+ Yorum Gönder
Okul ve Eğitim ve Her Telden Eğitim Konuları Forumunda Kamu Iktisadi Teşebbüsleri Nedir Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Kamu Iktisadi Teşebbüsleri Nedir








    Kamu iktisadi teşebbüsleri nedir

    Kamu iktisadi teşebbüsleri (KİT), tümü ya da bir bölümü devlete ait olan ve yetkili bir kamu kuruluşunun denetiminde çalışan iktisadi işletmeler. Bir hizmet ya da ürünün toplumsal gerekçelerle bir devlet tekelince sağlanması gerekli görüldüğünde, ilgili işletmeler KİT olarak düzenlenir. Kamu hizmetleri (havagazı, su, elektrik vb), radyo ve televizyon yayıncılığı, telekomünikasyon ve belirli ulaşım biçimleri genellikle KİT’ lerce sağlanan bu tür hizmetler arasındadır.

    Bu hizmetlerin KIT’lerce yerine getirilmesi Avrupa ülkelerinde ve bazı başka ülkelerde yaygın bir uygulamadır. ABD’de ise genellikle özel şirketlerin bu tür hizmetleri sıkı yasal düzenlemelere bağlı olarak sağlamalarına izin verilir. Sosyalizmin değişik türlerini benimseyen ülkelerde en azından demiryolları, kömür madeni işletmeciliği, çelik sanayisi, bankacılık ve sigortacılık gibi sanayiler ulusallaştırılmış, silah ve uçak yapımı gibi bir grup sanayi ise genellikle stratejik gerekçelerle kamu kesimine sokulmuştur. Bağımsızlığını görece yeni kazanmış ve azgelişmiş birçok ülkede de çok geniş bir kamu iktisadi teşebbüsleri kesimi vardır. 1980′lerin ortalarından bu yana bütün dünyada gitgide yaygınlaşan özelleştirme eğilimi 1990′ların başlarında, Avrupa’nın merkezî planlamadan piyasa ekonomisine geçmeye çalışan eski sosyalist ülkelerini de içine almıştır. Bununla birlikte Avrupa’da ağır basan model hâlâ KİT’lerle özel şirketlerin yan yana çalıştığı bir karma ekonomidir.

    20. yüzyıl başlarında Büyük Britanya’ da posta, gaz, su, elektrik, silah üretimi ve Londra limanı kamu kesimine aitti. Daha sonra kamu ulaşımı, sivil havayolları ve Londra yolcu taşımacılığının da eklenmesiyle devlet kesiminin rolü belirgin biçimde genişledi. İşçi Partisi’nin iktidarda bulunduğu 1946-50 arasında kömür madenciliği, demir-çelik sanayisi, gaz sanayisi, demiryolu ve uzun yol taşımacılığım kapsayan geniş bir ulusallaştırma programı uygulandı. 1953′te özel sektöre devredilen çelik üretimi, 1967′de yeniden ulusallaştınldı. 1970′lerde mali sorunlarını çözemeyen Rolls-Royce ve British Leyland gibi şirketler, gerek istihdam düzeyini korumak, gerekse savunma ve öteki ulusal öncelikler açısından önem taşıyan etkinlik kollarının yok olmasını önlemek için kamu mülkiyeti altına alınarak hükümetçe kurtarıldı. Savaş sonrasında Fransız hükümeti de dört banka, 34 sigorta şirketi, birkaç mali kuruluş ve içlerinde Renault Motor Fabrikası’mn da bulunduğu bir dizi imalat sanayisi işletmesini kapsayan benzer ve geniş bir ulusallaştırma programı uyguladı. 1980 seçimleriyle işbaşına gelen sosyalist hükümet 1986′ya değin süren yeni bir ulusallaştırma atılımına girişti.

    ABD’de kamu iktisadi teşebbüslerinin sayısı azdır, ama bu tür girişimlerin dünya çapındaki örneklerinden birini oluşturan Tennessee Vadisi İdaresi (TVA), 1933′te bu ülkede kurulmuştur. Önceleri federal devletin yürütme organına bağlı olarak çalışan ABD posta servisi de 1970′ten bu yana devlet işletmesidir.

