+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12346 ... SonuncuSonuncu
Güncel Konular ve Günün Sözü Forumunda Gözler neyi görüyorsa, gönlünden ne geçiyorsa '' o ''olsun Konusunu Okuyorsunuz..
  1. izmir yasemin
    Devamlı Üye

    Gözler neyi görüyorsa, gönlünden ne geçiyorsa '' o ''olsun








    Gözler değil, gönül neyi görüyorsa adı '' o'' olsun

    Kocaman yüreğinle, gülen gözlerinle ,bir şekil çiz havaya, renksiz ve isimsiz olsun..
    Bakan görebilen gözler isim versin gönlünce..
    Yamuksa bakanın içi, yamuk olsun ismi
    Çirkinse bakanın gönlü bet olsun adı.
    Güzelse bakanın gözleri rengarenk bir çiçek olsun dalında..Üstünde de çiğ damlası dursun..
    Dileyen dilediği ismi versin.
    Boyaları ver ellerine tüm renkler olsun
    Ama zamanı sınırlı tut!
    Bakan baktığını görmüyorsa kapkara olsun.
    Dileyen tek renk kullansın.
    İsteyen tüm renkleri kullansın..
    Bazıları, renkleri birbirinin içine soksun, kördüğüm olsun adı.
    Kimisi parmaklarını tırnaklarını boyasın
    Kimisi de resmi karalasın bozsun aslını..
    Bazısı da bastırarak boyasın ki izi çıksın..
    Karışma sakın seçimi onlara bıraktın !
    Sen sadece malzemeyi verdin bıraktın.
    Dileyen tüm renkleri kullansın..
    Ama herkes,'' kendi rengine'' göre boyasın..
    Aslı neyse O olsun..











  2. izmir yasemin
    Devamlı Üye





    Gözler neyi görüyorsa , gönlünden ne geçiyorsa'' o'' olsun

    Gözlerinle değil ,gönlünle sevenlerin hikayesi

    Sevgi Emek İster
    Hüzünlü bir aşk yolculuğu..

    Kocaman bir bahçede ;rengarenk harika çiçekler içinde bir papatya..Papatya aşık olmuş , yanmış tutuşmuş ak saçlı yaşlı bahçıvana.. Bir ümit bekliyormuş.Yüzlerce çiçek arasından onunla yalnızca onunla saatlerce ilgilensin istermiş..Sadece ona değsin makası, sadece ona gülsün dudaklarıKıskanıyormuş bahçıvanı.. Kırmızı güllerden,sarı lalelerden,mor menekşelerden,zambaklardan..
    Papatya sadece bahçıvan için açıyormuş yapraklarını.. Bir gün aşkı öyle büyümüş ki papatya yapraklarını taşıyamaz olmuş..Eğilivermiş boynu.. Toprağa bakıyormuş artık, sadece bahçıvanın sesini duyuyormuş, ayaklarını görüyormuş.. Buna da şükür! diyormuş..Yetiyormuş ona bahçıvanın varlığını hissetmek.Zaman akıp gidiyormuş..
    Papatya bahçıvanın yüzünü görmeyeli çok olmuş.Ne var sanki boynumu kaldırsa bir kerecik daha görsem yüzünü diyormuş.. Bir gün bahçıvan gelmiş papatyaya yaklaşmış..İncecik bedenini ellerinin arasına almış,elindeki sopayı,köklerinin yanına,toprağa sokmuş..bir iple papatyanın gövdesini bağlamış sopaya.Papatya o an daha çok sevmiş adamı..
    Hala göremiyormuş aslında onu..Ama bedeni kurtulmuş. Birsüre sonra bahçıvan uğramaz olmuş bahçede ayak sesleri duyulmaz olmuş..Gelen giden yok ,kahrından ölecekmiş papatya..
    Ama bir sabah hortumdan akan suyla uyanmış..Derin bir oh çekmiş.. Çılgıncasına sevdiği bahçıvan geri gelmiş.İki ayak görmüş,ama bu onun sevdiği yaşlı bahçıvan değilmiş.başka biriymiş elinde de makas varmış..Papatyanın kafasını kaldırmış yukarı doğru! Ne güzel açmışşın sen öyle demiş Bu genç yakışıklı bir adammış.Gözleri gök mavisi ,saçları sarıymış.. Gövden seni taşımıyor artık demiş elindeki makası boynuna doğru tutmuş ve papatyayı gövdesinden ayırmış..
    Papatya yere düşerken hatırlamış sevdiğini.. Bir yaşlı bahçıvanı bir de genç yakışıklı adamı düşünmüş..Yaşlı adam papatyaya çok emek vermiş diğerlerinden ayırmamış onu. Ona güzel olduğunu hiç söylememiş Ama aslında onu hep sevmiş sessiz ve derinden sevmiş yaşlı adam, onu anlamış..Sevgi emek istermiş.Yere düştüğünde son bir kez düşünmüş yaşlı bahçıvanı..Teşekkür etmiş ona içinden .Son yaprağı kuruduğunda biliyormuş artık..
    Gerçek sevginin söylenmeden,yaşanmadan ve asla konuşmadan olabileceğini..
    Alıntı

    Bu masalsı hikayedeki gibi konuşmadan ''sevgi '' nizi yaşatmayın . Zaman geri dönmüyor. Saatleri durduramazsınız .Siz zaman geçmeden , çok geç kalmadan sevdiklerinize; onları ne kadar çok sevdiğinizi söyleyin lütfen! uzaktaki sevdiklerinize telefon açın ve onu ne kadar çok sevdiğinizi ,onu nasıl özlediğinizi söyleyin . Çok önemli olduğunu hissettirin., mesaj çekin ulaşın bir şekilde. Bu ''sevgili'' olur ,kızınız veya oğlunuz olabilir eşiniz olabilir. En çok da ''eşiniz'' hakediyor bu sözleri ..Sevgi masallarda kalmasın..Dile gelsin.. ki karşı tarafın gülümseyen yüzünü görün kalbinizin üstünde Kendinizi çok iyi hissedeceğinizden emin olabilirsiniz..





  3. izmir yasemin
    Devamlı Üye
    Gözler neyi görüyorsa , gönlünden ne geçiyorsa o olsun

    SEN VURUNCA KALKAMAM SANDIN!

    Bir çocuğun annesine inandığı gibi inandım,
    Yalansız ,çok masum, çok çocuksu ,çok temiz.
    İnandım.
    Kızdırınca annesini, anne beklemediği anda vurur ya çocuğuna ,
    Şaşar kalır ya o masum çocuk.
    Kızdırmadan, beklemediğim yerden vurdun içimdeki masum çocuğu kanattın..
    Vurdun ben kalktım,canım çok yandı,
    Bir daha vurdun içimi kanattın.
    Yeniden kalktım.
    Küllerimden doğdum bak ayaktayım.
    Rüzgarının bile değemeyeceği kadar uzaklardayım,yıldızlardayım.
    Vurunca; gözlerim yıldızları görmeseydi eğer, parçalanırım mı sandın.
    Dikenlerin avuçlarımı yarıp kanatınca ,
    Yaralarım kabuk bağlamaz mı sandın.
    Mis kokulu,
    Gül yapraklarımı tek tek koparınca
    Bir daha açamam mı sandın?
    Yıldızlara değmişken ellerim,
    Yalanlarına kanıp bir daha,
    Vurdurur muyum sandın?
    İzmir yasemin







  4. izmir yasemin
    Devamlı Üye
    Gözler neyi görüyorsa gönlünden ne geçiyorsa ''o'' olsun


