+ Yorum Gönder
Peygamberlerimiz – Siyer ve Hz.Muhammed Forumunda Peygamber Efendimizin Çocuklara Merhameti Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Mineli
    Devamlı Üye

    Peygamber Efendimizin Çocuklara Merhameti








    Peygamber Efendimizin Çocuklara Merhameti


    Peygamber Efendimizin Çocuklara Merhameti Peygamber Efendimiz çocuklara ilgisiz kalmamış, onlar ağladığında susturmaya çalışmış, onlarla oyunlar oynamış, bazen devesine bindirmiş, bazen omzuna almış, içlerinde mahzun ve yetimleri sevindirmiş, onların başını okşamış, rastladıklarında onlara selam vermiş, hal ve hatırlarını sormuş, onlarla şakalaşmış, onlara isim takmış, hastalandıklarında ziyaretlerine gitmiş ve onlara en güzel numune ve şefkatli bir baba olmuştur

    Rasulullâh'ın çocuklarla münasebetlerinin temelinde, belki de onların geleceğin mimarı oluşlarının mühim bir rolü vardır Bu yakınlık ve bir hayat boyu birlikte taşınacak hatıralar onların gönül dünyalarına aksetmiş güzeller güzeli bir insanı canlandıracaktır

    Bu konuyla ilgili hadis mecmualarında pek çok misal vardır Biz burada onun bu müşfik dünyasından birkaç misalle iktifa etmek istiyoruz:

    Çocukluğundan itibaren Peygamber Efendimizin yanında 10 yıl kalan Enes -radıyallahu anh-, Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizi şöyle tarif eder:

    "-Ailesine karşı Hazret-i Peygamber'den daha müşfik olan hiç kimseyi görmedim Oğlu İbrahim'in, Medine'nin biraz kenarında oturan süt annesi vardı Süt annenin kocası demirciydi Bizimle birlikte oraya gider, demircinin dumanıyla dolmuş eve girer, çocuğunu kucaklar, öper, koklar, bir müddet yanında kaldıktan sonra tekrar Medine'ye dönerdi" (Buhari, Müslim)

    Hazret-i Peygamber, herkesi çocukları öpmeye teşvik eder: "Çocuklarınızı çok öpün Zira her öpücük için Cennet'te size bir derece verilir Melekler öpücüklerinizi sayarlar ve sizin için yazarlar" buyurmuşlardır (Müsned-i Zeyd b Ali)

    Torunları Hazret-i Hasan ve Hüseyin'i kucağına almış öperken, Akra b Habis bunu yadırgamış ve "Benim on çocuğum var, hiçbirini öpmedim" demiştir Bunun üzerine iki cihan güneşi Efendimiz:

    "-Şefkatli olmayana merhamet edilmez" (Buhari, Tirmizi, Ebu Davud) Başka bir rivayette de "Allah kalplerinizden merhameti çıkardı ise ben ne yapabilirim?" (İbn-i Mace) buyurmuşlardır

    Enes -radıyallahu anh- anlatıyor: Hazret-i Peygambere hizmet eden bir Yahudi çocuğu hastalanmıştı Rasulullah ona geçmiş olsun ziyaretine gitti Başucuna oturup, "Müslüman ol!" dedi Çocuk babasına bakınca, babası "Ebu'l-Kasım'a itaat et" dedi Bunun üzerine çocuk Müslüman oldu" (Ebu Davud)

    Bir rivayete göre Hazret-i Ömer, Hasan ve Hüseyin'i Hazret-i Peygamberin iki omzu üstünde görür ve "Altınızdaki at ne kıymetli attır!" der Allah Rasulü -sallallahu aleyhi ve sellem- de "Onlar da ne değerli atlıdır!" buyururlar (K Ummal, Tirmizi)

