+ Yorum Gönder
4. Sayfa BirinciBirinci ... 2345 SonuncuSonuncu
Edebi Türler ve Kitap Tanıtımları Forumunda okunması gereken kitaplar Konusunu Okuyorsunuz..
  1. izmir yasemin
    Devamlı Üye

    Cevap: Herkesin Okuması Gereken Kitaplardan Seçmeler

    Güneydoğudan Öyküler - Tören (2.Bölüm)

    TÖREN(2. Bölüm)
    Başkalarını bilemem, ben onu götürürken bunu hissettim.Bir de birşeyi hatırlıyorum.Sürekli uyumak istiyordum. İlk zamanlar olduğu gibi sinirli ya da hırçın değildim.Sorgulamıyordum artık. Yanlışlar eksikler hatalar. Yorgundum. Uyumak istiyorum. Uykum yoktu aslında,ama biliyordum ki rüyalarıma dayanabilirim.Rüyalara dayanmak gerçeğe dayanmaktan daha kolay herhalde o yüzden. Ama o iki gün boyunca hiç uyumadım. Gece uyku ilacı, gündüz uyarıcı ilaç almaktan midem bağırsaklarım beynim birbirine girmişti. Aslında onunla birlikte bulunmaktan çok mutluydum. Eğer onun yerinde ben olsaydım ben de toprağa girene kadar yanımda bizimkilerden biri olsun isterdim. Eminim o da isterdi. Ben de bunu yerine getiriyordum. Belki de bu düşünceydi beni ayakta tutan.
    Tabutun başında bekliyordum.Gözlerim kurumuştu. Benim için acı çoktan geçmişti. Bazen ''nerdeyim ben''diye sorup duruyordum kendime. En derin yaramı onu iple çekerken yaşadığımı hatırlıyordum. Hep o an gözümün önüne gelip duruyordu. Teröristler altına el bombası koymuş olabilirlerdi. Gözlerim ıslak, ipi palaskasına bağlamış, yavaşça çekmiştik. ALLAH'tan ki tuzak çıkmamıştı. Yüzüne bakmıştım sonra. Her an canlanıverecekmiş gibi duruyordu. Canlanmadı. Etrafımı yatıştırmaktan kendimi teskin etmeye fırsat bulamamıştım. Ben darbeyi çoktan yemiştim o gün. Saçlarımın bir ikisi bini onbini çoktan beyazlamıştı. O yüzden artık hissedemiyordum.
    Tabutun başında bunları düşünüyordum. Güneş gözlüklerimin arkasında olmama rağmen kimseye bakmamaya çalışıyordum.Fısıltılar halinde kulaktan dolma hikayeler anlatıyorlardı.Yalan yanlış. Fısıltıyla konuşuyorlar ama bana kadar geliyor sesleri. Bana açıkça soramıyorlar. Belki benim yok öyle olmadı diye gerçeği anlatmamı bekledikleri için bana duyuruyorlar seslerini. Ama o yanlışları düzeltecek ne gücüm vardı ne de isteğim Öyle bilsinler diye düşünüyordum. Zaten ne fark eder ki?
    Törenin yapılacağı ilkokulun bahçesine yavaş yavaş doluştu kasaba halkı. Az sonra ailesi de gelecekti. Orada öyle beklerken aklıma ailesine ilk kez nasıl haber verildiği geldi.Ya telefonla ya da askerlik şubesi kanalı ile söylemişlerdir

    Cevap: Herkesin Okuması Gereken Kitaplardan Seçmeler frmacil dördüncü 4 sayfa Cevap: Herkesin Okuması Gereken Kitaplardan Seçmeler

  2. izmir yasemin
    Devamlı Üye
    Güneydoğudan Öyküler - Tören (3.Bölüm)


