+ Yorum Gönder
Kişisel Sayfalar Özel Forumlar ve Gizliyara Özel sayfası Forumunda Özbekistan'ın kültürel özellikleri nelerdir Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Özbekistan'ın kültürel özellikleri nelerdir








    şimdiden teşekkürler







  2. saqopakajmer
    Devamlı Üye





    Özbek kıyafetleri

    Özbekistan’da giysiler milli kıyafetlerle paralel olarak gelişme göstermişlerdir. Özbekler, milli kıyafetlerini, ev malzemelerini, renk ve nakışla süslemişler, giysilerinde genellikle özgün renklere önem vermişlerdir
    Özbekistan’da dekoratif nakış halk sanatları içinde önemli yer alır. Eskiden nakışçılık sanatı kendi nakış güzelliğiyle, renkler çeşitliliğle ve özgünlüğüyle meşhur olmuştur.

    Eskiden gelinin çeyizi içine muhakkak üzerine nakış süslenmiş olan kıyafetler girerdi.

    Kıyafetlerin çoğu aileyi büyüden, nazar değmesinden, koruma fonksiyonunu taşırdı. Damadın evine gelini nakişlarla süslenmiş olan şal altında götürürlerdi. Çift için ayrılmış olan odanın duvarlarını ve yatağı şallarla süslüyorlardı. Bu şalların adı, ”şüzani’’ olup, asıl anlamı “iğneyle dikilmiş olan” demektir.
    Günümüzde’de bu atalardan kalan adet saklanmıştır. Milli kıyafetler şimdi de orjinalliğini sağlamak amacıyla elle yapılıyor.

    Taşkent’teki milli kıyafetler çıkaran “Aktepa” fabrikası nakışlı kıyafetler ve Özbek millli başörtüleri, şapkalar ve ev malzemeleri üretiyor.

    Ayrıca, bir çok kıyafetler makine yardımıyla da süsleniyor. Bunları: gürkürpa (çiçekli battaniye), süzani, zardeval, kirpeç, palyak vs. Milli kıyafetlerin orjinalliğini sağlamak için onlar seri şekilde çıkartılmıyor. Nakışın stili ve türlerini halk nakış sanatının ustaları yapıyor. Nakış genelde siyah kadife veya seten üzerine yapılır. Siyah kadife üzerine yapılan nakış çok güzel olmaktadır. Günümüzde Özbek kıyafetleri ise, modern çizgiler içerisinde kendini göstermeye başladı. Ünlü modacılar, geleneklere uygun dizaynları uygularlarken, batıya has yenilikçi çizgileri de ihmal etmiyorlar. Özbek giysileri artık çağdaş boyutlarda kendini gösteriyor.

    Bir tutku, bir gelenek DOPPİ

    Özbekistan’da her şehrin doppisi farklı oluyor. Eskiden sadece erkeklerin kullandığı doppı, artık kadınlar tarafından da kulllanılıyor. Doppı sadece geleneksel bir başlık değildir. Özbek halkı için bu şapkaların çeşitli anlamları da bulunmaktadır. Örneğin, bir erkeğin şapkasının başından düşmesi çirkin ve ayıplanacak bir hareket olarak kabul edilir. “Senin başında şapka var mı?” sorusunun anlamı “Sen de erkek misin?” demektir. Klasik erkek doppiları kare şeklinde, siyah kumaştan yapılıyor. Üzerine beyaz renk ile dört adet sivri biber motifi nakşediliyor. Bu şapkaların Hokand, Margilan, eski Taşkent ve Semerkant olarak çeşitli türleri vardır. Zemin ve süslemesi farklı şapkalarda önceleri kuş kanadı motifi kullanılırdı. Çünkü doğu efsanelerine göre, insanın kafasına konan kuşun mutluluk getireceğine inanılırdı.

    Bu nedenle çocuk şapkalarının çoğu hâlâ kuş tüyleriyle süsleniyor. Çocuk şapkaları ayrıca, değişik nakışları ve resimleriyle de ilgi çeker. Simli kumaştan yapılan şapkaya, çocuğu kem gözden korumak için de bir nazarlık takılır. Hokand şapkaları “Okpar” ya da “Beyaz kanat” olarak adlandırılır. Kadın doppıleri ise bir çiçek bahçesinin gözalıcı renkleriyle süslenir.

    Şehrisebz ve Kitap bölgelerinde gerek kare, gerekse koni şeklinde yapılan doppiler, parlak nakışlı, çaprazlama dikişleriyle diğerlerinden ayrılırlar. Bu doppılere “Irak î-doppi” adı veriliyor. Bunların yanı sıra halı doppılar da büyük ilgi görmektedir.

    Geçmiş yıllarda kızlar, çeyizleri için kendileri doppı dikerlerdi. Gelinler bazen bütün maharetlerini göstererek, şahaserler yaratırlardı. Kadifeden dikilen bu zarif doppılerde en çok mavi, mor, bordo renkler tercih edilirdi. Doppı, ayrıca boncuklar ve kıymetli taşlarla da süslenirdi. Altın dikişli Buhara şapkalarının ise özel bir yeri ve önemi vardır. Buhara’da altın dikme sanatı çok eskiden beri yaygın olduğu için, damat ve gelinin düğün eşyaları arasında mutlaka altın dikişli şapka bulunur.
    Geçen asrın sonlarında erkek şapkası “Kellepuş - Zerduz î” tek renk kumaştan ve koni şeklinde dikilirdi. Ama giderek doppı işleme teknikleri geliştirildi. Bütün fonun nakışlanması (Zeminsüsü), önceden desenin çizilerek üstüne resim dikilmesi (Gülduzi) gibi teknikler kullanıldı. Bu teknikler içinde “Gülduzi”, hafif ve zarif olduğu için daha çok tercih edilmektedir.

    Buhara şapkalarında daha çok tabiat ve meyve-sebze figürleri işleniyor. En beğenilen süsleme ise “Çor gül” denilen bir tür çiçek desenidir. Halk arasındaki inanışa göre, kadınların sevdiği erkek için diktiği şapka, onu belalardan, felaketlerden korurdu. Bu nedenle kadınlar, erkekler savaşa ya da uzak yola giderken diktikleri şapkayı onlara hediye ederlerdi. Şapkanın renkleri ve süslemesi de, diken kadının duygularını anlatırdı. İkinci dünya savaşı yıllarında (1941-1945) dikilen şapkaların çoğu mütevazi, ciddi, sade renklerden oluşurdu.
    Fakat savaştan sonra doppilerde canlı kompozisyonlar, parlak renkler kullanılmıştır.

    El yapımı doppılar bugün de büyük ilgi görüyor. Özbekistan’ın bazı bölgelerinde bulunan ve şapka üretimi yapan küçük şirketlerde çalışan kadınlar, diktikleri şapkalarla hem geleneği yaşatmakta, hem de yeni unsurlarla zenginleştirmektedirler.

    Türkiye Kültür Bakanlığı Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü’nce 1-13 Ekim 1992 tarihleri arasında Özbekistan ‘ın başkenti Taşkent, Semerkant, Narpay, Karşı, Nevai, Hatırcı, Aktaş, Pestergam, Bulungur şehirlerinde ve bunlara bağlı ilçe ve köylerde araştırmalar yapılmıştır.
    Araştırma sırasında elsanatları ve kıyafetlerle ilgili çalışmalarda “atlas’’ ve “zar atlas’’ dokumacılığının büyük önem taşıdığını tespit edilmiştir. Özel günlerde ve gösterilerde giyilen elbiseler bu kumaşlardan dikilmektedir. 8 pedalli, kamçılı aaagahlarda dokunan atlas kumaşlar ipektendir. “zar”adı verilen sim tellerin çözgüye belirli aralıklarla yerleştirilip dokunanlarına ise “zar atlas’’denilmektedir.

    Genç kız kıyafetleri

    Ülkede bedene giyilen elbiseye “köylek’’ deniyor. “v” yakalı , iki parçadan oluşan elbisenin üst kısmı vücuda oturacak şekilde , alt kısmı boldur. Etek uçlarına bir sıra fırfır dikilerek süslenir. Yaka , ince plilerle hazırlanır. Kollar bileğe doğru bollaşarak el üzerine kadar iner, uçları yine ince plilerle süslenir. Elbisenin boyu da ayak bileği hizasındadır.