    Hazret-i Enes, Peygamberimize hazerde ve seferde on yıl hizmet ettiğini, işlerinin her defasında Rasulullah'ın istediği şekilde olmamasına rağmen kendisine bir defacık olsun ne vurduğunu, ne sebbettiğini, ne azarladığını, ne surat astığını, ne ayıpladığını, hatta bir kere olsun "of be" demediğini, yaptıkları arasında hoşuna gitmeyen bir şey için "ne fena yaptın" demediğini, veya yapılan bir şey için "bunu niye böyle yaptın", yapılmayan bir şey için "bunu niye yapmadın" diye hesaba çekmediğini, yanlışlıkla hanımlarından birisi "keşke şöyle yapsaydın" diye müdahale edecek olsa, "Bırakın bu çocuğu, o Allah'ın murad ettiğinden başka bir şey yapmamıştır" buyurduklarını anlatmaktadır (Peygamberimizin Sünnetinde Terbiye, Prof Dr İbrahim Canan, 163)

    Çocuğun yaramazlıklarına da tahammül edilmesini öğütleyen Peygamber Efendimiz:

    "Çocuğun küçüklüğündeki yaramazlığı, büyüdüğü zaman aklının çok olacağının alametidir" buyurmuşlardır (Feyzu'l-Kadir)

    Ümmü'l-Fadl şunu anlatır: "Ben, Hazret-i Ali'nin oğlu Hüseyin'i emzirirken Rasulullah yanıma girdi, çocuğu istedi, verdim Çocuk hemen üzerine akıttı Almak için elimi uzatınca: "Çocuğumun işemesini kesme!" buyurdular ve sonra kendi üzerine su çiselediler (Müstedrek)

    Daha pek çoklarını sıralayabileceğimiz bu misaller Allah Rasulünün çocuklara bakışını yansıtmaya yeterlidir Peygamber Efendimiz bize her hususta olduğu gibi, çocuk terbiyesinde de başlı başına bir örnektir Onun hayatı, öğrenildiği, taklid edip yaşanıldığı ölçüde bize, çevremize ve neslimize binbir türlü fayda sağlayacaktır

    Şükürler olsun, bizi böyle bir Nebi'nin ümmeti kılan Rabbimize!







  2. cananne
    Üye





    İslam, sevgiye büyük önem verir



    İslamiyette sevginin önemi, Peygamberimizin şu hadisi şerifinde ifade buyurulmuştur: “Siz inanmadıkça cennete giremezsiniz Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız Ben size, birbirinizi sevmenize vesile olacak şeyi tavsiye edeyim mi? Aranızda selamı yayın Karşılaştıkça birbirinizle selamlaşın” Bu hadisi şerif, insan sevgisinin ne olduğunu, dindeki yerini açık ve kesin bir dil ile ifade etmekte, birbirini sevmeyen mü’minlerin gerçek anlamda inanmış olmayacaklarını bildirmektedir



    İnsana tadımlık olarak verilen ilahi sevginin en saf ve en temiz şekilde bulunduğu kaynaklardan bir çocuktur Cenab-ı Hak annelere bu duyguyu vermemiş olsaydı, anne çocuğu için bunca zahmet ve sıkıntıya katlanır mıydı? Peygamber Efendimiz, bütün yaratıkların birbirine acımaları, hatta kısrağın yavrusunu emzirirken dokunur korkusuyla bir ayağının tırnağını yukarıya kaldırması da Cenab-ı Hakkın rahmetinin eseri olduğunu bildirmiştir



    Hz Ömer (ra) anlatıyor: Peygamberimizin huzuruna Havazin kabilesinden bir takım esirler getirilmişti İçlerinde emzikli bir kadın da vardı Ancak bu kadın, çocuğunu kaybetmişti Bu yüzden önüne gelen çocukları kucağına alıyor, emziriyordu Esirler arasında çocuğunu bulunca hemen onu alıp sinesine bastı ve derin bir şefkatle çocuğunu emzirmeye başladı Kadını izlemekte olan Peygamberimiz, kadının bu davranışlarından son derece etkilenerek, Cenab-ı Hakkın kullarına olan sevgi ve rahmetini hatırlattı ve bize: “Şu kadının çocuğunu ateşe atacağını düşünür müsünüz?” buyurdu Biz: “Hayır, gücü yettiği sürece atmaz dedik” Peygamberimiz: “İşte Allah Teala, bu kadının çocuğuna olan şefkatinden daha çok kullarına merhametlidir” Buyurdu (Buhari, ticridi sarih tercümesi,c12,s125)



    Annelerin çocuklarına gösterdikleri şefkat ve merhamet, peygamberimiz memnun ederdi Bir gün fakir bir kadın çocuğu ile Hz Aişe (ra)’yi ziyarete gelir Hz Aişe, evde olanlara ikram edecek bir hurmadan başka bir şey bulamaz Hurmayı anneye verir Anne, hurmayı ikiye bölerek çocuklarına yedirir Bundan son derece duygulanan Hz Aişe, olayı Peygamberimize anlatınca, Peygamberimiz: “Kimin kız çocukları olur ve onları geçindirmekte sabır ve tahammül gösterirse, onlar o kimse için cehenneme siper olur” Buyurdu (Buhari, zekat10)



    Peygamberimiz çocukları sevmeyenlere hayret ederdi On çocuğu olduğu halde hiç birini öpmediğini söyleyen Akra bin Habis adlı zata hayretle bakıp: “Merhamet etmeyene merhamet edilmez”buyurmuştur (Buhari, edep 18, müslim, fezail 56)



    Peygamberimizin çocukları öptüğünü gören bir bedevi bunu pek tuhaf bularak: Hayret! Siz çocukları öpüyor musunuz? Biz çocukları hiç öpmeyiz deyince, sevgi pınarı Efendimiz ona acıyarak bakmış: “Allah Teala senin kalbinden sevgiyi söküp almışsa, ben ne yapabilirim!”buyurmuştur (müslim, fezail 64, edep18)



    Mevlanın en güzel nimetlerinden biri olan çocuğa ilgi duymak, onu ilahi bir lütuf olarak görmek ve sevmek, bu ilahi bağışın farkında olduğunu göstermek demektir Çocuğa ilgi duymamak, onu ilahi bir lütuf olarak görmemek manasına gelir Bu sebeple Efendimiz çocuğa ilgi duymayanları hep yadırgamış, onların gönüllerinde merhamet bulunmadığını belirtmiştir Oğlu İbrahim dünyaya gelince, Cenab-ı Mevlanın bu lutfüna sevinmişti Onu sık sık bağrına basarak koklayıp öpmüştü Torunları Hasan ve Hüseyin için: “Onlar benim dünyamdan (öpüp kokladığım) iki güzel kokularımdır”derdi (Buhari menakıp 22) Bir buçuk yıl sonra sevgili yavrusu İbrahimi kaybedince pek üzülmüş, gözyaşı dökmüş ve ona hasretini şöyle dile getirmiştir “Göz yaş döker, gönül hüzünlenir Fakat biz Rabbımızın memnun olmayacağı şeyi söylemiyiz Vi İbrahim, senden ayrıldığımız için çok üzgünüz (Buhari cenaz 44)



