+ Yorum Gönder
Okul ve Eğitim ve Her Telden Eğitim Konuları Forumunda Fonksiyonalist Teori İçindeki Farklılaşmalar Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    Fonksiyonalist Teori İçindeki Farklılaşmalar








    Fonksiyonalist Teori İçindeki Farklılaşmalar Hakkında

    Fonksiyonalizmin ana çerçevesi içinde yer alan yaklaşımların çokluğu ve çeşitliliği, alt gruplar halinde sınıflandırılmalarını gerekli kılmıştır. M. Abrahamson bu alt grupları, Durkheim ve Pareto tarafından temsil edilen, geniş ölçekli yapılar ve kurumlar üzerinde -makrososyolojik- incelemeler yapan “toplumsal fonksiyonalizm”, Malinowski’nin temsil ettiği, bireyin te mel fizyolojik ihtiyaçlarından yola çıkarak sosyal yapı ve kurumlan inceleyen “bireyci fonksiyonalizm” ve bu iki yaklaşımın ortasında bulunan, sosyal yapının kişiler arasındaki kalıplaşmış ilişkilerle şekillendiğini ileri süren Radcliffe-Brown’un temsil ettiği “kişilerarası fonksiyonalizm” olmak üzere üç başlık altında toplamaktadır. Görüldüğü üzere buradaki esas farklılaşma Malinowski ile Radcliffe-Brown arasında ortaya çıkmaktadır.

    Malinowski, Durkheim’in, her sosyal olgunun bir “fonksiyon” üstlendiği, zamanla bu fonksiyonu kaybedebileceği ve bu durumda varlığını sürdüremeyip yok olacağı düşüncesini kabul etmiş; ama “fonksiyonu kalmayan bir sosyal kurum yaşayamaz” şeklinde ifade edilen bu ilkenin tersinin de doğru olduğunu, yani bir sosyal kurum varlığını sürdürüyorsa, onun mutlaka üstlenmiş olduğu bir fonksiyonun var olduğunu bu yaklaşıma ilave etmiştir. Malinowski’ye göre insan, doğal bir varlık olduğundan öncelikle “biyolojik ihtiyaçlar”ını karşılama çabası içindedir. Bu çabayı gösterirken gelişmiş zihin yapısı nedeniyle “kültür” adı verilen bir varlık alanı -kurumsal bir sistem- oluşturmaktadır. 0 halde sosyal/kültürel sistem, ferdin ihtiyaçlarını karşılama görevini üstlenir ve bunu yaparken ferde bir dizi sosyal sorumluluk yükler. Sistem çalışmazsa, ihtiyaçlar karşılanamadığı için fertler ölür ya da çoğalamaz. (Bu noktada Malinowski’ye bazı fertlerinin ihtiyaçlarını karşılayamasa bile sistemin varlığını sürdürebileceği şeklinde bir itiraz getirilmiştir.) Görüldüğü üzere, Malinowski için esas olan “beslenme ve çoğalma” ihtiyacı dır. 0 sevgi, güven, gruplaşma ve hareket özgürlüğü gibi psiko-biyolojik ihtiyaçların varlığını da kabul etmiş, ama “ikincil ihtiyaçlar” olarak gördüğü bu ihtiyaçlara öncelik vermemiştir.

    Radcliffe-Brown ise öncelikle yapı üzerinde durmuştur. Ona göre, belli bir yerleşme bölgesinde akrabalık sistemi ve siyasal birlik halinde örgütlenmiş grupların karşılıklı ilişkileri “sosyal yapı”yı (sosyo-kültürel sistem) oluşturur. Bu sistem, teknik/ekonomik, sosyal/yapısal ve ideolojik/kültürel olmak üzere, birbirinden bağımsız olarak incelenmesi mümkün üç alt-sisteme ayrılır. Bu alt-sistemlerin en önemlisi sosyal/yapısal ait-sistemdir. Sosyal/yapısal ilişkiler ekonomik ve kültürel alt-sistemleri belirler ve onlar tarafından desteklenir.

    Görüldüğü üzere Malinowski de, Radcliffe-Brown da, ilhamını Durkheim’den almaktadır. Malinowski “fonksiyon”a verdiği önemle Durkheim’e yaklaşıp, “birey”e yaptığı vurguyla ondan uzaklaşmaktadır. Radcliffe-Brown ise hem “yapı”yı vurgulaması hem de bireyin ihtiyaçlarını, sosyal kurumları belirleyecek ölçüde özerkliği olan bir faktör olarak görmemesi nedeniyle Durkheim’e daha yakın bir yere yerleşmektedir.

    Kısacası, Radcliffe-Brown, tarihi metodu reddetme, toplumu “doğal” bir sistem olarak görme, “sistem” yaklaşımı, sistemin parçalardan oluştuğu ve parçalar arasındaki fonksiyonel ilişkinin varlığı hususlarında Malinowski’yle beraberdir. Ama “yapı”yı bireyin önüne yerleştirerek, yapının parçalarının aynı ağırlıkta olmadığını ve bu parçaların birbirlerinden bağımsız incelenebi leceğini kabul ederek ondan ayrılmaktadır. Bir örnek vermek gerekirse, Trobriand yerlilerinde büyü olayının analizinde Malinowski bunu temelde tehlikeli hallerde doğa üstü güçlere sığınmak gibi psikolojik faktörlere bağlarken, Radcliffe-Brown daha farklı bir açıklama getirir. Ona göre neyin tehlikeli olduğunu ve bu tehlikeden nasıl uzaklaşılacağını öğreten toplumdur. Görüldüğü üzere Radcliffe-Brown “yapı”nın önemini vurgulamaktadır.

    Bu farklılıklar nedeniyle bazı antropologlar başta olmak üzere kimi sos yal bilimciler “fonksiyonalizm” terimini dar anlamıyla ve Malinowski’nin yaklaşımı için kullanmakta, Radcliffe-Brown’un yaklaşımı için “strüktüralizm” terimini tercih etmektedirler. Ama genelde Radcliffe-Brown da fonksiyonalizmin içinde anılmakta ve sık sık “yapısal fonksiyonalizm”den (structuro-fonctionnalisme) söz edilmektedir.








  2. Acil

    Fonksiyonalist Teori İçindeki Farklılaşmalar isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder