+ Yorum Gönder
Okul ve Eğitim ve Her Telden Eğitim Konuları Forumunda Hobbes'un demokrasi tanımlaması Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    Hobbes'un demokrasi tanımlaması








    Hobbes'un demokrasi tanımlaması


    Hobbes'un demokrasi tanımlaması.jpg

    Hobbes, ana yapıtı Leviathan’ da demokrasiden çok az söz etmektedir. Çünkü zaten ileri sürdüğü kuramın demokrasiyle pek bir ilgisi yoktur. İnsanın birincil amacının nefsini korumak olduğunu ve toplumun tehlikeli ye yıkıcı ihtirasları zor yoluyla baskı altına alacak biçimde yönetilmesi gerektiğini düşünerek, siyasal gücün, emirlerine karşı gelmeye kimsenin cesaret edemeyeceği bir biçimde (Egemen diye adlandırdığı) tek bir noktada toplanmasını önermektedir. Söz konuşu düzen, Egemen’in herşeye kadir, tek ve bölünmez olmasını gerektirdiği için, Hobbes’ un özlemi en iyi şekilde tek bir yöneticinin mutlak üstünlüğü (ki bu yönetici, mutlak olduğu sürece, ister I. Charles, isterse Cromwell olsun) ile gerçekleşebilir. www.alasayvan.net/ Ancak, İngiliz îç Savaşı sonucunda meclis’in baskın çıkabileceği olasılığını da hesaba katan Hobbes, ihtiyatlı davranarak, mantığını ve siyasal konumunu korumak amacıyla, egemenliğin, almaşık olarak, «bir» sözcüğü vurgulanmak kaydıyla «bir însan’a ya da bir Meclis’e» verilebileceğini teslim etmektedir.

    Hobbes, «Hükümetin farklı biçimleri» arasında ayrım yaptığında, olası hükümet biçimlerinin sınıflandırılmasına ilişkin düşüncesinin, incelediği Yunan klasiklerinin bir adım bile ilerisine gitmemiş olduğu görülmektedir. Gerçekte bütün yaptığı, artık bayağılaşmış bir şey olan Egemenliğin kimde olduğuna dayalı üçlü ayrımı yineleyerek, bunun bir kişide, ulusun bir bölümünden oluşan bir mecliste ya da «herkesi bir araya getirecek bir mecliste» olabileceğini söylemekten ibarettir. İşte bunların sonuncusuna demokrasi demektedir. Kendi tercihinin bir tek kişinin yönetimi doğrultusunda olduğu da iki ayrı yerde açıkça belirtilmektedir. Bunların birinde, bir Meclis yönetimine şu sözlerle saldırmaktadır: « Çünkü ayrı , ayrı insanların ihtirasları, tek başlarına, tek bir odunun ateşi gibi, ılımlıdır; bir Meclis’te (ve özellikle Söylevleriyle birbirlerini körüklediklerinde) ise bunlar birbirlerini tutuşturan ve Devleti, ona danışmanlık yapıyormuş görünümü altında, yangına salan bir yığın odun gibidir.» Yine aynı doğrultuda ve güçlü hükümet yanlışı bir tavırla, güçlü bir hükümdar lehinde ve «o ihtişama hırlayıp duran o Demokratik yazarlar» aleyhinde konuşmaktadır.

    İlginç olanı, Hobbes’ den sonraki siyasal kuramcılar, içerik açısından onunkinden ve birbirlerininkinden oldukça farklı olan felsefeler geliştirmişlerse de, düşüncelerini dile getirdikleri biçimsel kategoriler birçok açıdan benzerlikler taşımaktadır. Böylece, Locke ile Rousseau çok büyük ölçüde Montesquieu ile Madison ise daha sınırlı ölçüde, doğa durumu, doğa yasası ve toplumsal sözleşme gibi araçları birbirlerinin tam karşıtı olan sonuçları desteklemek için kullanmak üzere peşlerinden sürüklemektedirler. Dolayısıyla, bu kişilerin çizdiği demokrasi tablosu bir açıdan düş kırıcıdır, çünkü yalnızca eski ve dar kafalı tanımlamaları yinelemektedir. Böylece Locke, «Hükümet Biçimlerine Dair» başlıklı kısa bir bölüm kaleme almakta ve burada söz konusu biçimin ne olacağnın «en üst düzeyde iktidarın nerede olduğuna» bağlı olduğunu (ki bu yeniden Herodot’a dönmektir) ve bu iktidarın «yasama yetkisi» nden oluştuğunu belirtmektedir. Yasa koyucunun sayısına göre Bir, Birkaç ya da Birçok-üç tür hükümet vardır. Bunların üçüncüsü için şunu demektedir: «Görüldüğü gibi, insanların bir araya gelip bir toplum oluşturması üzerine bu topluluğun tüm iktidarını elinde bulunduran çoğunluk bu iktidarın tümünü topluluk için zaman, zaman yasa koymak ve bu yasaları kendi atadıkları görevlilerce yürütmek için kullanabilirler ve bu durumda da hükümetin biçimi kusursuz bir demokrasidir»

    Montesquieu da, bazı konularda özgün bir yönü olmakla birlikte, hükümetleri belli başlı türlerine göre sınıflama konusunda eski teraneleri yinelemektedir. Bu konuda, Yunanlıların geleneksel altılı sınıflamasın-dan kendi amacına uygun olan dördünü seçmektedir. Eğer başta tek bir kişi varsa, yasaların ya da o kişinin kaprislerinin daha önde gelmesine göre devlet monarşik ya da despotik www.alasayvan.net/ olur. Eğer tepede birden fazla kişi ortaklaşa olarak oturuyorsa, bir cumhuriyet var demektir. İktidar halkın yalnızca bir bölümünde olduğunda ise, bu bir aristokrasi olacaktır. Fakat bunu halkın büyük çoğunluğu paylaştığında, bu bir demokrasidir. Bunun dışında Montesquieu’da demokrasinin ölçütleri konusunda rastladığımız tek şey, bunların bir eşitlik aşkını kapsadığıdır. Ayrıca, demokrasiyi tartışmaya ve onu monarşi, despotluk ve aristokrasi île karşılaştırmaya çalıştığı pasajlarda, (biri dışında) bütün tarihsel örneklerini Yunanistan’dan Roma’ya kadar olan dönemden aldığı dikkatimizi çekmektedir». O tek istisnanın ise, geriye dönüp bakıldığında, ilgi çekici bir yönü vardır. On yedinci yüzyılda, İngilizlerin demokratik bir yönetim kurma yolundaki sonuçsuz çabalarını gözlemenin ne kadar eğlendirici olduğunu söylemektedir. Hiziplere bölünmüş ve iç savaş ile güçsüzleşmiş olan bu adanın insanları, dönem sona erdiğinde ortadan kaldırmış oldukları monarşiye yeniden dönüş ile son bulan, bir dizi devrimci dönüşümün aciz kurbanları olmuşlardır. Yakın zamanlarda İngilizlerin kendi istikrarları ile övünüp Fransa’daki çalkantıların korkunç görünümüne küçümser bir gözle baktıkları www.alasayvan.net/ düşünülürse, bir zamanlar bu durumun tam tersinin geçerli olduğunu hatırlamakta yarar vardır. Ne var ki, antik çağ bir yana bırakılırsa, Montesquieu’ nun demokrasiden söz ederken değindiği tek konu. İngilizlerin 1640 ile 1660 arasındaki bu deneyidir. Buna karşılık, monarşi, despotluk ve aristokrasiden söz ettiğinde daha yakın zamanlara ait örnekler bulmakta güçlük çekmemektedir; çünkü demokrasinin tersine, bu sistemler, onun zamanına kadar aralıksız bir sürekliliği korumuşlardır.








  2. AYFER
    Bayan Üye





    Hobbes, meşrutiyetin savunucularındandır. İç savaş sonrasında İngiltere'nin durumunu ele aldı ve bununla ilgili çözümler üretmeye çalışmıştır. Bunları da Behemoth adlı kitabında toplamıştır.




+ Yorum Gönder