+ Yorum Gönder
Edebi Türler ve Kompozisyon Örnekleri Forumunda Müzik ile ilgili Kompozisyon Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Gizli @ yara
    Özel Üye

    Müzik ile ilgili Kompozisyon









    Müzik ile ilgili Kompozisyon çalışması



    Müzik insan hayatı içinde vazgeçilmez bir yerdedir Nedir müzik? Niçin bu kadar severiz? Buna çeşitli cevaplar verilebilir. Ama müziksiz yaşamın tadı olmayacağı kesin. İlk insanlar hayvan kemikleri ile ritimler tutarak başlamışlardır. Şimdi teknolojinin gelişimiyle ayrı ayrı enstrümanların(çalgı aletinin) değişik tattaki seslerini biliyoruz. Müzikle hep içe içe yaşadık ve bebekliğimizden buyana değişik seslerin tınılarıyla büyüdük. İlk önce annelerimizin o nenni sesleriyle tabi ki! Müzik ruhun gıdasıdır derken ne kadarda doğru söylemişler. Müzik haz verir, mutluluk verir, coşku getirir, hüzün taşır sesle anlam bulur çünkü evren Çok fazla sessizlik insanı korkutur. Ve aslında en büyük ses insan sesidir. En güzel enstrümanda (çalgı aleti)
    Evrenin oluşumu bile bir sesle başlamıştır, “ OL” emri ile” ses dünyanın frekansı gibidir. Bizim algıladığımız ses farklı boyutlardan geçtikten sonra bize ulaşmaktadır. Doğadan tutunda yaşamımızda her canlının bir sesi vardır. Ve onları görmeden sesleriyle tanırız. Hatta insanları onca ses tonuna rağmen ayırabiliriz. Yaşamdaki her tını titreşimden meydana gelmektedir. Bu yüzdendir ki canlı cansız her şey konuşur, söyleşir ve anlaşır bu yolla. Yani kısaca her şeyin temelinde ses, ritim, ton ya da ses dediğimiz yani müzik yatar altında.
    Müzik hayatın tadı değil aslında kendisidir. İranlı Sufi ve Şair Hafız’ın yorumuyla; “Nice insan, ruhun bedende müzikle şekil bulduğunu söyler. Aslında bu ek------. Çünkü müzik, hayatın tamamıdır.” Bir efsaneye dayanarak söylediği bir sözdür bu. Yaratıcı Kilden bir heykel yapar ve ruha bu bedenin içine girmesini söyler. Özgür olmak isteyen ruh bir bedenin içine hapis olmayı istemez bunun üzerine yaratıcı meleklerinden müzik çalmasını ister. Müziğin başlamasıyla kendinden geçen ruh müziği daha iyi yakalayabilmek için heykel bedenin içine geçer. Önce müziği insanın ruhunda hissetmesi bu şekilde rivayet edilmiştir.
    Rivayet tabi ki bu!
    Aslında yaşam senfoni gibidir. Bizler bu yüzden kendimizi çok yakın hissederiz. Müzik bedene hükmeden içindeki potansiyeli açığa çıkaran tel olgudur. Düğünler vb. tutunda günlük yaşamdaki her şeye bir ses getirilmiştir. Bedenimizle birlikte, resim, oymacılık, mimari, heykelcilik ve şiir sanat dallarının tümünde gizli bir ses vardır. Ama en doğal ses tabi ki doğadaki sestir. Suların şırıltısından, yaprakların kıpırdanışlarına denizlerin dalga sesine kadar o tatlı ahenk gönüllerimize nasılda güzel dolar. O ses bütünlüğü daha başkadır. Apaçık bir kalple dinleriz ve bu genelde mistik ve kutsal yerlerde de yoğundur. Bir ilahiden tutun diğer dinlerin müziğine kadar tasavvufa kadar bu böyledir. Müzik yöresel farklılıklar gösterir ki bu insanların aşklarından tutunda yaşam biçimine kadar onları deşifre der. Bir milleti tanımak istiyorsan önce müziğine bakacaksın derler. Ve bu gerçekten doğru! Müzik kültür taşlarından biridir. Müzik; dansla, sözle eşlenerek büyütür kendini
    Konuşmalarımıza sesler yükleriz; soru sorarken, heyecanlandığımızda, korktuğumuzda ses tonumuz değişir bu örnekleri çoğaltabiliriz. Yani müzikle her an içe çeyiz. Hatta ses tonundan bir insanın dostumuz mu değil mi onu bile çıkartabiliriz. Şöyle düşünün Atamızın sesini duyduğumuzda ses tonundan hangimiz tanımaz buda bir müziktir. İçimize yerleşmiştir bu ses
    Sevdiğimiz insanları sesleriyle söyledikleriyle bütünleştiririz içimizde. Sesten etkilen nice insan vardır. Yüzünü görmeden birbirlerini seven nice insan vardır. Bu da müziğin hayatımızdaki yerini anlatmıyor mu? Müzikle tedavi edilen insanlardan tutunda uyurken söylenen ninnilere kadar her şey tınıyla bağlantılıdır. Bizler sevincimizi, üzüntümüzü şarkılara dökeriz. Müzikle sevinir müzikle coşarız, oynarız değil mi? Kullandığımız aletten edevata kadar her şeyin bir sesi var.
    Ama önemli olan müzikten doğru şekilde faydalanmaktır. Müziği hoş zaman geçiren bir olgu olarak değil insanı canlı tutan ve kesintisiz akan bir özellik taşımasını sağlamaktır. Hayatımızda nasıl seçiciysek aslında müzikte böyledir. Ruhumuzun müziği de bizlerin içindedir. Asıl olan gerçek müziği çözebilmek işte o zaman evren ile aynı frekansta oluruz. Müziği sınırlamak değil onu özgürlüğüyle yakalamak güzel Tıpkı yaşam gibi yormadan tatlı tatlı almak varken. Her şeyde dozajı unutmadan!
    Müziksiz bir hayat düşünemiyorum Ya sizler?









  2. Mesport
    Moderators






    Müzik Kompozisyon Yazısı


    Müzik :
    insan duygu ve düşüncelerinin, tek sesli veya çok sesli olarak anlatımına müzik denir. Müzik genelde, enstrüman denilen müzik aletleri kullanılarak yapılan bir sanattır.
    Müzik, insanın coşkulu, sevinçli ve hüzünlü duygularını ifade eder. Genelde, uzakta olan sevgiliye kavuşma arzuları, sitemleri, coşkuları, sevinçleri, bazen de tabiat hakkında dağlara, yollara, bulutlara, çöllere sitem edişleri dile getirir. Müziğin çeşitli dalları vardır. Klâsik müzik, senfonik müzik, sanat müziği, halk müziği, pop müzik gibi çeşitli sınıflara ayrılmışlardır.
    Anadolu insanımız, halk müziğini daha çok sever. Türkü, en önemli formdur. Batıda ise, sanat müziği ve pop müziğe daha fazla rağbet edilir. Kültürel kimlik, müziğin seçiminde önemlidir. Alınan kültüre, gelenek ve göreneklere göre, kendini ifade ediş tarzı oluşur. Klâsik müzik, eski tarihî kültür ve Osmanlı kültüründe oluşmuştur. Senfonik müzik ise, genelde Avrupa ülkeleri ortak dilini ifade eder. Müzik, insan ruhuna seslenir. Müzik dinlemek, müzik yapmak, insan ruhuna huzur ve sakinlik verir. 18. yüzyılda akıl hastalarını tedavi için de müzikten yararlanılmıştır. Müziğin insan ruhuna seslenen sihirli bir gücü vardır. Ünlü sosyolog Auguste Comte bu konuda “ Müzik, insana bir bayram gününün ruh halini yaşatır.” derken, Congreven de “ Müzik doğruca ruha seslenir, ruhta kendisini en iyi müzik yoluyla ifade edebilir.” demiştir.
    Ülke ve insan ayırımı olmadan, müziğin dili evrenseldir. Müziği her insan dinler, sözlerini anlamasa bile, melodi sesleri kişiye bir şeyler ifade eder, hissettirir.






  3. Zarafet
    Üye
    Müzikte kompozisyon nedir

    Kompozisyon, müzikte çeşitli öğeleri bir araya getirerek oluşturulan ya da yaratılan yapıt. Kavramsal düzeyde müzik yapıtlarının yinelenebilen ürünler olarak tanımlandığı bir geleneğin varlığını öngörür. Bu nedenle, 20. yüzyılın ikinci yarısında deği*şen ölçülerde doğaçlamaya yer veren “kom*pozisyonlar” ortaya çıkmışsa da, kompozis*yon kavramı ilke olarak doğaçlamadan ayrı tutulmalıdır.

    Kompozisyon notaya alınmadan da yaratı*labilir; örneğin Bali müziğinin büyük bölü*mü notaya geçirilmemiştir. Ama Batı uygar*lığında kompozisyon, karmaşık bir nota yazım sistemiyle ya da ses kaydıyla olduğu gibi korunan tamamlanmış bir yapıt anla*mına gelir. Ortaçağ boyunca Avrupa’da ağızdan ağıza aktarılan müzik ürünleri, nota işaretlerinin gelişmeye başlamasından sonra da çeşitli sözlü geleneklerden etkilenmiştir.

    16. yüzyılda müzik yapıtlarının basım tek*niğiyle çoğaltılmaya başlaması, kuralları önceden saptanmış nota yazımına önem kazandırdı. Buna karşılık Johann Sebastian Bach bile bir yapıtı her konserde yeniden uyarlamayı çok doğal sayıyordu. Basılı ürün ancak 18. yüzyılın sonlarına doğru müzik yapıtının kesin biçimim belirlemeye başladı. Senfoni, yaylı çalgılar dörtlüsü, solo konçer*to ve sanat şarkısı gibi standart türler de gene bu dönemde gelişti.

    Kompozisyon kavramının basım ve ses kaydı alanlarındaki ilerlemelere koşut ola*rak geliştiği açıksa da, besteleme edimini etkileyen zihinsel süreçler yeterince aydınlatılamamıştır. Wolfgang Amadeus Mozart ve Sir Edward Elgar gibi müzik parçasını tek nota yazmadan imgeleminde yaratan, Igor Stravinsky ve Karlheinz Stockhausen gibi düşlerinde müzik yapıtları duyan, Palestrina ve George Frideric Handel gibi neredeyse meleklerden aldıkları esinle ya*pıtlar veren bestecilere ilişkin birçok öykü aktarılır. Ama bir kompozisyonun çoğu kez imgelemin, çok daha somut bir alan olan notalama ya da icra ile karşılıklı etkileşimi sonucunda yaratıldığı söylenebilir. Stravinski’nin de aralarında bulunduğu pek çok bestecinin, yazdıkları kısmı sınayacakları bir piyanonun yokluğunda neredeyse beste yapamadıkları bilinir. Bazıları bu sınamayı zorunlu saymasa da, kompozisyonun hemen her zaman eskizler biçiminde denenmesi gerektiği anlaşılmaktadır. En temel düzeyde kompozisyon, yüksek*likleri belirlenmiş seslerin bir zaman ve bağlam içinde düzenlenmesini, melodi, ar*moni ve ritmin, amaçlanan bütünü yarata*cak biçimde yoğurulmasını gerektirir. Sesle*rin birbirine olan uzaklık ilişkisi “aralık” olarak adlandırılır. Batı müziğindeki anlamıyla melodi, gele*nek yoluyla aktarılan ya da üzerinde anlaşı*larak benimsenen yerleşik bir ses dizisinden seçilmiş ve bilinçli bir örüntü içinde düzen*lenmiş tekil notalardan oluşur. Düzenli bir ritmi olmayabilir, ama her notaya belli bir zaman ayrıldığından ve notalar uzunlu kısalı olacağından melodi büsbütün ritimsiz de sayılmaz. Dizi denen yerleşik ses diziminin varlığı, müzikte uygarlık işareti sayılır.

    Kompozisyonda armoni melodiden çok daha kapsamlı bir rol oynayabilir. Melodi*nin uzunluğunun bazı pratik sınırları vardır; örneğin akla yatkın bir süreyi aştığında kulak melodiyi algılayamaz. Melodi tamam*landığında yerini bir başka şeye bırakmalı, en azından çeşitlenmeli ya da geliştirilmeli*dir. İki ya da daha çok akorun seslendirilmesi ve bunların başka akorlara bağlanması anlamına gelen armonide ise böyle bir kısıtlama yoktur. Gerçi armoninin de süreç içindeki uzunluğu mantık sınırlarını aşma- malıdır, ama insan armoniyi bölüm bölüm işitmeye, sonra da bu bölümleri birleştirme*ye eğilimlidir.

    Müzikteki zaman öğesi olan ritim, tıpkı şiirdeki gibi vuruşların periyodik düzenlen*mesi anlamına gelen ölçüden farklıdır. Şiir*deki vurguların vezindeki vuruşlarla örtüş- mesi nasıl gerekmezse müzikte de (dinleyi*cinin bilinçaltında da olsa düzenli bir vuruşu fark etmesine karşın) ritmin ölçüye bağlı kalması zorunlu değildir. Aslında daha kısa nota değerleri kullanma olanağının var olması nedeniyle müzikte vezinli şiirdekinden çok daha geniş bir özgürlük vardır. Besteci, düşüncelerine renk vermek için kompozisyonda çalgı ya da insan seslerinin tını ve yapı özelliklerinden yararlanabilir ve armoniyi işlerken seslendirme aracından ister istemez etkilenir. Örneğin piyanoda kulağa görece yumuşak gelen uyumsuz bir ses (disonans), orgda hiç de hoş algılanma*yacak sertlikte tınlayabilir. Kompozisyonda orkestra da önemli bir renk öğesi olarak kullanılabilir. Melodinin sesleri bir çalgıdan öbürüne geçilerek çaldırılabilir ya da dinle*yicinin, doldurulmamış yerleri kendisinin tamamlamasını öngören armoni boşlukla*rından yararlanılabilir. Ama kullanılan yön*tem ve üslup ne olursa olsun, temel melodi, armoni ve ritim öğelerinin değerlendirilebil*mesi besteciye sınırsız kompozisyon olanağı sağlar.







  4. Ziyaretçi
    bence çok süper saolun inşallah ödevimden 100 alırım

  5. Ziyaretçi
    Ben bir müzisyenim
    muzik ruhun gidasidir ve insani rahatlatir muzik insanin ruhunu dinlendirir.sinirli oldunuzda sinirinizi yatistirir yavas bir muzik.bazende hayti anlatirmuzikler.gayatta zaten muzik gibi dir.guzelanlarinin gecdigi zamanlarda muziginiz guzeldir ama kotu anlariniz olunca muziginiz kulaklari cinlatir ve herkez o muzikten nefret eder iste muzik hayata bu yobleriyle benzer.Muzik en mutsuz aninizda bile sizi mutlu etmeye yarayan tek arkadastir.
    Müzik kişiye bir seyler ifade eder ,hissettirir. İşte bu yuzden Ven bir muzisyenim yazdim . Bunu yazar ken hic bir yerden yararlanmadim usenexen hem buraya yazdim hemde deftere saat 12 yi bile gecdi simdi yatma vakti bbbbbybybyyyby

  6. Ziyaretçi
    Çok güzel ama en güzel enstrümandan demiş gerisini getirmemişsiniz

  7. Ziyaretçi
    çok güzel ödevim vardı.İnşallah 100 alırım

+ Yorum Gönder


müzik ile ilgili kompozisyon,  müzikle ilgili kompozisyon,  müzik ruhun gıdasıdır kompozisyon,  müzik hakkında kompozisyon,  müzik ruhun gıdasıdır ile ilgili kompozisyon,  müzik kompozisyon