    Nimçe

    Köylekin üzerine giyilen kısa yeleğin adıdır. Düz ipekli kumaşlardan veya kırmızı kadifeden dikilir. Yakası “v”kesimli, vücuda oturacak şekilde hazırlanan nimçenin boyu bele kadardır. Eskiden üzeri zincir işi (suzeni) ile işlenirken günümüzde farklı kumaşlarla stilize formlar aplike edilerek ya da boyanarak süslenir. Nimçelerin uzun dikilenleri de vardır. Alta “ lazım’’ adı verilen pantolon dikilir.Köylekin kumaşından hazırlanır. Normal genişliktedir. paçalara doğru daralır. Uçlarına aynı kumaştan ince bant geçirilir. Lazımın boyu ayak bileği hizasındadır.

    Ayağa etik (çizme) veya topuklu ayakkabı “tufli’’ giyilir.Saçlar birden fazla örülür. Başa zincir işi (suzeni) veya goblen işlemeli doppi giyilir. Sim iplerle dokunmuş kumaşlardan dikileni genellikle gelinler tarafından kullanılır. Ve “tes kalpak’’ adını alır. Bu başlıklar yaklaşık 5 cm. yüksekliğinde ve kare formludur.





  3. saqopakajmer
    Devamlı Üye
    Kadın kıyafetleri

    Evli ve yaşlı kadınların elbiseleri de atlas kumaşlardan dikilir. “Hatun libası”olarak adlandırılan elbisenin önü göğse kadar açık, robalı ve ceket yakalıdır. Kollar normal genişlikte, bileğe kadar açık, robalı ve ceket yakalıdır. Kollar normal genişlikte, bileğe kadar uzundur. Bol olan elbisenin boyu diz altına iner.
    Alta yine lazım giyilir, modeli aynıdır. Evli kadınlar saçlarını bir veya iki örük yaparlar. İşlemeli saç bağı “cemelek”ile süslerler. “Sırga”adı verilen küpeler, “nazgerdan”gerdanlık ve “zibi gerdan” kolye kullanılır.

    Özel günlerde ve gösterilerde ise “tillekaş2adı verilen taç başa takılır. tillekaş üzerine ince ipek örtü “rumal” örtüdür. Altından yapılan bu aksesuarlar günümüzde yapılmamaktadır.

    Gelin elbisesinin modeli de aynıdır. Elbisenin içine beyaz ipekliden dikilen “parancı” gelin gömleği giyilir. Modeli genç kız elbisesi gibidir. Gelinin ellerinin görünmemesi için bilekten lastikle büzdürülüp, parmaklarının ucuna kadar uzun olan bir kumaş parçası takılır, buna “yençe’’ denir. Gelin elinde “destrumalçe”adını alan işlemeli mendil vardır. Bu mendili burun üzerinde tutarak yüzünü erkeklerden saklar.

    Gelinlerin saçları da çok sayıda örülür. Siyah ipek ipler ve boncuklarla hazırlanan “tahta pupek” adı verilen saç süsü enseden aşağı saçlara tutturulur. Bu süsü gelin 40 gün taşır. Başlarına tes kalpak giydikten sonra üzerine “ak peril rumal’’ örterler. Eskiden üzerleri özellikle kenarları yine zincir işi (suzeni) ve sap işi ile stilize çiçek ve yaprak formları ile işlenirken, günümüzde bu örtüler

    Özbekistan’da gelin çeyizi üç gün odasında sergilenir. Odanın bir köşeşine yere serilen yatağının üzerine işlemeli “çayşap” denilen örtü örtülür. Yastığının üzerine konulan iki nan (ekmek) ve bal çift için gelecekte istenilen bereketli günlerinin simgesidir. Yine yatağın ortasına konulan bıçak da kötü gözlerden korunmaları içindir. 40 gün asılan çayşap daha sonra odanın duvarına asılarak süsleyici olarak kullanılır. Örtünün üzerindeki tumar (muska) lar da nazardan korunmak için takılır.

