+ Yorum Gönder
Edebi Türler ve Makaleler Forumunda Yaşamın fısıltısını dinle - makale Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Gizli @ yara
    Özel Üye

    Yaşamın fısıltısını dinle - makale








    YAŞAMIN FISILTISINI DİNLE

    Genç bir yönetici, yeni Jaguar'ı içinde kurulmuş, biraz da hızlıca, bir mahalleden geçiyordu. Park etmiş arabaların arasından yola fırlayan bir çocuk olabilir düşüncesiyle dikkatini daha çok yol kenarına vermişti. Bir şeyin yola fırladığını görünce hemen fren yaptı ama aracı durana kadar geçen mesafede yola çocuk fırlamadı. Bunun yerine, yepyeni arabasının yan kapısına büyükçe bir taş çarptı.

    Adam hızlıca frene yüklendi ve taşın fırlatıldığı boşluğa doğru geri geri gitti. Sinirlenmiş olan genç adam arabasından fırladı ve taşı atan çocuğu kaptığı gibi yakında park etmiş olan bir arabanın gövdesine sıkıştırdı. Bunu yaparken de bağırıyordu:
    - Sen ne yaptığını sanıyorsun serseri? Bu yaptığın ne demek oluyor? O gördüğün yepyeni ve pahalı bir araba ve attığın o taşın mahvettiği yeri düzelttirmek için kaportacıya bir sürü para ödemek zorunda kalacağım. Neden yaptın bunu ?

    Küçük çocuk üzgün ve suçlu bir tavır içindeydi.

    - Lütfen amca, lütfen kızmayın. Ben çok üzgünüm ama başka ne yapabilirdim, bilemedim. Taşı attım, çünkü işaret etmeme rağmen diğer arabalar durmadı.

    Çocuk, gözlerinden süzülen yaşları elinin tersiyle silerek park etmiş bir aracın arkasına işaret etti.

    - Abim orada. Yokuştan aşağı yuvarlandı ve tekerlekli sandalyesinden düştü ve ben onu kaldıramıyorum.

    Çocuğun şimdi hıçkırıklardan omuzları sarsılıyordu ve şaşkın adama sordu:

    - Onu kaldırıp tekerlekli sandalyesine oturtmama yardım edebilir misiniz? Sanırım abim yaralandı ve benim için çok ağır.

    Genç yönetici ne diyeceğini bilemez halde boğazındaki düğümden yutkunarak kurtulmaya çalıştı. Yerde yatan sakat çocuğu kaldırıp tekerlekli sandalyesine oturttu, cebinden temiz ve ütülü mendilini çıkartıp, çeşitli yerlerinde oluşmuş ve kanayan yara ve sıyrıkları dikkatlice silmeye çalıştı. Bir şeyler söyleyemeyecek kadar duygulanmış olan genç adam, abisinin tekerlekli sandalyesini iterek yavaş yavaş uzaklaşan çocuğun ardından bakakaldı.Jaguar marka arabasına geri dönüşü yavaş yavaş oldu ve yol ona çok uzun geldi. Arabanın yan kapısında taşın bıraktığı iz çok derinve net görülür şekildeydi ama adam orayı hiç bir zaman tamir ettirmedi.

    Oradaki izi, şu mesajı hiç unutmamak için sakladı:

    Hiç bir zaman yaşamın içinden, seni durdurmak ve dikkatini çekmek için birilerinin taş atmasına mecbur kalacağı kadar hızlı geçme. Tanrı ruhumuza fısıldar ve kalbimizle konuşur. Bazen, onu dinlemek için vaktimiz olmuyorsa, bize taş fırlatmak zorunda kalır.

    Fısıltıyı dinle veya taşı bekle. Seçim senin







  2. Ziyaretçi





    en güzel makaleler

    sınırsızlığın bir başka adıdır aşk.
    hiç bir ölçü birimi ölçemez aşkın yoğunluğunu.
    bir telefon sesini yıllarca bekleyen aşık için zamanın önemi varmıdır?
    ya da onu sadece 5 dakika görebilmek için binlerce kilometreyi heyecanla giden biri için uzaklığın ne önemi olabilir?
    karşılıksız seven birinin yüreğinin ağırlığı kaç tondur bilen varmı?
    kural tanımaz aşk,yazılmış ve yazılacak hiçbir yasa aşka engel olamaz.
    bir isyandır aşk.
    hangi tank,hangi top,hangi nükleer başlıklı füze durdurabilir bu isyanı?
    hangi ordu karşı koyabilir?
    aşk güçtür.bütün bu silahları aşkın gücü durdurabilir ancak.
    hiç görmediğiniz birine aşık olabilirsiniz.hatta adını bile bilmediğiniz birine tutkuyla bağlanabilirsiniz.
    matemetikle açıklayabilirmisiniz bunu? ya da fizikle,kimyayla? veya başka bir pozitif bilim dalıyla?
    hesap yapamazsınız aşk üzerine.
    yapmaya kalkarsanız hep yanlış sonuca ulaşırsınız.
    çünkü aşkın tek ve mutlak bir doğrusu yoktur.
    aşkta iki kere ikinin kaç ettiğini ancak siz belirlersiniz.
    durup dururken ağlarsınız.yada hiç olmadık bi yerde kahkaha atabilirsiniz.
    tıbba göre siz ya delisiniz ya da delirmek üzeresiniz.
    ama aşk için olağandır bunlar.
    özlem dayanılmaz olduğunda,terkedildiğinizde.bir söze alındığınızda,unutulduğunuzda gözlerinizden süzülen yaşların taşıdığı anlamı hangi doktor anlayabilir?
    daha önce sevgilinizle gittiğiniz bir lokantada,onun yemeği üzerine dökmesini hatırlayıp kalabalığın ortasında gülmenizi engelleyecek bi varmı?
    birbirinize dokunurken,öperken,içinizden vücudunuza yansıyan o sıcaklığı ölçebilecek bir termometre icat edilmedi daha edilmeyecek de
    aşıksanız,ne yaşadığınız ülkenin adı önemlidir ne de hangi ulustan olduğunuzun.
    politik görüşünüz,ideolojiniz,aşka galip gelemez asla.sağcı olabilirsiniz,solcuda.yada her neyse.sizi buluşturacak tek ortak noktatadır aşk..
    ve siz bu aşkı yaşarken aslında sağ,sol,ön,arka gibi kavramların küçücük birer ayrıntı haline geldiğini hayretle izlersiniz.
    ya ölüm
    insan hayatının sınırı olan bu soğuk gerçek bile aşka sınır olamaz.çünkü bir aşık ancak göze alabilir sevdası için ölümü.ancak aşık sevgilisi öldükten yıllar sonra bileaynı aşkı içinde taşıyabilir..
    sevgilinizin gözüne dikkatlice bakın.sınırların nasıl yıkıldığını göreceksiniz..
    şimdi tutun onu ellerini ve bilinki hiç bişey değerli değil onun gözleri kadar.
    güzel bir aşk yaşamanız temennisiyle..




+ Yorum Gönder