    Kitabın adı:Güneydoğudan Öyküler
    Yazarın adı:Hakan EVRENSEL

    TÖREN(3)
    Herhalde şöyle bir konuşma geçmiştir:
    --Alo
    --Mehmet'lerin evi mi?
    --Evet buyrun
    --Efendim biz şu birlikten arıyoruz. Ben yüzbaşı Ahmet
    Karşı tarafta bir sessizlik.''Kim o'' diye birileri soruyor arkadan.
    --Evet dinliyorum Mehmet'ime bir şey mi oldu?
    --Efendim bunu söylemek çok zor. Çok üzgünüm
    --Ne diyorsun kardeşim sen? Ne oldu?
    --Efendim başınız sağolsun.Mehmet'i şehit verdik.
    Ve işte film orda kopmuştur. Artık karşıdan ne doğru dürüst bir cümle duymaya ne de söylenenleri anlayacak birini bulmaya imkan var.Belki de askerlik şubesinden bir subay kapıya kadar gelmiştir:
    --Buyrun kimi aramıştınız?
    ---Mehmet'in evi değil mi?
    ---Evet ben annesiyim
    --Yenge Mehmet'in babası yok mu evde?
    ---Kendisi işteydi.Yoksa Mehmet'ime bir şey mi
    oldu?
    İşte yine burada film kopmuştur. Sürekli bu haberi alacağı anı , binlerce kez kafasında sahnelemiş olan anne oracığa yığılıvermiştir. Ya da çığlıkları tüm sokağa ve tüm mahalleye yayılmıştır. Birkaç saat içinde ise tüm Türkiye'ye.
    Yavaş yavaş çelenkleri getirip tabutun arkasındaki
    ağaçlara dayıyorlardı. Ben hala nasıl haber verildiğini tahmin etmeye çalşıyor, kafamda canlandırmaya uğraşıyordum.Bunları düşünürken sonunda biri cesaret etti.Siz onun birliğindensiniz değil mi?'' Babası nasıl olduğunu merak ediyor da?'' diye sordu. ''Gidelim'' dedim.
    Önde akrabası, ardında ben bir ağaca doğru yürüdük.Aynı ilkokulda tahtaya çıkarken bacaklarım nasıl titrediyse öyle titriyordum.Tüm vücudum titriyordu.Kalbim hızlı hızlı atıyordu.Bacağıma kramplar giriyordu.Gözlüklerimi çıkarmam gerektiğini düşünüyordum.Elimi gözlüğüme götürürken Ya dayanamazsam diye vazgeçtim. Orada üniforma ile ağlamak istemiyordum.
    Çatışmalarda bile bu kadar heyecanlanmadım.Ne diyecektim ben şimdi?Ağaca kadar uzanan on beş yirmi metre, kilometrelerce uzak gelmişti.Tıpkı babama benziyordu babası.Tüm babalar aynıdır zaten.En az elli kişilik bir kalabalığın ortasındaydım.Herkes bana bakıyordu.Öyle ilgi odağı olmayı sevmiyordum.Hele böyle bir ortamda arkalarda kalmak, kendi dünyanı yaşamak daha güzel.Kendi başına ağlamak kendi acını tatmak.Bu yüzden terlemeye başlamıştım.Yavaşça elimi uzattım.Omuzları çökmüş gözleri kan çanağına dönmüş ,iki günlük sakalı ile bana bakan babasının elinden yakaladım. Elini öptüm.Bir türlü başımı kaldırıp gözlerine bakamadım.''Başınız sağolsun'' deyiverdim.
    Derin bir nefes çekti.Ve dünyamı karartan, benimle mezara kadar gidecek olan o kelimeler dudaklarından kulaklarıma doğru akıp geldi:
    --Benim oğluma sahip olamadınız mı?
    Bir anda taş kesildim.Başım önüme eğik öylece duruyordum. Geriye dönemiyor,öne çıkamıyor, hareket edemiyordum.Kalbim sıkışıyor,göğsüm daralıyordu.Kalabalık sanki gitmiş, onun babası ile ben vardım artık.İlk cümleleri ile kalbimin tam ortasına soktuğu hançeri içeride çevirmeye başladı.


  3. izmir yasemin
    Devamlı Üye
    Güneydoğudan Ülkeler - Tören (4.Bölüm)

    TÖREN(4)
    --Mehmet'im çok telaşlıydı.Çok tez canlıydı.Onu kollardık hep.Küçükken her tarafı yara bere içinde kalırdı.Siz bunun farkına varamadınız mı?
    --Mehmet öyleydi efendim
    --Kim vurdu Mehmet'i ? Yakalayabildiniz mi?
    Nasıl anlatabilirdim o anı orada.O kargaşayı nasıl canlandırabilirdim onun zihninde.Her cümlenin altından bir şey çıkacaktı.Başımı kaldırdım.Karşımda gözlerinin beyazı gidip, kırmızı damarlar oluşmuş elleri titreyen saçı başı dağılmış yüz çizgileri derinleşmiş ıslak gözlerle bana bakan elli yaşlarında birini gördüm.Dudakları çatlamıştı.İkide bir yutkunuyordu.''Efendim çok üzgünüz'' diyebildim sadece.Arkamdan birisi babasına yanaştı kalbalığı yararak.Aramıza girdi.Ellerini tuttu.
    --Ahmet abi bunları sonra konuşuruz.Bak son anına kadar yalnız bırakmamış arkadaşları.Gel hadi ben sana biraz su içireyim.Biraz yürü açılırsın.
    Kimdi o adam bilmiyorum.Ama beni kurtarmıştı.Babası iki kişinin kolları arasında uzaklaştı.Orada kalabalığın ortasında kalakaldım.Etrafımdakiler bana bakıyorlardı.Beni de rahatsız etmek yanlış bir cümle kullanmak istemediklerini hissediyordum.Sözlerimin devamını bekliyorlardı.İçlerinden biri sordu:
    --Gece mi oldu çatışma?
    Kendiliğinde dudaklarımdan cümleler dökülmeye başladı.Kısa cevaplar.Sorguya çekiliyordum.
    --Sabaha karşı
    --Nasıl oldu? Bakın herkes merak içinde.
    --Bir tepeye tırmanıyorduk.Çatışma çıktı.
    --Pusuya mı düştünüz?
    Bu çok kritik bir soruydu onlar için.Gafil avlanmak ile eşanlamlı pusuya düşmek.Eğer öyleyse hemen acıma duygusu başlıyor''Yazık pusuya düşürmüşler''diye başlıyorlardı.
    ----Hayır
    ---Hangi tepeye çıkıyordunuz?
    --Köytepe
    ---Baskın mı yaptılar?
    --Hayır biz basmaya gidiyorduk
    Şimdi yine yanlış anlayacaklar.''Baskına giderken basılmışlar'' diyecekler.


  4. izmir yasemin
    Devamlı Üye
    Güneydoğudan Öyküler - Tören

    Tören
    --Çelik yeleği yok muydu?
    Güçlü olmam lazımdı.Onlara tüm olan biteni anlatmam lazımdı.Zaten gizlenecek bir şey yoktu ki.Resmen kahramanca ölmüştü.Bunu söylemekten niye çekiniyordum.Aslında çekinmiyordum.Sadece yorgundum.Anlatmak istemiyordum, o kadar. Kahramanlık cesaret fedakarlık ölüme koşmak, bu insanlar için hala önemliydi.Kahramanlık hamasi bir söz değil onlar için.Ama şimdi yıllardır yalan yanlış bilgilerle yetinmek zorunda bırakılan bu insanlara böyle bir ortamda nasıl her şeyi anlatabilirdim.Örneğin çelik yeleğin karakol nöbetçileri dışında kullanılmasının imkansız olduğunu, arazide iken ne kadar hafif de olsa çelik yeleğin hiçbir işe yaramadığını nasıl anlatırdım.O kadar operasyonda o kadar yolda bu kadar yıldır hiç çelik yelek giymediğimi söylesem onları ikna edebilir miydim? Bana mı inanırlar yoksa hep kulaktan dolma yarım yamalak bilgilere mahkûm edilmiş çevrelerine mi? Hem acaba benim görevim miydi bu? Derin bir nefes çektim.
    --Bir tek şunu söyleyebilirim
    Ağzımdan çıkanları iyice duyabilmek için herkes bana doğru biraz daha yaklaştı.
    ---Kahramanca şehit oldu.İki kişiyi de temizledi ölürken.Dört tane arkadaşının hayatını kurtardı.
    Kalabalıkta bir dalgalanma oldu ve yorumlar başladı.
    --Zaten belliydi canım
    ---Deli doluydu zaten eskiden de
    ---Bak arkadaşları için canını tehlikeye atmış
    ---Pek arkadaş canlısıydı
    Bunlar konuşulurken ben kalabalığı yarıp yerime tabutun başına döndüm.Başucunda sarı yaldızlı bir çerçeveye yerleştirilmiş bir resmi vardı.Resme daldım.Yüz hatlarını inceledim.O fotoğrafın çekildiği günü düşünmeye başlamıştım ki ''işte na bunlar gibiydi benim civanım'' diye bir çığlık duydum.Ağıtların hıçkırıkların arasında bir kadın sesi duyuyordum.Başımı çevirdiğimde annesinin benim yanıma doğru yaklaşmakta olduğunu gördüm.
    --İşte benim Mehmedimin de bunun gibi asker elbisesi vardı.Temizlerdim ütülerdim ben onları.
    Kalabalığı yarıp yanıma geldi.Sarıldı sıktı sıktı.Ellerimi attım ben de omuzlarına, aynı anneme sarılır gibi sarıldım annesine.Hıçkıra hıçkıra ağladı.Yanındaki diğer kadınlar çekip aldılar bir süre sonra.Bir sandalyeye oturttular.Babasını da getirttiler.O da hemen yanındaki sandalyeye oturdu.Elele tutuştular tören başladı.Otobüslerden subaylar astsubaylar askerler indi.Alanda kendilerine ayrılan yerlerine doğru yürüdüler.Hıçkırıkların hakim olduğu alandaki sessizliği bandonun şıkırtıları bozuyordu.Ve en yüksek rütbeli komutan arabadan indi.Doğru anne babanın yanına geldi.ikisinin de ellerini öptü.''Başınız sağolsun'' dedi.Babası güçlükle ''siz sağolun'' diyebildi.


  5. izmir yasemin
    Devamlı Üye
    Güneydoğu'dan Öyküler - Tören


    Herkesin Okuması Gereken Kitaplardan Seçmeler
    Kitabın Adı:Güneydoğu'dan Öyküler
    Yazarın Adı:Hakan EVRENSEL

    Tören
    Ardındaki subaylardan birkaçı da ellerini öptüler.Hepsi yerlerini aldı ve alanın ortasına kurulan kürsüye komutan çıktı.Bir şey söyledi.Dinliyordum anlamaya çalışıyordum.PKK kahpe darbe,şehitlik mertebesi gibi sözleri duyuyordum, ama başım dönüyordu.Hafif bir yağmur çiselemeye başladı.Nerede olduğumu soruyordum yine kendime. Ben neredeyim? Dizlerimin tutmadığını hissediyordum.Öğle namazı için ezan okunmaya başladı.Dayanmalıydım. Kalabalık yavaş yavaş camiye doluşuyordu.Öğle namazını kıldık.Dışarı çıktığımızda onun musalla taşına yerleştirilmiş olduğunu gördüm.
    Bu kez cenaze namazı çin dizildik.İmam namazı bitirdikten sonra eline mikrofonu aldı. O da birşeyler söyledi.Metalik sslerin arasında kalan sözcükleri anlamıyordum.Anadilimi unutmuş gibiydim.Duyuyordum ama hiç bir şey anlamıyordum.Kulaklarım uğulduyordu.
    -Onlara ölü demeyiniz!
    Sİgara içmek istiyordum.Bir anda delicesine bir sigara krizi kapladı bedenimi.Askerler onun başına geldiler.Dikkatlice omuzlarına aldılar.Tören komutanının emriyle yürümeye başladılar.
    Marş komutuyla bando cenaze marşını çalmaya başladı.Davulun sesi tüm sesleri bastırıyordu.Tokmağın her vuruşunda kalbim sıkışıyordu.Bir asker onun resmi elinde çelenklerin hemen arkasında yerini almıştı.Yavaş yavaş yürümeye başladık.Cami avlusundan okulun bahçesine geçtik.Sonra ana caddeye çıktık.Tüm pencereler dükkanlar gözleri yaşlı insanlarla doluydu. Herkes ona bakıyordu.Hemen arkasından yürüyordum.Bir anda ailesinin arasında kalakaldım.Yakınları annesinin babasının kollarından tutmuş adeta sürüklüyorlardı.Yavaşladım. Biraz geride kaldım.Topluluğun iyice arkasına geçtim.Ama birisi kolumdan tuttuğu gibi Öne sürükledi beni.


  6. izmir yasemin
    Devamlı Üye
    Güneydoğudan Öyküler - TÖREN (son bölüm)

    Herkesin Okuması Gereken Kitaplardan Seçmeler
    Kitabın Adı:Güneydoğu'dan Öyküler
    Yazarın Adı:Hakan EVRENSEL

    TÖREN (son bölüm)
    --Sen de onun kardeşi sayılırsın.Sen onlarında evladısın.Yerin onların yanı.
    Babasının yanına götürdü.Babası bana baktı.Elimden sıkıca tuttu.Vücudunun ağırlığını hissediyordum.Koluna girdim Mezarlığa kadar birlikte yürüdük. ''Kahrolsun pkk'' diye bağırıyordu yürüyenler.''pkk kahrolsun''Kadınlar çocuklar yaşlılar gençler herkes bağırıyordu.Mezarlığın girişinde durduk.
    İmam mezar başında herkesin çökmesini istedi.''Şehide ıstırap vermeyin.onun ruhunu sıkıntıya sokmayın'' diyordu.Sonra babasının yanına geldi.Ellerinden tuttu.
    --Acını anlıyorum Ama sen bir şehit babasısın Gurur duymalısın.Kapıp koyverme kendini artık.Son bir kere görmek ister misin?
    --İsterim imam efendi isterim
    Ben ister miydim hayır istemedim.Ben gördüm çünkü.
    Ben son bir kere çok gördüm.Ama bu onların hakkıydı.Arkasından kolonyalar uzatıldı.Elden ele kolonya şişesi yanaştırıldı.Birileri babasının alnını boynunu kolonya ile adeta yıkadı.Mezar başında tabut açıldı.
    Annesi durumun farkına vardı.Kalabalığı yırtıp kocasının yanına gelmek için çırpınyordu.Engellemeye çalışanları ittiriyor ''ben de göreceğim yavrumu .Bana da gösterin nur yüzünü'' diye haykırıyordu.
    ''Tamam gelsin'' dediler. Uzağındaydım o manzaraların.Beyaz kefenin parçalarını görebiliyordum ara sıra.Babası eğildi öptü sarıldı.Yavşça geriye çektiler.Sonra annesi geldi.Baktığı anda bir çığlık attı ve ardından sessizlik oldu.Hemen ellere alındı.Dizleri yerde sürüne sürüne uzaklaştırdılar.Kolonyalar ıslak mendiller yüzünde boynunda saçlarında dolaştırıldı.İmam ''tamam artık'' deyince örttüler.
    Mezarlıktan çıkınca tören bitti dedim kendi kendime.Bir tören daha bitti. Onun yanına biraz daha yaklaştığımı hissederek ayrıldım oradan.Onu ve bir aileyi daha yediğinden içtiğinden ve aldığı nefesten dahi tat almayan bir şehit ailesini daha ardımda bırakarak ayrıldım


  7. izmir yasemin
    Devamlı Üye
    Aşkın Gözyaşları 3


    Herkesin Okuması Gereken Kitaplardan Seçmeler
    Kitabın adı:Aşkın gözyaşları ııı
    Kimya HATUN-Biyografik Roman
    Yazarı-Sinan YAĞMUR

    Kitaptan bazı bölümler

    Yaram artık kanamıyor.
    Biz artık gölgesiz kaldık. Kulluk cennet karşılında bile feda edilmezdi.
    Kulluğunu kurban edeceksen ALLAH için olmalı
    ALLAH'a kul olmak için Leylâ'ya köle olmaya gerek yok
    *********************
    Ey aşk bu nasıl bir sır. İçine giren tufan oluyor.Bu nasıl bir hırka? Kim giyse aşk sarhoşu olup çıkıyor. Aşkın çilesini küçümsediğiniz an içinizdeki cehennem büyür.
    Aşkın çilesiymiş aşka dayanak olan. Yeter ki yan
    Dumanın bulut olur.Yeter ki yak..
    Ummanlar kazan olur. Nerede ateş orada su, nerede su orada ateş. Ne tuhaf kimya
    **************************
    Dalalet gecesinin ortadan kalkması için hidayet güneşinin doğması gerekiyor. Ne yazık hidayete hayran olmayan yürekler şeytana secde ediyor. Gözünden iblis püskürenin aşk meclisinde işi ne!
    **************************
    Yeri göğe yaklaştıran adam :ŞEMS

    Çalınan her kapı hemen açılsaydı beklemenin ümidin sabrın ve susmanın ne önemi kalırdı.Yüreğini dinleyen vuslata sağır kalmazdı elbet, ama bunun için yürek sahibi olmak gerekti.
    *************************
    Yüreğimi nasıl tutuştursam da
    Yüreğine tutunsam ŞEMS

    Aşk ruhumu acılar ile öptü ve bedel olarak benden canı istedi.Bin canım mı var.Terinin tuzuna yolunun tozuna feda olsun!


