+ Yorum Gönder
Peygamberlerimiz – Siyer ve Hz.Muhammed Forumunda Efendimiz (S.A.V.) Sevgisi... Çok güzel bir hikaye Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Mineli
    Devamlı Üye

    Efendimiz (S.A.V.) Sevgisi... Çok güzel bir hikaye








    Efendimiz (S.A.V.) Sevgisi Çok güzel bir hikaye Hakkında Bilgi


    Hz.Aişe, Peygamberimizle yeni evlenmişti.

    Eşinin kendisini sevip sevmedigini merak etmekteydi,

    ya da kendisini ne kadar ve nasıl sevdiğini

    Hz.Aişe bu düşüncesini Peygamber Efendimizle konuşmadan edemedi.

    "Ey Allah ın Resulü,beni seviyor musun?"

    "Evet, Ya Aişe tabi seviyorum!"

    Aişe dahasını da merak ediyordu,acaba nasıl seviyordu? Hemen sordu:

    "Beni nasıl seviyorsun?"

    Peygamberimiz sevgi şeklini tanımladı eşine;

    "KÖRDÜĞÜM GİBİ"


    bu cevap Hz. Aişe yi cok sevindirdi,çünkü kördügüm açılamazdı.

    Açılmayan, bitmeyen sırlı bir sevgi demekti.

    Alacagı cevap onu çok mutlu ettigi için,Hz. Aişe sık sık sorardı:

    "Ey Allah ın Resulü, kördüğüm ne alemde?"

    Peygamberimiz,Hz.Aişe yi memnun eden cevabı verirdi her defasında:

    "İLK GÜNKÜ GİBİ"







  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) sevgisi



    O'nun Allah sevgisinden sonra Allah'ın Peygamberine olan sevgisi gelirdi. Vadedilen Mesih'in bu sevgisinin de bir benzeri yoktu. Kendisi bunu bir beyitle şöyle açıklar:

    "Allah'a karşı olan aşkımdan sonra Muhammed'in (s.a.v.) aşkı ile sarhoşumdur. Şayet bu kâfirlik ise, Allah şahit olsun ki ben koyu bir kâfirim."

    Vadedilen Mesih'in ( a.s.) ilâhi bir şekilde vâdedilmiş çocuklarından ikincisi olan ve Cemaat'in hizmetinde, eğitimi ve yetiştirilmesinde yüce bir mevkii işgal eden Hazreti Mirza Beşir Ahmet (r.a.) şöyle demişti:

    "Bu mütevâzi kulunuz Vadedilen Mesih'in bir oğluyum. Bu benim için öyle kutsal nimettir ki bundan dolayı Allah'a olan şükranımı ifade etmek için buna lâyık kelime bulamadığım gibi, buna lâyık bir minnettarlığın nasıl olabileceği hakkında da fikrim yoktur. Bununla birlikte bir gün öleceğim ve Allah'ın huzuruna çıkacağım. Bunu hatırımda tutarak ve daima benimle birlikte bulunan ve beni görmekte olan Allah'ı şahit göstererek tasdik ediyorum ki Hazreti Resulüllah'ın (s.a.v.) sadece isminin anıldığı her hangi bir fırsatta Vadedilen Mesih'in (a.s.) gözlerinden yaş boşanmamış olduğunu aslâ görmedim. Kalbi ve aklı, hayır, vücudunun her zerresi onun Efendisi, kâinatın önderi ve yaradılışın gururu olan Muhammed'in ( s.a.v.) sevgisiyle doluydu."

    Bir gün Vadedilen Mesih (a.s.) mescit Mübarek denilen ve evinin bir kısmı olan bir cami içersinde dolaşıyor ve yanaklarından göz yaşları süzülüp akarken çok alçak sesle bir şeyler okuyordu. O sırada müritlerinden birisi tesadüfen içeri girdiğinde onun şu beyiti okuduğunu işitti:

    "Sen benim göz bebeğimdin, şimdi görmez oldum. Senden sonra kim ölürse ölsün, ben yalnız senin ölümünden korkuyordum."

    Bu beyit Hazreti Resulüllah'ın (s.a.v.) ölümünden hemen sonra Sahabeden Hassân Bin Sabit hazretleri (r.a.) tarafından yazılmış ve okunmuştu. Vadedilen Mesih (a.s.), her çeşit sıkıntıya düşmüş, kendisine karşı olanların ellerinde zâlimce işkencelerin kurbanı olmuş, çocuklarının, akrabalarının ve sâdık müritlerinin ölümlerinde çok acı duygularını aslâ açığa vurmamıştı. Fakat sevgili üstâdı Hazreti Resulüllah 'ın (s.a.v.) onüç yüzyıl önce vukuu bulmuş ölümüne ait bir beyiti yapayalnız okurken gözlerinden yaşlar boşanmıştı. Vadedilen Mesih'i henüz tanımayan ve O'nun ilâhi görevine yardımcı olmak için henüz onun cemaatine katılmamış bulunan kardeşlerimin şu bir tek nokta üzerinde, Allah'ı ve doğruluğu arayan ciddi ve samimi bir ruh ile düşünmelerini gönülden dilerim: Acaba bir kimse efendisinin ölümünden önüç yüzyıl sonra, O'nun kaybından dolayı ani bir felaketmiş gibi böyle acı ile üzülüp sarsılarak ona hizmet ve sadakatteki köleliğini bu şekilde kolayca açığa vurabilir mi? İnsan zaman zaman büyük felâketlere ve darbelere dayanmak zorunda kalır. Ana ve babalar çocuklarından, çocuklar ana ve babalarından, kocalar karılarından yoksun kalıp acı çekerler. Bununla birlikte zaman, böylesine acı veren bu yaraları yavaş yavaş iyileştirir. Fakat düşününüz, bu kalbin sevgisi ne kadar derin ve şiddetli olmalı ki; onüç yüzyıl önceki sevgilisinin kaybından gelen şiddetli acı, zamanın geçişi ile hâlâ dinmiyor.

    Vadedilen Mesih'in (a.s.) en büyük kızı Nevvab Mübareke Begüm Hazretleri ( r.a.) ile Allah (c.c.) tarafından Vadedilen ve büyük bir akıl ve kavrayışla nimetlendirilen, yazıları büyük bir değer taşıyan çocuklarından birinin anlattıklarına göre Vadedilen Mesih (a.s.) bir gün karyolaya uzanmıştı. Ammican Hazretleri (Vadedilen Mesih'in eşi Cemaat içinde Ümmül Müminin olarak bilinirdi) ve babası Mir Nasır Nevab Sahib de odada onunla birlikte idiler. Konuşma Mekke'ye yapılacak Hacca çevrildi. Mir Sahib Hazretleri, Hicaz'a yapılan seyahatın eski zamanlardakinden çok daha kolay olduğunu, Haccın ifası imkânı üzerinde durulmasını teklif edince Mekke ve Medinedeki kutsal yerleri ve Peygamber Efendimizin (s.a.v.) kabrini düşünen Vadedilen Mesih'in (a.s.) gözlerinden yaşlar boşanmış, bu yaşları silerken şöyle demişti:

    "Bu benim kalbimin arzusudur. Fakat Peygamber Efendimizin (s.a.v.) mukaddes kabrine bakmağa dayanıp dayanamıyacağımdan emin değilim."

    Bu olay "Mübareke Begüm Hazretlerinin Anlattıkları" isimli küçük bir kitapta yayınlanmıştır. Bununla birlikte, ben bunu doğrudan doğruya Begüm Hazretlerinden dinledim. Peygamber Efendimize (s.a.v.) karşı bu şiddetli sevgiden dolayıdır ki Vadedilen Mesih'in ( a.s.) yazdığı her şiir veya nazım parçası gerçekten sayısız inci ve mücevherat ihtivâ eden sevgi okyanusudur. İşte onun farsça yazılmış şiirlerinin birinden alınmış bazı mısralar:

    Harikulâde bir ışık aydınlatır ruhunu Muhammed'in.

    Nadide yâkutlar vardır keşfedilecek madenlerinde Muhammed'in.

    Muhammed'in gerçeğine delil ararsan eğer, ona aşık ol.

    Zira Muhammed ( s.a.v.) en açık delilidir Muhammed'in.

    Onun yolunda öldürülüp ateşte yakılacağımı bilsem,

    Yine de dönüp kaçmam kapısından Muhammed'in.

    Ruhumu sen aydınlatmaktasın ey Muhammed'in ruhu,

    Kendini fedâ etmek için sana hasret çekiyor ruhum."[1]

    Aynı şekilde bir Arapça şiirinde Hazreti Resulüllah'a ( s.a.v.) hitap ederek şöyle der:

    "Şefkatle merhametle yüzüme bak Efendim

    Ben hizmetkârların içinde en değersiziyim.