    GÖZLERİNİZE DEĞİL ,GÖNLÜNÜZLE SEVİN

    Kimse'' vazgeçilmez ''değildir. Siz de kimsenin ''vazgeçilmez''i değilsiniz. Vazgeçilmez olmayı kabul ederseniz eğer, bedel ödersiniz ,hem de pahalı bir bedel..
    Mutlu olmak için fark yaratın . Çiçek dikin. Yürüyüş yapın. Güzel bir kitap okuyun. Sinemaya gidin . Şiir yazmayı deneyin ,yazamam ben yeteneğim yok demeyin , başlayın..Parka gidin oynayan çocukları seyredin ,içinizin nasıl sevgiyle dolduğuna kendiniz bile şaşıracaksınız gözleriniz dolacak. Ağlayın içinizdeki zehri akıtın. Olanak bulursanız deniz kıyısına gidin .Yalın ayak kumlarda yürüyün hatta koşun. Ayaklarınız deniz suyuyla ıslansın. Gidebilirseniz ormana gidin yakınlarınızla piknik yapın, doğayı koklayın kucaklayın. Avazınız çıktığı kadar bağırın. Atın içinizdeki öfkeyi..
    Siz teksiniz .Bir tanesiniz ama kendinizin bir tanesi.. Bunu kabul edin önce. Kimsenin sizi kırmasına izin vermeyin, kimsenin sizi üzüp ağlatmasını kabul etmeyin..
    Bu dünyaya geliş amacınız ne onu sorgulayın. Kendi kişisel gelişiminizi tamamlayın. Kendinize öncelik tanıyın Kendinizi sevin.
    Siz başkasını tamamlamak zorunda değilsiniz ,önce kendinizi bulun parçaları bir araya getirip kendinizi tamamlayın.
    Gözleriniz de içiniz de hep gülsün ne yaşarsanız yaşayın..
    Geriye dönüp bakmayın Gözlerinizin ve gönlünüzün gördüğü ufuk çizginize bakın. Bakın lütfen! Fazla vaktimizin kalmadığını fark edin.
    İyilik yapın insanlara hayvanlara bitki ve böceğe . Gözlerinizle değil gönlünüzle severseniz dünya yaşanacak yer olur unutmayın..

    İZMİR Yasemin




  5. izmir yasemin
    Devamlı Üye
    Gözler neyi görüyorsa , gönlünden ne geçiyorsa'' o'' olsun.


    GEÇ KALMAYIN!

    Baba Sevgisi
    Son model arabadan, elleri paketlerle dolu genç ve yakışıklı bir adam iner.Dinç adımlarla yürür ,bahçeli bir evin kapısına gelir , zile basar.
    Biraz sonra kapı açılır .Yaşlı bir adamGeleni görünce gözleri parlar
    --- Oğlum ! Canım oğlum hoşgeldin ,çok özledim seni der.
    Oğlan biraz bıkkın bir sesle---- Baba daha geçen hafta geldim der..
    ---oğlum ben seni hergün görsem bile çok özlerim ben baba sen de yavrum canımsın.
    Yerler içerler havadan sudan konuşurlar Oğlan kıpırdanmaya başlar sıkıntıyla görevi bitmiştir gitmek ister. Baba der ki
    --Oğlum hadi evin yakınındaki parka gidelim senin de çok sevdiğin parka .Genç adam güler
    --Baba ben çocukken severdim o parkı ! Artık büyüdüm.
    Giderler yavaş yavaş, adam yaşlıdır, yorgundur yılların yükünü taşıyan omuzlar çökmüştür..
    Evin yakınındaki parka varırlar. Hava güzeldir, ağaçlar yeşillenmiş çiçekler açmış her taraf mis gibi gül kokuyor. Kuşlar geziyor insanlar arasında belli ki alışkınlar insanlara kaçmıyorlar.
    Çocuklar kahkaha atarak oynuyordur.
    Bir bank bulur otururlar. Baba kuşu gösterir oğluna ''bu ne'' diye sorar oğlan şaşkın ''baba kuş o'' der. adam tekrar sorar ''oğlum bu ne '' oğlan kızarak '' baba o kuş anlamadın mı ? Demin sordun söyledim der yaşlı adam oğluna döner bir daha sorar'' oğlum bu ne ''. Genç adam fırlar yerinden'' baba kuş diye 3 kez ''söyledim der ve gitmeye hazırlanır çok kızmıştır.
    Baba oğlunu kolundan tutar yanına oturmasını söyler ve cebinden küçük eski bir not defteri çıkarır açar okumaya başlar.
    Oğlum 3 yaşında onu çok seviyorum oğlumla gurur duyuyorum o benim en değerli varlığım en kıymetlim Her gün Allah'a şükrediyorum beni evlat sahibi yaptığı bana bu sevgiyi tattırdığı için ona teşekkür ediyorum.
    Çok yorgun olsam bile her gün onu parka götürüyorum.Bazen birlikte oynuyoruz.--- Baba biraz daha kalalım ,dediği zaman seviniyorum, onu daha çok görebileceğim ve sarılacağım için mutlu oluyorum
    Oğlum bugün bana tam 23 defa ''baba bu ne'' diye sordu her defasında sevgiyle ona sarıldım bıkmadan'' kuş o oğlum ''dedim. Bu oyun çok hoşuna gitti..
    ALINTI

