+ Yorum Gönder
Eğlence ve Muhabbet ve Forumda Başlığı Olmayan Konular Forumunda İnsanoğlu Neden Öpüşür Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    İnsanoğlu Neden Öpüşür








    İNSANOĞLU ÖPÜŞMELERİ HAKKINDA KISACA BİLGİ


    İnsanoğlu Neden Öpüşür.jpg

    Dudaklarımız derimizin bir parçası değil, sindirim ve solunum sistemlerimizin bir parçası olan ağzımızın içini kaplayan mukoza adı verilen bir tabakanın dışa dönük uzantısıdır. Bu nedenle de renkleri tenimizin renginden farklı, biraz daha kırmızımsıdır.

    Öyleyse dudakları bir başka tene dokundurmak içgüdüsel ve sinir sistemimizi etkileyen bir davranış mıdır yoksa tamamen kültürel bir alışkanlık mıdır? Birbirini seven bir çiftin öpüşmesinin onlara haz verdiğini kimse inkar edemez ama ilkel kabilelerde yaşayan insanların medeni dünyadan gelenlerin öpüştüklerini görünce, birbirlerini yemeye çalıştıklarını sanıp şaşırdıkları da olmuştur.

    Öpme ve benzeri davranışlar hayvanlar dünyasında da vardır. Şempanzeler resmen öpüşürler. Deniz aslanları ağızlarını birbirlerine sürter, yunuslar birbirlerinin yüzlerini ağızlarının içlerine alırlar, kurtlar birbirlerinin dudaklarını, köpekler sahiplerinin yüzlerini yalarlar. Demek ki bu davranış biçimi canlıların kendilerini iyi hissetmelerine sebep oluyor. Ne var ki bu davranışların hepsinde de cinsellikten çok şefkat duygusu hakimdir.

    Öpmenin bir saygı ifadesi olarak kullanılmasına tarihte daha çok rastlanır. Roma imparatorları karşılarındakilere verdikleri önemi, öpmelerine izin verdikleri vücutlarının kısımları ile belli ediyorlardı. Önemli kişilerin dudaklarını, daha az önemlilerin ellerini, önem vermedikleri kişilerin de ayaklarını öpmelerine izin veriyorlardı. Köleler ise sadece imparatorun ayaklarını bastığı toprağı öpebiliyorlardı. Erkekler arasındaki dudak (Ruslar) yanak ve el öpme adetlerinin bu zamanlardan kaldıkları sanılıyor.

    İnsanlık tarihinde öpmenin aşkın ifadesi olarak kullanılması oldukça yenidir. Öpme olayı çağlar boyunca sadece annenin yavrusunu şefkatle öpmesi olarak görülür. Yetişkin karşı cinslerin birbirlerini öpmesinin öncüsü, altıncı yüzyılda Fransızlardır. ‘Fransız öpücüğü’ deyimi de buradan çıkmıştır. Adet daha sonra Avrupa’nın diğer kısımlarına ve Rusya’ya yayılmış, aşkın bir ifadesi olarak evlilik törenlerinin de bir parçası olmuştur.

    Tarih boyunca saygı ifadesi olarak kullanılmasına rağmen öpmenin biyolojik bir olay olduğu, bugün araştırmacılar tarafından saptanmıştır. Yapılan deneylerde, öpüşme anında, ağız ve dudaklardaki sinir uçlarının uyarılması sayesinde nabzın yükseldiği, kan dolaşımının hızlandığı, Metabolizmanın canlandığı, adrenalin ve mutluluk hormonlarının salgılandığı gözlemlenmiştir.

    Ağız sağlığına önem veren insanların bile dudak dudağa öpüşürken birbirlerine 250 çeşit virüs ve bakteri bulaştırdıkları bir kenara bırakılırsa, öpüşme sırasında 29 yüz kasının gerilip gevşemesi, yaklaşık 15 kalori harcanması, bağışıklık sisteminin güçlenmesi, hücre yenilenmesinin hızlanması ve de en önemlisi ruhsal rahatlama sayesinde öpüşmenin doğal bir tedavi yöntemi olarak kabul edilebileceği ileri sürülmektedir.

    Dudaklarımız derimizin bir parçası değil, sindirim ve solunum sistemlerimizin bir parçası olan ağzımızın içini kaplayan mukoza adı verilen bir tabakanın dışa dönük uzantısıdır. Bu nedenle de renkleri tenimizin renginden farklı, biraz daha kırmızımsıdır.

    Öyleyse dudakları bir başka tene dokundurmak içgüdüsel ve sinir sistemimizi etkileyen bir davranış mıdır yoksa tamamen kültürel bir alışkanlık mıdır? Birbirini seven bir çiftin öpüşmesinin onlara haz verdiğini kimse inkar edemez ama ilkel kabilelerde yaşayan insanların medeni dünyadan gelenlerin öpüştüklerini görünce, birbirlerini yemeye çalıştıklarını sanıp şaşırdıkları da olmuştur.

    Öpme ve benzeri davranışlar hayvanlar dünyasında da vardır. Şempanzeler resmen öpüşürler. Deniz aslanları ağızlarını birbirlerine sürter, yunuslar birbirlerinin yüzlerini ağızlarının içlerine alırlar, kurtlar birbirlerinin dudaklarını, köpekler sahiplerinin yüzlerini yalarlar. Demek ki bu davranış biçimi canlıların kendilerini iyi hissetmelerine sebep oluyor. Ne var ki bu davranışların hepsinde de cinsellikten çok şefkat duygusu hakimdir.

    Öpmenin bir saygı ifadesi olarak kullanılmasına tarihte daha çok rastlanır. Roma imparatorları karşılarındakilere verdikleri önemi, öpmelerine izin verdikleri vücutlarının kısımları ile belli ediyorlardı. Önemli kişilerin dudaklarını, daha az önemlilerin ellerini, önem vermedikleri kişilerin de ayaklarını öpmelerine izin veriyorlardı. Köleler ise sadece imparatorun ayaklarını bastığı toprağı öpebiliyorlardı. Erkekler arasındaki dudak (Ruslar) yanak ve el öpme adetlerinin bu zamanlardan kaldıkları sanılıyor.

    İnsanlık tarihinde öpmenin aşkın ifadesi olarak kullanılması oldukça yenidir. Öpme olayı çağlar boyunca sadece annenin yavrusunu şefkatle öpmesi olarak görülür. Yetişkin karşı cinslerin birbirlerini öpmesinin öncüsü, altıncı yüzyılda Fransızlardır. ‘Fransız öpücüğü’ deyimi de buradan çıkmıştır. Adet daha sonra Avrupa’nın diğer kısımlarına ve Rusya’ya yayılmış, aşkın bir ifadesi olarak evlilik törenlerinin de bir parçası olmuştur.

    Tarih boyunca saygı ifadesi olarak kullanılmasına rağmen öpmenin biyolojik bir olay olduğu, bugün araştırmacılar tarafından saptanmıştır. Yapılan deneylerde, öpüşme anında, ağız ve dudaklardaki sinir uçlarının uyarılması sayesinde nabzın yükseldiği, kan dolaşımının hızlandığı, Metabolizmanın canlandığı, adrenalin ve mutluluk hormonlarının salgılandığı gözlemlenmiştir.

    Ağız sağlığına önem veren insanların bile dudak dudağa öpüşürken birbirlerine 250 çeşit virüs ve bakteri bulaştırdıkları bir kenara bırakılırsa, öpüşme sırasında 29 yüz kasının gerilip gevşemesi, yaklaşık 15 kalori harcanması, bağışıklık sisteminin güçlenmesi, hücre yenilenmesinin hızlanması ve de en önemlisi ruhsal rahatlama sayesinde öpüşmenin doğal bir tedavi yöntemi olarak kabul edilebileceği ileri sürülmektedir.








  2. DİLAN
    Üye





    Annelerin bebeklerini sallaması gibi iç güdüsel olarak ortaya çıkan hareketlerden bir tanesi olan öpüşme hem ruhsal hem de bedensel anlamda bir çok faydası olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır.




+ Yorum Gönder