türk romancısı romanı kurmaktan çok toplumu kurmakla uğraşmıştır.

    Özellikle ilk yüz yılı için bu böyledir.

    Bu süreç içinde romana teknik bir problem olarak yaklaşanlar çıkmıştır elbet, ama tekil çabalar hiçbir zaman romanın “faydacı” bir anlayışla içeriğe yaslanıp akan yönünü değiştirmeye yetmez. Türk romancısı için bir yüz yıl, “ne” anlattığı “nasıl” anlattığından çok daha önemli olmuştur. Romanın Türk edebiyatına eklendiği tarihi süreç, yazarın toplumsal konumu ve yeni türden yararlanma niyeti düşünülürse doğaldır bu.

    Türk romanı doğuş şartlarının belirlediği temel niteliğinden, tezli/konulu bir roman olmaktan uzun süre kurtulamaz. Birkaç istisnai deneme hariç, 1870'lerden 1970 sonlarına kadar Türk romanı, okurun dünya görüşünü biçimlendirmek ve toplumu yönlendirmek için yazılır.

    Bu misyon, yazarla okuru arasında bir alışveriş bağı da kurar. Romancı belirli bir dünya görüşü aktarmak için yazdığı gibi, okur da yaşadığı toplumu kendisine açıklayıp yol göstermeyen romanı değerli bulmaz.

    Çok çarpıcı bir raslantıyla, Türk romanının tam da yüzüncü yılında yayımlanan ve o güne dek hiç denenmemiş anlatım teknikleri ve kurgusuyla Türk romanının radikal anlamda ilk biçimsel dönüşümünü gerçekleştiren Tutunamayanlar 'ı dahi okuru için kadar ilginç kılan içeriğidir. Atay'ın o zekice lafları, eleştirisi, on ikiden vuran ironisi Biçimsel yeniliklerin ilk okurlarını zorlayan, sıkan, şaşırtan yönü olduğu bile söylenebilir.

    Oysa ne eleştirmenlerce görmezden gelinmesi, ne de bu okuma pratiği şaşırtmalıdır bizi. Tutunamayanlar 'ın kaderini çünkü, daha 1969'da, roman yayımlanmadan iki yıl önce şu cümlelerle sezdirmiştir Ahmet Oktay:

    “bugün bir Türk romancısı, yeni dalga yapımının romancıları gibi, yani Michel Butor gibi, Alain Robbe-Grillet gibi bir roman yazacak olsa, sanırım ki taşıdığı değerli nitelikler ne olursa olsun bu romanın çözülmesi ve kamu tarafından kabul edilmesi belirli güçlüklerle karşılaşacaktır.

    ” 1
    Türk edebiyatında roman toplumsal sorunları tartışmak amacıyla kaleme alındığı için, bu romanlar üzerine yapılan incelemelerde de romanın tekniğinden çok içeriği dikkate alınmış, “nasıl” yazıldığı değil “ne” söylediği önemsenmiştir. İçerik Türk romanı için öylesine belirleyici olmuştur ki, eleştirilerinde iki ucu dengelemeye çalışan Berna Moran bile romanımızın içeriğine yaslanmadan okunamayacağı kanaatindedir. T

    ürk romanının “yüzyıllık gelişmesinin yalnızca biçim açısından ele alınabileceğine, bunun verimli olacağına inanmadım” der bir söyleşisinde “Türk romanının gelişimine bakmak için biçim dışındaki sorunlara eğilmek gerekecektir.” 2

    İlk romanlar: Karganın yürüyüşü

    İlk romanlarda yazarın aktarmak istediği mesaj romanın biçimini de doğrudan doğruya belirler. Böyle olmakla birlikte, yazarın hem kendi kalemini, hem de toplumu/okuru bu yeni türe alıştıra alıştıra ilerlediği süreçte, anlatım tekniği ve kurgu üzerine bazıları hayli ilginç olan denemelere de girişilmiştir. Sözgelimi, bütün acemiliğine rağmen modern romanının en önemli iki tekniğinin ilk defa Türk romanında denenmiş olması bile başlı başına ironik bir durumdur. Meğer ki ne yapıldığı farkedilmeden olsun, “bilinç akışı” ve “metafiction” daha 1890'larda Türkçe romanlarda karşımıza çıkar. 3

    Kurgu ve anlatım tekniği gibi biçime ait konuların çok nisbi de olsa ilk romancılarımızı meşgul ettiğini biliyoruz. Roman üzerine karaladıkları yazılarda uçuşan “tasvir”, “tertib”, “tasavvur”, “tahrir”, “tahkiye” kelimelerinin arkasında, hayal etmeye, yazmaya ve yazılanları sıraya koymaya yönelik çabanın gerilimini duymamak mümkün değildir. Yerine oturmamış terimler, ne demek istediği yeterince anlaşılmayan önermelerle dolu bu metinlerde romancı, hem kendisinin yürümesi, hem okurunun onu izleyebilmesi için yolu aydınlatmaya çalışır. Bu yüzden ilk yazarlarımızın roman tanımları önemlidir.

    Türk Edebiyatı tarihlerinin roman bölümleri Şemseddin Sami ile başlar. Ancak bu, kronolojik bir zorunluluk olmaktan öteye gitmez. Bir edebiyatın ilk roman örneğini yazma ayrıcalığıyla anılan Şemseddin Sami, ne ilginçtir ki tür üzerine hemen hiç konuşmamıştır. Neden roman yazmaya kalkıştığı pek de anlaşılamaz. Çocuklarının söylediğine bakılırsa, Şemseddin Sami romanı zararlı bile bulmuştur! 4 Ünlü sözlüğünde romanı “ kurulmuş uzun hikaye ve böyle bir hikayeyi hâvi kitap” olarak tanımlarken, romanı “kurmak” eylemiyle yan yana getirilmesi ise başlı başına dikkat çekicidir.

    İlk romancılar için romanın nasıl yazılacağı ve nasıl kurulacağı ciddi bir sıkıntıdır. Türü batıdaki örnekleriyle tanımanın yetmediği Türkçe roman yazmaya kalkışınca anlaşılır çünkü. Bunun en çarpıcı itirafını Namık Kemal'de buluruz. Roman yazmanın herşeyden önce bir “dil” sorunu olduğunu, düzyazı disiplini içinde pişirilmemiş bir dille roman yazılamayacağını ilk farkedendir o. Dilin roman tekniği içindeki imkânlarını denemek için kaleme aldığı İntibah 'ta bu yüzden başarısız olduğunu itiraf etmekten de çekinmez.

    Sadece kendisini değil, Türkçede yazılmış bütün ilk romanları eleştirir Namık Kemal. Ona göre “hem fena düşünülmüş, hem fena yazılmış” bu romanlar özellikle “tertib”, yani kurgu yönünden karganın yürüyüşü gibi aksar. 5
    Namık Kemal'in dikkatleri bir yana, Türk romanında “biçimlendirme” sıkıntısının en azından Servet-i Fünun dönemine kadar yaşanmadığı söylenir. Doğrudur. Ancak burada Ahmet Midhat'a ayrı bir yer açmak gerekir. Edebiyat tarihlerinde Ahmet Midhat için ilk bilgi çalakalem yazan bir romancı olduğudur. Gerçi onun romanları gerçekten de böyle düşündürecek özellikler taşır. Ancak buna dayanarak Ahmet Midhat'ı anlatım tekniği/kurgu gibi sorunlara kafa yormamış bir yazar olarak görmek yanıltıcıdır. Ahmet Midhat'ın romanlarını şekil yönünden eleştirmek, mutlak bir roman tanımından yola çıkarsak olabilir.
    Edebiyat tarihlerinin yerleştirdiği bir ezberi bozarak söylemeliyim ki bizde romanın teknik sorunlarıyla savaşan ilk romancı Ahmet Midhat'tır. Ne anlattığı kadar, ne anlatacağını da dert edinmiş, öyle mi yazsam, böyle mi, diye düşümüş, her romanında yeni birşeyler bulmaya çalışmış, bulduğunu uygulamış, daha ilginci, bulduklarını her biri bir roman manifestosu olan önsözlerinde okuruyla da tartışmıştır.

    1873'de yayımlanan “Hikâye Tasvir ve Tahriri” adlı yazısı, bizde romanın teknik problemleri üzerine kaleme alınmış ilk yazıdır. 6 Tarihe dikkat! Roman yazmaya girişeli henüz bir-iki yıl olmuştur. Bu yazı Ahmet Midhat'ın kurgu sorunlarına ne kadar erken bir tarihte dikkat etmeye başladığını gösterir. Romanda önemli olan “ suret-i tasvir ve tahrir ”i, yani nasıl yazılıp nasıl kurulduğudur ona göre. Bunun için dört ayrı yöntem belirler ve örnekler vererek hepsini tek tek açıklar
    . Ona göre en zoru başlangıçta bağımsız görünen olayları roman ilerledikçe birbirine katarak geliştirmektir. Çünkü bir romancıyı en çok “karmaşık entrikaları arapsaçı gibi birbirine karıştırıp çözememek” korkutur. Ancak yazarın da okurun da en ziyade “lezzet aldığı” romanlar bu teknikle yazılır.

    Ahmet Midhat'ın anlatım tekniği/kurgu açısından asıl çarpıcı bulduğum düşüncesi, 1875'te yayımladığı bir romanda yer alır. 7 Çok modern bir roman anlayışıyla, yazarın anlatıcılık rolünü roman kişisine bırakması gerektiğini ileri sürmüştür. Böylece romanın mesajı okura dolaysız ileteceği için daha etkili olacaktır. Basit ölçülerde de olsa “bakış açısı” diyebileceğimiz bu anlayışın dönem içi erkenliği bir yana, asıl ilginci Ahmet Midhat gibi buna asla yanaşmamış bir romancının kaleminden çıkmasıdır.








  2. DİLAN
    Üye





    Yaban kitabında olduğu gibi o dönemde yazılan kitapların çoğu kitabın üslubundan çok toplumun sorunları ve topluma mesaj göndermek amacıyla yazılmaktaydı.




+ Yorum Gönder


yaban kitabi anlatim bicimi,  yaban romaninda anlatim yontemleri,  Yaban romanın da kullan