+ Yorum Gönder
Kişisel Sayfalar Özel Forumlar ve Gizliyara Özel sayfası Forumunda 3 tane ayrı yörelere ait masal yöresel masallar Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    3 tane ayrı yörelere ait masal yöresel masallar








    3 tane ayrı yörelere ait masal bulmam lazım







  2. IŞILAY
    Devamlı Üye





    Yöresel masallarına örnek

    Eğir, balarısının ürettiği bir şey ama onun ne işine yaradığını bilemiyorum. Çocukluğumuzda eğirin arının dışkısı olduğunu söylerdi büyüklerimiz.Peteğin giriş kısmında bulunurdu ve bal alınırken arıları uzaklaştırmak için verilen dumanını neticesinde eğir de alınırdı. Peki bizim ne işimize yarardı ki onu alırlardı bilemiyorum.Bildiğim tek şey eğirin zaten çok kısıtlı olan oyuncaklarımızın içinde hatırı sayılır bir yeri olduğuydu.Hoş eğir bulmak ta öyle basit değildi.Bal peteği her evde olmadığı gibi olan evlerde de sadre şifa kabilinden bulunurdu.
    Eğir ilk elde edildiği haliyle değil de biraz işlendikten sonra kullanılabilirdi. Elimizde yoğurduktan sonra şimdiki çocukların oynadığı oyun hamuru gibi kullanırdık.Çeşitli şekiller, kabiliyetimize göre basit heykelcikler yapardık.Parmaklarımızla dairesel bir şekle sokar yeterli inceliğe ulaştığına kanaat getirirsek ortasından katlayıp kenarlarını da hava sızmayacak şekilde birleştirip bıraktığımız delikten üfleyerek şişirirdik.Ağzını kapattıktan sonra da dizimizin üstüne koyup patlatırdık.Çocukluk bu işte, şimdiki çocukların çok çocukça bulacağı bu şeyden biz zevk alırdık.
    Tek işlevi bu değildi eğirin.Bilya şeklinde yuvarladığımız eğir toplarıyla oynadığımız bir oyun daha vardı.Oyun birkaç kişiyle oynanırdı.Önce yere bir çukur açılır ,çukurun biraz uzağına da bir çizgi çizilirdi.Oyuncular çizgide durup ellerindeki yuvarlanmış eğir toplarını (ebadı bilyadan biraz daha küçüktü ) çukura atmaya çalışırdı. Çukura en yakın atan kişi oyuna ilk başlama hakkına sahipti.Herkes attıktan sonra çukura olan uzaklığa göre oynama sırası belirlenirdi.Yerdeki eğir topları baş veya işaret parmağıyla vurulmak suretiyle çukura sokulmaya çalışılırdı.Attığı eğiri çukura sokamayan, sırasını kendinden sonra gelene bırakırdı.En son eğir topunu çukura sokan var gücüyle üfürerek eğirleri çukurdan çıkarmaya çalışırdı. Çukurdan çıkarabildiği eğirler onun olurdu. Çukurda kalanları sırasıyla üflerler ve eğirlerin hepsi çıkınca yeniden oyun başlardı.Becerinin yanında nefesin kuvvetine de bağlı olan bu oyunda ana malzemeleri olan eğir ve köylü çocuğu olmakla eşzamanlı kayboldu.Çok eğir üfürsek te hiçbirimiz “üfürükçü” olmadık elhamdülillah…Eksiği noksanıyla aklımda kalanı yazdım.Tam bilenler ikmal etsin artık.”Gemük bende” oyunundan ilhamla Amerikan futbolunu icad eden “ecnebiler” eğir oyunundan mülhem “Golf” ‘ü mü geliştirdiler diye hasetle düşünsem çok görmezsiniz umarım.





  3. IŞILAY
    Devamlı Üye
    KEMİK OYUNU

    Oyun, iki takım halinde oynanırdı.Önce takımlar tesbit edilir sonra oyun için gerekli olan kemik bulunurdu.Kale yerine konan bir taşa herkes yüzünü döner ve gözlerini kapatmaları istenirdi.Bu esnada bir kişi kemiği fırlatırdı. Kemiği atan aynı zamanda hakem görevi görürdü.Kemik fırlatıldığında düştüğü yeri kimsenin görmemesi gerekirdi. Takımlar kemiği bulmak için dağılırdı.Kemiği kim bulursa : “gemük bende” diye bağırıp kemiği belirlenen taşa vurmaya çalışırdı.Tabii olarak karşı takım da kemiği onun elinden alıp kendileri sayı yapmak için hücum ederdi. Kemik elinde olanın takım arkadaşları onlara engel olmaya çalışırdı ve bu hengame,boğuşma sürer giderdi. Kemik el değiştirdikçe kimde ise “gemük bende” diye bağırmak zorundaydı. Yani kemiği alanın çaktırmadan sayı yapma ihtimali yoktu. Kemiği taşa kadar götürüp vuran takım sayı kazanmış sayılırdı. Oyun akşama doğru başlar ve karanlığa kadar sürerdi.Akşama doğru hafif karanlıkta kemiği bulmak biraz daha beceri isterdi.Biz bu oyunu bıraktık.Belki de şimdiki anne babalar bu oyunu fazla sert bulurlardı. Kemik kapılırken müthiş bir boğuşma yaşanırdı çünkü.Üst baş toprak , çamur olurdu.Şimdiki anne, babaların izin vermeyeceği kadar hijyenden uzaktı oyunumuz.Biz diğer oyunlarımız gibi bunda da yeni yetme oyunlara tav olup bunu da bıraktık.Amerikan futbolunu seyrederken :
    -Acaba bu Amerikalılar bizim kemik oyununu alıp biraz da değiştirerek oynuyorlar mı ?
    diye düşünmüşümdür hep…





  4. IŞILAY
    Devamlı Üye
    BİR EVDE HOROZ-TAVUK OYUNU

    Çocukluk günlerimizde uzun kış gecelerinin vazgeçilmez oyunuydu.Zaten akşamları evde eğlence açısından fazla alternatifimiz de olmazdı. Radyo çok az evde bulunurken ve de televizyonun hayali bile uzakken şimdiki çocukların dudak bükeceği bu oyunu nasıl da zevkle oynardık.
    “Bir evdeeee..” diye başlar ve biraz beklemeyi müteakip soru sorulurdu.”Bir evde üç tavuk, iki horoz ?” Soru , köyde yaşayan ve iki erkek üç kadın nüfuslu ailenin kim olduğunu bulmamızı isterdi. Ve başlardık cevap vermeye ;
    “Falan gil “
    Yok . Onlar altı kişi, dördü tavuk ,ikisi horoz “
    Sorular ve onlara verilen cevaplar bu minval üzere uzar giderdi.Bir evde bir tavuk , bir horoz denince ,Güllü bacıyla Kolik emim ,bir evde bir horozda Kıskacı emim ve bir evde bir tavuk denince de akla Güsün bacı gibi yalnız yaşayan ihtiyar kadınlardan biri akla gelirdi.Tabi aynı sayıda erkek ve kadın olan evler oyunda mızıkçılık yapmak için bahane olurdu. Yok onu değil, şunu kastetmiştim türünden mızıkçılıklar..
    Şimdi köyde o oyunu oynasak iki soru şansımız olurdu : Bir evde bir tavuk ,bir evde bir tavuk bir horoz…Bilinmesi en zor soru ise :”Bir evde tavuk, horoz yok !..” Hangi ev acaba bilebildiniz mi?


+ Yorum Gönder


yöresel masallar,  yöresel masal,  yörelere ait masallar,  yoresel masallar ,  yöresel bir masal,  yöresel masallarımız