    Genç erkek kıyafetler

    Ülkede yiğit giyimi olarak tespit edilen “tik köylek’’ ve “tik işton”, beyaz üzerine ince çizgili pamuklu veya ipekli kumaşlardan dikilir. Yakası yuvarlak kesimli ya da omuzdan düğmeli olan tik köylekin boyu kalça altına kadar iner. Bol olan gömleğin beline “çarsı” / şayı belbağ denilen desenli, kare şeklinde bir örtü bağlanır. Tik işton , normal genişliktedir. Paçalara doğru daralır. Ayağa etik (çizme) giyilir. Bu pantolonun paçaları diz altına kadar uzun olan çizmenin içinde kalır. Başa siyah üzeri elde veya makinede işli doppi giyilir. Uzun kollu yiğit haladı (uzun ceket) işlemelidir. Pek fazla kullanılmaz. Genellikle “çapan” adı verilen içi pamuk, çift yüzlü kapitone yapılmış paltolar kullanılır. Gündelik giyilenleri renkli pamuklu kumaşlardandır. Damatların çapanları ise atlas kumaşlardan aynı modeldir. Önü açık olan çapanların beline çarsı bağlanarak kapatılır.

    Gelenek- görenek ve İnançlar

    Dünyadaki her halkın kendine ait gelenek ve görenekleri olduğu gibi Özbeklerin de kendine ait olan adetleri vardır, Bu adetlerin çoğu eskiden beri yapılagelmektedir.

    Özbek Türkleri kendi örf ve adetlerini çok iyi bir şekilde korumuşlardır. Hâlâ da sıkı sıkıya sarılmaktadırlar. Son derece sakin fakat alışkanlıklarından taviz vermeden hareket etmekteler.
    Özbek Türkleri halk inançları Türkiye Türkleri halk inançlarına doğal olarak çok benzemektedir.

    Derlenen malzeme hayatın önemli safhalarına göre tasnif edilecek olursa:

    Selamlamak Hal Hatır Sorma

    Özbeklerde edep insanlara çocuk yaşta kazandırılır. Özbeklerde selam, “Selamün Aleyküm” diyerek genç tarafından yaşlıya, sağ el göğüsle kalbin üzerine konularak verilir. Selam vermek ve almak sevap sayılır.“Selamlaşma hayata muhabbeti arttırır.” “Selam ruhu tetikler”denilir. Selamlaşan kimseler matemli yerlerde tanıdıkları ile el vererek selamlaşırlar, hasta ziyaretinde de tokalaşmadan selamlaşılır.

    Özbeklerde selamlaşmak adabın bir hükmüdür. İnsan tanımadığı bir kimseyi de selamlamalıdır. “Selam Allahın borcudur.” İnancı vardır. “Selamlanın sevap alır” Özbekler selamlaşırken, genellikle “Assalamu alaykum”, “Salamaleykum” ve de “Salam, yahşimisiz ?” Selamlaşmadan sonra hal hatır soruyorsunuz. Mesela, “İşleringiz, sağlıklarıngız yahşimi?”(İşleriniz, sağlıklarınız iyi mi ?), (Çocuklarınız nasıl ?).

    Özbekler hal hatır sormayı çok severler. Hal hatır sormak, tanıdık kişi ile samimi veya tanıdık olmayan kişi ile de ilgilenmek için yapılır.

    Sokakta konuşma

    Eğer şehirde herhangi bir oteli, iş yerini ararsanız o zaman : “Keçirasiz, Özbekiston mehmonhonasiga kanday borış mumkün?” “Affedersiniz, Özbekistan oteline nasıl gidebilirim?/”, “Oloy bozorı kayerda?” “ Alay pazarı nerededir?” diye sormanız gerek, sormadan önce selamlaşırsınız “assalomu aleykum”, “salon” daha iyi olur. Gerekli bilgileri aldıktan sonra: “Rahmat” veya “xxxxxkür etaman” “Teşekkür ederim” diyebilirsiniz.

    Herhangi bir şirkete, iş yerine giderken karşılaştığınız insanlarla ilk önce selamlaşırsınız. Türkiye’deki adetlere göre herhangi bir odaya girmeden önce kapalıysa mutlaka kapıyı vurmak gerekir. Özbekistan’da bu adet her zaman (yerine göre) şart değil. Mesela Bakanların yardımcılarının üniversite veya enstitü rektörlerinin, fakülte dekanlarının odalarına kapıyı vurup içeri girilir. Ya kapıyı vurup içeri girilir. Ya da kapıyı açıp: “Kirsam böladimi? ” (Gire bilir miyim?) diye izin istenir. İzin aldıktan sonra ne istediğinizi söylemelisiniz.





+ Yorum Gönder


özbekistan özellikleri,  özbekistanın kültürel özellikleri,  özbekistan kültürel özellikleri,  özbekistanın özellikleri,  özbeklerin özellikleri,  özbekistanın belirgin özellikleri