+ Yorum Gönder
Biyografi ve Genel Biyografiler Forumunda Mesut Uçakan - Kimdir Kısaca Hayatı Konusunu Okuyorsunuz..
  1. RüzgarGülü
    Devamlı Üye

    Mesut Uçakan - Kimdir Kısaca Hayatı








    Mesut Uçakan Hakkında Herşey

    mesut uçakan.jpg


    Doğum Tarihi - 1953, Kırklareli

    1970’ler, porno filmlerin başladığı ve dinî değerlere dayalı bir sinema anlayışının gündeme geldiği bir dönem oldu. “Millî Sinema” yaklaşımı, 1980’lerde, yeni sinemacıların da katılımıyla daha politik bir çizgiye kayarak “Beyaz Sinema” olarak varlığını sürdürdü. Bu sinema, aynı dönemde yükselen “siyasal İslam”ın gündemine de paralel olarak, “İslâmî kimlik üzerindeki baskı” konusunu tarihî/dinî kişiliklerin ya da günümüzde yaşayan sıradan insanların öyküleri aracılığıyla perdeye taşıdı. Mesut UÇAKAN bu tarihlerde Yücel ÇAKMAKLI'nın asistanlığını yapmaktaydı. Milli Sinema fikrini de ondan öğrendi ve daha sonra bu tarzda kendi filmlerini yönetti.

    İlk filmi olan "Lanet" 1977 yapımı. Daha sonra yönettiği Rahmet ve Gazap filminin Türkiye gösterilerinden beklediği sonucu alamayan Mesut Uçakan, "Lanet" gibi bu son filmini de koltuğunun altına alarak Mart 82'de yeniden Avrupa'ya gitti. Özellikle Almanya'da bir yandan Türk İşçilerine Rahmet ve Gazap'ı gösterir, bir yandan da orada bir film çekme zemini araştırır. Ancak her iki çabasından da olumlu bir sonuç çıkmaz. Gösteriler fazla ilgi görmez. Hatta bazı gösterilerde yapılan masrafı çıkarmak bile mümkün olmaz. Asıl gayesi senaryo yazıp film çekmek olan Mesut Uçakan, dört yıllık çaba ve koşuşturmanın verdiği yorgunluk içinde yeni kararlar almak zorunda kalır.

    Kendini bir süre kenara çekerek, iç dünyasındaki manevi boyutu genişletmeye çalışır. Evlenmeye ve prodüktörlüğü bir yana bırakıp, sadece tebliğe yönelik film çalışmaları yapmaya karar verir. Dört yıllık Anestezi ihtisasını bitirerek Bremen yakınlarında bir kasabada uzman doktor olarak çalışmaya başlayan Salih Diriklik'le yaptığı istişareden sonra bu düşüncesini hemen hayata geçirmeye karar verir.

    8mm kamera ile İslam'ın itikat, ibadet, ahlak ve muamelat kısımlarını anlatan "Aşk ve Secde" adlı öğretici-belgesel bir film çeker. Sanatçı duyarlığıyla dile getirilen ve kainatın yaratılışı gibi çok enteresan bir giriş bölümü bulunan bu film, gösterilme imkanı bulamaz. Bu arada, Yeşilçam Dedikleri adını verdiği bir sinema araştırmasını da tamamlamaya çalışır. 1982 yılının aralık ayında Türkiye'ye döner. Evlenir ve "kan kusarak" gerçekleştirmeye çalıştığı sinemacılık hayatını terk ederek Bursa'ya yerleşir.

    1987 yılında TRT için Kavanozdaki Adam isimli 4 bölümlük filmi yönetir. Bu film de İslam felsefesi üzerinedir. Necip Fazıl Kısakürek tarafından 1964 tarihinde yazılan Reis Bey isimli romanı sinemaya uyarlar. Film 1989 İstanbul Sinema Şenliği’nde gösterilir. Mesut UÇAKAN'ın tanınmasını sağlayan film, 1990 yılında yönettiği, basında çok fazla tepki edinen ve türban sorununu ele alan "Yalnız Değilsiniz" olur. Ardından da İskilipli Atıf Hoca (1993).

    Mehmet Akif Ersoy Fikir Fikir ve Sanat vakfının kurucuları arasında yer alır ve TRT tarafından çekilen Türk Büyükleri isimli belgesel dizilerden biri olan Ahmet Hamdi TANPINAR belgeselini yönetir. Türkiye Yazarlar Birliği üyesidir.