    Peygamber Efendimize azatlı kölesi Zeyd ibni Harise hediye edildiği zaman, Zeyd henüz bir çocuktu O devir İslam güneşinin daha doğmadığı bir zamandı Her şeyin zifiri karanlığa boğulduğu bu devirde köleler horlanır, ağır işlere zorlanır, insan yerine konmazlardı O günlerde Mekkeil bir tüccar olan Peygamber Efendimiz, engin gönlünü dolduran insan sevgisiyle hemen fark edildilirdi Kölesi Zeydi de böyle bir muhabbetle sevmişti Zeydi uzun zaman arayıp sonunda ona kavuşan babası, yavrusunu satın alap yurduna yuvasına dönmek istemişti Sevgi sağanağı Efendimiz, dertli babaya Zeydi satın almasına gerek olmadığını, eğer Zeyd isterse, onu alıp götürebileceğini söyledi Bu müjdeye pek sevinen baba, oğlunu alıp götürmek isteyince, hiç beklemediği bir hareketle karşılaştı Zeyd efendisini çok sevdiğini, onu bırakıp gitmek istemediğini söyledi Babası bu hale şaştı kaldı Şimdiye kadar böyle bir şey ne olmuş ne de duyulmuştu Aradan yıllar geçti Zeyd evlendi Bir de oğlu oldu Peygamberimiz bir zamanlar Zeydi nasıl sevdiyse, oğlu Üsameyi aynı muhabbetle bağrına bastı Bir dizine ciğer paresi Hasan’ı, öteki dizine Üsameyi oturtur, onları sevgiyle kucaklar, sonra da “Allahım! Bunlara rahmet et Çünkü ben bunları pek seviyorum”diye dua ederdi (Buhari edep 22)



    Peygamber Efendimizin Meymune validemizden dolayı bacanağı olan Şeddad ibnil Had anlatıyor: Bir öğle (veya ikindi yahut yatsı vaktiydi Ashabı Kiram namaz kılmak için resulullah Efendimizi bekliyordu Peygamberler sultanı yanında küçücük torunlarından ya Hasan veya Hüseyin olduğu halde mescidi mebeviye geldi Mihraba geçti Zaten sünnet namazları hep evinde kılma itiyadında olan Efendimiz, mescide girer girmez o vaktin farzına başlanırdı Efendimiz torununu sağ yanına bırakıp namaza durdu Namaz devam ederken secdelerden biri pek uzadı Bize bu hadiseyi anlatan Şeddad (ra), secde uzayınca acaba Hz Peygambere bir şey mi oldu, diye merak etti ve başını hafifce kaldırıp baktı Bir de ne görsün! Torunu ata biner gibi Resulullah sırtında oturmuyor mu? Şeddad başını tekrar secdeye koyup bekledi Namaz kılınıp bitince, Ashap secdelerden birinin neden çok uzadığını merak edip Nebiyyi Muhtereme sordular Başına bir şey geldiğini veya vahiy nazil olduğunu düşünmeye başladık, dediler Efendimiz gül yüzünde güller açarak güldü Zannettiklerinizin hiç birisi olmadı Şu sevgili oğlum sırtıma bindi Ben de onun oyununu bozmak istemedim İşte bütün mesele bundan ibaret dedi (nesei, tatbik 82, ahmet b Hambel , müsnet3,493-494,6,99) Secdenin uzamasının namaza herhangi bir zarar vermeyeceğini de gösteren bu olay, namaz kılarken çocuklarla başının derde girdiğini düşünen büyüklere ne güzel bir ibret dersidir



    Peygamberimizin çocuklara olan sevgisi, ibadet ederken bile dikkat çekerdi Namaz kılarken çocuk ağlama sesi duysa, namazı uzatmaz, kısa keser ve kendisiyle birlikte namaz kılan çocuğun annesinin serbest kalmasını ve çocuğu ile ilgilenmesini isterdi (Buhari, salat,65)

    Önemli bir şahsiyetin çocuklarla meşgul olması, hele onların oyunlarına katılması, bazı toplumlarda bir nevi çocukluk sayılarak yadırganır Bu durumun çocuğu müsbet yönde nasıl etkileyeceği, onu fevkalade onurlandırıp şahsiyetini geliştireceği pek hesaba katılmaz İşte Peygamben Efendimizin çocuklarla meşgul olmasında böyle bir incelik aranmalıdır



