+ Yorum Gönder
Bölge bölge Türkiye ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi Forumunda siirt tarihsel gelişimi, siirt tarihi fotoğraflari Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Harbi @ kız
    Bayan Üye

    siirt tarihsel gelişimi, siirt tarihi fotoğraflari








    Siirt Tarihsel gelişimi



    Siirt adının Sami Dili nden geldiği öne sürülmektedir. Bazı kaynaklarda bu adın, Keldani Dili nden, kent anlamına gelen Keert (Kaa at) sözcüğünden kaynaklandığı yazılıdır. Siirt sözcüğü, isim kaynaklarında; Esart, Sairt, Siirt, Siird gibi çeşitli biçimlerde kullanılmıştır. Süryani ler kente Se erd (yöresel söyleniş biçimiyle Sert) demişlerdir. XIX. yy da Sert, Seerd, Sört, Sairt olarak kullanılmış, günümüzde de Siirt biçimiyle benimsenmiştir.



    Diğer bir kaynakta Siirt isminin, "Seert" anlamındaki "üç yer" manasına geldiği söylenir. Siirt adının nereden geldiği konusunda değişik görüşler vardır. Kadri PERK in, Cenup Doğu Anadolu Tarihi nde Siirt, Sert, Tigra, Mosert; Hüseyin CAHİT tarihi nde Serad; Şemsettin SAMİ nin Kamus unda Tiğrakert olarak geçmektedir. Ayrıca eski Siirt in birkaç sırtta kurulmasından dolayı Türkçe de sırt kelimesinden türediği de iddia edilmektedir.



    Hernekadar Sami kokenli oldugu soylense de Ermenice Tiğrakert in halk agzinda sirasiyla Sigrakert, Sigirt ve sonunda Turkce aksanla Siirt e donusmus olmasi gerekir.





    İlin tarihsel gelişimi

    Siirt ilinin ilçeleriSiirt, Mezopotamya ve Anadolu uygarlıklarının kesiştikleri alanda kurulmuştur. Bu yüzden kuzeyinde ve güneyinde ortaya çıkan uygarlıklar, yörenin kültürel gelişmesinde etkili olmuştur. Bölgenin dağlık oluşu ve ulaşım imkanlarının yetersizliği, gelişmiş kentlerin kültür merkezlerinin ortaya çıkmasını engellemiştir.



    Yakın zamana kadar Siirt tarihinin İ.Ö. IV.yy. öncesi dönemleri bilinmemekteydi. 1963 yılında Halet ÇAMLIBEL ve R.J. BRAIDWOOD başkanlığında kurulan Güneydoğu Anadolu Tarih Öncesi Araştırmaları Karma Projesi kapsamında, Siirt İli nde yapılan yüzey araştırmalarında Neolitik, Kalkolitik, Tunç ve Helenistik, Roma, Bizans-İslam ve Yakınçağ ı kapsayan dönemlere ait buluntular ortaya çıkarılmıştır. Günümüzdeki kültürel yapı Türk-İslam Kültürü nın etkisiyle biçimlenmiştir.



    İ.Ö. 3000 ve 2000 lerde Güneydoğu Toroslar, iki kültür alanını birbirinden ayırmaktaydı. Güneyde Mezopotamya da gelişmiş bir tarım kültürü, kuzeyde ise Doğu Anadolu nun yüksek yaylasında ilkel tarımcılığa ve hayvancılığa dayalı, daha yavaş gelişen bir kültür vardı. İki kültürün kesiştiği yerde bulunan Siirt te, yayla kültürü özellikleri görülmekteydi.



    M.Ö. 3000 lerde yöreye egemen olan Hurri lerden sonra sırasıyla Hitit, Urartu, Asur, Med ve Pers ler de hakimiyet kurmuşlardı.



    Siirt in içinde bulunduğu bölge, göçler nedeniyle etnik ve dinsel inanışlar yönünden çeşitlilik göstermektedir. Urartular, İskitler, Medler ve Persler, egemenlik dönemlerinde dinsel inanışlarını da buralara yaymışlardı. Dağlık alanlarda yaşayan kapalı toplulukların çeşitli din ve tanrıları vardı. İ.Ö. 150 lerden başlayarak yöreye egemen olan Partlar, Arsaklılar, Sasaniler dönemlerinde İran Tanrıları nın ve inanışlarının etkisi güçlenmiştir. Yöreyi etkileyen Roma - Part, Roma - Sasani savaşları, aynı zamanda iki dinin ve kültürün karşılaşması niteliğindeydi. 300 lerde Hristiyanlık yayılmaya başladığında Zerduş Dini ni benimseyen Sasaniler, Yörede Hristiyan kıyımı yapmışlardır.





    İslam Uygarlıkları Dönemi

    639 da Elcezire nin fethi için görevlendirilen İlyas bin Ganem, Diyarbakır yöresini İslam mücahidlerine açtığı zaman Siirt de aynı şansızlığa uğramıştır. Diyarbakır ın zaptında mühim hizmetleri bulunan Halid bin Velid, Hasankeyf Savaşı nda muzaffer olduktan sonra Siirt e yürümüş, şehrin o zamanki hakimi Hersolu itaatini arz ederek, şehri teslim etmiştir. Bundan sonra Siirt Hakimliği n, sahabeden olan Hişşam oğlu Hakem tayin olunmuştur.



    661 yılında kurulan Emevi Hilafeti bölge ile birlikte Siirt i de hakimiyet altına almıştır. Emeviler den sonra hilafet makamını ele geçiren Abbasiler, Diyarbakır, Silvan ve Siirt i de ele geçirmişlerdir.



    Dinsel bakımdan bölge ilkin önemli bir "Harici" merkeziydi. IX. yy dan sonra Hanbeli ve Maliki mezhepleri aracılığıyla Sünnilik, Mervanoğulları döneminde Şafiilik, Türklerle Hanefilik yayılmaya başlamış, daha sonra Mervanoğulları döneminde Şafii lik giderek ortadan kalkmıştır. Yörede Arap-İslam Kültürü nün etkisi Türklerin döneminde de sürmüştür. Ancak Siirt, 10. yüzyılın sonralarında yine Bizans ın egemenliğine girmiş, Malazgirt Savaşı ndan kısa bir süre sonta Philaterios adlı Ermeni asıllı bir Bizanslı tekfurun egemenliğinde kalmıştır. Daha sonra sırasıyla Artuklular ın eline geçerek Türk leşmeye başlamıştır.





    Anadolu Selçukluları ve Osmanlı Dönemi

    Malazgirt Savaşı ndan sonra Türkler Anadolu ya yerleşmeye başlamış ve Büyük Selçuklu Devleti nin isteği dışında küçük Türk devletçikleri kurulmuştur. Siirt yöresi, Hasankeyf Artuklular ın yönetimindeydi. Artuklular a bağlı göçebe Türkmenler yöreye yerleşmiş, Artuklu beyleri ve askerleri, kendlerde Türkleşmenin çekirdeğini oluşturmuşlardır. Beylerinin Alp, İnanç, Yağbu gibi Türk adlarını kullanmaları; Artuklular da Türkmen geleneğinin güçlülüğünü göstermektedir. Bağlı oymaklara "ok gönderme" biçimindeki Orta Asya geleneği de Artuklular da sürmekteydi.



    Hasankeyf Artuklular dan sonra Siirt e Eyyübiler, Anadolu Selçukluları, İlhanlılar, Mardin Artukluları, Akkoyunlular ve Safeviler egemen olmuştur. Akkoyunlular yöreye Türkmenleri yerleştirmiştir. Safeviler döneminde Doğu ve Güneydoğu Anadolu a Şii lik yaygınlaşmıştır. Anadolu da şii liğin etkisini kırmak isteyen Yavuz Sultan Selim, Urmiye Gölü nden Malatya ve Diyarbakır a kadar uzanan bölgeyi Osmanlı Devleti ne bağlamak istemiştir. Bunun için Kürt kökenli ünlü bilgin İdris-i Bitlisi nin yardımıyla Siirt Osmanlı yönetimine geçmiştir. Bu dönemde Siirt yarı özerk beylerin yönetiminde, aşiret kültürünün egemen olduğu bir yerdir.



    XVI. yy da Osmanlı yönetimine geçen Siirt, Osmanlı İmparatorluğu nun yıkılışına kadar bu devlete bağlı kalmıştır.



    XIX.yy ın ikinci yarısına kadar devlete olan bağlılıkları sözde kalan Siirt Beyleri nin devlet otoritesine alınması için bir hayli çaba harcanmıştır. Siirt, bu tarihe kadar çok sıkı bir şekilde yönetilmiştir. Önce görünüşte Diyarbekir Eyaleti ne bağlı sancak oldu. Ancak Tanzimat tan sonra 1894 Vilayet Nizamnamesi ile Bitlis Vilayeti ne bağlı sancak haline getirilerek İstanbul dan gönderilen kaymakam vasıtası ile yönetilmiştir.







  2. Harbi @ kız
    Bayan Üye





    19. Yüzyılda Siirt

    XIX.yy. içerisinde Siirt te meydana gelen tek siyasal olay 1894 tarihinde Sason da meydana gelen Ermeni ayaklanmasıdır. kış Bu durum karşısında Osmanlı Devleti sert tedbirler almak zorunda kaldı. Sason ayaklanması İngiltere yi harekete geçirdi. Çünkü, Ermeni meselesi, Rusya ve İngiltere yi menfaat çatışmasında birleştiriyordu. İngiltere Ermeni lerin bağımsızlığını isterken; Rusya, Ermeni lerin Rusya ya katılmasından yanaydı. Merkezi Tiflis te olan Ermeni Hınçak Komitesi ile Taşnaksutyun Komiteleri nin amacı, Osmanlı İmparatorluğu ndaki Ermenilerin Rusya ve İran daki bütün Ermenilerle birleştirip bağımsız bir Ermenistan Devleti nin kurulmasını sağlamaktı.



    Böyle bir amaç İngiltere yi memnun etmesine rağmen, Rusya, kesinlikle karşı çıkmıştı. 8 Ağustos 1884 te Sason un Şenlik Köyü nde, Kürtlerin birkaç köyü gasbetmesi ile başlayan olaylar genişlemiştir.



    Ermenilerin vergi vermemek ve hükümet memurlarına pasif direnişte bulunmak üzere daha önceden anlaşmaları da olayların genişlemesinde etkili olmuştur. Ermenilerin başlattığı bu ayaklanmayı II.Abdulhamid in görevlendirdiği VI. Ordu bastırmıştır. Osmanlı Devleti nin bu döneminde Siirt yöresinde genellikle yarı özerk bir yönetim biçimi hakimdi. 1831 de yapılan Osmanlı nüfus sayımı kayıtlarında, XIX.yy da Siirt yöresinde Hazo (Kozluk) nun Diyarbakır Eyaleti ne bağlı bir hükümet olduğu belirlenmiştir.



    Bugün Siirt İli nin kazalarından biri olan Şirvan (Şirve) ise liva olarak Van Eyaleti içinde yer almaktaydı. 1897 Vilayet Nizamnamesi, Siirt Livası nın Diyarbekir Vilayeti ne bağlı olduğunu göstermektedir. Siirt Livası nın, Merkez kaza, Pevvan (Bervade) ve Garzan (Kurtalan ın eski yerleşme yeri, şimdiki Yanarsu Bucağı) olmak üzere toplam 3 kazası vardı.



    1877 de Merkez Kaza, Eruh, Şirvan, Rızyan ve Sason dan oluşan Siirt Sancağı, Diyarbekir Vilayeti ne bağlıydı. Siirt, bu yönetsel durumunu 1880 de de korudu. 1892 Devlet Salnamesi, Siirt Sancağının Diyarbekir Vilayeti nden ayrılarak, Bitlis Vilayeti ne bağlandığını ifade etmektedir.



    Eskiden Siirt İli ne bağlı olan Beşiri Kazası, Diyarbekir Vilayet Merkez Sancağı na bağlı kaldı. Bu dönemde Bitlis Vilayeti; Merkez Sancağı, Muş, Genç ve Siirt Sancakları ndan oluşmaktaydı. Siirt Sancağı nın ise, Merkez Kaza, Şirvan, Eruh, Pervari ve Garzan (Kurtalan) olmak üzere toplam 5 kazası vardı. 1896 Devlet Salnamesi kayıtlarında daha önce Siirt e bağlı iken bugün Batman a bağlı olan Sason Kazası nın Muş Sancağı içinde yer aldığı gösterilmektedir. Siirt Sancağı 1892-1896 daki yönetsel konumu 1903 te ve 1916 da da korumuştur. 1918 de Siirt Sancağı nın yönetsel konumunda yapılan tek değişiklik, Şırnak ın ilave edilmesiyle kaza sayısının 6 ya çıkarılmasıydı.





    Milli Mücadele de Siirt

    Siirt, Milli Mücadele Dönemi nde toprak ağalığı düzeninin ve aşiret ilişkilerinin egemen olduğu tipik bir kasabaydı. Siirt in, Rus tehlikesini atlattıktan sonra, karşılaştığı diğer bir tehlike de İngiltere idi. İngilizlere ait bir birlik, halka gözdağı vermek amacıyla Siirt e gelerek birkaç gün kaldıktan sonra geri çekilmişti. Siirt, bunun dışında yabancı güçlerin işgaline uğramamıştır. Müdafaa-i Hukuk Derneği ni teşkil eden Siirt in münevver zümresinin Milli Mücadele nin gerçekleşmesinde gösterdiği medeni cesaret takdire değer bir vatanseverliktir.



    II. Meşrutiyet Dönemi nden itibaren Siirt ten de milletvekili seçilmeye başlanmış, ilk olarak Abdulrezzak Efendi; 1908-1912 tarihleri arasında bağımsız milletvekili olarak görev yapmıştır. Daha sonra sırasıyla; Nazım Bey (Nisan 1912-Ağustos 1912), Şeyh Nasreddin Efendi (1914-1918) tarihleri arasında görev yapmıştır.



    Ardından Siirt ten Halil Hulki Bey; 12 Ocak 1920 de toplanan Dördüncü Dönem Osmanlı Meclis-i Mebusan ında Siirt i temsil etmiştir. Siirt, Milli Mücadele Hizmetlerine devam ederek, Siirt Müdafaa-i Hukuk Derneği olarak önce Vahideddin e, Sadaret e, Hariciyye ye, İtilaf Devletleri Müesseseleri ne, İzmir deki Reddi İlhak Cemiyeti ne, Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri ne telgraflar gönderilmiştir.



    Anadolu nun her il ve ilçesinde olduğu gibi Siirt te de "Müdafaa-i Hukuk Derneği" kurulmuş, başkanlığına da İl in eski müftüsü Halil Hulki AYDIN getirilmiştir. Üyeleri, Ömer ATALAY, Siirt Belediye Başkanı Hamit Bey, İl in ileri gelenlerinden Hamza Hilmi, Bekir Sıtkı ve Abdulkerim Bey lerden ibaretti. Siirt, Milli Mücadele yıllarında Bitlis Vilayeti ne bağlı bir sancaktı. Sancağın, Merkez Kaza dışında 5 kazası vardı. Bunlar; Pervari, Garzan, Eruh, Şirvan ve Şırnak tı. Sancağın en kalabalık kazası Siirt Merkez kazası idi. Bununla birlikte Siirt in nüfusunda 1890 lardan itibaren hızlı bir düşüş olmuş, 60.000 dolayında olan kaza nüfusu 1914 te 30.000 civarına inmiş, bu düşme I.Dünya Savaşı Dönemi nde de devam etmiştir.



    Cumhuriyet Döneminde il yapılan Siirt, 1924 te Hakkari nin Beytüşşebap ın; 1926 da Diyarbekir İli nin ilçesi Beşiri yle Muş un ilçesi Sason un katılmasıyla genişledi. Ancak Beytüşşebap, 1936 da yeniden il yapılan Hakkari ye bağlandı. 1938 de Garzan (Şimdiki ismi Yanarsu) ilçesinin merkezi Mısrıç a (Bugün Kurtalan) taşındı ve aynı ilçeye bağlı Baykan bucağı ilçe oldu. Aynı yıl Sason a bağlı bucak olan Hazo, Kozluk adıyla ilçe yapıldı. 1943 te Garzan ilçesinin ve merkezinin adı Kurtalan olarak değiştirildi. 1957 de Beşiri nin bucağı olan İluh, Batman adıyla ilçe yapıldı. 1962 de Pervari ilçesinin Müküs (Şimdiki ismi Bahçesaray) bucağı, Van ın Gevaş ilçesine bağlandı. 1990 yılında Siirt in Batman, Beşiri, Kozluk ve Sason ilçeleri yeni kurulan Batman iline bağlandı. Aynı yıl Siirt in Şırnak ilçesiyle, Eruh tan ayrılarak ilçe yapılan Güçlükonak beldesi yeni kurulan Şırnak iline bağlandı ve Merkez ilçeye bağlı Tillo bucağı Aydınlar adıyla ilçe yapıldı.





    Evliya Çelebi nin Seyahatnamesi nde Siirt [değiştir]Eski tarihçilerin sözlerine göre, Yezdicert Şah yapısı eski bir beldedir. Hükümdardan hükümdara intikal edip, sonunda Hz.Ömer evladından Hz.Abdullah Yezid kavmi elinden fethetmiştir. 921 tarihinde Diyarbekir Valisi ve I.Selim in Veziri Bıyıklı Mehmet Paşa ya Molla İdris in teklif ve tedbiri ile bu Siirt Han ı itaat edince, memleket kendisine ebedi olarak bırakılmıştır. Sonra Han ın sülalesi yok olunca Diyarbekir Bey i, Sancak Merkezi olmuştur. Bey inin 333.883 akçe hası, 7 zeameti, 133 timarı, aleybeyisi ve çaribaşisi vardır. Kanun üzere cebelileriyle 800 asker olur. 500 asker de beyinin var. Diyarbekir Valisi ile memur oldukları sefere giderler.





    Komşu Şehir ve Kaleler

    Batısında Diyarbekir Kalesi dört konak mesafededir. Yine batıya yakın Mardin üç konaktır. Yine batı ile güneş arasında da 2 menzil mesafede Hasankeyf Kalesi vardır. Güneyinde dört merhale bir Cezire Şehri vardır. Doğusunda Kefere Kasabası bir konak yakınlıktadır. Musul, doğusunda ve Siirt, Musul un batısındadır.





    Siirt in Yapısı ve Yeri

    Bu şehir içinde ahşap bina az olup, hepsi kargir, güzel kubbelerle yapılmış, mamur ve süslüdürler. Evvela Bey Sarayı çeşitli sofralarla, içi ve dışı nice odalarla bağ ve bahçelerle süslüdür. Bitlis Hanı Abdal Han ın sözüne göre yapılış tarihi Öksüz Burcu üzerinde olup, Bey i Zühre-i Türabi de bulunmuştur. Buğday ve pirinci, ful ve maşı, kırmızı havucu, tulga aşı çok meşhurdur. Beyaz ekmeği, levaşe denilen yufkası ve köftesi, çeşitli meyveleri, inciri, battım denilen fıstığı dağı ve taşı süsleyip her tarafa sevk edilir.



    Bu şehri gezip görerek arkadaşlarımızla kuzeye yol alıp, Kefre-i Şirvan Kasabası na geldik. Bu da Kefre-i Zaman gibi Kefre-i Şirvan dır Halk dilinde "Kefere" derler. Bu yerde Diyarbekir Eyaleti son bulup bu kefre bölgesi, Van Eyaleti dahilinde ve Şirvan Hakimi idaresinde düz ve geniş bir arazide bağlı ve bahçeli, akarsulu, mamur cami ve medreseli, han, hamam, çarşı ve pazarlı mamur bir kasabadır.



    Buradan yine kuzeye giderek Maden Kasabası na geldik. Burada maden bol olduğundan, adına Maden Şehri derler. Kurucusunu bilmiyorum. Bu da Van Eyaleti nde Şirvan Bey i idaresinde olup, hakimi bir aşiret beyidir. Bağlı, bahçeli, cami ve medreseli, han, hamam ve çarşılı bir kasaba olup, bunun da şal ve şayakı meşhurdur




  3. Harbi @ kız
    Bayan Üye
    siirt tarihsel gelişimi, siirt tarihi fotoğraflari

    siirt tarihi fotoğraflari1.jpgsiirt-tarihi-foto-raflari2.jpgsiirt-tarihi-foto-raflari3.jpg




  4. Eleman
    Devamlı Üye
    Siirtin tarihi tıpkı mardin gibi artuklulara dayanmaktadır. Siirt daha çok tekkelere ev sahipliği yapmış bir ilimizdir. veysel karani türbesi ibrahim hakkı hazretlerinin türbesi ve daha bir çok evliyanın türbesini topraklarında barındırmaktadır.

+ Yorum Gönder


siirt tarihi eserleri,  siirtin tarihi fotografları,  siirt eski fotoğrafları