+ Yorum Gönder
Hayvanlar Alemi ve Hayvanlar Hakkında Forumunda Karıncalar ölülerini ne yapar Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Karıncalar ölülerini ne yapar








    Karıncaların ölülerini ne yaptığı hakkında bilgi

    Karıncalar hakkında söylenebilecek şeyler bu gibi şeylerdir aslında bu böceğe benzeyen fakat böcek olmayan yaratıklar hakkında epey az şey bilinmektedir. Karıncalar evlerimize geldiklerinde bıktırıcıdırlar, yiyeceklerimizi kirletirler, ziyan verirler, kumaşları, derileri ya da tahtaları mekanlar ya da deler geçerler. Ahşap yapıları çürütüp, yuvalar yaparlar. arasıra karıncalar tarafından sokuluruz, canımız yanar fakat saldırgan değildirler. Çeşitli isimlerle adlandırılırlar; firavun, hayalet, marangoz, ateş, çılgın, hırsız, kocakafa ve akrobat karıncalar gibi Karıncalar diğeri böceklerden ayrıdırlar, bellerinin inceliği, 1 ya da 2 mafsallı olmaları onlara özgündür. Eklemli antenleri bulunur, ikisi önde ve büyük olan ikisi da arkada ve ufak olan dört kanatlı türleri bulunur. İnsanlar arasıra onları termitlerle karıştırırlar oysa termitlerin belleri kalındır ve denk boyda dört kanatları bulunur. Karıncalar sosyal canlılardır, işçiler, kraliçeler ve erkekler bi şekilde 3 türe ya da sınıfa ayrılırlar, en kritik yetenekleri koloniler kurabilmeleridir. İşçi karıncalar kısır dişilerdir nadiren kanatları bulunur, 1 işçi karınca hem inşaatçı, hem savunucu, hem de yepyeni doğmuş karıncaların, yumurtaların ve kraliçenin bakıcısıdır. Kraliçeler normalde kanatlıdırlar fakat çiftleştikten sonraları kanatlarını kaybederler, esas görevleri çiftleşmektir, birtakım hususi karınca türlerinde kraliçe işçi karıncaların ilk yumurtalarını yiyerek beslenir ve hususi 1 salgı çıkarır, 1 kraliçe karınca uzun seneler yaşar ve çoğunlukla kendi kızı olan 1 kraliçe birlikte yerini değiştirir, birtakım türlerde birden çok kraliçe olduğu da görülür
    Karıncalar ölülerini ne yapar.jpg
    Cinsiyetsizler ve cinsiyet değiştirenler

    Erkek karınca genelde kanatlıdır ve ölünceye kadar kanatlarını koruyabilenleri görülür, tek özelliği çiftleşmek ve kısır dişiyi dölleyerek yumurtlar hale getirmektir, çiftleşmenin ardından erkek karınca ölür. Erkekler küçükken zengin yiyecek rezervlerinin toplandığı epey geniş koloniler oluştururlar fakat erişkin hale geldikten sonraları koloniyi terk ederler. bütün karıncaların yaşamları yumurta, larva, pupa ve yetişkin aşamalarından oluşur. Yumurtalar mikroskopiktir, karınca yumurtadan çıktıktan sonraları bacaksız larva halindedir, işçiler tarafından beslenir, işçi karınca larvayı önce sıvı yiyecekle besler larva biraz büyüdükten sonraları çiğneme, emme ve yutma yetenekleri kazanır. Pupa 1 yetişkin gibidir fakat daha yumuşak renksiz ve hareketsizdir. birtakım türlerde Pupa, 1 kozanın içinde yaşar genelde altı haftayla 2 ay arasında 1 karınca gelişir
    Kraliçenin ülkesi

    İki esas yöntemle yepyeni koloniler kurarlar kanatlı olanları uçarak elverişli buldukları yerde kümelenirler fakat en epey görülen metot dişi ve erkek karıncaların çiftleşme uçuşu yapmak sebebiyle yuvayı terk etmeleridir. Döllenmiş kraliçe 1 çukur ya da boşluk bulur ve yerleşerek işçi karıncaları yumurtlamaya başlar. İlk yumurtalar kraliçenin beslenmesi içindir ve vakit geçtikçe koloni ortaya çıkmaya başlar, hızla sayıları artar ve yuvayı genişletmeye başlarlar. birtakım kraliçeler Atta türünde olduğu gibi (Yaprak kesiciler) yumurtalarını yeme konusunda aşırıya kaçarlar ve bu yüzden epey irileşirler fakat yeterince işçi karınca üredikten sonraları bundan sonra kraliçenin sorunu kalmaz. İşçiler hızla yayılırlar, yiyecek toplamaya ve yumurtalara bakmaya başlarlar. bundan sonra kraliçenin yapacağı tek iş yumurtalarını çoğaltmaktır Normalde binlerce kanatlı kraliçenin epey azı hayatta kalır, bazıları kuşlar ve böcekler tarafından yenirler, çoğu ise yeterince yumurtlamayı başaramadığından açlıktan ölür. Oğul vermek birden çok kraliçe olduğunda görülür, yani yepyeni 1 koloninin kurulması sebebiyle kraliçenin birden çok olması gerekir. birtakım değişik karınca türlerinin koloniler halinde bölündükleri de görülür, mesela firavun karıncaları, birtakım ateş karınca türleri, hayalet karıncalar böyle davranırlar.

    Yiyecek alarmı

    Karıncalar hemen bütün çeşit yiyeceği mekanlar üstelik alıştıkları ve aradıkları hususi tatlar bulunur, ateş karıncaları bitkilerin özsularını, şekeri, proteinleri, yağları, tohumları, bitkileri ve böcekleri yemeyi sever. Firavun karıncaları yalnızca şeker, protein, yağ ve böceklerle beslenirler. Marangoz karıncalar ise şeker ve böcek mekanlar. Karınca yiyeceğin yerini raslantısal aramayla bulur, görevli izci karınca yiyecek bulduğunda taşıyabilirse alıp götürür fakat taşıyamayacağı kadar büyükse 1 parçasını koparır ve yuvaya taşır. Yolda giderken rasladığı bütün işçileri kışkırtır, heyecanlandırır ve yiyeceğin kalanının olduğu yere hemen gitmeleri sebebiyle haber verir. Bu hadise inanılması kuvvet, muhteşem 1 iletişimdir fakat yiyeceğin elde edilmesinin dışında niçin heyecanlandıkları ve telaşa kapıldıkları bilinmemektedir. birtakım türler hususi 1 koku bırakırlar ve bu koku izi sayesinde ötekiler yiyeceğin yerini bulabilirler. bütün karıncanın suya ihtiyacı bulunur ve bunun sebebiyle gerektiğinde epey uzaklara masraf, işçiler midelerinde taşıyarak yuvaya su getirebilme yeteneklerine sahiptirler.

    Karınca ilk yardımı
    Karıncaların 1 aile gibi yaşayan sosyal canlılar olduklarının en iyi kanıtı yuvaları yani kolonilerdir. Dünyanın birçok yerinde 4.500 karınca türü belirlenmiştir. Yağmur ormanlarında bilinmeyen türlere raslanmaktadır fakat yağmur ormanlarının tahrip edilmeleri nedeniyle yepyeni türler belirlenememektedir. Yuvaları bazıları vakit toprağın altındadır fakat ağaçlarda üstelik evlerde dahi kolonileşirler. Özel yiyecekler üretebilen insan dışında tek canlı türü onlardır, mantar yetiştiren Yaprakkesici karıncalar yaprakları keserler, parçaları yuvaya getirirler ve gübreleyerek mantar bahçeleri oluştururlar. Hasatçı karıncalar genellikle tarlaları dolayarak özellikle çim tohumlarını toplarlar. Özel işçiler bu tohumları çiğneyerek kırarlar ve ötekilerin yemesi sebebiyle hazırlarlar. birtakım türler yaprak bitlerinin ifrazatı olan şekerli akışkan maddeyi mekanlar ya da saklayıp korurlar. Balküpü karıncaları bitkiözü taşıyan dev konteynırlara benzerler. O kadar epey miktarda bitki özünü vücutlarına depolarlar ki, devinim edemezler. Kolonilerin orduları ve şoför karıncalar milyonlarca işçiden farklıdırlar, görevleri ayrıdır. Koloni evresini bazıları vakit göç evresi izler. bütün koloni kraliçeyi ve yepyeni doğmuşları koruyan iri asker karıncaların koruması altında yola çıkarlar, asker karıncalar yollarına çıkan herşeyi öldürürler, ordunun ve sürücülerin geçtikleri yörede yaşayan tek 1 böcek kalmaz. üstelik uçamayan yavru kuşlar, kertenkeleler ya da diğer ufak hayvanlar şayet kaçmazlarsa ölümden kurtulamazlar. Yürüyen koloni arasıra geçici yuvalar kurar fakat in ilginci birtakım türlerin kurdukları örgütlerdir. Amazon karıncaları yepyeni yetme karıncaların 1 kısmını ötekilerin olgunlaşmaları sebebiyle köle gibi kullanırlar. bütün karıncaların yaptığı "trophallaxis" yani birbirlerini besleme sistemi içerik bi şekilde kimyasal uyarıcı işlevini görür, bitkin, yorgun ve aç karıncalar, ötekiler tarafından bu biçimde beslenirler. "Trophallaxis" eşi olmayan 1 yardımlaşma sistemidir ve karıncaların bunu yapmaları sebebiyle ikinci ve hususi 1 mideleri daha vardır.

    Yuva ve koloninin yaşamı
    Coğrafi adetler, büyümenin doğal koşulları ve sınırları, değişik istemler yuvanın yani koloninin yerini belirler sebebi koloninin yeri karıncanın yaşamındaki en kritik yerdir. İstemler birbirlerinden epey değişik yuva türlerini oluştururlar. Göze çok çarpmayan 1 yerin bulunması ilk istemdir, bunu koloni yaşamının doğal bi şekilde genişleyebilmesi sebebiyle uygunluk istemi izler. Yiyeceğin getirilebilmesi, yumurtaların, yavruların ve kraliçenin elverişli iklim koşullarında korunmaları önemlidir. Yuva bu amaçlar sebebiyle kendi içinde özgün yuvalar içerir, küçüklerin güvenlik alanları bulunur. arasıra değişik tiplerde böcekler ve böcek larvaları kullanılarak yumurtaların ve yavruların üstleri örtülerek kamuflaj yapılır. İlk bakışta karmakarışık 1 ortam görülür fakat gerçekte sistem çalışmaktadır. İşçiler devamlı bi şekilde yuvanın havasını ayarlarlar. Yumurtalar, larvalar ve pupalar yuvanın muhtelif yerlerine taşınarak gerektiği gibi havalandırılırlar. Hava kanalları havanın durumuna göre açılır veya kapatılır. Isı arttığında yumurtalar ve yavrular yuvanın alt katlarına taşınırlar, soğuk havalarda güneşin ısısından yararlanmak sebebiyle yuvanın tepesinde kubbeler inşa edilir. Askerler girişi korurlar ve yüklerini getiren işçileri denetim ederler. İşçiler sorumluluklarını yerine getirdikten sonraları tekrar çıkışa yönelirler, birtakım işçiler yuvanın temizliğinden sorumludurlar, pupaların koza artıklarını, böcek kalıntılarını ve ihtiyar karıncaların ölülerini dışarıya atarak yuvayı temiz tutarlar. Kubbeler ve labirentler tükürük benzeri 1 salyanın toprağa karıştırılmasıyla yumuşatılırlar, birtakım yuvaların tepesi ısının daha faal olabilmesi sebebiyle özellikle kubbe şeklinde inşa edilir. Bu çeşit 1 kubbe güneşin radyasyonunu sabah ve akşam saatlerinde 3 defa daha çok emer, bu oran eşdeğer boyuttaki düz alandan daha çoktur. Kışları avantaj tersine döner ve karıncalar bu defa yuvanın altlarına giderek birikmiş ısıyı kullanırlar. Toprak yuvalar epey büyük mümkünler, yüz metre derinliğinde, 8 m2 genişliğinde olanları görülür, 80 cm derinlikte 1 metre çapında çember biçiminde 1 kanal bulunur, bu alanda gelen ve giden karıncalar vardır. Daha derinlerde mantar yetiştirme alanları ve sonraları da yavrular alırlar. Dikkat çeken 1 diğer sistem yaşamsal ehemmiyet taşıyan ve karbon dioksitle, amonyağın dışarı atıldığı hava kanallarıdır. Tahıl yiyen karıncalar toprak yuvalarını ikiye bölerler. Üst bölümde yaz aylarında tohumlar kurutulur ve kolayca kırılacak hale gelirler, alt kısım ise daha rutubetlidir. Kızıl karıncalar ise kısmen mekan üstünde, kısmen mekan altında birleşik yuvalar kurarlar, mekan üstündeki yuva dal parçaları, iğne çam yaprakları, ot parçaları ve yosunlardan yapılmıştır








  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    Karıncalar hakkında herşey


    Milyarlık karınca orduları

    Bir diğer yuva yeri ağaçlardır; ağaç kabuklarının altları, kırık dalların içleri , çürümüş gövdeler toprak gereksinmeksizin koloni uçin uygundurlar. Ağaç karıncaları mesela Caponotus Herculeanus adlı çeşit sağlıklı ağaçları sever ve aynen toprak altında olduğu gibi ağacın içini oyarak koridorlar oluşturur. İlginç olan ağacın ölmemesidir, radyoaktif iyonla beraber ağacın öz suyu karıncaları besler, 130 m2´lik 1 alanı kaplayan 12 ağaçlık kolonilere raslanmıştır. Dorylus cinsi karınca ordularının kurdukları kolonilerin sayısı milyonlara ulaşır, epey büyük yiyecek stoklarına ihtiyaçları bulunur ve yuvaları kalıcı değildir. Bu kadar büyük 1 birikime yuvalar dahi dayanamaz, bunun savaşçı karıncalar özellikle toplanma dönemlerinde açıkhava yuvaları kurarlar. Ortada kraliçe ve yumurtalar olmak üzere birbirlerine tırnaklarıya tutunan milyarlarca karınca bedenleriyle kontak kurarak üstüste yığılarak dev kümeler oluştururlar. Yuvanın koridorları karınca bedenlerinden oluşur ve taşımacılık ve yumurtaların havalandırılması buralardan yapılır. Sabahın erken saatlerinde bütün koloni kaynaşmaya başlar, kraliçe işçiler tarafından taşınır, larvaların ve pupaların yiyecekleri asgariye indirilir, koloni mekan değiştirmeye hazırlanmaktadır, kraliçenin bıraktığı sayısız yumurtanın larvalara dönüşmesiyle koloni yola çıkacaktır.


    Bal depoları

    Balköpüğü karıncaları normal işçilerden farklıdırlar, kursaklarını balla doldururlar, kursakları esnektir ve içlerini kıpırdayamayacak kadar doldururlar. Bu stokları yalnız yepyeni doğmuş karıncalar kullanabilir, bal yabanarılarının safralarından toplanır. İşçilerin kursakları dolunca yuvaya dönerler ya da getirilirler, önce onların karınları doyurulur ve kalan bal köpükleri hususi korunak odaların tavanlarına asılır, bu odaların tavanları hususi bi şekilde pürüzlü yapılır. Balköpüğü karıncalarının amacı nedir? Göründüğü kadarıyla safralardaki tatlı sıvı tercih edilen 1 yiyecektir. Yabanarılarının üreme zamanları kısıtlıdır ve safraları geçicidir, bunun sebebiyle elde edilen rezerv epey önemlidir. 1 yuvada binlerce işçinin oluşturduğu 600 bal köpüğü sayılmış ve bin köpüğün yaklaşık 400 gr. bal içerdiği hesaplanmıştır. 1 diğer niçin bu çeşit karıncaların çölümsü yerlerde yaşamalarıdır, bitki özü bulmaları zordur ve bunun sebebiyle bal stoklarına gereksinim duyarlar. Avustralya´daki ilkel yerliler Balköpüğü karıncalarının bal köpüklerini toplayarak alkol yapımında kullanırlar. Bilindiği gibi bal tıp alanında da kullanılır ve bunun sebebiyle balsam yani pelesenk ağaçlarından yararlanılır.

    Hasatçılar

    Hasatçı karıncaları izlediğinizde işçilerin yuvanın girişine gelerek ufak toprak duvarlar inşa ettiklerini görürsünüz. Uzun sıralar halinde kırlara ve tarlalara gidip gelirler. Dönüşte bütün biri değişik tohumlar taşımaktadırlar, çoğu ufak, çoğu ise 1 karıncadan epey büyüktür. birtakım epey iri karıncalar toprak kırıntılarını ve taş parçacıklarını da yuvaya getirirler. Buna karşın yuvadan çıkan karıncaların ise içi boş tohum kabuklarını taşıdıkları ve dışarda yakın 1 yere götürüp bıraktıkları görülür. arasıra tohumları dışarda kesip parçalarlar, tohumlar bazıları vakit bitkilerden toplanır fakat arasıra diğeri Hasatçı karıncalardan ya da onların depolarından çalınırlar. Karınca tohumu ayıklar ve kabuğunu çıkarır sonraları güneşte kurutur ve yuvanın derinliklerine götürür, tohumlar hiç filizlenmezler sebebi karıncalar üzerlerine 1 örtü yayarlar. Bu örtü karıncanın kendi oluşturduğu 1 guddesel ifrazattır, tohum kolayca kırılabilir kahverengine döndüğünde örtüye gerek kalmaz. İçindeki nişastanın şekeri ayrıştırılır, içerdiği proetinler ve yağ karıncalar tarafından hususi 1 rejim yapılırmışcasına yenilir.

    Mantar üreten karıncalar

    En gelişmiş beslenme türlerinden birisi Mantar Üretici Karıncalarda görülür, bu çeşit doğal maddeleri yiyerek yaşamaz, kendi yetiştirdiklerini mekan yani 1 çeşit çiftçidir. Çalılara ve ağaçlara diziler halinde tırmanarak yapraklardan ufak dairesel parçalar keserler, bunları birbirlerine aktararak yuvalarına taşırlar, yuvada hususi bi şekilde hazırlanmış ve üstelik yalanarak sterile edilmiş mekanlar bulunur. Yapraklar çiğnenerek lapa haline getirilirler. Koridorlarda ak kabuklar görülür, içleri protein doludur ve çalışanların aç kalmamaları sebebiyle hazır tutulurlar. Çok ufak boydaki işçi karıncalar lapa hazırlamayla görevlidirler, lapa besleyici özelliğini yitirdiğinde, ufak kahverengi parçalar halinde boş 1 alana taşınır. Bu alan taze yaprak parçacıklarıyla tıkabasa doldurulmuştur. İşte mantar burada oluşur ve koloniden koloniye taşınır. Genç kraliçe düğün uçuşundan evvel bu mantardan ufak 1 parça alır ve saklar ve yepyeni yuvası sebebiyle ilk mekanı bulduğunda mantar parçasını tükürür fakat parça epey süratli büyüse de gübreye ihtiyacı bulunur, o vakit kraliçe mantarın dış yüzünde küçücük yırtıklar açar ve oralara karnından çıkardığı sıvıyı minik damlacıklar halinde akıtır. İlk yavru doğana kadar kraliçe hiç bu mantardan yemez fakat yumurtalarının % 90´ını mekan. yepyeni yuvanın yedek gıda deposunu bu mantar oluşturacaktır üstelik yepyeni doğan ilk larva dahi yine yumurtalarla beslenir.

    Amansız avcılar

    Böcekler, örümcekler ve tırtıllar karıncaların yiyecekleridirler. Onları canlı yakalarlar ya da komaya sokarak saklarlar. Ölü kuşlar ve fareler de karıncaların avı olurlar, ormanlarda kızıl karıncalara afiyet Polisi denmesi boşuna değildir. Ağaçların alt kesimlerinde ve yerde kızıl karıncalar ziyan verici ve çürüyebilen hiçbirşey bırakmazlar. Ormanda yürürken gördüğünüz karınca dizileri başlarında bütün yönü denetim eden avcıların bulunduğu sürülerdir. Avcıların birisi 1 av gördüğünde hemen ona yönlenir ve yiyecek potansiyelini denetim eder şayet av yararlıysa avcı derhal hücuma geçer ve eşdeğer anda da yardım sinyallerini gerideki sürüye yollar. Av ne kadar direnirse dirensin alarm verilmiştir ve destek hemen gelir, av hemen ölmeli ve en dar zamanda yuvaya taşınmalıdır şayet taşınamayacak kadar büyükse hemen orada parçalanmalıdır. Kazıl karıncaların av alanı yaklaşık 1 hektardır ve bu alanın bütün santimini bilirler. Larvaların iyi yetişmesi sebebiyle en enemli gıda zengin proteinler kapsayan ettir. arasıra av içeri alınmaz, parçalanır, fazlalıklar atılır, işçiler tarafından yenir ve yuvaya dönülerek ötekilere trophallaxis yapılır. Karıncalar evrenin en büyük avcıları şoför ve Ordu karıncalarıdır, çevrelerindeki herşeyi mekanlar, aslında karıncalar dünyanın en iyi devriyeleri ve askerleridirler, bütün doğal ortamı kullanırlar bütün biri bütün 1 gerilladır. Kendi bedenlerinden köprüler yaparak, ırmakları aşarlar, dev örümcekleri, akrepleri yüzlercesinin canı pahasına kahramanca savaşarak öldürürler. Göç eden dev karınca orduları insanlar sebebiyle de tehlikelidirler sebebi sayıları epey fazladır hatta tek amaçları kraliçenin ve larvaların beslenmesi sebebiyle epey sayıda farklı av alanları bulmaktır. bütün bu yazılanlar doğanın en büyük harikası sayabileceğimiz karıncaları anlatmaya kafi değildir, amaç araştırmaya yönelik ipuçlarını sunmaktı. Karıncaların kontak sistemlerini çözmeye çalışan bilim adamları bulunur ve 1 gün insanlarla, insandışı tek sosyal amaçlı canlı olan, yardımlaşmayı bilen ve kontak kurabilen karıncalar arasında 1 ilişkinin kurulacağına inanmaktadırlar.

    Karıncalar hakkında * 1 karınca yuvasına günde iki.400 böcek taşır.

    * Dört satır okuduğunuzda dünyada 40 insan ve 700 milyon karınca doğmakta, 30 insan ve 500 milyon karınca ölmektedir.

    * Karınca boyu 0.01 birlikte üç cm arasında değişen, ağırlığı bir birlikte 150 miligram arasında, sperm hücrelerinin sayısına göre dilediği kadar yumurtlayan, herşeyi yiyen ve nüfusu milyarların epey ötesine varan 1 böcek türüdür.

    * Karıncalar dünyamızın 150 milyon sene önce doğan ilk bilinçli hakimleri ve ilk toplum kuranlarıdırlar.

    * Karıncanın aerodinamizmi mükemmeldir. bütün mafsal mekanik 1 harikadır, Deri ve kabuk kısımları sanki 1 bilgisayarın yardımıyla yerleştirilmiştir. Üçgen kafası havayı deler, uzun ve bükülebilen bacakları toprakta yürürken bedenin rahat 1 biçimde yaylanmasını sağlar sanki spor 1 araba gibidir. Pençeleriyle tavanda yürüyebilir, gözleriyle 180 derecelik 1 çevreyi görür. Antenleriyle bizim göremediğimiz binlerce bilgiyi ve uç kısımlarını çekiç gibi kullanır. Karnı keseler ve boşluklarla doludur, oralarda lazım maddeleri stok eder. Çeneleriyle keser, sıkıştırır ve yakalar. Bedenindeki muazzam boru sistemi kokusal haberlerin depolanmasını sağlar.

    * Arjantin karıncaları ilk defa 1866´da Buenos Aires´de görüldüler. 1891´de ABD´de, 1908´de Güney Afrika´da, 1910´da Şili´de, 1917´de Avustralya´da ve 1920´de Fransa´da ortaya çıktılar ve Fransa´nın güneyinde ortaya çıkar çıkmaz yöredeki bütün yerli karıncalara karşı cenk açarak onları yendiler. 1960´da İspanya´da, 1967´de Roma´da görüldüler, 1990 sonlarında ise kuzey Avrupa´ya doğru yayıldıkları belirlendi.

    * Karıncalar insanlardan daha kalabalıktırlar. Daha epey siteleri bulunur ve çevreye daha elverişli yuvalarda yaşarlar. Hiçbir insanın yaşayamayacağı kuru, buzul, sıcak ya da nemli bölgelerde yaşarlar. Bizden 100 milyon önce de vardılar ve atom bombasına dahi dayanıklı oldukları hatırlanırsa bizden 100 milyon sene sonraları da varolacaklar. Onların tarihinde bizler yalnızca 3 milyon yıllık 1 raslantıdan ibaretiz. 1 gün dünyadışı canlılar dünyamıza inerlerse şaşırmayacaklar ve kuşkusuz karıncalarla konuşmaya başlayacaklardır sebebi onlar dünyanın hakikat sahipleridirler.

    * Karıncaların bulunmadığı bir km2´lik 1 toprak parçası yoktur





  3. Nesrin
    Devamlı Üye
    Karincalar çok ilgi çekici olan hayvanlardir. Bunun sebebi de çok çalişkan olmalari ve çok iyi birer mimar olmalaridir. çok disiplinli olan bu hayvanlar benim bildiğim kadari ile günde sadece bir dakika gibi bir süre için de uyumaktadirlar. Bunu dişin da pek çok kişinin merak ettiği ve hiç düşünmediği şeylerden biri de acaba karincalar ölülerine ne yapmaktadirlar. Aslin da bunu bende hiç düşünmemiştim zaten bununla ilgili de pek bir şey de görmedim.




+ Yorum Gönder


karıncalar ölülerini ne yapar,  karınca,  kraliçe karınca ölürse,  karıncalar neden ölülerini taşır,  karınca resmi,  karıncalar