    Efendimizin amcazadeleriyle ve diğer çocuklarla nasıl meşgul olduğunu gösteren bir rivayet vardır Cihan güneşinin bu fani aleme veda ettiği tarihte Amcasının oğlu Abdullah ibni Abbas 13, kardeşi Übeydullah ise 12 yaşındaydı Resulü Ekrem onları muhtemelen daha küçük yaşlarda, diğer çocuklarla birlikte yarışa sokardı Hepsini bir sıraya dizer, yarışı kim kazanırsa ona mükafat vereceğini söylerdi Çocuklar vaad dilen hediyeyi almak arzusuyla var güçleriyle koşarlar, yarışı ben kazandım diye kimi kendini Efendimizin kucağına atar, kimi arkasına dolanıp sırtına sarılırdı (ahmet ibni hanbel, müsned, 1214) Bir çocuğun kendisini peygambere bu kadar yakın hissetmesi, onun kucağına pervasızca atılabilmesi son derece dikkat çekici ve üzerinde ibretle düşünülmesi gereken bir hadise değil midir?

    Bir gün Halit b Said, peygamberimizi ziyarete gelmiş, kızı Eme’yi de beraber getirmişti O zaman Eme küçük bir kızdı Arapcayı henüz bilmiyordu Babası Habeşistan’dan yeni dönmüştü Üzerinde sarı bir elbise vardı Resulü Ekrem elbisesinin güzel olduğunu söyleyerek Emel’e iltifat etmek istedi Ona elbisesini göstererek habeşce güzel anlamında “sene sene” buyurdu Bu peygamber sıcaklığından cesaret alan Eme, Efendimizin arkasına geçerek peygamberlik mührüyle oynamaya başladı Babası onu azarlayınca, sevgi şelalesi Efendimiz, bırak çocuğu! Diyerek Eme’nin nübüvvet mührüyle oynamasına izin verdi (buhari, cihad,188, menakıbul ensar 37) Bu laubali davranıştan çocuğu babası gibi azarlamak bir yana, onun azarlanmasına bile razı olmadı



    Hz Peygamber (sav)’in şefkat ve merhameti sadece kendi çocukları ve torunlarına karşı değildi Diğer çocukları da sever, onlara da engin şefkat ve merhametiyle muamele ederdi



    Ashabı kiram turfanda meyvelerini kendileri tatmadan teberrük için resulüllaha götürürlerdi Resulullah da kendisine takdim edilen bu turfanda meyveyi alıp dua ettikten sonra kendisi tatmadan önce orada bulunan en küçük çocuğa verir, tattırırdı (tirmizi, davut)



    Hz Peygamber yolda rastladığı çocuklara selam verirdi Enes b Malik rastladığı çocuklara selam verir ve Hz Peygamber de böyle yapardı derdi (Buhari, istii’zan 15)




  3. Buğlem
    Devamlı Üye
    Peygamber Efendimiz için yetim ve öksüzlerin babası denilir, gerçekten de öyle Peygamberimiz tüm çocukları sever onlarla ilgilenir, özellikle yetim ve öksüz çocuklara yardım etmeye çalışırdı. Peygamberimiz de öksüz ve yetim olduğu için böyle çocukları himayesi altına almaya çalışırdı. Peygamberimiz yolda yürürken büyüklere nasıl selam veriyorsa küçük çocuklara da selam veriyordu ve onlara Müslümanlığın güzelliğini anlatırdı. Ayrıca Peygamberimiz sadece Müslüman çocuklara böyle davranmazdı müşrik çocuklarına da aynı ilgiyi gösterirdi çocukların masum ve temiz olduğunu söylerdi.




  4. Nesrin
    Devamlı Üye
    Peygamber efendimiz çocukları çok sever onlara merhamet ederdi. çünkü çocuklar günahsız , saf ve tertemiz varlıklardır. dinimizde çocukları sevindirmek kadar hayırlı bir şey yoktur. sevap kazanmak istiyorsanız çocukları sevindirmeye çalışın.

+ Yorum Gönder


peygamber efendimizin cocuklarla anıları,  peygamberimizin çocuklarla olan anıları,  peygamber efendimizin çocuklarla hatıraları