+ Yorum Gönder
Okul ve Eğitim ve Her Telden Eğitim Konuları Forumunda Gümüşhane ermenilerin yerleşim yeri Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    Gümüşhane ermenilerin yerleşim yeri








    gümüşhane ermenilerin yerleşim yeri



    Samsun şehirlerine kadar olan bölgede ikamet eden Hemşinli Ermeniler için büyük önem taşımıştır. Hemşin nüfusu birkaç kuşak önce İslamlaştırılmış olmasına rağmen, Hıristiyan Hemşinlilerin çoğu dinlerini koruyup öz vatanları olan Hemşin yaylaları ve Kara-Dere’den (Sürmene çevresinde) Batıya göç edip Trabzon, Ordu ve Çarşamba bölgelerinde çok sayıda köyler kurmuşlardı. Birinci Dünya Savaşı kisvesi altında gerçekleştirilmiş olan 1915 Soykırımı esnasında Müslüman Hemşinliler tehcir ve katliamlara maruz kalmamışken Hıristiyan Hemşinliler Osmanlı İmparatorluğu’ndaki tüm Ermenilerin kaderini paylaşmışlardır. Bazı bölgelerde Müslüman Hemşinli önderler Hıristiyan Hemşinlilere destek vermeye kalkmış ve bazı verilere göre Ermeni fedailere katılıp Türk silahlı kuvvetlerine karşı koymayı denemişlerdir. Osmanlı İmparatorluğu, Birinci Dünya Savaşı’nda mağlup olup, Jön Türkler Ekim 1918’de yurt dışına kaçtıklarında Pontus bölgesi ve bölgenin son derece karmaşık etnik-dini nüfusunun geleceğiyle ilgili ciddi sorunlar ortaya çıkmıştır.

    Trabzon Vilayeti ve Canik Sancağı

    Karadeniz kıyı bölgesi, Lazistan’dan Tireboli (Tirebolu) ve iç kısımlara, Dıbebelik ve Gümüşhane’ye kadar olan bölge 1864 yılından itibaren idari açıdan Trabzon Vilayeti’ne bağlanmıştı. Batı kıyıları ise, merkezi Samsun liman şehri ile Canik Sancağı olarak belirlenmişti. Bu uzun ve dar koridor bünyesinde XX. yy. başlarında Trabzon ve çevresinde 15 000, Gümüşhane’de 2 500, Tirebolu’da 800, Giresun’da 1 500, Ordu’da 5 000, Ünye’de 2 000, Samsun’da 10 000 olmak üzere yaklaşık 60 000 Hemşinli ve Hemşinli olmayan Hıristiyan Ermeni yaşamaktaydı.

    Hemşinlilerin dili ve gelenekleri, genelde insanların zorlukla geçindikleri taşrada korunmuştu. Her bir köyde küçük bir kilise veya şapel olmasına rağmen IX. yy. sonlarına kadar okulları bulunmamaktaydı.

    Ermeni nüfusun sadece bir kısmının Hemşinli olduğu sahil şehirleri, daha müreffeh ve gelişmiş durumdaydı. Trabzon’daki ilk Ermeni Okulu IX. yy. başlarında açılırken ilk gazete 1850 yıllarında yayınlanmıştır. Bölgede Ermeni Katolik ve Protestan cemaatler de meydana gelmiş ve Ermeni Apostolik kilisesi ile ciddi çatışmalar yaşanmıştır.

    Ermeniler, bölgenin ekonomik hayatında önemli bir rol oynamaktaydı. Trabzon’un tüm ticaret ve zanaat kolları Ermenilerin elinde bulunmakta Samsun’daki tütün ve un üretimi ise Ermenilerin tekelinde sayılırdı. Trabzon ve Samsun, Ermeni sancaklarından Bitlis, Van, Erzurum, Amasya, Tokat ve Sivas ile İran’a giden ve gelen kervanların limanları olduklarından dolayı buradaki aracılar, bankerler ve yabancı şirketlerin tercümanları da Ermeniydi.

    XIX. yy.da birbirini takip eden reform ve baskılar dönemi, 1890’larda zirveye ulaştı. II. Abdülhamit, 1878 San Stefano ve Berlin antlaşmalarına istinaden hükümeti güçlendirecek ve imparatorluğu kurtaracak reformları uygulamak yerine kandırmacaya ve katliamlara başvurdu. Bu durum, Osmanlı İmparatorluğu’nda kökten sosyoekonomik ve siyasi değişimler gerçekleştirebilmek amacı güden ve özellikle de Ermeni halkının ferdi ve toplu gelişmesini gerçekleştirebilmeyi amaç edinen Hınçak partisi (1887) ve Ermeni Devrimci Federasyonu (1890) gibi, Ermeni savunma birliklerinin kurulmasına yol açtı.

    1894 yılındaki Sasun katliamlarından sonra Sultan Abdülhamit, Avrupa devletlerinin baskıları sonucunda reformları ilan etti diğer taraftan da Ermenilere bir ders vermek istedi. Reform programının kabulünün Avrupalılara ilan edilmesiyle eşzamanlı olarak, Ekim 1895’te Trabzon’da katliamlar başlayıp sonraki haftalar ve aylarda kıyı boyunca Rize’den Sasun’a ve Ermeni Yüksek Platosu’na kadar Ermenilerin yaşadığı yüzlerce köy ve kente ulaştı. Her yerde Ermenilere saldırılıyor, erkekler öldürülüp, kuruluşlar talan edilip, dükkânlar ateşe verilerek Ermeniler sefalete terk ediliyordu.

    Trabzon’daki Britanya konsolosunun raporu, 8 Ekim 1895’te boru sesi ile başlamış olan vahşetleri anlatmaktadır. “Sokaklarda yürüyen habersiz insanlar kurşunlandı. Dükkânlarının kapısında oturan erkekler başlarına veya kalplerine yöneltilen kurşunlarla anında yere devrildi… Bazılarını öldürene kadar bıçakladılar… Bu korkunç, insanlıkdışı katliam kesintisiz beş saat sürdü… Daha sonra ateş sesleri sustu ve yağma başladı. Çarşıdaki, Ermenilere ait tüm mağazalar yakıldı, bu alçak ve hunharca savaşın galipleri ise elde ettikleri ganimetle seviniyorlardı. Kumaş ve pamuk balyaları ve her çeşit mal, hiçbir engellemeyle karşılaşmadan, saatler boyunca talancıların evlerine naklediliyordu. Amaçlarının, mümkün olduğu kadar çok Ermeniyi iflas ettirip bu şehirden kaçırmak olduğu apaçıktı. Görüldüğü gibi, polis ve askerler açıkça bu vahşete destek vermekteydi ve silahlı insanların arasına karışarak, onları durdurmak için en ufak bir harekette bulunmadıklarını görüyorduk








  2. Eleman
    Devamlı Üye





    Gümüşhane ermenilerin yerleşim yerlerindendi. Günümüzde ermeniler müslümanlaşmış olsalar da hala Gümüşhane de belli bölgelerde yaşamlarını sürdürmeye devam etmektedirler.




+ Yorum Gönder


gümüşhane ermenileri