+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Hac–Zekat ve Oruç Forumunda Hacc Ve Kabe Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Suskun Karizma
    Devamlı Üye

    Hacc Ve Kabe








    Hacc Ve Kabe hakkında yazı


    Arap lisanıyla ilgili değerlendirmelerden sonra, İslam müesseseleri ve İslam kültürü konularına geçebiliriz. Çünkü İslam kültürü birinci derecede Arapça'ya dayanır ve bu bakımdan Arapça, İslam kültürünün temelidir.
    hacc-ve-kabe.jpg
    Şimdi esas konumuza geçebilir ve İslam müesseselerinden söz edebiliriz.
    Müesseseler mevzuunda Avrupa'nın modern anlayışı ile, müslümanların klasik anlayışı arasında temel bir fark vardır.
    Batılılar Devlet ve Kiliseyi yani siyasi meselelerle, dinî meseleleri birbirinden ayırırlar. Batılılarda dinî ve siyasî meselelerden ayrı ayrı bahsetmek mümkündür. Şayet birisi, maddî hayattan söz ediyorsa, hiçbir zaman dinî hayata ait olan kiliseden, oruçtan, hacdan vs. den bahsetmez. Aynı şekilde, birisi dinî müesseselerden bahsediyorsa, hiçbir zaman siyasî müesseselerden söz etmez. Aralarında tam bir ayrılık mevcuttur. Bunun aksine olarak, Müslümanlarda böyle bir ayrılık yoktur. İslam’ın ilk devirlerinde Halife, hem ordu kumandanı olarak siyasi başkandı ve aynı zamanda camide imamdı. Şu halde Müslümanlarda, hayatın bu her iki cihetine taalluk eden müesseselerde, bu ayırım yoktur.
    Bu konuda şöyle bir örnek vermek mümkündür: Halifeler ve aynı şekilde Hz. Peygamber, müslümanlara dini mevzuda va'z etmek istedikleri zaman minbere çıkar ve müslümanlara hitap ederlerdi. Aynı şekilde, herhangi bir düşmanla savaşmak için bir o cami gönderildiği zaman aynı minbere çıkar, siyasi ve tamamen maddi olan meselelerden konuşurlardı. Aynı cami, hem siyasi, hem de dinî bir müessese olarak kullanılıyordu. Daha da ileri gideceğim. Mesela; Namazı ele alalım. Hiç kimse, namazın manevi bir şey olduğunu ve siyasetle hiçbir alakası olmadığını inkar etmez. Bu tamamen manevi bir meseledir. Fakat namaz imamı Hz. Peygamber'in tatbikatına göre, dinin reisi olabildiği için, otomatik olarak hem dini ve hem de siyasi olan bir özelliği vardı.Her bölgede, o bölgenin siyasi temsilcisi aynı zamanda caminin imamıydı. Şu halde, bu bölgedeki müslümanlardan herhangi birinin bir şikayeti olduğunda kadıya gideceğine doğrudan doğruya camiye gider ve şikayetini caminin imamına bildirirdi. Çünkü imam o bölgenin aynı zamanda siyasi lideriydi.
    Bu durumda müessese olarak camiden başlayabiliriz. Müslümanlar için cami, hem manevi ve hem de siyasi bir müessesedir, ibadet olarak da «hacc»dan söze girmeliyiz. Çünkü Hacc, ibadetin Allah'ın evinin önünde yapılması anlamına gelir;
    Fakat yeryüzündeki bütün müslümanlar, her zaman Kabe'nin önünde olamayacakları için, bunun yerine geçmek üzere müslümanlar dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar ibadetlerini Kabe'ye yönelerek yaparlar. Bunun için «Hacc»tan başlıyorum.
    Hacc'ın tarihi çok ilginçtir. Hadis-i şeriflerde belirtildiğine göre, Allah Hz. Adem'i Cennet'ten çıkardıktan sonra Hz. Adem, uzun bir müddet işlediği günah için ağladı ve Allah'a tövbe etti. Allah onun tövbesini kabul ettikten bir müddet sonra, Hz. Adem, kendi manevi vazifesini düşünmeye başladı. Ve Allah'a şöyle yalvardı: «Ey Allah'ım! Ben cennette iken meleklerin, ibadet olarak Sen'in tahtının etrafında döndüklerini gördüm ve burada ben bundan mahrumum». Bu hadiste bir husus vardı ki, bilmiyorum benim istidlalim doğru mu? Hz. Adem de aynı şeyi yapıyordu. Hz. Adem’in de ibadeti aynı şekildeydi. Yani Allah'ın Arşı etrafında dönmek. Bir başka hadiste. Arş yerine Arş altında olan bir camiden bahsedilmektedir. Ve ben bu ikinci yönünü tercih ediyorum. Çünkü Allah sonsuzdur. Melekler veya Hz. Adem, Allah'ın etrafında dönemezlerdi. Bu mümkün değil, Arş'ın etrafı demek, Allah'ın etrafı demektir ki, bu mümkün değil, bunun içindir ki, Allah, Arş'ın altında bir ev, bir cami yapılmasını emretmişti ki onun etrafında dönsünler.

    Bir hadiste, -Buhari'de olduğunu zannediyorum- yeryüzünde inşa edilen Kabe, Arş'ın altındaki caminin tam altına tesadüf etmektedir. Ve Hz. Peygamber ilave ediyor: Kabe, Arş altındaki caminin o derece hizasındadır ki, bu camiden atılacak bir taş, Kabe'nin damına düşer. Başka bir tabirle, Kabe, Allah'ın Arş'ına açılan bir penceredir. Netice olarak, Hz. Adem’in tövbesi Allah tarafından kabul edilince O, Allah'a şöyle yalvardı: «Allah'ım ben burada, cennetteki ibadetten mahrumum». Bunun üzerine Allah, bir vahiyle Hz. Adem'e şöyle dedi; «Sen de gökteki meleklerin camisi gibi bir camiyi yeryüzünde inşa et ve melekler gibi sen de ibadetini yap». Melekler Hz. Adem'in yardımına geldiler; böylece Hz. Adem Mekke'de Kabe'yi inşa etti. Şüphesiz, Hz. Adem zamanında kaleme alınmış tarih kitapları yoktur. Bu malumattan, hadisler bahsetmektedirler. Bu hadislerde okuyoruz ki, Hz. Adem, cennetten çıkarılınca, beraberinde iki şey getirmişti. Bir cennet taşı ve bir asa. Fazla malumat olmamasına rağmen, deniliyor ki bu asa daha sonra Hz. Musa tarafından bulundu. Taşa gelince, bu bir cennet taşıydı ve cennetin bir hatırası olarak Hz. Adem bu taşı Kabe’ye yerleştirmiştir. Hadis-i Şerifte Hz. Peygamber diyor ki, başlangıçta bu taş, bembeyazdı, daha sonra siyahlaşıp bugünkü duruma gelmiştir. Ve Hadîs-i Şerif diyor ki; hacca gelen günahkârların dokunmasındandır ki, taş tedricen siyahlaştı. Normal olarak tarihçiler, bu meseleyi bu şekilde nakletmektedirler. Bunlardan bir istisna vardır. Bu da ibni Abdil-Berr'in el-'ikdül-feridi'inde geçmektedir. İbni Abdil-Berr bu hadiseyi olduğu gibi anlattıktan sonra, diğer Hadis kitaplarında
    rastlanmayan şu hususu ilave ediyor, «Sadece günahkârların dokunmasıyla değil, aynı zamanda kurban edilen hayvanların kanlarının bu taşa sürülmesinden ötürü taş, siyah olmuştur» Yüzbinlerce sene, beyaz bir taşa kan sürüldüğünü düşünecek olursak, bu taş, kandan ötürü siyah olabilir. İbn Adi Rebbih bu görüşünü teyid etmek için diyor ki: «Abdullah b. Zübeyr zamanında tekrar inşa edilmek üzere Kabe yıkıldığında, Hacerü'l-Esved'in sadece dışta kalan kısmının siyah olduğu iç tarafta olan kısmının beyaz olduğu görüldü». Bu Hacerü'l-Esved diye bilinen taşın bir metre kadar uzunluğunda olduğunu yine İbn Abi Rebbih söylüyor. Ben bunun aslını bilmiyorum, görmedim; çünkü taşın beyaz kısmı, binanın iç tarafında kalmıştır. Fakat ben, sadece İbn Adi Rebbih'in bundan bahsettiğini söylemek istiyorum. Bugün için Hacerü'l-Esved, tavafın başlangıç noktasıdır. Binanın taş rengi ile, Hacerü'l-Esved'in rengi birbirinden ayrı olduğu için, bu hemen fark edilir ve eller Hacerül-Esved'in üzerine yapıştırılarak tavafa başlanır. Hz. Adem'in Kabe etrafında nasıl tavaf yaptığına dair, elimizde fazla malumat olmadığı için bilmiyoruz. Hz. Peygamber'in ve daha sonra bizlerin tavaf ettiği şekilde, Hz. Adem'in de tavaf etmiş olması mümkündür.
    Kabe'yi tavaftaki sembolizmden bahsetmeden önce, Kabe'nin tarihi hakkında bilgi vermek istiyorum. Bu mevzuya dair en yoğun bilgiyi, el-Ezraki kitabında birçok rivayetle birlikte nakletmektedir. Hz. Adem'den sonra neler olduğunu kesinlikle bilmiyoruz. Bu konuda değişik rivayetler vardır.








  2. AJLAN
    Bayan Üye





    Hac ibadeti farz ibadetlerimizdendir. Rabb'im, çok isteyip de gitme imkanı olmayan kullarına oralara gidip, hac vazifesini yapmayı nasip etsin. Elinde gitme fırsatı olanlar beklemeden gitsin.




+ Yorum Gönder