    Kamu iktisadi teşebbüslerinin tanımında kamu yararına çalıştırılma amacı vardır. Bu da bir dizi örgütsel ve ticari sorun doğurur. Yeterli yönetsel özerklik ile sıkı siyasal denetim zorunluluğunu bağdaştırma güçlüğü, bunlardan biridir. İngiltere’de yaygın olan kamu tüzel kişisi {public corporation) biçimi, bu kuruluşun yetkilerini, yönetim yapısını ve hükümet organlarıyla ilişkilerini tanımlayan özel bir yasaya göre oluşturulmuş, başka ülkelerde de geniş ölçüde benimsenmiştir. Tüzel kişilik olarak yasal varlığı bulunan bu kuruluşun sermaye gereksinmeleri devlet hazinesince karşılanırsa da, cari giderlerini kendi olağan ticari işlemleriyle karşılaması beklenir. Çalışanlar devlet memuru sayılmaz; üst yöneticiler çoğunlukla sorumlu bakan tarafından atanır. Bazı ülkelerde görülen bir başka yönetim biçimi de, hisselerinin tümü ya da bir bölümü devlete ait olan, öbür özellikleriyle ise sıradan bir anonim şirketten farklı olmayan devlet şirketleridir.

    KİT’lerin uzun vadede kendi giderlerini karşılaması amaçlanırsa da fiyat politikalannda bu amaçla çelişen siyasal sınırlamalara bağlı olabilirler. Buna karşılık toplumsal nedenlerle, rakiplerinin kullanamadığı gizli sübvansiyonlardan ya da ek koruyucu önlemlerden de yararlanabilirler. Bu etkenler, kuruluşun olağan ticari işleyişini bozabilir ya da yönetimde karışıklığa yol açabilir. Bir ölçüde bu tür ticari olmayan kaygılar yüzün*den KİT’ler etkinlikten çok uzak görünebilir ve ekonomik koşullann zor olduğu dönemlerde kamu kaynaklarını zorlayabilir*ler. Gene de bir kamu iktisadi teşebbüsünde etkinliğin ölçülmesi güçtür. Demir ya da çelik gibi başka ürünlerle rekabet eden pazarlanabilir bir ürün söz konusu olduğunda, kâr gibi olağan bir ticari ölçüt KİT’lerin başarısı için de uygulanabilir. İktisatçılar, tekel gücünden yararlanan kamu hizmetlerinde başarıyı ölçmek için maliyet-fayda analizi gibi kavramlar geliştirmişlerdir. Son yıllarda gelişmiş dünyadaki birçok devlet işletmesine hem toplumsal, hem de ticari sorumlulukları göz önünde bulunduran mali hedefler verilmiştir.

    Türkiye’deki uygulama. Özel sektörün finansmanı amacıyla Türkiye İş Bankası’nın kurulması, Teşvik-i Sanayi Kanunu’nun yürürlüğe girmesi, sanayi kuruluşlan oluşturarak bankacılık ve ticaret yapmak için Türkiye Sanayi ve Maadin Bankası’nm kurulması 1920′lere rastlar. Ama Türkiye’de KİT sistemi, 1. Beş Yıllık Sanayi Planı çerçevesinde 3 Haziran 1933′te Sümerbank’ın kurulmasıyla oluşmaya başladı. Sümerbank’ı 1935′te kurulan Etibank izledi. 1938′de çıkanlan 3460 sayılı yasayla genel bir düzenlenmeye gidilerek Sümerbank, Etibank, TC Ziraat Bankası, Denizbank ve Devlet Ziraat İşletmeleri Kurumu bu yasaya bağlı kılındı; sonradan kurulan iktisadi devlet teşekkülleri de yasa kapsamına alındı.