    O genç adamın yerinde olmak istemezdim. Bu öyküyü okuyanların da isteyeceğini sanmam..
    Babalar günü geliyor. siz babanıza sımsıkı sarılın doyasıya öpün koklayın babanızı Babanız yaşıyorsa çok şanslısınız..Sevginizi gösterin, geç kalmadan Allah'tan sonra dünyaya gelmenize neden olan babalarınıza en değerli hediye olarak sevginizi verin..





  6. izmir yasemin
    Devamlı Üye
    Gözler neyi görüyorsa , gönlünden ne geçiyorsa'' o'' olsun

    Dostunu iyi seç!


    Rüzgar ile yaprak dost olmuşlar. Artık rüzgar savurmuyormuş yaprağı uzaklara atmıyormuş..
    ---Söyle dostum! Nereye istersen götüreyim seni demiş bir gün rüzgar yaprağa.
    Yaprak düşünmüş taşınmış, aklına bir şey gelmemiş---Bilmem aklıma bir şey gelmiyor demiş.
    ---Hadi söyle dostum seni istediğin yere taşıyayım.
    Tekrar düşünmüş yaprak ,aklına yine bir şey gelmemiş.
    ----Bilmiyorum rüzgar kardeş aklıma bir şey gelmiyor.. Sen söyle demiş.
    Rüzgar: ---- Gideceğin yeri bilmedikten sonra , rüzgar dostun olsa neye yarar, savrulur gidersin demiş ve bildiği gibi esmiş tekrar..
    Yaprak savrulup gitmiş uzaklara..
    Üstelik bu sefer savuran dostuymuş..

    alıntı

    ------------------------------------
    İnsan hangi limana gideceğini bilmezse, rotasını başkası çiziyor işte böyle Sağlam dostluklar bulmanız dileğiyle..





  7. izmir yasemin
    Devamlı Üye
    Gözler neyi görüyorsa gönlünden ne geçiyorsa ''o'' olsun

    SEVGİ DOLU ÖPÜCÜKLER..
    Noel gecesiydi..Herkes birbirine hediye vermek için son hazırlıklarını yapıyordu. Sevinçli bir telaş vardı.
    Ertesi sabah küçük kız babasının yanına gelerek bir kutu uzattı.
    ---Babacığım bu senin için dedi.
    Baba sevinerek aldı .Kutuyu açtı, içine bakınca sinirlendi çok. Çünkü kutu boştu.
    Çok kaba bir şekilde bağırarak
    ----Hediye vermek istediğinde kutunun içine bir de hediye koyman gerekiyor. Bunu bilmiyor musun sen?
    Küçük kız hıçkırarak ağlamaya başladı.Yaş dolu gözlerle babasına baktı.
    ---Baba o kutu boş değil..O kadar çok öpücük koydum ki içine ağzına kadar doldu..
    Baba taş kesildi o an . Hmen çömeldi ve kızına sarıldı sımsıkı..
    Onu ne kadar çok sevdiğini söyledi ve özür diledi kızından'' görmesini ''bilmediği için..
    Baba ; hayatının kalan kısmında bu kutuyu başucundan hiç ayırmadı , gitmesi gerekiyorsa bir yerlere yanında taşıdı hep..
    Kendini kötü hissettiği zaman veya kendini ''kalpsiz'' hissettiği anlarda kutuyu açar ve kızının içine ne kadar çok sevgi doldurduğunu hatırlayarak, içinden bir öpücük alırdı..

    alıntı




  8. izmir yasemin
    Devamlı Üye
    Gözler neyi görüyorsa, gönlünden ne geçiyorsa ''o'' olsun

    Gözlerinle seven gönül gözü kapalı anne


    Beni Sev Anne

    Kapıdan içeri giren çocuk neşeyle bağırdı,
    ----Anne ben geldim! Bugün çocuk yuvasında ne oldu biliyor musun?
    Anne tersledi çocuğu, kızgın gözlerle bakarak :
    ---Görmüyor musun telefonla konuşuyorum?
    Çocuk hiç anlamıyordu bu büyükleri gerçekten..Hepsi de farklı şeyler yapıyordu. Sevdikleri şeyler de birbirine hiç benzemiyordu zaten..
    Annesi telefonla konuşmayı babası da arabasını çok seviyordu, anlamıyordu çocuk..Araba ve telefon söz konusu olunca herşeyi erteliyorlardı..
    Bir de misafir gelince kendisine hiç yer kalmıyordu. O yüzden misafir geleceğini öğrenince hiç mutlu olmuyordu.
    Nereye gitsindi bu küçük çocuk?
    Annesi telefonu kapattı sonunda, mutfağa gitti.Mutfaktan gürültüler geliyordu.Çocuk saflığınla, masumluğunla mutfağa koştu en sevimli halinle
    ---Anneciğim sana yardım edeyim mi? diye sordu.Anne manalı manalı baktı küçük çocuğa.
    Hayırdır! Bir yaramazlık mı yaptın? Bak bir de senin yaramazlıklarınla uğraşamam.Çok yorgunum zaten.
    Yorgunluk nasıl bir şeydi acaba? Bazen elinde oyuncağıyla uykuya daldığında anneannesi gelir ,oyuncağı yavaşça alır''nasıl yorulmuş yavrum! Uykunun gül kokulu kolları sarsın seni ''der yanağıma öpücük kondururdu.
    Yorgunluk gül kokulu uykuya dalmaksa eğer ne diye annesi kendisiyle böyle kızgın kızgın konuşuyordu..
    -----Anneciğim yorulduğun zaman gül kokulu uykulara dalarsın.. Anneannem öyle söylüyor. Anne daha çok kızar homurdanır:
    ---Uykuya dalayım da gül kokuları kusur kalsın. Yorgunluktan ölüyorum ben..
    ----Anneciğim sen yorulma diye
    ----Yemekte konuşuruz hadi! İşyerinde işlerimi bitiremedim zaten sinirlerim bozuk. Baban gelene kadar dosyaları bitirmem gerek.Hadi git oyna biraz
    ----Anne hani siz yoruluyorsunuz ya
    -----Eeeee
    ----Ben de oynamaktan yoruluyorum!
    ----Ne yapayım peki çocuğum?
    ---Bilmem..
    Yapılmaması gerekenleri biliyordu da, büyükler yapılması gerekenleri hiç bilmiyorlardı. Aniden ışıklar söndü. Annesi yine öfkeyle söylenmeye başladı.'' Bir bu eksikti evde mum da yok ''diyerek dolapları karıştırmaya başladı.
    Çocuk gidip kanapeye uzandı arkaüstü.Anneannesinin köyünü düşündü , anneanesinin anlattıkları geldi aklına .Gaz lambasının ışığında ,deli tavşan masalını anlatışı geldi aklına.Anneannesi gibi ikki elini birleştirdi tavşan kafası yaptı. Yoldan geçen arabaların farları duvardaki deli tavşanı gösterdi . Sağa sola doğru koştu durdu deli tavşan. Otlarla kuşlarla konuştu çocuk ,sonra yorgun düştü konuşmaktan minik avuçlarını açınca deli tavşan yok oldu. Kolu kanapeden aşağı düştü..
    Uzun bir süre sonra ışıklar geldi. Kadın uzun zamandır çocuğun konuşmadığını fark etti birden.. Kanapeye doğru koştu hemen. Küçücük dizlerini karnına çekmiş uykuya dalmıştı minik bedeni..
    Kadın iğrenerek masanın üstündeki dosyalara baktı. Dindirilmez bir pişmanlık doldurdu içini..Uyandırmaktan korkarak yavrunun alnına bir öpücük kondurdu. Çocuk bu öpücüğü bekliyormuş gibi ''İŞİN BİTİNCE BENİ SEVER MİSİN ANNE?'' dedi..
    Kadın sevilmek için randevu alan çocuğuna bakarak sabaha kadar durmadan ağladı..


