+ Yorum Gönder
Tekerleme Fıkra ve Mani ve Tekerleme Forumunda Erzincan manileri Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Erzincan manileri








    Erzincan konulu maniler


    En güzel maniler



    Erzincan yöresinde otuz kırk sene önceleri,köylerde imece usulü tarlalarda çalışılırken,kış hazırlığı olarak elma,armud,üzüm,hevengi bağlanırken,elma armud soyması yapılırken,genç kızlar bir araya toplanırlarmış
    Bu toplantı sırasında hem o evin işine yardım ederler,hem de kendi aralarında hoşça vakit geçirmek için mani söylerlermiş.
    Erzincan manilerİ.jpg


    Söylenen manilerden bazıları :

    Ahan suya ah demem
    Kem talihe vah demem
    Mısır sultanı olsan
    Burun büküp şah demem

    Ak gelin allı gelin
    Her yanı pullu gelin
    Neden yolda durursun
    Kocan asker mi gelin

    Ala çıkalım oğlan
    Yola çıkalım oğlan
    Bu yol bize gelmedi
    Yolu yakalım oğlan

    Al altın sendedir
    Zinciri de bendedir
    Dünya dolu yar olsa
    Yine gönlüm sendedir

    Al iplik yeşil iplik
    Çayıra kondu keklik
    Ben böyle bilmezdim
    Zor imiş hasiretlik

    Altın ibrik şan verir
    Kız kapıya yan verir
    Oğlan kızın derdinde
    Ayak üstü can verir

    Amanın güzel dere
    Nere gidersin nere
    Canım su götür beni
    Yarin gittiği yere

    Arı dızılayanda
    Ciğer sızılayanda
    Ararım nerde bulam
    Gönlüm arzulayanda

    Armut dalda atılır
    Güzel olan satılır
    Vay çirkinin başına
    Bir gün ölür kurtulur

    Armut dalda dal yerde
    Bülbül öter her yerde
    Felek ayırdı bizi
    Her birimiz her yerde

    Arpa biçtim az kaldı
    Kamış biçtim saz kaldı
    Dua edin komşular
    Kavuşmaya az kaldı

    Ata üzengi gerek
    Yiğide bezengi gerek
    Yari kıvrak olana
    Bir köçek bir çengi gerek

    Aşığım sazım yoktur
    Kalbe saplanan oktur
    Ah bugünkü günler
    Aşıklar ne de çoktur

    Ay akşamdan ışıktır
    Yüküm dolu kaşıktır
    Sen patla kocakarı
    Oğlum bana aşıktır

    Ay doğar ahırı
    Yüklediler bahırı
    Gam çekme deli gönül
    Sen benimsin ahırı

    Ay doğar ayazlanır
    Gün doğar beyazlanır
    Şu benim nazlı yarim
    Hem güler hem nazlanır

    Ay doğar bedir Allah
    Bu sevda nedir Allah
    Ya benim muradım ver
    Ya da sabır ver Allah

    Bacada yatan oğlan
    Gömleği keten oğlan
    Nişanlın el almış
    Habersiz yatan oğlan

    Bacalarda kuru lövlez
    Üstümüz cıngır ayaz
    Kurban olduğum Mevla
    Güzeli güzele yaz

    Baharın gülü gibi
    Gezerim deli gibi
    Yardan bir gohu geliy
    Erzincan gülü gibi


    Bahçede iğdemidir
    Dalları yerde midir
    Her gördüğün seversin
    Sende ki midemidir

    Bahçelerde bal kabak
    Açılır tabak tabak
    Beni beğenip almadın
    Aldığın kabağa bak

    Bahçelerde pıtırak
    Gelsin yarim oturak
    Bir sen söyle bir de ben
    Bu sevdadan kurtulak

    Ben bir uzun kamışam
    Kapına dayanmışam
    İster al ister alma
    Alnına yazılmışam

    Benim yarim doğandır
    Dağda keklik kovandır
    Elinde gümüş kalem
    Askerde pehlivandır

    Bir at bindim başı yok
    Bir çay geçtim taşı yok
    Burada bir garip ölmüş
    Ağlayacak kardeşi yok

    Bu dağı aşam dedim
    Aşam dolaşam dedim
    Bir vefasız kız için
    Ellere paşam dedim

    Bu dağın ardı meşe
    Gün aşa gölge düşe
    Beni yardan ayıran
    Dermansız derde düşe

    Bu dağlar meşe dağlar
    Çiçeği taze dağlar
    Ben buraya gül ektim
    Yar gele geze dağlar

    Bu dağlar olmasaydı
    Çiçeği solmasaydı
    Ölüm Allah’ın emri
    Ayrılık olmasaydı

    Bu derenin geveni
    Oğlan gönder deveni
    Şahdan emir yolladılar
    Alsın seven seveni

    Bülbülem güle karşı
    Gözyaşım sele karşı
    İçin için ağlarım
    Gülerim ele karşı

    Cebimde kara üzüm
    Sevdiğim iki gözüm
    Senden başka seversem
    Kör olsun benim gözüm

    Ceviz başı beklerim
    Ah benim emeklerim
    Yar aklıma geldikçe
    Sızılar kemiklerim

    Çalarım kaval ötmez
    Yeri kır davar tutmaz
    Komşumun kızı güzel
    Param yok gücüm yetmez

    Çay aşağı bağlarım
    Ufacıktan ağlarım
    Deseler yarin geliy
    Koçu kurban bağlarım

    Çiçek açar bağları
    Ne ağlarsın sağları
    Benim kuzum sağ olaydı
    Aşaydı bu dağları

    Çift biter çiçekler
    Gelmişler gidecekler
    Öyle bir gün olur ki
    Pege girmez inekler

    Dağdan kestim değenek
    Dalları benek benek
    Bunca güzel içinde
    Hangisini beğenek

    Dağdan kestim kereste
    Kuş besledim kafeste
    Dediler yarin geliy
    Kavuştum son nefeste

    Dağlar dağladı beni
    Duyan ağladı beni
    Çarkı dönecek felek
    Sarpa bağladı beni

    Dağlar senden ırandım
    Yolum düştü uğradım
    Yıkılacak dağlardan
    Alamadım muradım

    Dağlar sen ne ağlarsın
    Kardan kemer bağlarsın
    Mor sende sümbül sende
    Sen ne diye ağlarsın

    Değirmenin bendine
    Döner kendi kendine
    Hakikatlı yar olsa
    Gelir kendi kendine

    Değirmen üstü çiçek
    Orak getirin biçek
    Ben yarimi tanırım
    Orta boylu mor çiçek

    Duman bastı dağlara
    Yayıldı ovalara
    Ela gözlü sevdiğim
    Geldi mi buralara

    Dumandır yayla başı
    Hilaldır yarin kaşı
    O yar benim olmazsa
    Yıkarım dağı taşı

    Duvarda eleğim var
    İçinde meleğim var
    Suya giden sarı kız
    Sana bir dileğim var

    Ekin ektim dik bitti
    Dibine bülbül öttü
    Ötme bülbülüm ötme
    Yarim gurbete gitti

    Elindeki altın mıdır
    Bıyıkların tel midir
    Buradan bir atlı geçti
    Bey midir el midir

    Elinden nara değin
    Gidin o yare deyin
    O yar benim değilse
    Bahtıma kara deyin

    Elma yanak al yanak
    Şimdi gelir bir salak
    Hadi beni almadın
    Hele aldığın kıza bak

    Eriç’in altı bağlar
    İndim bir gelin ağlar
    Al gelini vurmuş
    Murat alacak çağlar

    Erzinan’da bir kuş var
    Kanadında gümüş var
    Gitti ibiş gelmedi
    Ecep bunda bir iş var

    Erzincan düze gider
    Dağ boyu süze gider
    Yar yolunu şaşırmış
    İnşallah bize gider

    Erzincan elinizde
    Kurtulam dilinizden
    Yeşil başlı ördek olsam
    Su içmem gölünüzden

    Erzincan evrülesin
    Çarh ola çevrülesin
    Yar içinden çıkandan
    Kökünden devrülesen

    Gel beri hacı gardaş
    Başımın tacı gardaş
    Mevlam o gün ederse
    Kavuşak bacı gardaş

    Gelin düşmüş yaşmağın
    Uludur keşiş dağın
    Her yer virane olmuş
    Hanıya üzüm bağların

    Giderim gabanlara
    Kuş konmuş yabanlara
    İtirmişem yarimi
    Sorarım çobanlara

    Gittim pınar başına
    Destan yazdım taşına
    Giden okusun
    Neler geldi başıma

    Gökte uçan tayyare
    Kanadı gümüş müdür
    Ben sevem eller ala
    Mevlam buyurmuştur

    Gökte yıldız bir sıra
    Yarim gitti Mısır’a
    Yarim keklik ben şahin
    Giderim ardı sıra

    Gökte yıldız ellidir
    Ellisi de bellidir
    Bugün ben yari gördüm
    Yüzü çifte benlidir

    Gökte yıldız helene
    Kurban olam gelene
    Dört kitap kerim olsun
    İkrarından dönene

    Hey ikindi ikindi
    Gün bacada dikildi
    Herkesin yari geldi
    Hani bizim kör tilki

    Irafa fincan koydum
    İçine mercan koydum
    Kaynanamın adını
    Kuyruklu sıçan koydum

    Işkın gibi uzadım
    Yar yolunu gözledim
    Eşin yok menendin yok
    Sen kime benzedin

    İbrik almış eline
    Su dökmemiş koluna
    Sabah çisesi çökmüş
    Perçeminin teline

    İncir çayırda biter
    Yılan bağdat’ta öter
    Sallanma itin oğlu
    Cahilem aklım gider

    İstanbul’da dervişler
    Kolu kola vermişler
    Uzun boylu yarime
    Kısa boylu demişler

    İstanbul kurun başı
    Yıkılsın dağı taşı
    Ben gurbete gönderdim
    Hem yari hem gardaşı

    İstanbul merdin merdin
    Kim bilir kimin derdin
    Deniz mürekkep olsa
    Yazılmaz benim derdim

    İstanbul murayı
    Satın aldın orayı
    İğitliğin seversen
    Bir sıla et burayı

    Kahve pişer taşmaz mı
    Yol gediği aşmaz mı
    Kurban olduğum Mevlam
    Ayrılan kavuşmaz mı

    Kahveyi pişirdim ben
    Pişirdim taşırdım ben
    Kahve diye yarime
    Göz yaşım içirdim ben







  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    En güzel mani örnekleri


    Güzel bir mani



    Kalede taş olaydım
    Gözünde yaş olaydım
    O yar bize gelende
    Sofrada aş olaydım

    Kale kaleye karşı
    Kalenin dibi çarşı
    Öyle bir yar sevmişem
    Yedi düvele karşı

    Kara koyun ak koyun
    Çık gedikten bak koyun
    Memelerin süt dolmuş
    Küleğe yanaş koyun

    Kara koyun meler gelir
    Dağı taşar deler gelir
    Annesinden ayrılanın
    Gör başına neler gelir

    Karanfil deste gelir
    Kokusu dosta gider
    Sevdiğini görmeyen
    Evine hasta gider

    Kara tren kalktı gider
    Vagonunu taktı gider
    Şoför gözün kör olsun
    Yarimi aldı gider

    Karınca toplar darı
    Bal yapar durmaz arı
    Sen de bunlara bakıp
    İbret alsana bari

    Karşıda durma yiğit
    Bıyığın burma yiğit
    Beni sana vermezler
    Ah çekip durma yiğit

    Karşıdan gel karşıdan
    Bizim bağın başından
    Ne sen oradan eksik ol
    Ne ben köşe başından

    Karşıdan gel göreyim
    El uzat gül vereyim
    Aramızda karlı dağlar
    Seni nerde göreyim

    Kaşların karasına
    Mil olam arasına
    Seni melhem etsinler
    Yüreğimin yarasına

    Kaşların keman senin
    Elinden aman senin
    Sen olmuşsun mecnun
    Haniya leylan senin

    Kaşların yay ederem
    Yükümü tay ederem
    Yar aklıma gelende
    Aklımı zay ederim

    Kavak senden uzun yok
    Dallarında üzüm yok
    İtin gavurun oğlu
    Benim sende gözüm yok

    Kır ata binemedim
    Bir murat alamadım
    Cümle kuş murat aldı
    Kuş kadar olamadım

    Kaynanam kara mesli
    Beni oğluna kesti
    Kesti kesti neyledi
    Yine bağrına bastı

    Kırmızı gülün mili
    Gel öğren bizim dili
    Bizim diller yahşıdur
    Eyler garip bülbülü

    Keran üstü keran
    Kerana konmuş ceylan
    Sen buradan gideli
    Buralar oldu viran

    Köyün yolu darmıdır
    Minaresi varmıdır
    Eller almış yarini
    Acep aslı varmıdır

    Küp içinde gendime
    Mayilem efendime
    Yarim küçük ben küçük
    Uydurmuşam kendime

    Mani mani hor mani
    Çukurda koydun beni
    Yiğitliğin bu muydu
    Aç kurda verdi beni

    Mani söyler coşarım
    Deniz gibi taşarım
    Kimseye zararım yok
    İnsan gibi yaşarım

    Maydanoz ot değil mi
    Yaprağı dört değil mi
    Erzincan’dan ayrılmak
    Bizlere dert değimli

    Mektubun gülü vardır
    Aşığın derdi vardır
    Çok söyleme kaynana
    Dünyada ölüm vardır

    Mektup yazdım karadan
    Dağlar kalksın aradan
    Yari bana kavuştur
    Yeri göğü yaradan

    Mektup yazdım kış idi
    Kalemim gümüş idi
    Daha çok yazacaktım
    Yüreğim yanmış idi

    Mendili işle yolla
    Başını gümüşle yolla
    İçine bir elma koy
    Birini dişle yolla

    Mendilim benek benek
    Ortası çarkıfelek
    Bıldır bele geçürdük
    Kışın ayırdı felek

    Mercimek kile kile
    Ölçerim sile sile
    Aldılar yarim elimden
    Yüzüme güle güle

    Meşeden kestim massa
    Karanfil koydum tasa
    Öyle bir yar sevmişem
    Azıcık boydan kısa

    Mor koyunun kuzusuna
    Kan kaynar bazı sıra
    Ben deyim ben ağlıyam
    Anlımın yazısına

    Mor koyun meler gelir
    Dağları deler gelir
    Anasız kuzuların
    Başına neler gelir

    Nahırın önü geldi
    Çimenin göğü geldi
    Geri durun ağalar
    Köyümün beyi geldi

    Ne bakarsın delikten
    Payım verem erikten
    Ne bıktım ne usandım
    Senin gibi ferikten

    Ocağa attım sacı
    Ayrılık ondan acı
    Kalsın dağlar aradan
    Kavuşak iki bacı

    Öyle oldu ikindi
    Gözüm yola dikildi
    Gözledim yarim gelmedi
    İnce belim büküldü

    Öğüt öğüte benzer
    Söğüt söğüte benzer
    Sevda neşeli şeydir
    Neşesi derde benzer

    Öksüzem yüzüm gülmez
    Dertliyem kimse bilmez
    Göz göz olan yaramı
    Kapattım kimse bilmez

    Ördeğim yazım benim
    Ötmüyor sazım benim
    Harmana kar yağmış
    Gelmiyor yazım benim

    Pınar başı pıtırak
    Gel aşağı oturak
    Bir sen söyle bir de ben
    Bu sevdadan kurtularak

    Sabahtan al üstüne
    Tabakta bal üstüne
    Bir tane türkü dedim
    O da yar üstüne

    Salladım indim bağa
    Başım değdi yaprağa
    Dedim bir murad alam
    Tez koydular toprağa

    Sandığa sıra dizdim
    Ümidi yardan üzdüm
    Ben ümit bilmezdim
    Elin dilinden bezdim

    Sarı yazma bağlama
    Ciğerimi dağlama
    Ben gider tez gelirim
    Ellere bel bağlama

    Sepet sepet üzüm yok
    Üzüm sende gözüm yok
    Yarim buradan gideli
    El aleme sözüm yok

    Sigaramı yandurdum
    Pencereye koydurdum
    El oğlu benim neyim
    Gül benzimi soldurdun

    Sür harmanı üz ola
    Tara zülfün düz ola
    Doksan dokuz yarem var
    Bir de sen vur yüz ola

    Şeftaliyem dalım yok
    Bülbül oldum yarim yok
    Sen orda ben burada
    Ağlamadık günüm yok

    Şişede gül bozulmaz
    Dert kağıda yazılmaz
    Bu Hakkın yazısıdır
    Yazılanlar bozulmaz

    Şu dağı şu dağa ver
    Gülünü budağa ver
    Eğer o yar gelirse
    Ver malın sadaka ver

    Tarlanın tumbu yüksek
    Yükseğe pamuk eksek
    Yari bana verseler
    Beraber kehan etsek

    Tren gelir boydan boya
    İçi dolu mor boya
    Bilseydim ayrılık var
    Severdim doya doya

    Uludur Keşiş dağı
    Ak olur tere yağı
    Tadına doyum olmaz
    Cimin’in üzüm bağı

    Uzun kavaktan uçtum
    Çayır çimene düştüm
    Ben narin keklik idim
    Bir puştun eline düştüm

    Üzüm kestim yiyen yok
    Nedir halin diyen yok
    Bu ateşten gömleği
    Benden başka giyen yok

    Yaşa pınarım yaşa
    Kebabım dola tasa
    Ne yapacak Ayşe’ye
    Erzincan’daki paşa

    Yelle mendilim yelle
    Ben düştüm gurbet ele
    Yeddi mendil çürüttüm
    Göz yaşım sile sile

    Yürüyor dağa taşa
    Doğru söz gelir başa
    Sen nafile üzülme
    Yazılan gelir başa





+ Yorum Gönder