    Mesut Uçakan gençliğinde şiirle uğraşmış ve yazmıştır. Şimdi ise diyor ki: “Ben şiirimi kameramla yazıyorum artık”



    YÖNETMENLİĞİNİ YAPTIĞI BELGESELLER
    Türk Büyükleri : Ahmet Hamdi TANPINAR - 1986 ( TRT )
    Halının Türküsü - 1988
    İslam'ın Şartları - 1989
    Aşk ve Secde
    Asr-ı Saadet Akıncıları (İstanbul Sahabeleri) - 1991

    YÖNETMEN FİLMOGRAFİSİ
    Lanet / İlenç - 1977
    Rahmet Ve Gazap - 1980
    Öç - 1984
    Sessiz Ölüm - 1985
    Yapayalnız - 1986
    Uzak Kentin İnsanları (Köprü) - 1986
    Kavanozdaki Adam - 1987 ( TRT )
    Zeynepler Ölmesin - 1987
    Reis Bey - 1988
    İnsanlar Yaşadıkça - 1989
    Yalnız Değilsiniz - 1990
    Sonsuza Yürümek - 1991
    Asr-ı Saadet Akıncıları (İstanbul Sahabeleri) - 1991
    Sevdaların Ölümü - 1992
    Çöküş - 1992
    İskilipli Atıf Hoca / Kelebekler Sonsuza Uçar - 1993
    Ölümsüz Karanfiller - 1995

    SENARİST FİLMOGRAFİSİ
    Gençlik Köprüsü 1975
    Lanet / İlenç 1977
    Rahmet Ve Gazap 1980
    Öç 1984
    Sessiz Ölüm 1985
    Uzak Kentin İnsanları (Köprü) 1986
    Yapayalnız 1986
    Zeynepler Ölmesin 1987 Erler Film
    Reis Bey 1988 Erler Film
    Sonsuza Yürümek 1991
    Çöküş 1992
    Sevdaların Ölümü 1992
    İskilipli Atıf Hoca / Kelebekler Sonsuza Uçar 1993
    Ölümsüz Karanfiller 1995

    DİĞER FİLMOGRAFİSİ
    Unutma Beni 1974 . Yönetmen Yardımcısı

    ÖDÜLLERİ
    Olumsuz Karanfiller - Taşkent Uluslararası Film Festivalinde gösterildi.
    Rahmet ve Gazap - Türkiye Yazarlar Birliği, Sinema Dalı Ödülü. 1981
    Reis Bey - Türkiye Yazarlar Birliği, Sinema Dalı Ödülü. 1989
    İskilipli Atıf Hoca - Türkiye Yazarlar Birliği, Sinema Dalı Ödülü. 1993

    YAYINLANMIŞ KİTAPLARI
    Türk sinemasında ideoloji - 1977
    Düşünce Yayınları
    200 sayfa, 32 sayfa fotoğraf



    Mesut Uçakan’ın sinemasına yüzeysel bir bakış

    İki ay kadar önce “Nida Dergisi”nden Suat Köçer isimli bir kardeşimiz aradı. Nida Dergisinin “Mesut Uçakan Dosyası” hazırlamakta olduğunu söylüyordu Suat kardeş ve katkıda bulunmamızı istiyordu.

    Hazırlayacakları dosyada daha çok sevgili Mesut Uçakan’ın kişisel dünyası ve fikirleri üzerinde yoğunlaşmak; hayatı, olaylara bakış açısı ve sinema anlayışını yansıtmak istiyorlardı.

    Sevgili Uçakan’ın kişiliği ve amaçları… Sinema anlayışı… Sineması hakkındaki kanaat ve düşünceler… “Mesut Uçakan Sineması”nın ismi hakkındaki spekülasyonlara yönelik değerlendirme Uçakan’ın da içinde bulunduğu sinema çizgisi hakkında genel bir değerlendirme ve Uçakan’ın bu açıdan küçük bir portresi gibi noktalar, dosyada cevap aranan noktalardı.

    Benden de görüşlerim istenmişti. Kısa bir cevap yazıp yolladım. Dergi yayınlandığında ulaştıracaklarını söylemişlerdi, ama ne Nida Dergisinden ulaştırılan bir dergi var ne de piyasada dergiyi bulabildim. Onun için diğer dostların neler yazdıklarını, ortaya nasıl bir dosya çıktığını bilmiyorum. Ama kendi görüşlerimi buradan sizlerle paylaşmak istiyorum. Kaldı ki; cevabın içinde de belirttiğim gibi “Mesut Uçakan “adı etrafında kitaplık çapta çalışmalar yapılmalıydı bugüne kadar ama olmadı… Yücel Çakmaklı, Hasan Nail Canat isimleri de unutulmadan elbette. Ama; bu konuda BİRSAD deneyiminin anlaşılamayışının altını çizmekle yetineyim ve Nida Dergisine verdiğim cevabı paylaşayım sizlerle: “Atalarımız, ‘Debbağ sevdiği deriyi yerden yere vurur’ demişler ama… Biz, sevdiklerimizi, hele hele iyi niyetli olduğunu yakînen bildiklerimizi hep korumaya gayret ettik. Debbağın yaptığını yapmadık! Bundan sonra yapmaya da niyetimiz yok…

    Bu genel girişten sonra, MTTB Sinema Kulübünün, MTTB çatısı altından kapı dışarı edildiği günlerden itibaren tanıdığım, mücadelesini, çalışmalarını yakından takip etmeye gayret ettiğim Mesut Uçakan adına bir dergide dosyadan öte çok daha geniş kitaplar hazırlanmalıydı. Oysa yok. Böylesine ilgiden mahrum bir ortamda yine de ‘film’ çekerek ‘hayr’ peşinde koşmayı sürdürdüğü için bile kutlanmalı Mesut Uçakan.

    Aslında bizim bir şeyler söylememize de gerek yok. Necip Tosun’un, Mesut Uçakan’la yaptığı söyleşileri kitaplaştırmasıyla ortaya çıkan ‘Mesut Uçakan’la Sinema Söyleşileri’ isimli kitaba bakmak yeterli. Bir insanı kendinden daha iyi kim anlatabilir.

    İlk filmleriyle ilgili olarak Mesut Uçakan dostum diyor ki; ‘Her ne kadar filmlerimizde zaman zaman ( öncelikle ilk çalışmalarımızda ) gençlik heyecanlarımızın getirdiği lâf ebelikleri, hamasî yaklaşımlar, anlatım düzensizlikleri söz konusu olsa da… Her sanatçı gibi her filmimizden sonra yaptıklarımızı beğenmediğimiz pek çok taraflarımız çıkıyor. Özellikle kimi ticarî kaygılara, kimi piyasa şartlarına bezen yenildiğimizi görüyor ve üzülüyoruz. Bu nedenle eserlerimizi yargılayanlardan onun varoluş şartlarını da dikkate almalarını bekleriz.’

    Bu sözler arasında en çarpıcı ve dışarıdan anlaşılma zorluğu çekilecek olanı, -sanırım-‘ticarî’ kelimesi altında gizli…

    Burada tek yönüyle ele alındığını sandığım ‘ticarî’ kelimesinin bir yönünde, ‘Seyirci böyle şeyi bekler benden’ mantığıyla eklenen ya da çıkarılan sahnelerdir ki… ‘Sinema’nın ruhunu zedeler böylesi ekleme/çıkarmalar… Mesut Uçakan’ın sinemasında bu örneğe uyacak sahneler bulmak mümkündür.

    Bir de işin, filme para yatıran kişi ya da kurumla ilintili ‘ticarî’ boyutu vardır ki… ‘Parayı ben verdim/ biz verdik, müdahale de ederim/z!’ şeklindeki bir özetle anlatabiliriz onu da!

    Sinemaya para veren, yatırım yapmış görünen bazı holdinglerin, yaptıkları filmle/lerle birlikte üye sayılarını arttırıp kenara çekilmiş, bu bâkir alanı terk etmiş olmalarının vebalini soracak cesaret ve basirette çok sayıda insana ihtiyacımız olduğunu da belirtmeliyim bu arada!

    Sadece Mesut Uçakan’ın değil… Benzer durumdaki diğer sinemacı ağabey ve dostların da tiyatrocuların da haklı yönleri çok olmakla birlikte takıldıkları noktalardan birisi de kendi yazdıklarını filme çekme, oynama durumudur.

    Konumuz madem ki Mesut Uçakan dostum, ona bakalım meselâ… Sinema yoluyla anlatmak istediklerini, bir plân ve program doğrultusunda yürütmedi, yürütemedi. Şartların böyle bir çalışma ve üretme için hiç de uygun olmadığını hemen hatırlatmalıyım yine de… Ama… Böylesi fırsatlar çıktığında da önüne, ‘Benim senaryolarım!’ diye çıktı para sahibinin önüne. Ortak üretime itibar olmayınca, hataların fazlalığı da kaçınılmaz elbette…








  2. Ömer
    Devamlı Üye





    Mesut Uçakan 1953 yılında Kırıkkale de dünyaya gelmiştir. 1978 yılından beridir aktörlük yapmaktadır. Başarılı bir aktörrümüzdür.




+ Yorum Gönder


mesut uçakan