    ALINTI





  9. izmir yasemin
    Devamlı Üye
    Gözler neyi görüyorsa , gönlünden ne geçiyorsa''o''olsun

    Çocuk'' gönül gözü''

    Baba ve Oğul
    Adam bir haftanın yorgunluğundan sonra dinlenmeyi hakettiğini düşünür. Hafta sonu yan gelip yatacak, dinlenecektir
    Pazar sabahı geç kalkar. Eline gazetesini alır. Kafasına koymuştur tembellik yapacak, bu günü kimsenin bozmasına izin vermeyecektir..
    Amacı hiç iş yapmadan evde bütün gün oturmaktır.
    Gazete elinde bunları düşünürken, oğlu koşarak gelir sinemaya ne zaman gideceklerini sorar. Tüh be! Bir hafta önce oğluna onu hafta sonu sinemaya götüreceğine söz vermiştir . Ne yapsında dışarı çıkmasın diye düşünmeye başlar. Bir bahane bulması gerekiyor..
    Okuduğu gazetenin promosyon olarak dağıttığı dünya haritası gözüne ilişir. Alır eline haritayı küçük parçalara ayırır. Oğluna döner.'' Bu haritayı düzeltirsen seni sinemaya götürürüm ''der.
    ----Oh be! Kurtuldum.Coğrafya profesörü gelse bile akşama kadar toparlayamaz der ve koltuğa yerleşir.
    10 dakika kadar sonra oğlu koşarak yanına gelir ''baba yaptım haritayı düzelttim hadi gidelim ''der.
    Adam koltuktan fırlar ,inanamaz'' göster çabuk bakayım'' der.
    Haritanın düzeltilmiş halini görünce hayretler içinde kalır.Oğluna döner'' oğlum bunu nasıl yaptın sen'' der.
    Çocuk babasının gözlerinin içine bakar:
    ---Bana verdiğin haritanın arkasında bir insan vardı.İnsanı düzelttiğim zaman dünya kendiliğinden düzelmişti baba..



  10. izmir yasemin
    Devamlı Üye
    Gözler neyi görüyorsa , gönlünden ne geçiyorsa ''o'' olsun

    Burda okuduğunuz ''alıntı'' adı altındaki öyküler ''Tavuk Suyuna Çorba '' isimli seri halinde yayınlanmış kitaplardan alınan gerçek hayat öyküleridir.Dünyanın her tarafından onlarca özel insanın başından geçen öykülerin bir çoğu sıcacık . sevgi dolu öykülerdir . Bazısı ders verir, bir kısmı gözünüzü yaşartır bir kısmı gerçekten içinizi acıtır. Yıllar önce seri halindeki kitapları alıp okurken farklı şeyler hissetmiştim aklımda kalanları yazıyorum. Şimdi yazacağım hikaye çok etkilendiğim bir hayat hikayesidir . Hafızam beni yanıltmıyorsa Japon bir iş adamının başından geçmiştir.

    GERÇEK SEVGİ

    Adam mimardır . Genç, hırs dolu, çalışkan geleceğe umutlu bakan bir insandır. Bir gün karşısına basit, sade ama bir o kadar asil bir genç kız çıkar , aşık olurlar birbirlerine.Bu genç kadın adamdan asla bir şey talep etmez ne veriyorsa ona razı olur. Adam'' hayatımın kadını'' bu olmalı der ve evlenirler. Bir süre sonra bu çiftin çocukları olur. Adam çok çalışır gecesini gündüzüne katar.
    Mimar olan adam ev yapmak ister karısı çocuğu ve kendi için gerçek bir yuva düşler. Japonların evleri sade, depreme dayanıklı gösterişten uzak evlerdir. Fazla eşya gereksizdir. tıka basa gereksiz eşyalarla doldurulmuş batılıların evleri için çöp dolu evler derler. Bence de doğru tespittir kendin için alan yoktur, eşya yer kaplar evlerimizde, bizim yerimize..,
    Adam evi yapar yerleşirler. Mutludurlar. Bu hırslı adam dişinle tırnağı ile kazıyarak işini ilerletir maddi durumları düzelir.Ama adam boşluğa düşer Maddiyat düzelmiş ama maneviyat bozulmuştur. Bu kadında çok sessizdir canım. Yetmiyordur artık adama adam farklı arayışlar içine girer. Hayatına bir sürü kadın girer. Ama adam hala mutsuzdur Suçu evdekine atar . Karısına bir gece der ki ''yetmiyorsun bana artık olmuyor ,sevgim bitti . Maddi açıdan çok zor günler geçirdik.Hiç sesini çıkarmadın, hiç şikayet etmedin , zorluklara göğüs gerdik. Soru sormadan beni bekledin hep. Ama buraya kadar, senden ayrılmak istiyorum'' der. Kadın dinler ,sesini çıkarmadan. Adamın sözleri bitince kalkar Zaten 3-4 parça olan eşyasını alır uyuyan çocuğunu kucağına alır, gecenin bir vakti evinden çıkar gider karanlığa karışır..
    Adam evde yalnız kalmıştır. Etrafına bakar şöyle.. Sıkıntısının mutsuzluğunun sebebi saydığı kadın çıkıp gitmiştir hayatından da o niye hala mutsuzdur ,içi neden hala boştur onu anlamaya çalışır.
    Cevap bulamaz sorularına Sabah olmuştur. Eline balyozu alır mutsuzluk sebebi saydığı bu evi yıkarsa eğer belki ruhu huzura kavuşacaktır bu genç adamın..
    Duvara patlatır ,bir kere daha öfkeyle vurur balyozu ,yıkılan duvarın boşluğunun yan tarafında, arada kalan bir bölümde bir kertenkele ilişir gözüne. Elindekini bırakır duvarı incelemek için yaklaşır, nasıl yani.. mümkün değildir bu! Ev 2 sene önce yapılmıştır AYAĞINDAN ÇİVİ İLE DUVARA ÇAKILMIŞ BU KERTENKELE NASIL BUNCA SENE YAŞAR? Ev yapılırken çivi çakma sırasında , tesadüf bu kertenkele oradadır onca sene nasıl yemedem içmeden yaşamıştır bu mümkün değildir. Şaka gibidir . Adam bunun sebebini öğrenmek için dayanılmaz bir istek duyar.
    Alır sandalyeyi oturur ,yıkılmak üzere olan duvarın önüne. Gözlerini kırpmadan bekler bekler..
    Artık gözleri acımıştır bakmaktan genç adamın, ama pes etmez gerçeği öğrenmeden bu evden çıkmayacaktır, karar vermiştir.
    Bir ara gözlerine inanamaz Bir kertenkele yavaşça dışarıdan içeri süzülür. Bu bir dişi kertenkeledir, ağzında yiyecek vardır Yaklaşır yavaşça erkek kertenkelenin yanına, ağzındaki yiyeceği erkek kertenkelenin ağzına bırakır gider ve bu işlemi defalarca bıkmadan usanmadan tekrarlar son olarak da su getirir ağzında.
    Mimar şoka girmiştir nasıl yani..
    Bunlar sevgili veya eştir .Erkek bacağından çivi ile duvara çakılmıştır bir daha birlikte olmaları olanaksızdır ama buna rağmen dişi asla terketmez erkeğini sabırla inatla onu yaşatmaya devam eder.
    Kafasını elleri arasına alır genç adam avazı çıktığı kadar bağırır bağırır ağlar durmadan.. Bir hayvan kadar olamadığına hükmeder ''yazık bana ben insanım ,ama insan olmayı unutmuşum , hayvan bana insan olmanın nasıl bir şey olduğunu öğretti'' der
    Sonra adam ne yapması gerektiğini anlar, dışarı çıkar yürür bir süre sonra koşmaya başlar Eşinin o tek ve eşsiz kadının ayaklarına kapanmaya gidiyordur. Affetmesi için ne yapması gerekiyorsa yapacaktır Hızlanır adımlar ''bu sefer geç kalmak yok, bu sefer yok. sevginin, gerçek sevginin elinden tutmak için geç kalmak yok der genç adam..





+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12346 ... SonuncuSonuncu