+ Yorum Gönder
Okul ve Eğitim ve Her Telden Eğitim Konuları Forumunda Parsons ve Sosyolojide Fonksiyonalizmin Sistemleşmesi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    Parsons ve Sosyolojide Fonksiyonalizmin Sistemleşmesi








    Parsons ve Sosyolojide Fonksiyonalizmin Sistemleşmesi Hakkında

    Toplumun genel bir teorisini kurmaya çalışmış olan Parsons, Durkheim ve Pareto’nun yanı sıra Weber ve Freud’dan da etkilenmiş bir sosyologdur. Sosyolojinin son mega projesi olarak nitelendirebilecek Parsons’un yaklaşımı, “sistem” kavramını temel alarak yükselen bir teoridir.

    Parsons’un terminolojisinde, “aynı eylemi gerçekleştirmek için birleşen birimlerin karşılıklı ilişkilerinin ortaya çıkardığı bir küme” olarak tanımlanan sistem, toplumu temsil eden bir kavramdır. Bir başka ifadeyle sistem “bütünü oluşturan, birbiriyle ilişkili parçaların örgütlenmesi”dir. Sistem, Parsons’un “alt-sistem” adını verdiği birbirleriyle ve bütünle karşılıklı bağımlılık ilişkisi içinde olan parçalardan oluşan ve kendini devam ettirme özelliği bulunan, bütünlük arz eden dengeli bir yapıdır.

    Sistem, kendine yetebilme özelliği ile alt-sistemlerden ayrılır. Alt-sis temlerin temel özelliği her birinin ayrı işlevler üstlenmiş olmasıdır. Bu özellik, alt-sistemlerin niçin karşılıklı bağımlılık ilişkisi içinde olduklarını da izah eder. Parsons’ın teorisi sosyal bütünleşmeyi de bu zemine oturtarak açıklar. Karşılıklı bağımlılık ilişkisi içinde, yani birbirlerine muhtaç durumda olan alt-sistemler, zorunlu olarak dayanışma içine girecekler ve sonuçta toplumsal bütünleşmeyi sağlayacaklardır.

    Yukarıda geçen “alt-sistemler” terimi sosyal kurumları ifade eden bir kavramdır. Yani fonksiyonalist teori iktisat, eğitim, din, aile ve siyaset gibi temel kurumların her birini bir alt-sistem olarak görür. Parsons, bu alt-sis temlerden oluşan yapıyı “sosyal sistem” olarak isimlendirir. Ona göre sosyal sistem, “karşılıklı beklentiler aracılığıyla bir arada tutulan birbirleriyle bağlantılı statü ve pozisyonları içeren bir yapıdır.” Örneğin kan, koca ve çocuk statüleri aile kurumunu biçimlendiren karşılıklı bağlantı halinde olan statülerdir. Kurumlar da kasaba ya da kent gibi daha büyük toplumsal sistemleri oluşturur.

    Parsons’a göre toplumda, sosyal sistemin dışında “kişilik sistemi” ve “kültür sistemi” olmak üzere iki sistem daha vardır. Yani toplum üç sistem den oluşmaktadır.

    Kişilik sistemi, Parsons’un “aktör” dediği bireylerin, güdüleriyle ve kül tür tarafından belirlenmiş olan ihtiyaçlarını karşılamak için yaptıkları anlamlı faaliyetlerinden oluşur. Bu faaliyetler gelişigüzel değil, sosyalleşme sürecinde öğrenilen biçimde gerçekleştirilir ve bu yüzden “rol” olarak isimlendirilir. Rol, bireyin yapması gereken şeyleri ve bunların nasıl yapılacağını bildiğini, diğer bireylerin de onun böyle yapmasını beklediklerini belirten bir kavram dır. Başka bir ifadeyle roller, bireyin benliğinde bütünleşmiş, belli işlevleri olan eylem kalıplandır. Bu kalıplar “kişilik sistemi”ni oluştururlar.

    Parsons’a göre sosyal sistemin uyum fonksiyonunu karşılayan kişilik sistemi, kültür tarafından belirlenen değerler ve normlar tarafından şekillendirilmektedir. Görüldüğü üzere kişilik sistemi, sosyal sistemin yanı sıra, değerlerin ve normların kurumsallaşmış birliğinin oluşturduğu “kültür sistemi” tarafından da belirlenmektedir. Zaten Parsons, bu üç sistemi analiz amacıyla birbirinden ayırmakta, realitede bu sistemlerin içiçe ve birbirlerinden ayrılamaz olduklarını unutmamaktadır.








  2. Acil

    Parsons ve Sosyolojide Fonksiyonalizmin Sistemleşmesi isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder