+ Yorum Gönder
Eğlence ve Muhabbet ve Forumda Başlığı Olmayan Konular Forumunda Geçmişten günümüzdeki yiyecekler ve içeçekler Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Harbi @ kız
    Bayan Üye

    Geçmişten günümüzdeki yiyecekler ve içeçekler








    Geçmişten günümüzdeki yiyecekler ve içecekler

    Türk mutfak kültürü denildiğinde Türkiye toprakları üzerinde yaşayan insanların beslenmesini sağlayan yiyecekler, içecekler, bunların hazırlanması, pişirilmesi, korunması, bu işlemler için gerekli araç-gereçler ile yemek yeme davranışları akla gelmektedir. Beslenme biçimleri, içinde bulunulan kültürel, coğrafik, ekolojik, ekonomik yapıya ve tarihsel sürece göre şekillenmektedir. Orta Asya’nın et ve mayalanmış süt ürünleri, Mezopotamya’ nın tahılları, Akdeniz çevresinin sebze ve meyveleri, Güney Asya’nın baharatı Türk mutfağında birleşmiştir. Türk mutfağı çeşit zenginliği ve uygun damak tadının yanında yeterli ve dengeli beslenmeye elverişli bir mutfaktır. Çeşitli sulu yemek türleri, çorbalar, zeytinyağlılar, hamur işleri, kendiliğinden yetişen otlarla hazırlanan yemeklerden oluşan Türk mutfağı; pekmez, yoğurt, bulgur gibi kendine özgü sağlıklı yemek türlerini de ortaya çıkarmıştır.

    gecmisten bugune.jpg

    Türk mutfak kültürü, Türk’lerin 10. ve 11. yüzyıllara dayanan Orta Asya geçmişine kadar uzanmaktadır. Göçebe yaşayan Orta Asya Türk’lerinin yaşam biçimleri ve hayvancılıkla geçinmeleri mutfak kültürlerini de etkilemiştir. Sucuk, pastırma, kurutulmuş etler göçebeliğin gereği olarak yaratılmış Türk yiyeceklerindendir. Uzun süre dayanıklı bu yiyecekler savaşlar sırasında büyük önem taşımıştır. Göçebe toplumlar hayvanların her tarafını değerlendirmekte uzmanlaşmışlardır. Bugün hala tüketilen koyun kellesinin kullanımı Oğuzlara kadar dayanmaktadır. Oğuzlar döneminde at kellesi de yenilmekteydi. O dönemde Türklerin en çok sevdiği etlerden biri atın karnından elde edilen ve “kazı” adı verilen yağlı bir ettir. İslami tesirle birlikte at etinin yenilişi giderek azalmıştır. Orta Asya Türkleri kımız, kefir gibi kendilerine özgü içecekler geliştirmişlerdir. Kısrak sütünün mayalandırılarak yapılması sonucu elde edilen kımızın ferahlatıcı ve açlığı giderici etkisi vardır. Beş bin yıllık bir geçmişe sahip kefir ise sütün değişik şekilde mayalandırılmasıyla elde edilen bir içecektir. Süt ürünlerinden yoğurt tamamen Türklerin buluşudur ve en özel yiyeceklerimizden biridir. Yoğurdun kiraz ya da kayısı ile tatlandırılmasıyla hazırlanan “li” içeceği Hunlar arasında oldukça yaygındı. Tarımsal ekonomik yapının yaygınlaşması ile birlikte meyve, sebze ve tahılların da kullanımı yaygınlaşmıştır. Türkler Orta Asya’da, havuç, kereviz, salatalık, patlıcan, marul, soğan, ıspanak sebzelerini; elma, armut, erik, ayva, üzüm, kavun meyvelerini; arpa, buğday, bakla, mercimek, çavdar gibi tahıl ve baklagilleri kullanılıyordu. Tahılların çoğu kıymalı, soğanlı ve sulu olarak pişirildiği için çorbanın en zengin çeşitlerini de Türkler geliştirmişlerdir.

    Eski Türklerde mutfağa “aşlık” deniliyordu. Aşlıkta bardak, kaşık, etlik (et asmaya yarayan çengel), ibrik, tepsi, tuluk, şiş, saç gibi bugünkü köy mutfaklarında hala bulunan araç-gereçler kullanılmıştır. Besinlerin saklanmasında, tahtadan yapılmış sandık ve kutular, topraktan yapılmış küpler, bez torbalar kullanılıyordu. Ayrıca ince ağaç dallarından, buğday sapından yapılan sepetler de kurutulmuş meyve ve sebzelerin saklanmasında kullanılmaktaydı. Türk kültüründe var olan toplu yemek yeme geleneği bu dönemde oldukça yaygındı. Düğünlerde, savaşa gidişte, başarılı bir işten sonra, ölü gömme törenlerinde toplu yemek yeniliyordu. Bunun uzantısı olarak günümüzde de Anadolu’da başta düğünler olmak üzere ramazanda, bayramlarda, sünnetlerde, doğumlarda toplu yemek yenmektedir.



    Bugünkü mutfak kültürümüzün gelişip zenginleşmesinde çok önemli bir yeri olan Osmanlı mutfağının özelliklerini kültürel birikimin verdiği çeşitlilik, coğrafya ve iklimlerin verdiği zenginlik, denizlerin, göllerin getirdiği bereket şekillendirmiştir. Osmanlı mutfağındaki çeşitlilik 2. Murat döneminde artmış, en hızlı gelişimini ise Fatih döneminde yaşamıştır. Bu dönemde Osmanlı mutfağına midye dolması, sardalye gibi deniz ürünleri ile zeytinyağlı sebze yemekleri, sarma ve dolmalar girmiştir. Osmanlı sofralarının temel yemeğini et suyu, tavuk suyu, yoğurt, pirinç, bulgur, kuru ve taze sebzelerden yapılan çorbalar oluşturmuştur. Türklerin vazgeçilmezi olan et yemekleri bu dönmede genellikle tandırda, güveçte, testide pişiriliyordu. Et çeşidi olarak dana ve sığır eti tercih edilmiyor, kuzu ve koyun eti kullanılıyordu. Tavuk ve piliç gibi kümes hayvanlarının yanı sıra güvercin, keklik, bıldırcın, kaz, ördek ve 18. yüzyıldan itibaren hindi zengin sofralarda sunulan ayrıcalıklı tatlar arasındaydı. Yemeklerin hemen hemen hepsine eşlik eden pilav türleri yalnız pirinç değil, bulgur ve kuskusla da yapılıyordu. Sade pilav, domatesli, bademli, fıstıklı, üzümlü, bezelyeli, patlıcanlı, tavuklu ve daha pek çok çeşidi ile Osmanlı mutfaklarında 27 çeşit pilav yapılıyordu. Tatlılara gelince; Osmanlı mutfağında hamur tatlıları, sütlü tatlılar ve meyve tatlıları olmak üzere 3 tür tatlı yapılıyordu. Baklava en temel tatlılardan biridir, birde ramazan sofralarının en saygın tatlısı güllaç… Yemeklerin üzerine içilen Türk Kahvesi Osmanlılarda da vazgeçilmez bir son noktaydı.

    Günümüz Türk mutfağında ise; yemek çeşitleri, yapımı, kullanılan malzemeler, Anadolu’daki bölgeler arasında geniş bir farklılaşma gösterir. Güneydoğu Yöremiz yemeklerinde Arap beslenme kültürünün etkisi fazladır. Bol baharatlı yiyecekler, özellikle acı biberin kullanımı bu etkiyi gösteren başlıca örneklerden biridir. Baharatlı kebaplar yörenin en belirgin yemekleridir. Kısır, içli ve çiğ köfteler yine bu yörenin karakteristik yiyeceklerindendir. Hamur tatlıları da çok yaygındır. Doğu Anadolu yöresinde buğdaydan yapılan un, yarma, bulgur gibi yiyecekler tüketim sırasında başta gelir. Yoğurt ve peynir, süt ürünleri arasında en çok tüketilendir. Tereyağı çok kullanılır. Et tüketimi oldukça fazladır. Sebze kültürünün egemen olduğu Akdeniz Bölgesinde et tüketimi daha azdır ve et genellikle kıyma olarak köftelerde kullanılır. Hamsi denildiğinde akla ilk gelen Karadeniz Bölgesi’nde hamsinin dışında mısır ekmeği, kara lahana, patates, fasulye önemli yer tutar. İç Anadolu halkının yiyecek kültüründe buğday ürünleri başta gelir. Gözleme, mantı gibi hamur işleri en çok tüketilen yiyecekler arasındadır. Ege yemek kültürünün temelini zeytinyağı oluşturur. Üzerine karabiber, tuz ve kekik serpilerek yenilen zeytinyağı kahvaltıların da baş tacıdır. Başta börülce olmak üzere bütün sebzeler çok tüketilir. Marmara ve Trakya Bölgesi’nde ise buğday ürünleri, pirinç, yoğurt ve peynir başta gelir. En çok tüketilen yağ türü ayçiçek yağıdır. Peynirden yapılan helvalar meşhurdur.



    Yıllar öncesinden günümüze kadar uzanan çeşitli yiyecek ve içecekler Türk mutfak kültüründe önemli yere sahiptir. Bu yiyeceklerden biri olan yufka; daha çok Yörüklerin ve Türkmenlerin saç üzerinde yaptığı mayasız ekmeklerdir. Türklerin bu ekmeği yedikleri Göktürk Kitabeleri’nde belirtilmiştir. Günümüzde de hala pek çok bölgede tüketilmektedir. Çökelekli dürüm, kavurmalı dürüm, ballı dürüm Kırşehir yöresinin en sevilen yiyecekleridir. Tarımsal ekonomik yapı hakim olduğu için hamur işleri yüzyıllardır yaygın olarak mutfaklarımızda yapılmaktadır. Bugün severek tükettiğimiz mantı; kazak ve Uygur Türklerinden günümüze kadar gelmiştir.

    Türk mutfağının zenginliği sadece yemek türleri ile sınırlı olmayıp geleneksel içeceklerimiz için de geçerlidir. Ülkemizde ilk 1918 yılında Batum da üretimine geçilen çay en sevilen içecekler arasındadır. Öyle ki, en küçük yerleşim birimlerinde bile çay mutlaka bulunur. Sıcak olarak tüketilen içeceklerimizden ıhlamur; hoş aromasının yanında sağlık amacıyla da kullanılan bir içecektir. İdrar arttırıcı, yatıştırıcı özellikleri vardır. İlk kez 15. yüzyılda Arabistan’da yetiştirilen kahve ülkemize 16. yüzyılda gelmiştir. Pişiriliş biçimi ile Türk Kahvesi olarak dünyaya tanıtılmıştır. Hayvancılığa dayalı bir ekonominin gereği olarak icat edilen ayran bir Türk simgesi olmuştur. Yapımının kolay olması, en ücra köşelere kadar yaygınlaşmasını sağlamıştır. Selçuklular zamanında bekni adı verilen boza buğday, mısır, pirinç ve ya arpadan yapılan bir içecek türüdür.

    Geçmişten günümüze Türk mutfağında kullanılan araç-gereçlere baktığımızda; eski

    yıllarda odunla ısıtılan ocak ve tandırın yerini elektrikle çalışan ocaklar ve ocaklı fırınlar

    almıştır. Yemekler topraktan, bronzdan, bakırdan ve demirden yapılmış tencere ve tavaların içerisinde pişirilirken, artık günümüzde teflon ve çelik tava ve tencereler kullanılmaktadır. Kalaylanmış bakır tas, tabakların yerini ise porselen ve camlar almıştır.

    Nüfus artışı ve nüfusun yapısal değişikliği, yerleşim yeri ve dağılımındaki değişiklikler, besin endüstrisindeki gelişmeler sonucu yemek kültürümüzdeki değişmelerde kaçınılmaz hale gelmiştir. Özellikle son 60 yıl, Türk mutfak yapısının değişimi üzerinde çok etkili olmuştur. Sanayi toplumunun gereklilikleri ve getirdikleri tüm dünyada olduğu gibi Türk mutfak geleneğini de etkileyerek ayaküstü beslenme (fast-food beslenme) tarzının yaygınlaşmasına neden olmuştur.





    KAYNAKLAR

    Baysal, A; Merdol, Türkan; Ciğerim,N; Başoğlu, S; Sacır, H (2008). Türk Mutfağından Örnekler Hatipoğlu Ankara

    Ermiş, Deniz(2007). Türk Mutfağı Gün Yayıncılık İstanbul

    Ögel , Bahaeddin (1978). Türk Kültür Tarihine Giriş 4, Kültür Bakanlığı Ankara








  2. Ziyaretçi





    dersim için lazımdı yardımcı oldun teşekkürler forum acil ))




  3. Ziyaretçi
    çok işime yaradı teşekkürler




+ Yorum Gönder


geçmişten günümüze yemeklerimiz,  günümüzdeki yiyecekler,  geçmişteki yemekler,  geçmişteki yiyecekler,  gecmiste ve gunumuzde kis yemekleri,  geçmişten günümüze yemekler