    Ey sevgili, aşkın ruhuma, aklıma ve kalbime girdi.

    Bir an , bir saniye bile aklım unutmaz çehreni.

    Ey hazlarımın bahçesi, sana doğru uçmağa can atıyor bedenim.

    Keşke kudretim olsaydı da uçabilseydim.[2]

    Samimi aşk, tabii olarak, sevgiliye karşı fedâkarlık ve kıskanç bir saygı ile kendini açığa vurur. Gerçek bir âşık sevgilisine daima kıskançtır ve onun uğruna kendini fedâ etmeye her zaman hazırdır. Vadedilen Mesih, efendisi ve öğretmeni olan Hz. Muhammed (s.a.v.) için çok kıskanç bir saygı beslerdi. Hıristiyan misyonerlerinin Peygamber Efendimize (s.a.v.) karşı çok çirkin ithamlarına değinen Vadedilen Mesih şöyle diyor:

    "Hıristiyan Misyonerleri Peygamberimize (s.a.v.) karşı sayısız ithamlar uydurmuş ve uydurmaktadırlar. Bu kimselerin Peygamberimiz hakkındaki alayları ve küçümseyerek gülmeleri kadar kalbimi acı ile yaralayan bir şey yoktur. İnsanların en mükemmeline ( Hz. Muhammed'e s.a.v.) karşı olanların sarfettikleri acı sözler kalbimi şiddetle yaralamış ve yaralamaktadır. Allah ( c.c.) şahidim olsun ki eğer çocuklarım, çocuklarımın çocukları, dostlarım, iş arkadaşlarım, yardımcılarım gözlerimin önünde öldürülürse; kol ve bacaklarım koparılsa, göz bebeklerim oyulup çıkarılsa, bütün planlarım boşa çıkmış olsaydı, her zevk ve rahatlıktan yoksun kalsaydım, yine de Peygamber Efendimize (s.a.v.) karşı alçakça yapılan hücumların bana verdiği acı, yukarıda sıraladığım işkence ve sefaletlerin verdiği acı ve elemleri kat kat geçerdi. Ey âlemlerin Rabbi, Sana yalvarıyorum, bana acıyarak ve bağışlayarak bak ve beni bu elem verici sınamadan kurtar."[3]

    Bir gün Vadedilen Mesih (a.s.) Lahor istasyonunun dışında tren bekliyordu. O sırada Pandit Lekhram adında bir tanıdığı, -ki bu zat daha sonra Vadedilen Mesih'in (a.s.) bir kehanetinin gerçekleşmesi ile helâk olmuştur- tesadüfen yakından geçerken, Vadedilen Mesih'in orada olduğunu öğrenince, usûlen ona saygılarını sunmak için yaklaştı. Vadedilen Mesih (a.s.) o sırada namaz için hazırlanıyordu. Pandit Lekhram onu selâmladı. Fakat Vadedilen Mesih (a.s.) onu görmemiş gibi selâmına karşılık vermedi. Bunun üzerine Pandit Lekhram başka bir taraftan Vadedilen Mesih'e tekrar yanaşarak selâm verdi.Vadedilen Mesih yine karşılık vermedi. Pandit Lekhram gidince, birisi Vadedilen Mesih'e "Efendim Lekhram geldi ve size selâm verdi" deyince Vadedilen Mesih (a.s.) durumu şöyle açıkladı: "O benim Efendime ( s.a.v.) küfreder sonra da bana selâm verir."




  3. Nesrin
    Devamlı Üye
    Peygamber efendimiz hazreti aişe ile evlendiğinde aişe peygamber efendimizin onu sevip sevmediğini merak ediyordu ve sonunda peygamberimize kendisini sevip sevmediğini sordu peygamber efendimiz onu sevdiğini söyledi hazreti aişe ne kadar sevdiğini sorunca peygamber efendimiz onu bir kör düğüm kadar sevdiğini söyledi bu cevap hazreti aişeyi çok mutlu etti.




+ Yorum Gönder


peygamber sevgisi ile ilgili hikayeler,  peygamber efendimizin çocuk sevgisi ile ilgili hikaye,  peygamber efendimizin sevgi ile ilgili hikayeleri,  peygamberimizin çocuk sevgisi ile ilgili hikayeler,  peygamber sevgisi ile ilgili menkıbeler,  peygamber efendimizin insan sevgisi ile ilgili hikayeler