+ Yorum Gönder
Edebi Türler ve Makaleler Forumunda Yarın Yeni Bir Gün Kalanlar İçin Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    Yarın Yeni Bir Gün Kalanlar İçin








    Yarın Yeni Bir Gün Kalanlar İçin

    Edebiyat Makaleleri


    Yine akşam oluyor…
    Bilmem farkında mısınız? “Zevâl”e erdi güneş. Dirsekleri yamalı bir gün daha bitmekte…

    Oysa daha bu sabah, fukara ekmeği gibi tombul, sıcak, yuvarlak; çıkıvermişti yoksul bir çatının eğreti bacasının arkasından tandır kokan aydınlığıyla…

    Ama az sonra bir yaprak daha kopacak takvimlerden ve eflâtun eteklerini yelpeleyerek yosma bir akşam inecek sahile… Erguvan gülüşünü, bir cama yansıyan günün son ışığına iliştirerek; yakasında kızıl bir karanfil, “eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak”, saçlarında mâhur bir meltem ve “sesinde şarkısı aşkın”, salınacak o sarışın sahilde…

    Kelebeklerin kanat yelpazelerinden yayılan meltemin inleyişinde, son kuşların sessiz telaşında, yakamozların yakarışlarında, nabzınız vuruşlarında, düşünce tellerinizin parmak uçlarınızda zonklayışında duyabiliyor musunuz akşamın sesini?..

    Sahi, duyabiliyor musunuz?..
    Duyduğunuzu biliyordum. Duymadığınızı söyleyeceğinizi bilsem sorar mıydım hiç?..

    Akşamın sesi, o eflâtun meltemin sesinde gizlidir. Gözler açıkken duyulmaz akşamın sesi. Gözler açıkken, gönül kulakları kapalıdır akşamın sesine. Bilirsiniz ki; gözünüze toz kaçtığı zaman kulaklarınızı oynatamaz ve elleriniz ceplerinizdeyken damağınızda limon ekşiliğini asla hissedemezsiniz…

    Dedim ya… Her kulağa konuk olmaz bu mor zülüflü Nigâr?.. Her başı koymaz dizine bu dilber. Her yanağa konmaz bu bahar kanatlı kelebek. Her dudağa esmez bu limonata kıvamındaki vanilya kokulu ılık nefes…

    Bir başkadır akşamın sesi…
    Sahi, duyabiliyor musunuz bu sesi; göz pınarlarınızdan su içerken o en âşüfte hüznünüz?..

    Her gönüle ayrı bir makamda dolan özge bir şarkıdır akşamın sesi.. Segâh’tan mâhur’a, nikriz’den nevâ’ya, hicâz’dan sabâ’ya, hüzzam’dan uşşâk’a kadar değişen ve gönül teline tavus teleğinden mızrap vuruşlarıyla çağlayan özge bir nağmedir akşamın sesi…
    Yine akşam oluyor bir günün bitiminde…

    Sevdâlı gönüllere kelebek kanadında, umut dolu yüreklere elmas çiğ damlalarında iniverir de; gariplerin, yuvasızların bağrına kordan bir kırağı gibi yağar akşam…

    Melâli bilmeyenlerin meserrete hakkı yoktur. Hazan’ın hüzzam sarılığında, sevdâlı gönülleri hüzne dâvettir akşamın sesi…
    Bir gün daha bitti. Akşamın dizlerindeyiz yine…

    Garibin gurbet yasası, zamanın vâde kasası ve ârifin muhasebe masasıdır akşam. Ondandır renginin kor, sesinin mor oluşu…
    “Bir hüzün çöktü içime yine akşamla benim,
    Ülfetim var nice yıldan beridir gamla benim” diye övünenle;
    “Akşam oldu, hüzünlendim ben yine;
    Hasret kaldım gözlerinin rengine” diye yerinenler bir yana, hançeresini bir hançer gibi yırtan sesiyle;
    “Oy akşamlar akşamlar, /Yine oldu akşamlar, /Evli evine gider, /Garip nerde akşamlar?” diye yırtınanın sesinin üzerine örtülür akşamın sesi… Ondandır o seslerin duyulmaz oluşu…
    Ödünç ömür yolunda birer mola yeridir akşamlar kimimize… Kimimiz için sabahların bir türlü olmadığı bir zindan… Kimimiz için samanyoluna kadar at koşturulan bir meydan…

    “Bir uykuyu cânanla beraber uyuyanlar”, karanlığı katran gibi dökerler güneşin doğduğu yere, sabah olmasın diye… Değişmez bu düzen. Sabah olur, yine akşam olur…

    Gönül kulağımızla duymalıyız akşamın sesini. Ne çıkar? Tutunuz ki, kulağımızla saçımız arasına sokuşturduğumuz binbir renkli bir karanfildir akşamın sesi…
    * * *

    AKŞAMIN DİZLERİNDE

    Ve koptu takvimden bir yaprak daha,
    Mor bir kahkahadır akşamın sesi…
    Bunca susamışken gönlüm sabaha,
    Sustu içimdeki at kişnemesi…
    Sırtım sızlamıyor palanlar için;
    Yarın yeni bir gün kalanlar için…

    Gecenin şarkısı başlar birazdan;
    Değişir suda renk, eşyada biçim,
    Sıyrılır sevdâlar tül gibi nazdan…
    O kadar rahat ki içim bu gece;
    Hazırım kapımı çalanlar için.
    Yarın yeni bir gün kalanlar için…

    Belli, seherim yok; atmayacak tan.
    Kös vuruyor yüreğimde can sesi.
    Duyuyorum, ta şuramda sızlatan;
    Kan pıhtısı gibi bir keman sesi…
    Sevdâ mı? Vakit yok yalanlar için,
    Yarın yeni bir gün kalanlar için…

    Yarım kalmış şiir, kalemle kâğıt;
    Benden son hâtıra köhne masamda…
    İçten bir Fâtiha, sessiz bir ağıt;
    Ben olsam da olur, ben olmasam da.
    Akşam, bir ummandır dalanlar için,
    Yarın yeni bir gün kalanlar için…








  2. HAZEL
    Üye





    Hayatımız o kadar sıradan bir hale dönüş bir haldeki saat 8.00 den gece 11.00 kadar bir gün önceki şeylerin aynısı iş öyle yemeği ev tv uyku bu döngü hayatımızın 365 gününe hükmetmiş bir durum da adeta.




+ Yorum Gönder