  8. izmir yasemin
    Devamlı Üye
    AŞKIN GÖZYAŞLARI 3 KİMYA HATUN



    Herkesin Okuması Gerken Kitaplarda Seçmeler
    Kitabın adı:AŞKIN GÖZYAŞLARI III,KİMYA HATUN
    Biyografik Roman
    Yazarı-SİNAN YAĞMUR

    Değmez bu yangın yeri avuç açmaya

    Her gidiş ardınca yangınlarını bırakır.O nasıl gidişti yârim.Gitmek için önce gelmek gerek.Şimdi sen gidiyorsun ya..Sahi bana ne zaman geldin?
    *************************

    Gelişi güzel olana gidişi güzel olmak yakışır mı?
    Ben aşk ile ateş arasında bir gölgeyim.Hangi söz beni tufandan alıp çeker ki..
    Gidişinden büyük tufan var mı Şems?
    **************************

    Gecenin kıyamında kıyametleri soğutuyorum

    Ey sevgili senden beni kim sorsa ben onu bilmem dersin. Beni bilmek gerekir mi? Say ki esrârının esiriyim..
    *************************
    Hüzne müptelâyım şifam sendedir ey yâr

    Aşkın vahasında suyun serabıdır sevgili.Her adımın da kumlar sesi ile yanar tutuşur.Aşkımın zekâtıysa her dökülen gözyaşı Şimdi bir elif miktarı sus sevgili.Seni susarak özlemeyi bahşet..


  9. izmir yasemin
    Devamlı Üye
    Aşkın Gözyaşları 3 KİMYA HATUN



    Herkesin Okuması Gereken Kitaplardan Seçmeler
    Kitabın Adı=Aşkın Gözyaşları ııı KİMYA HATUN
    Biyografik Roman
    Yazarın Adı=SİNAN YAĞMUR

    Aşkın arifesi Maşuk geliyor
    Dünya bana hiç tatlı görünmedi, Şems-in gözlerinde alemleri gördüm göreli.Can desem o cemâle aşık ,gönül desem o söze hayran. Canım da gönlümde sır incileriyle dopdolu. Ama neyleyim ki dilim ağzım mühürlenmiş.
    *******************
    Şems ben ve gül bahçesi
    Sende bulduklarım değil,sensiz kaybettiklerimdir önemli olan.
    **********************

    Kişiliğine hayran olduğumuzu şehvetli düşler kurarak seviyorsak,onun benliğini ezmek istiyoruzdur.Şehvete düşen tatlı yaşar ancak acı ölüme düşer.
    ***********************

    O gözümde öyle değerliydi ki ağırlığınca aşk ediyordu
    ********************

    ''Beni bulmak dilerseniz beni bulmuş kullarım vardır.Onların eteğine tutunun.Onlar size vesile olurlar ve bana ulaştırırlar'' MAİDE 35
    Bir günlük değil tadımlık bir gülüşün değil riyadan nefret eden bir ömürlük dosta dostum.Mevlâna öylesine değil, ölesiye sevilen dosttur. ALLAH'ın doğrusu için dünyanın eğrilerine asla eğilmeyendir dost.
    *****************

    Benden su katılmamış şiirler istiyorsun.Kalem mi yazıyor sandın? Ben harfleri denizlerden söküp tek tek gözlerimden süzüyorum göremiyorsun.


  10. izmir yasemin
    Devamlı Üye
    Aşkın Gözyaşları 3 KİMYA HATUN


    Herkesin Okuması Gereken Kitaplardan Seçmeler
    Kitabın adı: Aşkın Gözyaşları III KİMYA HATUN
    Biyografik Roman
    Kitabın Yazarı: SİNAN YAĞMUR

    O tene tene tutkun , ben ruhu cennet kokana vurgun.

    İlahi Aşka uçan Bir Üveykim

    *****************
    Tasavvuf gönül bilgisidir, her hal ve vakitte edebdir. Edep ise ALLAH'tan başka bir şey görmemektir. Peygamberin eminliği ALLAH'tan emin oluşundandır. Hoşgörü tasavvuf neticesinde oluşur. Emin olan hoşgörü sahibidir.
    *******************
    Hayatını KUR'AN-a vermeyen, KUR'AN-dan hayat alamaz.Aşığın kalbi şu dört yerde hayat bulur. Mihrapta makberde secdede ve hiç bir kimsenin görmediği halvet mekânında
    ****************
    Musibetler ALLAH'ın dergâhına yönlendirilmek için birer kader kamçılarıdır.Bir kütük yeşermiyorsa soyu ağaç değildir. Bir yürek aşk için ağlamıyorsa suyu Rahmani değildir.
    ****************
    Ölme başka, göçme başkadır. Mezar yapma ne taşladır ne tabutla..Ölüm de içinde , mezarda..Nasıl yaşaman gerektiğini anlamaya başladığında nasıl ölmekte olduğunu görürsün..


+ Yorum Gönder
4. Sayfa BirinciBirinci ... 2345 SonuncuSonuncu


nakkasimsin ne demek