+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve İslamda Aile Forumunda İslamda Ailenin Önemi ve Çözülme Sebepleri Konusunu Okuyorsunuz..
  1. DereeN
    Devamlı Üye

    İslamda Ailenin Önemi ve Çözülme Sebepleri








    İslâm’da Ailenin Önemi Ve Çözülme Sebepleri nelerdir

    Toplumun çekirdeğini aile oluşturur. Bir toplumun geleceğini tahmin etmek ‘değerler’ açısından aile yapısına bakmakla mümkündür. Değerler; kültür ve topluma anlam veren ölçütlerdir. Toplumun geneli ortak değerler üzerinde uzlaşır. Çünkü değerler, toplum fertleri tarafından paylaşılır, ciddiye alınır. Zira değerler, sosyal ihtiyaçların karşılanmasında fert ve topluma motivasyon işlevi kazandırır. Değerler, coşkularla birlikte bulunur; kişiler yüce değerler için özveride bulunur; savaşır ve hatta ölürler. (Fichter, Joseph, Sosyoloji Nedir?, çev. N. Çelebi, Konya, ts., s. 143) Burada sözü edilen değerler, kaynağı aşkın olan bir güce dayanır ki, biz buna ‘manevî değerler’ adını veriyoruz. Toplumumuzun %90’ı Müslüman olduğuna göre, bizde en üst kimlik din olup, yegâne değer ölçümüz de İslâmiyet’tir.

    Sosyolojide aile, en az iki yetişkin insandan ve çocuklardan meydana gelen kurumlaşmış biyolojik bir topluluk olarak tanımlanır. Buna çekirdek aile de denir. Geniş aile ise, anne baba, çocuklar, dede ve nineden müteşekkil bir grup olarak tanımlanır ki, bu bizim geleneksel aile yapımızla örtüşür. Dik kat edilirse geniş ailenin bu tanımında en az iki üç kuşak bir arada yaşayabilmektedir. Geniş aile yapımızın oluşumunda en belirleyici unsur, varlık sebebimiz olan ebeveyne karşı sorumluluklarımızın anlatıldığı şu ayettir:

    “Rabbin O‘ndan başkasına kulluk etmemenizi, anne-babaya iyilikle muamele etmenizi emretti. Şayet onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlılığa ulaşırsa onlara ‘öf’ bile deme, onları azarlama, onlara güzel söz söyle.”(İsra, 23)

    Bu ayetten anladığımız kadarıyla,anne-babalarımız bizimle birlikte yaşayarak gözlerini hayata yumacaklardır. Geleneksel toplumlarda çocuk doğar doğmaz böylesi geniş bir aile içinde dünyaya gözlerini açar. Bu tip aile yapıları, ferdin doya doya mensûbiyet duygusunu içselleştirdiği ve sosyalizasyon sürecine katıldığı bir ortamdır. Genç kuşak, birinci ve ikinci neslin hayat tecrübelerinden istifade eder; burada sosyal, dinî, kültürel ve iktisadî alanda bir dayanışma ve değerlerin aktarımı vardır. Bireyin ruhsal gelişimi bu tip aile yapılarında daha sağlıklı ve dengeli bir seyir izler.Böyle bir gelenekle beslenen milletlerin geleceği aydınlıktır. Konumuzla bağlantılı olduğu için yeri gelmişken bir anekdot aktarmak istiyorum. Japonya’lı ünlü Toyota Otomotiv firması sahibi Eji Toyoda’nın eşi Bayan Toyod aile yapılan mülâkattan bir bölüm şöyledir:

    Soru: Japonya’da savaş yıllarından sonra sanayi devriminin gerçekleşmesinde kadının rolü ne olmuştur?

    Cevap: Sanayi devriminin gerçekleşmesinde hiç kuşkusuz kadının payı büyüktür. Belki o, aynı fabrikada, aynı iş yerinde, aynı atölyede erkeklerle beraber çalışmadı. Ama Japon kadını, iş hayatında erkeklerin iş gücünü artırmada huzurlu bir aile ortamı geliştirerek onlara yardımcı oldu. Dahası Japon kadını, ülkesinin kalkınmasını sürdürecek, kendi değer yargılarıyla harmanlanan genç nesillerin eğitimine büyük önem verdi. Onlar, aile kavramını ve ailenin kutsallığını önde tuttu.(Milliyet Gazetesi, 13 Mayıs 1990) Pedagoji uzmanlarınca da bilinmektedir ki, anne şefkat ve sevgisinden mahrum olarak yetişen çocukların karakteri üzerinde olumsuzluklar ve kişilik bozulmaları meydana gelmektedir. Bayan Toyoda’nın da anlattıkları buna işaret etmektedir.

    Aydınlanma düşüncesiyle birlikte kutsalı dışlamayı beraberinde getiren bir zihniyette aile kavramı da yara almıştır. Bunun en canlı örneği, Batı toplumlarındaki durumdur. Özellikle günümüzün Batı toplumlarında kiliselerin olağanüstü çabalarına rağmen, aile yapılarındaki yozlaşma gitgide kan kaybetmektedir. Zaten, aile bağları ve aile kavramı yaşadığı sürece devrim güçsüz kalacaktır, görüşünü yaşam tarzı hâline getiren Marksist toplumlarda aile yapısından bahsetmeye hiç gerek yoktur. Nitekim buna kanıt olarak eski SSCB başkanı Mihail Gorbaçov’un komünizme yönelik ilk eleştirisinde, aile kurumunu bozduğunu ve çocukları anne sevgisinden mahrum ettiğini söylemesi, örnek olarak yeter ve artar bile. Özellikle modern Batı toplumlarında modernleşme her türlü aidiyet noktalarını yok ettiği için bireyciliği öne çıkardı. 18 yaşına basan gençlerin özgürlük adına “kendin kazan, kendin ye!” felsefesiyle sokağa bırakılması, gençlerin daha hayatlarının baharında hayatın acımasızlığı karşısında direnme ve ayakta durma güçlerini yok etti. Yalnızlaşmayı beraberinde getiren materyalist yaşam tarzı, gençleri korkunç yıkımların kollarına attı. Bunun sonucu olarak her türlü alkolizm ve uyuşturucunun kucağına düşen genç dimağlar şiddet yanlısı, tüm geleneksel değer yargılarına karşı savaşan bir ruhla donandı. İşte Batı, bunun acısını ve ızdırabını çekiyor. Çünkü Batı toplumlarında modernite, fertte her türlü mensûbiyet/aidiyet duygusunu yok etmekle kalmadı, aile hayatına da büyük darbe indirdi. Bugün Batı toplumunda aile kurumunun var olup olmadığı pekâla sorgulana bilir. Her türlü aşkın değer yargılarından soyutlanmış olarak yetişen gençler, evliliği, aile yuvası kurmayı düşünmüyor. Evliliğe bir ibadet olarak değil, biyolojik ihtiyaçların karşılandığı geçici bir birliktelik olarak bakıyor.Dolayısıyla, çocuk yapmayı da düşünmüyor.









  2. Buğlem
    Devamlı Üye





    Aile evlenme ile kurulan ve çocuklarının doğmasıyla bütünleşen bir kavramdır. İslamiyette aileye çok önem verilmiştir çünkü İslamın amacı sağlam bir toplum kurmaktır ve sağlam bir toplum sağlam bir aileden oluşur çünkü toplumu oluşturan ailelerdir. Aileleri bir arada tutaan en önemli şey saygı ve sevgidir buda tek taraflı olmalı her iki tarafında birbirine saygısı tam olmalıdır.




  3. Nesrin
    Devamlı Üye
    Aile demek bir erkeğin ve bir kadının evlilik sonucu kurdukları bağ yuvadır. bu yuvayı tamamlayan unsurda tabi ki çocuklardır. islam dininde aile içi bağlara ve ilişkilere önem verilmiştir. çünkü aile ne kadar huzurlu ve ahlaklıysa toplumda o derece huzurlu ve ahlaklı olur. din de toplumsal ilişkilere önem verdiği için aile bağları da toplumu etkilediği için önemlidir




+ Yorum Gönder