+ Yorum Gönder
Tarih Arşivi ve Hukuk ve Kanunlarımız Forumunda Türkiyede anayasalar öncesi dönem Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Feyruşah
    Devamlı Üye

    Türkiyede anayasalar öncesi dönem








    Türkiyede anayasalar öncesi dönem



    Hemen belirtmek gerekir ki, anayasa hukuku ve kamu hak ve özgürlükleri açısından ülke olarak geçirdiğimiz tarihsel süreç bir birlik arz ettiğinden, bizdeki tarihsel gelişim, Osmanlı İmparatorluğu dönemi ayrı, Türkiye Cumhuriyeti dönemi ayrı bir şekilde değil fakat her ikisi birden "Türkiye'deki tarihsel gelişim" şeklinde özetlenecektir.Osmanlı imparatorluğu, devlet yönetim sistemi bakımından mutlak bir monarşiydi. Padişahın yetkilerini sınırlandıracak hukuk kuralları ve bu kuralları etkili kılacak hukuki mekanizmalar bulunmamakta ve bütün devlet yetkileri padişahta toplanmaktaydı.

    a. SENED-İ İTTİFAK

    Osmanlı'da padişahın yetkilerinin kayıtlandığı ilk belge olarak, Şaban 1223 (Kasım 1808) tarihinde, Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa ile Anadolu ve Rumeli Ayanı arasındaki görüşmelerden sonra hazırlanarak padişahın onayına sunulan Sened-i İttifak gösterilmektedir.Bu belge ile padişahın haklarında bir kısıntı yapılmıştı. Ancak her ne kadar ayanın devlet iktidarını kendi denetimi altına alma çabasını ifade ederse de bu belgenin hiçbir zaman uygulanabilen bir belge olmadığı belirtilmektedir.

    b- GÜLHANE HATT-I HÜMAYUNU

    6 Şaban 1255 (3 Kasım 1839) tarihinde irat olunan Gülhane Hatt-ı Hümayunu, bir yandan Mustafa Reşit Paşa'nın bir yenilik yapma çabası, öte yandan Sultan Abdülmecid'in bunu yerinde bulması sonucu ortaya çıkmıştır. Bu fermanda özgürlük ilkesi somut olarak ele alınmamış ancak devlet içinde adaletin gerçekleştirilmesi çabasının bir başlangıcı yapılmıştır.Ferman ile bundan böyle yapılacak yeni yasaların temelinin can güvenliği, ırz, namus ve malın korunması, vergi salmada, askere çağırmada ve askerde tutmada eşitlik olacağı, hiç kimsenin şeriata göre açıkça yargılanmadan ölüm cezasına çarptır ila maya cağı bildirilmiştir.

    c- İSLAHAT FERMANI

    Gülhane Hatt-ı Hümayunu'nu takiben yine aynı nitelikte 28 Şubat 1856 tarihli Islahat Fermanı yayımlanmıştır. Bu ferman ile de, özellikle müslüman olmayan vatandaşların haklarını arttırmak ve korumak açısından 1839 tarihli ferman ile tanınan haklara değinilerek, bunların gerçekleşmesi için gerekli tedbirlerin alınması zorunluluğundan söz edilmiştir.Her iki tanzimat fermanının, hukuk devleti ilkesi açısından hukuki niteliklerine baktığımızda; bunların padişahın iradesinin sınırlanabileceğini ilk kez gündeme getiren belgeler olduğu görülmektedir.ONAR, özellikle Gülhane Hatt-ı Hümayunu'nun niteliği İtibariyle bir outo-limitation olduğunu, bununla padişahın kendi mutlak kudretini yine kendi iradesi ile sınırladığını belirtmiş ise de , bazı yazarların; "padişahın teb'asına bağışladığı bu hakları istediği zaman geri alabileceğini, her ne kadar fermanlarda padişah "ahd-ü misak" ve "kasem-i billâh" etmişse de bunun yaptırımının sadece Tanrının lanetine uğramak gibi manevi olduğunu" belirterek bu görüşe karşı çıktıkları görülmektedir.








  2. Acil

    Türkiyede anayasalar öncesi dönem isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder