+ Yorum Gönder
Eğitim Arşivi ve Kültür Sanat Forumunda Bilgi ve dusunce ile ilgili kompozisyon Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Bilgi ve dusunce ile ilgili kompozisyon








    bu konu hakkında kompozisyon istiorum yardım lutfen







  2. MEGASXL
    Devamlı Üye





    Bilim ile ilgili kompozisyon


    TDK sözlüğünde bilim şöyle tanımlanıyor:

    Bilim Asya kıtasından dünyaya yayıldığı, bu keşfin hastalığa karşı daha etkili


    Evrenin ya da olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneysel aşı üretilmesini sağlayabileceği bildirildi.


    Teknoloji sayesinde 30 bin yıl
    yöntemlere ve gerçekliğe dayanarak yasalar çıkarmaya çalışan düzenli bilgi.”


    “Genel önce soyu tükenen ilk insanların ses ve hareketlerini canlandırıldı.
    alasayvan.net internet
    geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi.”

    “Belli bir sitesinde verilen habere göre Florida Atlantik Üniversitesinden antropolog Robert McCarthy
    konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir ereğe yönelen bir bu insanların nasıl ses çıkardığını bulmak için ses yollarını yeniden
    bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.”


    Bilim ile uğraşan bir yapılandırdı. Bu çalışmanın sonunda ilk insanların konuştuğu ancak bizden farklı
    kişinin bu tanımları yeterli bulmayacağını söylemeye gerek yoktur. Bu nedenle, ses çıkarttıkları saptandı.

    Bilim adamları özellikle bu insanların modern insanların
    bilimin eksiksiz bir tanımını yapmaya kalkışmak yerine, onu açıklamaya çalışmak birbirlerini daha rahat anlamalarına imkan tanıyan sesli harfleri kullanmadığını keşfetti.

    daha doğru olacaktır.

    İnsan doğaya egemen olmak ister!

    Derler ki insanoğlu varoluşundan
    Buna örnek olarak da ilk insanların dinleyicinin bir kelimedeki ses
    beri doğayı bilmek, doğaya egemen olmak istemiştir. Bu nedenle, insan vurgusunu ayırt etmesine yardımcı olacak “e” gibi sesli harflerden yoksun
    varoluşundan beri doğayla savaşmaktadır. Son zamanlarda, bu görüşün tersi ortaya oldukları gösterildi.

    Fransa’dan bulduğu fosillerle bu çalışmasını yapan McCarthy’nin şimdi
    atılmıştır: İnsan doğayla barış içinde yaşama çabası içindedir. Bence bu “tam bir ilk insan cümlesi” canlandırmayı hedeflediği belirtildi
    iki görüş birbirlerine denktir. Bazı politikacıların dediği gibi, sürekli barış
    için, sürekli savaşa hazır olmak gerekir.

    Gök gürlemesi, şimşek çakması,
    ayın ya da güneşin tutulması, hastalıklar, afetler, vb. doğa olayları
    bazan onun merakını çekmiş, bazen onu korkutmuştur.


    Öte yandan,
    bu olgu, insanı, doğadan korkusunu yenmeye ve merakını gidermeye zorlamıştır.
    Korkuyu yenebilmenin ya da merakı gidermenin tek yolunun, onu yaratan
    doğa olayını bilmek ve ona egemen olmak olduğunu, insan, önünde
    sonunda anlamıştır. Peki, insanoğlunun doğayla giriştiği amansız savaşın tek nedeni
    bu mudur? Başka bir deyişle, bilimi yaratan güdü, insanoğlunun gereksinimleri
    midir?

    Elbette korku ve merakın yanında başka nedenler de vardır. İnsanın
    (toplumun) egemen olma isteği, beğenilme isteği, daha rahat yaşama isteği,
    üstün olma isteği vb. nedenler bilgi üretimini sağlayan başka etmenler
    arasında sayılabilir. İnsanın korkusu, merakı ve istekleri hiç bitmeden sürüp
    gidecektir. Öyleyse, insanın doğayla savaşı (barışma çabası) ve dolayısıyla bilgi
    üretimi de durmaksızın sürecektir.

    Bilim neyle uğraşır?

    Bilimin asıl uğraşı alanı doğa
    olaylarıdır. Burada doğa olaylarını en genel kapsamıyla algılıyoruz. Yalnızca fiziksel
    olguları değil, sosyolojik, psikolojik, ekonomik, kültürel vb. bilgi alanlarının hepsi
    doğa olaylarıdır. Özetle, insanla ve çevresiyle ilgili olan her olgu
    bir doğa olayıdır. İnsanoğlu, bu olguları bilmek ve kendi yararına
    yönlendirmek için varoluşundan beri tükenmez bir tutkuyla ve sabırla uğraşmaktadır.



    Başka canlıların yapamadığını varsaydığımız bu işi, insanoğlu aklıyla yapmaktadır.

    Bilimin
    gücü

    Bilim, yüzyıllar süren bilimsel bilgi üretme sürecinde kendi niteliğini, geleneklerini
    ve standartlarını koymuştur. Bu süreçte, çağdaş bilimin dört önemli niteliği
    oluşmuştur:

    Çeşitlilik, süreklilik, yenilik ve ayıklanma.


    Çeşitlilik

    Bilimsel çalışma hiç kimsenin
    tekelinde değildir, hiç kimsenin iznine bağlı değildir. Bilim herkese açıktır.
    İsteyen her kişi ya da kurum bilimsel çalışma yapabilir. Dil,
    din, ırk, ülke tanımaz. Böyle olduğu için, ilgilendiği konular çeşitlidir;
    bu konulara sınır konulamaz. Hatta, bu konular sayılamaz, sınıflandırılamaz.

    Süreklilik

    Bilimsel bilgi
    üretme süreci hiçbir zaman durmaz. Kırallar, imparatorlar ve hatta dinler
    yasaklamış olsalar bile, bilgi üretimi hiç durmamıştır; bundan sonra da
    durmayacaktır.


    Bir evrim süreci içinde her gün yeni bilimsel bilgiler,
    yeni bilim alanları ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla, bilime, herhangi bir anda
    tekniğin verdiği en iyi imkanlarla gözlenebilen, denenebilen ya da var
    olan bilgilere dayalı olarak usavurma kurallarıyla geçerliği kanıtlanan yeni bilgiler
    eklenir.

    Ayıklanma

    Bilimsel bilginin geçerliği ve kesinliği her an, isteyen
    herkes tarafından denetlenebilir. Bu denetim sürecinde, yanlış olduğu anlaşılan bilgiler
    kendiliğinden ayıklanır; yerine yenisi konulur.


    Bu noktada şu soru
    akla gelecektir. Sürekli yenilenme ve ayıklanma süreci içinde olan bilimsel
    bilginin doğruluğu, evrenselliği savunulabilir mi? Bu sorunun yanıtını verebilmek için,
    bilimsel bilginin nasıl üretildiğine bakmamız gerekecektir. Sanıldığının aksine, bilimsel bilgi
    üretme yolları çok sayıda değildir; yalnızca iki yöntem vardır. Bu
    yöntemler başka bir yazının konusu olacaktır.




+ Yorum Gönder


bilgi ve dusunce ile ilgili kompozisyon,  bilimsel düşünce ile ilgili kompozisyon,  bilim ve düşünce ile ilgili kompozisyon