+ Yorum Gönder
Resim Galerisi ve Katagorisiz Resimler Forumunda Eskiden yapılan günümüzde yapılmayan meslekler Konusunu Okuyorsunuz..
  1. GÜLNUR
    Devamlı Üye

    Eskiden yapılan günümüzde yapılmayan meslekler








    Eskiden yapılan günümüzde yapılmayan meslekler


    nalbant.jpg




    Basmacı
    Basma en yaygın kullanılan kumaştı; dar gelirli, hatta orta halli ailelerin kadın ve kızları basma giyerlerdi. Ayrıca amele, ırgat, yanaşma ve uşak boyundan erkeklerin www.alasayvan.net mintanları da basmadandı. Seyyar basmacılar yelken bezinden büyükçe bir bohça, elde demir arşın sokak sokak dolaşırlardı. Basma satan bohçacı kadınlar günümüze kadar ulaştı.

    Celep
    Kentlere koyun ve sığır getirip satan esnafa celep denirdi. Celeplik büyük sermaye işiydi. Sürüler çobanlar tarafından uzak mesafelerden kente yaya getirilir; sürü yolda kısmen telef olurdu. İstanbul’un et ihtiyacı önceleri Balkanlardan, sonraları Erzurum yaylasından karşılanmıştı. Sürüler İstanbul’a büyük ölçüde Trabzon üzerinden sevk edilirdi.

    Nalbant
    Taşıma ve ulaşım sektöründe kullanılan hayvanların nallanması, hayvan tırnakları altına demir parçası yani nal ya da nalça çakılması, nalbantlığı yaygın bir hale getirmişti. Günümüzde otomobil lastiği ne ise nal da dünün Osmanlısında aynı işlevi görüyordu. Nalbantlar genellikle ulaşım güzergahlarında yer edinirdi.

    Mestçi
    Kundura ya da pabucun içine giyilen yumuşak ayakkabıya mest denirdi. Değişik türleri vardı. Devenin ayak derisinden yapılanına deve mesti, yandan kopçalısına serhatlı mest denirdi. İç mekanların temiz tutulması, mest giymeyi gerektiriyordu. Mestçi esnafı ayak ölçüsüne göre çalışırdı.

    Sayacı
    Saya, ayakkabının yumuşak olan üst bölümü yani yüzüydü. Eskiden halk dilinde, evlerin giriş kısmında ayakkabıların çıkarıldığı veya konduğu ufak bölüme de saya denirdi. Zamanla ayakkabı anlamında kullanılmaya başlandı. Sayacı, dünün ayakkabıcısıydı. Yaygın bir zanaattı. Geniş bir müşteri kitlesine hitap ederdi.

    Rençber
    Rençber, ilk evrelerde çiftçi anlamına geliyordu. Ancak kentleşmeyle birlikte bugün ırgat diye nitelenebilecek birçok işi üstlendi. Tarla, bahçe, yapı vb. yerlerde kazma, taş ve toprak taşıma gibi işleri yapan gündelikçi, amele ve ırgat, o günlerin rençberleriydi.

    Sepetçi
    Plastikten önce su geçirmez kaplar topraktan ya da bakırdan yapılır, diğerleri saz, kamış ya da ince dallardan örülürdü. Genellikle sapı olan, yiyecek ve eşya taşımak için kullanılan bu tür kapları sepetçi örerdi. Sepet hamalı, genellikle pazar yapanların sebze-mevyesini sırtındaki sepetle eve taşırdı. Sepet kimi zaman bavul yerine de kullanılırdı.

    Urgancı
    Keten, kenevir, pamuk gibi dokuma maddelerinden yapılan ince halatlara urgan denirdi. Gerek ev ekonomisinde gerekse zanaatta urgan yaygın olarak kullanılırdı. Urgancı örme işini bizzat yapar ve malını tüketiciye ulaştırırdı. Genellikle sabit dükkanları bulunurdu. Seyyar urgancı nadir görülürdü.

    Bacacı
    İstanbul’da yangınların büyük çoğunluğu, temizlenmesi ihmal edilmiş bacalardaki kurumların tutuşmasıyla çıkıyordu. Özellikle ahşap binaların yoğun olduğu kent dokularında, baca temizliği büyük önem taşıyordu. Kış öncesi bacacılara büyük iş düşüyordu. Fırın bacalarının da her ay temizlenmesi öngörülmüştü.

    Bileyci
    Bıçak ve emsali şeyleri çarka tutup bileyen esnaf genellikle seyyardı. Demirden yapılmış ev aletleri görece değerli eşyalardı. İstanbul’daki bileyci esnafının büyük çoğunluğu, Karadenizli bekar uşağı ya da Buharalı idi. Bileycinin mahalleye gelişi kısa sürede duyulur, ev sekenesi, her türlü kesici ya da yarıcı aleti sık aralıklarla bileyletirdi.

    Erikçi
    Osmanlı çoğu kez kendi bağ, bahçe ve bostanındaki meyveyi tüketiyordu. Ancak kentleşme kimi meyvelerin pazara çıkmasına neden oldu. Meyve genellikle mahallelerde haftanın belirli günlerinde kurulan pazarlarda müşteri bulurdu. Sokak satıcıları özellikle turfanda meyve satarlardı. Seyyar erikçinin pazarladığı turfanda erik, yazın yaklaştığını müjdelerdi.







  2. Ziyaretçi





    örneğin halılık hakkında biraz daha bilgi alabilirmiyim




  3. FERAY
    Devamlı Üye
    örneğin halılık hakkında biraz daha bilgi alabilirmiyim
    Halıcılık Hakkında Bilgi

    Türk düğümüyle yapılmış olan bu halı, İÖ 5.-3. yüzyıllar arasına aittir
    . Bu buluntu, halı sanatının Türklere özgü bir el sanatı dalı olduğunu kanıtlamaktadır. 13. yüzyıldan önceki halılara ilişkin bilgiler yazılı kaynaklardan saptanmaktadır. Büyük Selçuklu İmparatorluğu döneminde 11. yüzyılda halının Orta Asya’dan İran’a kadar uzanan bir alanda yapıldığı bilinmektedir. Selçukluların Anadolu’ya girmelerinden sonra halı yapımı çoğaldı. Bu dönem halılarının en eskileri Konya Alaattin Camisi’nde bulunmuştur. Öteki küçük bir grup da Beyşehir Eşrefoğlu Camisi’nde bulundu. Selçuklu halılarında geometrik ve stilize bitki motifleri ön planda kullanılmıştır. 14. yüzyıl başından sonra Anadolu halılarında stilize hayvan motifleri daha çok yer almaya başlamaktadır. 15. yüzyıl sonuna kadar kullanılan bu gruptaki halıların en eski örnekleri Berlin Müzesi’ndeki Ming Halısı ile İsveç’in Marby Köyü’nde bulunan Marby Halısı’dır. 14. ve 15. yüzyıllarda hayvan motiflerinin yanında yıldız ve benzeri geometrik motiflerde kullanılmıştır. Holbein Halıları adı verilen bu halılar, adını o dönem ressamlarından Hans Holbein’in tablolarından alır.





+ Yorum Gönder


eskiden ve günümüzde olan meslekler,  eskiden yapılan meslekler,  eskiden yapılan meslekler nelerdir,  eskiden ve günümüzde kabul gören meslekler,  geçmişte yapılan meslekler,  eskiden olan meslekler