    KİT deyimi Türkiye’deki mevzuata ilk kez 1961 Anayasası’yla girdi; bu anayasanın 127. maddesinde “Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce denetlenmesi kanunla düzenlenir,” hükmüne yer verildi. 17 Haziran 1938 tarihli ve 3460 sayılı yasada ise doğrudan KİT kavramı kullanılmamakla birlikte, “Sermayesinin tamamı Devlet tarafından verilmek suretiyle kurulan ve bu kanun hükümlerine tabi tutulması kendi kanunlarında yazılı bulunan İktisadi Devlet Teşekkülerinin teşkilatıyla idare ve murakabeleri bu kanuna .göre tanzim ve icra olunur,” deniyordu. KİT’in doğrudan ilk tanımı 1964′te çıkarılan 468 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce Denetlenmesinin Düzenlenmesi hakkındaki yasada verildi. Bu yasanın 4. maddesiyle, “Ödenmiş sermayelerinin yarısından fazlası kamu tüzel kişilerince sağlanmış olan kurumlar; bu kurumların ödenmiş sermayesinin yarısından fazlasını sağlamış olduklan diğer kurumlar, sayılanlardan olmamakla beraber kendilerine bazı kamu yetki ve görevleri verilmiş olup galip vasıfları bu kamu hizmetini yürütmek olan ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarından olmayan özel kanunlara tabi kurumlarla İller Bankası kamu iktisadi teşebbüsü” sayıldı. 1982 Anayasasının 164. maddesinde ise KİT’ler sermayesinin yarısından fazlası doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak devlete ait olan kamu kuruluş ve ortaklıkları biçiminde tanımlandı.

    Özellikle 24 Ocak 1980 sonrasında “serbest piyasa ekonomisini” geliştirmeye yönelik karar ve politikalara koşut olarak KİT’ lerde yeni düzenlemelere gidildi. KİT’lerin bağlı olduğu 440 sayılı yasa, 60 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile değiştirildi; bunu 19 Ekim 1983 tarihli ve 2929 sayılı yasa, 233 sayılı KHK ve 2 Nisan 1987 tarihli ve 3346 sayılı yasa izledi. 233 sayılı KHK’de KİT’ler sınıflandınldı ve iktisadi devlet teşekkülleri (İDT) ile kamu iktisadi kuruluşları (KİK) olmak üzere iki gruba ayrıldı. Ayrıca müessese, bağlı ortaklık, iştirak ve işletme sınıflandırması yapıldı. İDT sermayesinin tamamı devlete ait, ekonomik alanda ticari esaslara göre faaliyet göstermek üzere kurulan kamu iktisadi teşebbüsü, KİK ise sermayesinin tamamı devlete ait olan ve tekel niteliğindeki mallar ile temel mal ve hizmet üretmek ve pazarlamak üzere kurulan, kamu hizmeti niteliği ağır basan kamu iktisadi teşebbüsü olarak tanımlandı. İDT’lerin bankacılık alanında, sermayelerinin en az yüzde 9rinin devletin olması koşuluyla anonim şirket biçiminde de kurulabileceği kabul edildi. Sermayesinin tamamı bir IDT’ye ait olup, ona bağlı işletme ya da işletmeler topluluğu “müessese”, sermayesinin yüzde 50′sinden fazlası İDT ya da KİK’e ait olan işletme ya da işletmeler topluluğundan oluşan anonim şirketler “bağlı ortaklık”, müessese ve bağlı ortaklıkların mal ve hizmet üreten fabrika ve öteki birimleri “işletme”, İDT’lerin, KİK’lerin ya da bağlı ortaklıkların sermayelerinin en az yüzde 15′ine, en çok yüzde 50′sine sahip bulundukları anonim şirketler “iştirak” olarak tanımlandı. 233 sayılı KHK’de ayrıca KİT’lerin özelliklerine ve yönetimlerine değinildi; serbest piyasa koşullarına uyum sağlamalarına yönelik değişiklikler getirildi. Daha sonra da 3291 sayılı yasanın verdiği yetkiye dayanılarak bazı KİT’lerin işletmecilik bölümünün 1988 ve 1989′dan geçerli olmak üzere özelleştirilmesine karar verildi








  2. Acil

    Kamu Iktisadi Teşebbüsleri Nedir isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder