+ Yorum Gönder
3. Sayfa BirinciBirinci 123
Bölge bölge Türkiye ve Marmara Bölgesi Forumunda İstanbul Yalıları Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Gizli @ yara
    Özel Üye

    Cevap: İstanbul Yalıları

    Nazime Sultan Yalısı (Beşiktaş)

    İstanbul ili Beşiktaş ilçesi, Kuruçeşme’de, Sultan Abdülaziz’in (1861–1876) kızı Nazime Sultan Yalısı yanındaki Naciye Sultan Yalısı ile birlikte XIX. yüzyılın ilk yarısında Hibetullah Hanım Sultan’a aitti. Daha önce Şah Sultan’a ait olan bu yalı biri büyük diğeri de küçük olmak üzere iki ayrı yapıdan meydana geliyordu. Bunlardan Ortaköy tarafındaki büyük olan yalı Enver Paşa ile evlenen Naciye Sultan’a, diğeri de Nazime Sultan’a verilmişti. Kaynaklarda Nazime Sultan’a yalının ne amaçla verildiği belirtilmemiştir. Bazı arşiv belgelerinde de 1900–1901 yıllarında onarıldığı yazılıdır.

    Nazime Sultan Ali Halit Paşa ile 1889 yılında evlenmiştir. Yaşamıyla ilgili birbirleri ile çelişkili bilgiler bulunmaktadır. Bazı kaynaklara göre; 25 Kasım 1895’te ölmüş ve Sultan II. Mahmut türbesine gömülmüştür. Bazılarına göre de, Cünye’de (Beyrut) 1947’de ölmüş ve Şam’daki Sultan Selim haziresine gömülmüştür.

    Nazime Sultan Yalısının Raimondo d’Aronco tarafından tasarlandığı iddia edilmişse de bununla ilgili kesin belgeye rastlanmamıştır. Yalı denize paralel uzun ve bol pencereli, önünde rıhtımı olan iki katlı bir yapı idi. XIX. yüzyılın sonlarına doğru sultan sarayları için uygulanan planlar uyarınca birbirlerine eşit büyüklükte harem ve selamlıktan meydana gelmişti. Yalının giriş bölümünün üst katı at nalı kemerli bir cephe görünümüne sahipti. Bu görünümü ile de Boğaziçi’ndeki sultan yalılarından ayrılmaktadır. Girişten sonra geniş merdivenlerle çıkılan salonlar siyah ve beyaz salonlar olarak isimlendirilmişti. Salonların çevresine odalar sıralanmıştır. Cephedeki çok sayıda pencereler özel bir konumdaki çerçeveler içerisine alınmış ve bunlar stilize bezemelerle hareketlendirilmiştir.

    Çırağan Sarayı’nın yanmasından sonra bu yalı bir süre Meclis-i Mebusan binası olarak kullanılmış, hanedanın yurt dışına çıkarılmasından sonra satılmış, bir süre tütün deposu olarak kullanılmış ve sonra da yıkılmıştır.


    Yılanlı Yalı (Beşiktaş)


    İstanbul ili Beşiktaş ilçesi, Bebek-Rumelihisarı Caddesi üzerinde bulunan bu yalıyı XVIII. yüzyılın sonlarında Sultan I. Abdülhamit’in (1774–1789) veya Sultan III. Selim (1789–1807) döneminde yapıldığı konusunda iki ayrı iddia bulunmaktadır. Bunun yanı sıra yalının Sultan III. Mustafa zamanında yapıldığı da iddia edilmiştir. Ancak bunların hiç birisi de kesinlik kazanamamıştır. Yalının ilk sahibinin Reisülküttab Mustafa Efendi olduğu ve çeşitli dönemlerde de onarıldığı bilinmektedir. Bu onarımlardan en önemlisinin Raşit Efendi tarafından yapıldığı kaynaklardan öğrenilmektedir. Reisülküttab Mustafa Efendi’nin ölümünden sonra varisleri yalıyı Kepçe Nazırı Mustafa Efendi’ye satmışlardır. Daha sonra yalının mülkiyeti Raşit Efendi’ye geçmiştir. Sonraki yıllarda Raşit Efendi’nin çocukları yalı ile ilgilenmemiş, yalı içerisindeki eşyalar dağılmış ve yapı uzun süre kendi haline kalmış, 1964 yılında da şüpheli bir biçimde de yanmıştır.

    Bu yalı sarp kayalıklar üzerinde tek katlı eli böğründelerle dışarıya taşkın biçimde yapılmıştır. Harem ve selamlıktan meydana gelen yalının haremi biraz daha küçük ölçüde olup, geniş sofaları, Sakal-ı Şerif odası, meşkhanesi, selsebil odası ve arkasındaki hamamı ile kendine özgü bir görünümü vardı. Bu odalar arasındaki Sakal-ı Şerif odasının ayrı bir önemi olup, Ramazan aylarında Teravih Namazı kılınır, Kandil ve bayramlarda da ziyaret edilirdi. Harem kısmının 40 odadan meydana geldiği söylenirse de bu kesinlik kazanamamıştır. Girişin hemen sağındaki büyük taş odada Raşit Efendi yaz aylarında hemen hemen tüm zamanını geçirmiş ve misafirlerini ağırlamıştır. Yalının Türk Barok mimarisinin en güzel örneklerinden nakışlı tavanı, mermer şebekeli fıskiyeli havuzu, köşelerdeki selsebiller ile Raşit Efendi’nin çok sevdiği bu odanın ayrı bir görünümü vardı. Odanın çevresi sedirler ve minderlerle kaplanmış, dolaplar onları tamamlamıştı.

    Yalının günümüze ulaşan selamlık kısmı geniş bir set üzerinde olup, Prof. Dr.Y. Mimar Nevzat İlhan tarafından restore edilmiş ve yapının özgün mimarisi korunmuş, içerisindeki düzenlemeler günümüzün koşullarına göre uygulanmıştır.


    Yusuf Kamil Paşa Yalısı (Beşiktaş)

    İstanbul ili Beşiktaş ilçesi, Bebek’te bugünkü Kemal Sadıkoğlu, Villa Berkçay, Zamir Damar ve Nuri Çapa yalılarının bulunduğu yerde XIX. yüzyıl başlarında İmamzade Esad Efendi’nin yalısı ile Sultan II. Mahmut’un Musahibi Sait Efendi’nin sahil sarayı vardı.

    Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa Sultan Abdülmecit zamanında Sami Paşa ile Yusuf Kamil Paşa’yı İstanbul’a göndermişti. Paşalar önceleri Arnavutköy ile Mısırlı Hanım’ın yalısında bir süre misafir kalmışlar, sonra da kendilerine yeni bir yer aramaya başlamışlardı. Yusuf Kamil Paşa bir gün kayıkla Bebek’ten geçerken İmamzade Esat Efendi’nin yalısını görmüş ve yanındaki Haydar Efendi’ye dönerek “Şu yalı benim olsa da bir güzel yaptırsam” demiştir. Bir süre sonra da İmamzade Esat Efendi ile yanındaki Sait Efendi’nin yalılarını satın almış, her iki yalıyı birleştirmiştir. Sonra da bu iki yalıyı yıktırarak yerine Fransız Mimar Gardnier’e daha büyük bir yalı yaptırmıştır.

    Yusuf Kamil Paşa’nın yaptırmış olduğu yalı ahşap olup, cephe görünümünde ortada üç, yanlarda da iki katlı idi. Alt katta sofa yerine uygulanan mekân yuvarlak kemerli, sütunların taşıdığı bölümler halinde idi. Simetrik plan düzenine göre yapılan yalının deniz tarafında iki yan sofası ile onların arkasına sıralanmış odaları vardı. Yalıdan kafesli bir köprü ile arkasındaki koruluğa geçilirdi. Korulukta yaptırdığı ek binalar teraslar üzerine oturtulmuştu.

    Yusuf Kamil Paşa Yalısını zamanın pek çok tanınmış kişisi ziyaret etmiştir. Bunlardan birini Haluk Şehsuvaroğlu şöyle anlatmıştır:

    “Böyle gecelerden birinde, devrin zariflerinden biri Yusuf Kamil Paşa’yı fevkalade eğlendirip, hoş vakitler geçirtmiş, Paşa da âdeti üzere kâhyasını çağırıp, efendiye 500 altın ihsan ettim, verirsiniz demiş. Nüktedan zat o geceyi hayaller içerisinde uykusuz bir halde geçirmiş, 500 altını sabaha kadar nerelere harcayacağını bilememiş. Diğer taraftan paşanın kâhyası Hüseyin Haki Efendi de bu mübalağalı ihsanı tashih ettirmiş ve ertesi sabah sabırsızlıkla kahvaltı tepsisini bekleyen nüktedan efendinin kahvaltı tepsisine bir zarf içerisinde 5 altın koymuştur. Neye uğradığını şaşıran misafir hemen kâhyaya koşmuş;

    — Galiba bir yanlışlık oldu. Paşa hazretleri dün akşam bana 500 altın ihsan etmişlerdi. Bu sabah 5 altın geldi.
    Hüseyin Haki Efendi;
    — Bana verilen emir böyledir başka bir şey yapamam. Şimdi kendileri merdivenden aşağıya inerler. Siz vaziyeti arz ediniz demiş.
    Misafir sabırsızlıkla paşanın inmesini beklemiş ve tam paşa indiği sırada onu etekleyerek derdini anlatmış.
    Yusuf Kamil Paşa da;
    —Aman efendim dün akşam işret esnasında bir halt etmişim. Doğrusu bu sabah aldığınız ihsandır.
    Misafir bir selam daha verip:
    — Aman efendim o haltı dün akşam değil şimdi işlediniz” demiş.

    Yusuf Kamil Paşa yalıyı sonradan Sait Halim Paşa’nın babası Mısırlı Prens Halim Paşa’ya satmıştır. Sanatkâr ruhlu bir kişi olan Halim Paşa da yalıyı zevkine göre döşetmiş, koruda musiki âlemleri tertiplemiş, devrin tanınmış ressamlarını yalıda bir araya getirmiştir. Bu arada tepede yaptırdığı köşkü de resim atölyesi haline sokmuştur. Uçurumun üzerinde yapılmış olan bu köşkün ahşap odasından ötürü de eski Boğaziçililer buradan Bülbül Yuvası diye söz etmişlerdir.

    I.Dünya Savaşı sırasında yalı Maarif Nezareti’nin emrine verilmiş ve Darül Eytam haline getirilmiştir. Bu yüzden yalı harap olmuş, 1928–1929 yıllarında yıktırılmıştır.
    Cevap: İstanbul Yalıları sayfa üç frmacil 3 Cevap: İstanbul Yalıları

  2. Gizli @ yara
    Özel Üye
    Mazhar Paşa Yalısı (Sarıyer)

    İstanbul Sarıyer ilçesi Emirgân-Baltalimanı arasında bulunan Mazhar Paşa Yalısı da günümüze gelemeyen yalılardandır. Mazhar Paşa Sadrazam Büyük Reşit Paşa’nın oğlu idi. Devlet yönetimine girmemiş, kendi başına yaşamış, Celmiz isminde bir Çerkez kızı ile evlenmiş, ondan Necmettin, Veliddin isimli iki oğlu ile Nemciye isimli bir kızı dünyaya gelmiştir.

    Mashar Paşa devrin ünlü aşçılarını yalısında bir araya getirmiş, onların hazırladığı yemekler Boğaziçi’nde uzun yıllar anlatılmıştır. Paşa yalısında dostlarına, komşularına ziyafetler vermiştir. Aynı zamanda yalıda yaşayan ağaların, uşakların, çırakların, sofracıların ve harem ağalarının işgüzarlığı terbiyeleri de çok ünlü idi. Mazhar Paşa da haklı olarak bu durumdan hoşlanır, guru duyarmış. Aynı zamanda musikişinas olan paşa gayet güzel tambur çalar, haremindeki saz takımı devrin en ünlü hocalarından ders alırmış.

    Mazhar Paşa Yalısı XVIII. yüzyılda yapılmış iki katlı bir yapı olup, yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Mimari yapısı hakkında da kesin bir bilgimiz bulunmamaktadır. Bu yalı XIX. yüzyılın sonlarına doğru yıkılarak ortadan kalkmıştır.


    Emirgân (Şerifler) Yalısı (Sarıyer)

    İstanbul Sarıyer ilçesi, Emirgan’da bulunan bu yalı, Bizanslıların Selvili Orman (Kyparades) ismini yakıştırdığı yörede bulunmaktadır. XIX. yüzyılın ikinci yarısına kadar Miriye ait olan Emirgan’ı Sultan III. Mehmet (1593–1603) Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşundan Sultan III. Murat (1574–1595) devrine kadar uzanan tüm resmi yazışmaları kitap halinde derleyen Nişancı Feridun Paşa’ya vermişti. Bundan böyle de günümüzün Emirgan’ı Nişancı Feridun Bey’in yazlık bahçesi olmuş ve Nişancı Feridun Bey Bahçesi olarak anılmıştır.

    Sultan IV. Murat (1623–1640) Revan seferi sırasında kendisine Revan Kalesi’ni teslim eden Emirgüneoğlu Tahmasb Kuli Han’ı, kethüdası Murat Ağa’yı ve adamlarının hayatlarını bağışlamıştır. Bu arada Yusuf ismini alan Emirgüne Han’a murassa kılıç, hançer vermiş ve üç hil’at giydirdikten sonra üç tuğ ile Halep Valisi yapmıştır. Kethüdası Murat Ağa da Beylerbeylik rütbesi ile Trablusşam’a gönderilmiştir. Kısa bir süre sonra Yusuf Ağa idam, Emirgüneoğlu da azl olmuştur. Sultan Murat son derece zeki hoşsohbet bir kişi olan Emirgüneoğlu’na haslar ile Feridun Bey bahçelerini vermiş ve onu kendisine Musahip yapmıştır. Emirgüneoğlu da Feridun Bey bahçelerinde kendisine sahil saray niteliğinde bir yalı yaptırmıştır. Bu yapıdan Evliya Çelebi de söz etmiştir:
    “Cümle kapısı tarzı Acem üzere tarh olunmuş, dört duvarı billurdan bir hamamı vardır. Gül ve gülistan içinde bulunan bu hamamdan bülbüllerin yuvalarında yavrularını besledikleri seyredilir. Bu bağın dışında binlerce ağaç vardır.”

    Zarif Orgun’dan öğrenildiğine göre de; “Feridun Bey bahçeleri denmekle malum Emirgüneoğlu Yusuf’un Naip ve Mutasarrıf olduğu bahçe ki hududu sahil-i bahirde vaki ayazmadan Müslüman mezarlığına ve oradan Tırnakçızade Mehmet’in bağına ve ondan çeşmebaşı nam mevki denilerek binaların anlatılmasına geçilmiş, altı bab oda, sofa, büyük iki şahnişin, dehliz ve büyük havuzlu hamam akarsu, mutfak, kiler, yanında odalar ve bahçede meyve ağaçları ve diğer ağaçlarla su haznesi, büyük ahır, şahnişinli büyük oda ve üstünde üç şahnişinli ve şadırvanlı, altın yaldızlı, çinili oda ve şahnişinli odaya bitişik diğer odalar, üç dehliz ve bahçede bir kameriye ve su haznesi üzerinde bir köşk, dört oda, su dolabı ve bir dalyan ve bu hudut içerisinde tahminen 170 kile tohum ekilen tarlalar…”

    Emirgüneoğlu’nun Emirgan’daki güzel günleri çok uzun sürmemiş, Sultan IV. Murat’ın (1623–1640) ölümünden sonra, iyi bir de ün yapmadığından ötürü idam edilmiştir. Bundan sonra malına mülküne el konmuş, Boğaziçi’ndeki bahçeleri, yalısı Sadrazam Kemankeş Mustafa Paşa’ya verilmiştir.

    Tarihi kaynaklar Emirgan’daki yalının sürekli el değiştirdiğinden söz etmiştir. Sultan III. Mustafa’nın (1695–1703) emri ile önce devrin ilmiye ricalinden Mirza Mustafa Efendi’ye, onun 1722 yılında yalıda ölümünden sonra oğlu Mehmet Emin Salim Efendi’ye, Şeyhülislâm Vassaf Abdullah Efendi’ye, onun ölümünden sonra da oğlu Esat Efendi’ye geçmiştir. Esat Efendi’nin mirasçısı olmadan ölümünden sonra Sultan I. Abdülhamit (1774–1789) burada cami, hamam ve dükkânlar yaptırmış, yalının bulunduğu çevre de küçük bir köye dönüşmüştür.

    Emirgan Yalısı Sultan II. Mahmut (1789–1807) zamanında yapılan Bostancıbaşı Defterlerinde Hazine-i Hümayun Baş Yazıcısı Feyzi Beyzade Mehmet Bey’in üzerinde görülmüştür. Daha sonraki yıllarda da Asakir-i Mansure-i Muhammediye Seraskeri Vidinli A.Hüseyin Paşa’ya 1828-1829’da satılmıştır. Bundan sonra Mekke Emiri Şerif Abdiillah Paşa bu yalıyı satın almış, onun ölümü ile de Sait Çiftçi’ye satılmıştır. Yalının selamlık bölümü Kültür Bakanlığı tarafından 1968 yılında kamulaştırılmıştır. Harem bölümünde ise Sait Çiftçiler’e ait bir köşk bulunmaktadır. İstanbul’da 1840–1850 yıllarında yaşamış olan ve Ayasofya’yı onaran G. Fosatti Vidinli Hüseyin Paşa Köşkü ismi ile bu yapının bir de rölövesini çizmiştir.

    Emirgan Yalısı harem ve selamlık olmak üzere ahşap ve iki ayrı bölümden meydana gelmiştir. Çeşitli ağaç ve çiçek bahçeleri ile kaplı geniş bir alan içerisindeki selamlığın bol ışıklı geniş pencereleri vardı. Selamlık ve harem arasında geçişi sağlayan direkler üzerindeki asma köprü her iki yapıyı da birbirine bağlıyordu. Yalı halkının bahçeye inmeden doğrudan doğruya selamlıktan hareme geçişini sağlayan bu köprü 1946 yılında yıktırılarak ortadan kaldırılmıştır. İstanbul Üniversitesi Kütüphanesindeki Sultan II. Abdülhamit devri fotoğraf albümündeki resimlerde bu köprü açıkça görülmektedir.

    Emirgan Yalısı’nın haremi günümüze gelememiştir. Selamlık kısmı şahnişinli, yonca planlı olup, ana salonunun üç cephesinde sıralanmış pencereler ile denize açılmış bir divanhane görünümündedir. Amcazade Hüseyin Paşa Yalısı’nın yazlık divanhanesini hatırlatan bu salonun ortasına fıskiyeli bir de havuz yerleştirilmiştir. Selamlığın alt katı deniz tarafındaki penceresiz taş duvarların ardında kalmış, içeriye giriş yandaki yedi basamaklı bir merdivenle sağlanmıştır. İlk yapıldığı dönemde burada bir de kayıkhane bulunuyordu. Yalının önünden geçen yol nedeni ile bu kayıkhane iptal edilmiştir. Yalının sahanlığının sağında bahçeye aşılan bol ışık alan camekânlı bir yemek odası solda da küçük bir oda vardır. Yalının tüm odalarının duvarları, tavanları yağlı boya resimlerle bezenmiştir. Aynı zamanda yaldızlı nakışlar, çiçek bezemeli motifler de onları tamamlamıştır. Bu bezemeler barok üslupta olup, Topkapı Sarayı harem dairesi ile benzerlikler göstermektedir. Bu bezemeler Çanakkale Bayramiç ilçesindeki 1789 tarihli Hadimoğlu Konağı ile de benzerlik göstermektedir.

    Yalı bahçesinde XX. yüzyılın ilk yarısında yapılmış üç katlı müştemilat bulunmaktadır. Bu bölüm Kültür Bakanlığı’nın misafirhanesi olarak kullanılmıştır.

    Emirgan Yalısı’nın müze olarak düzenlenmesi düşünülmüş bunun için de Topkapı Sarayı, Türk ve İslam Eserleri Müzesi ve Divan Edebiyatı Müzesi’nden, dışarıdan satın alınan eserlerle döşenmiştir. Ancak müze kurulamamıştır.

    Emirgan Yalısı 1980 yılından sonra Kültür Bakanlığı, Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nin yönetimine geçmiş, restorasyonu ve iç bezemeleri yapılmıştır. Günümüzde Topkapı Sarayı Müzesi’nin yönetimindedir.

  3. Gizli @ yara
    Özel Üye
    Ferik Ahmet Afif Paşa Yalısı (Sarıyer)

    İstanbul ili Sarıyer ilçesi, İstinye-Yeniköy sahil yolu üzerinde yer alan bu yalı Levazımat Reisi (İaşe İşleri Bakanı) ve Birinci Ferik Ahmet Afif Paşa (1852–1920) tarafından 1900–1910 yıllarında Mimar Alexandre Vallaury’e yaptırılmıştır. Bu yalının ilk sahibinin Koca Reşit Paşa’nın kızı Ferendiz Hanım’a ait olduğunu Haluk Şehsuvaroğlu belirtmiştir. Bu durumda Ahmet Afif Paşa’nın bu yalının yerine yenisini yaptırdığı anlaşılmaktadır.

    Yalı zemin üzerine iki normal bir de çatı katından meydana gelmiştir. Yalının girişleri sağ ve sol yan cephelerinde üç kollu merdivenler ile sağlanmıştır. Kara tarafı cephesinde ise yalnızca servis merdivenlerine açılan servis girişleri bulunmaktadır. Yalının planı denize dik bir eksene göre simetrik olarak yapılmıştır. Bu nedenle deniz cephesi dar, kara cepheleri daha geniş olup, yalının her odasından denizin görülmesi böylece sağlanmıştır. Yalının ana merdiveni yalnızca iki katı birbirine bağlamaktadır. Deniz cephesindeki köşe odaları küçük çıkmalar halinde denize yönelmiştir. Bu yöneliş yalı mimarisinde tek bir örnek olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca bu çıkmalar kuleler şeklinde daha belirginleştirilmiştir. Mimari düzeninde dengeyi sağlayabilmek için de yalının kara tarafındaki iki köşesine de soğan kubbeli iki kule daha eklenmiştir.

    Yalının deniz cephesi, ince uzun pencereleri, pencereler ile katlar arasındaki boşlukları dolduran mimari dekorasyon ile hareketli bir görünüm sağlanmıştır. Ayrıca ahşap panolar onları tamamlamıştır. Burada Mimar Vallaury üç açıklıklı mimari ögelere de yer vermiştir. İç mekânlarda ise birinci ve ikinci katlardaki tavanlar muşamba üzerine alçı ve altın varaklı kalem işleri ile bezemeler yapılmıştır. Yan duvarlarda sistematik şekilde panolar halinde kalem işlerine yer verilmiştir. Kara cephesindeki odaların tavan göbeklerinde ise ağırlık rokoko üslubundadır.


    Sait Halim Paşa Yalısı (Sarıyer)

    İstanbul ili Sarıyer ilçesi, Yeniköy Köybaşı Caddesi üzerinde, Yeniköy vapur iskelesine 100 m. uzaklıkta olan bu yalı XIX. yüzyılın ikinci yarısında yapılmıştır. Yalının mimarı Petraki Adamanti isimli birisidir. Bu yalıda ampir ve eklektik üsluplar bir arada uygulanmıştır.

    Yalının ilk sahiplerinin Düzoğulları isimli bir aile olduğu, sonradan İstanbul Rumlarının temsilcisi olarak tanınan Logothete Nicolas Aristarhis isimli bir kişiye, sonra da V.Lahos isimli bir Rum bankerinin mülkiyetine geçmiştir. XIX. yüzyılın sonlarında Sait Halim Paşa bu yalıyı satın almıştır.

    Sait Halim Paşa Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın torunu, Vezir Halim Paşa’nın da büyük oğludur. Lozan Üniversitesi Siyasal Bilimler Bölümü’nü bitirdikten sonra paşalık unvanı ile devlet şurası üyeliğine getirilmiştir. Sultan II. Abdülhamit zamanında Mısır ve Avrupa’ya giderek jön Türk hareketlerinin önde gelen kişilerinden biri olmuştur. İttihat ve Terakki Fırkası’nda rol almış, genel sekreterlik görevini de üstlenmiştir. Meşrutiyet’in ilanından sonra Türkiye’ye dönerek Ayan üyeliği, Devlet Şurası Başkanlığı, Hariciye Nazırlığı yapmış, 1913’te de Sadrazam olmuştur. Sadaret Makamından 3 Şubat 1917’de ayrılmasına rağmen Malta’ya sürülmüştür. Türkiye’ye dönmesine izin verilmemiş Roma’da 1921’de bir Ermeni komitacısı tarafından öldürülmüştür. Mezarı İstanbul’da Mahmut Paşa Türbesi’ndedir.

    Sait Halim Paşa yalıyı Papa Kalfa isimli bir ustaya onarttırmış, bazı yeni ilaveler ve değişiklikler yaptırmıştır. Bundan böyle yalı Sait Halim Paşa Yalısı ismi ile tanınmıştır. Sait Halim Paşa’dan sonra oğlu Prens Halim’e geçen bu yalı 1968’de Turizm Bankası tarafından satın alınmış ve yeniden restore edilmiştir. Turizm Bankası ile TAÇ Vakfı arasında düzenlenen 16.6.1981 tarihli protokol uyarınca yalının iç süslemeleri dışında kalan restorasyon projeleri TAÇ Vakfı tarafından yapılmıştır. Projeleri Y.Mimar Sinan Genim hazırlamıştır. Turizm Bankası 1989’da Türkiye Kalkınma Bankası’na dönüşünce de yalının yeni sahibi Türkiye Kalkınma Bankası olmuştur.

    Yalı bahçesi yaz aylarında kısa bir süre restoran olarak işletilmiş, içerisi de XIX. yüzyıl yalılarını yansıtacak biçimde müze-yalı olarak düzenlenmiştir. Bir süre Başbakanlık yazlık konutu olarak kullanılan yapıda resmi toplantılar yapılmıştır.

    Sait Halim Paşa yalısı eski kaynaklardan öğrenildiğine göre, setler halinde koruluklara kadar uzanıyordu. Boğaziçi’nin pek çok yalısında görüldüğü gibi burada da arkadaki sırtlara bağlanan bir köprüsü vardı. Yalı harem ve selamlık olmak üzere iki ayrı bölümden meydana gelmiştir. Denizden bakıldığında kuzeyi harem, güneyi de selamlıktır. Her iki bölüm aynı yapıda birleştirilmiştir. Yalı bahçesine Boğaz yolu üzerindeki kapıdan girilmektedir.

    Yalı bahçesine Boğaz yolu üzerindeki kapıdan girilmektedir. Yalı bodrum üzerinde iki katlı olup, rıhtımında harem ve selamlığa açılan kapılar bulunmaktadır. Bu kapıların önündeki iki aslan heykelinden ötürü de yalıya Aslanlı Yalı ismi verilmiştir. Yalının cepheleri çıkmalarla yer yer hareketlendirilmiş, alt ve üst katları bir kornişle ikiye bölünmüştür. Ahşap panjurlu pencerelerin bir kısmı üçgen alınlıklarla sonuçlandırılarak cephe hareketliliğine farklılık getirilmiştir. Yapı ana planı doğrultusunda orta sofa çevresinde sıralanmış odalardan meydana gelmiştir. Sait Halim Paşa’nın yaptırdığı onarımlarda orta sofa bir merdiven holüne dönüştürülerek denize yönelik geniş cephe Venedik odası, Altın Oda, Japon Odası isimleri altında üç büyük odaya dönüştürülmüştür. Yalının ortasında yer alan merdiven çatıdaki fenerler bu dönemde yapılmış ve onlara bir de denize yönelik balkon eklenmiştir.

    Camekânlı girişten birkaç basamak çıkıldıktan sonra harem ve selamlık hollerine ulaşılmaktadır. Harem holünün alçı, nakış ve kakma işlerle zengin bir bezemesi vardır. Buradan barok üsluptaki bir merdivenle üst kata çıkılmakta, bahçeye yönelik tarafta yekpare kristal avizeler ile duvarlardaki tablolarla zengin bir görünümü olan yemek salonuna girilmektedir. Buraya bir de çalışma odası eklenmiştir.

    Selamlık bölümünün girişi ahşap lambrili ve Kütahya çinileri ile kaplıdır. Girişin karşısındaki duvara da Venedikli ressam Clement’in oldukça büyük bir tablosu yerleştirilmiştir. 1865 tarihli olan bu tabloda bir av sahnesi canlandırılmış ve Sait Halim Paşa’nın babası Kavalalı Mehmet Ali Paşa da burada görüntülenmiştir.

    Selamlık girişinin sağındaki bekleme odasından resmi kabullerin yapıldığı orta mekâna oradan da hareme geçilmektedir. Osmanlı İmparatorluğu’nun I. Dünya Savaşı’na girmesinde büyük etkisi olan Türk-Alman ittifakı 2 Ağustos 1914’te Sadrazam Sait Halim Paşa ile Alman elçisi Wangenheim tarafından bu orta mekânda yapılmıştır. İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin önde gelen kişilerinden Enver Paşa, Talat Paşa ve Büyük Cemal Paşa Sait Halim Paşa ile birlikte sık sık toplantılar düzenlemiştir.

    Sait Halim Paşa Yalısı’nın bezemeleri XIX. yüzyıl Batı üslubu ile Osmanlı sanatının bir çeşit bütünleşmesinden oluşmuştur. Yalının iç dekorasyonunda eklektik üslup kendisini açıkça göstermektedir. Burada zengin altın yaldızlı bezemeler içerisinde alçı kaplamalar, kabartmalar, sedef bağa ağaç işçiliği, bitkisel geometrik şekiller, yazı ve resimler bir uyum içerisinde bir arada kullanılmıştır. Osmanlı, Mısır ve XVI. Louis üslubu mobilyalar, Murana avizeleri de onları tamamlamıştır. Ayrıca kaynaklarda, Aleexandere, Berrchere, Clement, Crapalet, Dalpy, Henery, Leray, Roullet, Valery gibi ünlü ressamların eserlerinin yanı sıra Mahmut Celaleddin, Kazasker Mustafa İzzet Efendi, Hafız Osman’ın yazıları, Kütahya çinileri, bronz heykeller ve çeşitli Osmanlı-İran halılarının da bu yalıda bulunduğu belirtilmiştir.

    Sait Halim Paşa Yalısı 1995 yılında bilinmeyen bir nedenle kısmen yanmış, içerisindeki eserlerin ne olduğu konusunda çeşitli iddialar ortaya atılmıştır. Yalı yeniden restore edilmiştir

  4. Gizli @ yara
    Özel Üye
    Kocataş (Necmettin Molla) Yalısı (Sarıyer)

    İstanbul ili Sarıyer ilçesinde bulunan bu yalı Abraham Paşa, Molla Bey, Necmettin Molla Yalısı isimleri ile de tanınmıştır. XIX. yüzyılın sonlarında Neo-Klasik üslupta, ahşap, bağdadi tekniğinde yapılan Abraham Paşa Yalısı Kocataş Yalısı’nın yanında bulunuyordu. Bu yalı yanarak ortadan kalkmıştır. Kocataş Yalısı Sultan II. Abdülhamit (1876–1909) döneminde kısa bir süre Sadrazamlık yapan daha sonra da Adliye Nazırı olan Abdurrahman Nurettin Paşa tarafından Mimar Sarkis Balyan’a yaptırılmıştır.

    Bu yalı arkasındaki 17.123 m2’lik bir alanda yer almıştır. Üç katlı yalının ortasındaki ana bölüm ve bunun iki yanındaki ikişer katlı servis binalarından meydana gelmiştir. Bu binalarla ana bina arasında katlarla bağlantı bulunmaktadır. Asıl yapıya dört sütunun taşıdığı bir portikten girilmektedir. Bu portiğin üzerindeki iki kat dışarıya çıkıntılı olarak yükselmiştir. Bu çıkmanın son katının üzerinde üçgen şeklinde bir alınlığa yer verilmiştir. Cephelerdeki düz ve basık kemerli olan pencerelerin tümü panjurludur.

    Girişin hemen ardında yer alan taşlığa ikisi karşıda olmak üzere dört kapı açılmaktadır. Bu kapılardan sağ ve soldakilerden ikisi şömineli odalara açılır. Karşısına gelen camekânın hemen ardında yine sağ ve solda yan binalara geçişi sağlayan koridorlar vardır. Aynı zamanda burada önce çift sonra da tek yönlü olarak üst kata çıkan ana bir merdiven bulunur. Bu merdiven rokoko üslubunda dökme demir korkulukludur. Duvarları ise yağlı boya natürmort boyalarla bezenmiştir. Merdivenin birinci sahanlığından camekânlı geniş bir kapı arka balkona açılır. İkinci kattaki sahanlıktan büyük bir salona geçilir. Bu salonun çevresinde de yan odalar bulunmaktadır. Burada yanlardaki kapılardan alt katta olduğu gibi yan binalara geçiş sağlanmıştır. Bu salonlar kabartma alçı rokoko bezemelerle süslenmiştir.

    Yalının üçüncü katında basık tavanlı odalar bulunur. Bunların hizmetli odaları olarak kullanıldığı sanılmaktadır. Yan taraftaki servis binalarında da mutfak ve kilerler vardır.


    Mustafa Reşit Paşa Yalısı (Sarıyer)

    İstanbul ili Sarıyer ilçesinde, Baltalimanı- Hisar Yolu üzerinde, Mustafa Reşit Paşa’nın XIX. yüzyılda yaptırmış olduğu ahşap yalısı bulunuyordu. Bu yalıda 1838, 1839, 1840 ve 1846 yıllarında İngiltere, Fransa, Rusya ve Belçika ile yapılan ikili ticari ve siyasi anlaşmalar imzalanmıştır.

    Mustafa Reşit Paşa bu yalının yanına XIX. yüzyılın ortalarında Balyan ailesinden Mimar Sarkis ve Karabet Amira Balyan’a saray niteliğinde kâgir bir yalı yaptırmıştır. Bu yalı Sultan Abdülmecit’in kızı Fatma Sultan’ın Mustafa Reşit Paşa’nın oğlu ile evlenmesi sırasında Osmanlı hazinesince satın alınarak yeni evlilere verilmiştir. Sonraki yıllarda Sultan Abdülaziz devrinde bu sahil sarayının çevresine yeni köşkler ve binalar eklenmiştir. Fatma Sultan’ın 1883 yılında ölümünden sonra yalı boşalmış ve kız kardeşi Mediha Sultan’a verilmiştir. Mediha Sultan’ın Damat Ferit Paşa ile evlenmesi üzerine yapıya bir de harem binası eklenmiştir. Bu yalı Cumhuriyetin ilanına kadar Fatma Sultan’ın mülkiyetinde kalmıştır. Cumhuriyet döneminde bir süre boş kalan yapı Balıkçılık Enstitüsü’ne devredilmiştir. Bu arada Damat Ferit Paşa’nın kitaplığı, yalının eşya ve tabloları satılmıştır. Günümüzde yalının harem dairesi Baltalimanı Kemik Hastalıkları Hastanesi olarak kullanılmaktadır.

    Neo-Klasik üsluptaki bu yalı geniş bir avlu çevresinde olup, bahçesinde havuz ve köşkleri ile deniz hamamları bulunmaktadır. Yalı dikdörtgen planlı olup, yan cephelerden masif kolonlarla dışarıya taşırılmıştır. İki katlı yapının birinci katının ortasında dikdörtgen bir sofa bulunmakta olup, bu sofanın duvarları aynalarla kaplanmış, içerisine mermer kaplamalar yerleştirilmiştir. Yapının birinci katı üç yönlü koridorlarla çevrilmiş, çevresine odalar yerleştirilmiştir. Yapının cadde üzerindeki birinci katı dört iri konsolun taşıdığı çıkma ile dışarıya taşırılmıştır.

    Yalının zemin katında üst kata çıkan üç merdiven vardır. Bu merdivenlerden biri birinci katın holüne çıkan ana merdiven, ikincisi ana merdivenin sahanlığından havuza inen merdiven, üçüncüsü de servis merdivenidir.

    Yalının havuzunun üzeri yakın tarihlerde kapatılmış ve özelliğini yitirmiştir. Bu havuzun üzeri ikinci kat damına kadar yükselen piramidal bir camekânla kapatılmıştır. Günümüzde bu camekânlı bölüm halen mevcuttur.

    Yalının rıhtımında açık yüzme havuzu ile kapalı bir deniz hamamı vardı. Bahçesinde bulunan Hünkâr Köşkü ile arkasındaki tepenin yamacındaki hamam önünden geçen yolun genişletilmesi sırasında yıktırılmıştır.


    İtalyan Elçiliği Yalısı (İtalyan Sefareti Yazlık Binası) (Sarıyer)

    İstanbul ili Sarıyer ilçesi Tarabya Kefeliköy Caddesi’nde bulunan bu yalı İtalyan Dışişleri Bakanlığı tarafından, İtalyan Mimarı Raimondo d’Aronco’ya 1905–1906 yıllarında yaptırılmıştır. Bu yalı eski elçilik binasının yerine yapılmış, yalnızca eski yapıdan birinci terasın altında bulunan servis yapıları, mutfak ve kömür deposu korunmuştur. İtalya Udine’de bulunan d’Aronco’nun arşivinde bulunan çizimlerden eski yapının bugünkü yapıdan daha küçük, üç katlı ve sade bir mimari üslupta olduğu anlaşılmaktadır.

    Yalı ahşap kazık temeller üzerine oturtulmuştur. Burada karma bir yapım tekniği uygulanmıştır. Zemin kat kâgir, kat döşemelerinin araları tuğla dolgulu putrellerle volta tekniğinde yapılmıştır. Zeminin üzerindeki katlar ahşap, tuğla dolgulu ve bağdadi sıvalıdır.

    Günümüze gelen yalı 27.00x20.00 ölçüsünde dikdörtgen planlı, dört katlı bir yapıdır. Uzun kenarı yönündeki eksenine göre simetrik bir plan düzeni göstermektedir. Buna göre orta kısımda birer orta hol ve çift kollu geniş merdivenlere yer verilmiştir. Kuzey cephesinde merdiven holü 3 m. kadar dışarıya taşırılarak burada da bir simetri uygulanmıştır. Yapının zemin katı giriş eksenine göre simetriktir. Üçüncü katta merdivenler sona ermekte, kuzey cephesinin dört katlı diğer cephelere göre üç kat olarak sona erdirilmesi ile bu kez cephe görünümünde simetriden uzaklaşılmıştır. Bu durum üçüncü katın güney cephesindeki çıkma, balkon ve üzerini örten çatı ve saçakla daha belirginleşmektedir. Bu tür üslubun d’Aronco’ya özgü olduğu bilinmektedir.

    Yapının çatısı kuzeyde üçüncü kata kadar inmekte ve bu da yalıya farklı bir görünüm vermektedir. Üst katta denize yönelik balkon büyük bir kemer içerisine alınmış, üzerine de büyük girlantların asıldığı kraliyet arması ve bir de yıldız yerleştirilmiştir.

    Yapının güney cephesi ise farklı bir görünümdedir. Bahçeye büyük bir terasla açılan güney cephesinde taş plasterler küresel köşe taşları ile yapının sınırları belirginleştirilmiştir. Buradaki geniş saçak balkonları örttüğü gibi üst kattaki odaları da gizlemektedir.

    Yalının taş döşeli zemin kat holü simetrik olarak iki yanında birer çift kolonla sınırlanmış ve bir iç avlu görünümüne bürünmüştür. Burada bir minerva heykeli görülmektedir. Yapının tüm katlarında d’Aronco’nun diğer yapılarında çok sık kullandığı gibi art-nouva üslubunda bezemeye yer verilmiştir. Bunlar çiçek şeritleri, stilize motifler, çeşitli figürler, kasetli bölümler, meandr şeritleridir.

  5. Gizli @ yara
    Özel Üye
    Avusturya Elçiliği Yalısı (Avusturya Sefareti Yazlık Binası) (Sarıyer)

    İstanbul ili Sarıyer ilçesi, Yeniköy’de 36 dönümlük bir alan Osmanlı-Avusturya dostluğunun bir nişanesi olarak Sultan II. Abdülhamit’in isteği ile Mıgırdıç Cezayirliyan’dan kamulaştırılmış ve Avusturya-Macaristan İmparatoru II. Franz Joseph’e 1898 yılında hediye edilmiştir. Bu alanda Avusturya Elçiliği yazlık binası yapılmıştır.

    Neo-Klasik üslupta kâgir ve üç katlı olarak yapılan bu yalı 36.00x27.00 m. ölçüsündedir. Zemin katının altında binanın hemen hemen yarısından fazlasını kaplayan bir de bodrum katı bulunmaktadır. Yalının müştemilat binaları da bahçesinde yer almaktadır. Yalının birinci ve ikinci katları üçüncü kata göre daha yüksek ve daha gösterişlidir. Belki de yalının üçüncü katı daha sonraki yıllarda buraya eklenmiştir. Kütlesel görünümünü hafifletmek amacı ile çok sayıda geniş pencereler yapının tüm cephesini kuşatmıştır. Ayrıca balkon ve teraslar da kütlevi görünümü azaltan diğer unsurlardır. Simetrik görünüm iç ve dışarıda uygulanmıştır.

    Deniz cephesinin sağındaki görkemli bir portal ile yapıya girilmektedir. Bu katta orta sofadan geniş merdivenlerle üst kata çıkılmaktadır. Bitki motifleri ile bezeli demir döküm korkulukları olan bu merdivenin görkemli bir görünüşü vardır. Kabul ve toplantı salonu olarak düzenlenen bu kat hemen hemen bu katın bütününü kaplamaktadır. Yalının üst katı hizmet binalarına ayrılmıştır.

    Günümüzde Avusturya Konsolosluğu’nun resepsiyonlarının verildiği, özel toplantıların yapıldığı yalıda ayrıca Avusturya Kültür Ofisi de hizmet vermektedir.


    Alman Elçiliği Yazlık Köşk ve Yalıları (Sarıyer)

    İstanbul ili Sarıyer ilçesi Tarabya Koyu’nda, Yeniköy-Tarabya Caddesi üzerinde bulunan bu köşkler büyük bir bahçe içerisine yerleştirilmiştir. Yapıların bulunduğu bu alanda eski Tarabya Kasrı bulunuyordu. Günümüzde alt bahçede bu kasra ait bir kemer kalıntısı ile Sultan Abdülaziz’in tuğrası görülmektedir. Bunun yanı sıra eski Tarabya Kasrı’ndan kalmış ve depo olarak kullanılan bir de mutfak bulunmaktadır.

    Bu yapılar XIX. yüzyılın ikinci yarısında eklektik üslupta yapılmıştır. Buradaki yapıların yerleşiminde arazi konumundan ötürü simetri uygulanamamıştır. Ana bina, yeni elçilik evi ve müsteşarlık binası bulunmaktadır. Yapılarda farklı üsluplar uygulanmıştır. Dilimli moresk kemerlerin kule figürleri ve çatı uçlarında görülen mızrak biçimli öğeler dikkat çekicidir. Ön kısımda, denize yönelik elçi evinde ise tamamen eklektik üslup görülmektedir. Bu yapıların arasında bir de şapel, çeşme ve mezarlık bulunmaktadır. Buradaki mezarlıkta I.Dünya Savaşı’nda şehit olan askerler ile Mareşal Von der Goltz gömülüdür. Şehitlerin anısına yapılan rölyefler de Georg Kohl’a aittir.

    Üst bahçe terasında 1835–1839 yıllarında Türkiye’de bulunmuş olan General Moltke’nin anısına bir anıt yapılmıştır. Burada bronz bir madalyon içerisinde Moltke’nin porfirden yapılmış portresi bulunmaktadır. Ayrıca kaidenin bir yüzünde Sultan II. Abdülhamit’in tuğrası, diğer yüzünde de İmparator II. Wilhelm’in monogramları görülmektedir.

    Buradaki yapılar dikdörtgen planlı, ikişer katlı olup, üzerleri kırma çatı ile örtülmüştür. Bu çatıların üzerine gizli çatı katları da yerleştirilmiştir. İki yan cephelerde çatılar üçgen alınlıklarla daha belirgin bir şekle sokulmuştur. Yapıların içerisinde geniş bir holün çevresinde odalar sıralanmış olup, iç düzende simetri kendisini açıkça göstermektedir.


    Rus Elçiliği Yalısı (Rusya Sefareti Yazlık Binası) (Sarıyer)

    İstanbul ili Sarıyer ilçesi Büyükdere-Sarıyer Caddesi üzerinde, geniş bir bahçe içerisinde yer alan Rus Elçiliği yazlığının yapım tarihi ve mimarı bilinmemektedir. XIX. yüzyıl başlarına ait, Sultan II. Mahmut (1808–1839) dönemi Bostancıbaşı Defterlerinde bu yalıdan “Kurbinde Rusya elçisinin kebir yalısı” olarak söz edilmiştir. Ayrıca Melling’in albümündeki gravürde de Rus elçilik binası görülmektedir. Yalının iki yanında da Rus elçilik mensuplarına ait yapılar bulunmaktadır. Melling yalının bir İngiliz mimarı tarafından yapıldığını belirtmiştir.

    Günümüze gelen Rus Elçilik Binası gravürdekilerden farklı bir görünümdedir. Gravürlerde denize dik konumda iki yan kanat ve bunları birleştiren bir orta bölüm görülmektedir. Oysa bugünkü yapının yan kanatları gravürlere benzediği halde orta bölümünün oldukça farklı olduğu görülmektedir. Her iki bölüm arasında da belirgin bir üslup farkı vardır. Buna dayanılarak orta bölümün sonradan yapıldığı sanılmaktadır.

    Neo-Rönesans ağırlıklı olan orta binanın girişinde üç bölümlü portiğe yer verilmiştir. Kompozit başlıklı dört yüksek kolonun taşıdığı bu portiğin üzerinde birinci katın balkonu bulunmaktadır. Geniş bir silme ile ayrılan üst kattaki dikdörtgen söveli pencereler üçgen biçimli kabartma bezemelerle süslenmiştir. Çatı altında da oldukça geniş, dişli bir saçak frizi bulunmaktadır. Yan kanatlar yüksek bir su basman üzerinde tek katlı olup, ahşaptan yapılmıştır. Burada da yarım daire kemerler, üçer açıklıklı bir bölüm, kompozit başlıklı plasterler dikkati çekmektedir.

    Günümüzde bu yapılar grubu oldukça harap durumda olup, kullanılmamaktadır.

  6. Gizli @ yara
    Özel Üye
    İpsilante Yalısı (Sarıyer)

    İstanbul ili Sarıyer ilçesi Tarabya’da bulunan bu yalı, Bab-ı Âli’de tercüman olarak çalışan, Eflâk ve Boğdan’da voyvodalık yapan Fenerli Rum ailelerden İpsilantiler tarafından XVIII. yüzyılda yaptırılmıştır. Bu aileden Aleksandros İpsilanti Rus yanlısı bir siyaset gütmüş ve Osmanlı İmparatorluğu’nda kalamayacağını anlayarak Saint-Petersburg’a kaçmıştır. Bunun üzerine yalısı Sultan III. Selim tarafından 1807’de Fransa Büyükelçisi General Sebastiani’ye elçilik yazlığı olarak verilmiştir.

    İpsilanti Yalısı XIX. yüzyılın ikinci yarısında onarılmış ancak, 1913 yılında çıkan bir yangınla esas bina yanmış, geriye müştemilat binaları ile XIX. yüzyılın ortalarında buraya eklenen ek bina kalmıştır. Günümüzde bu yapı onarıldıktan sonra 1989’da Marmara Üniversitesi Fransızca Kamu İdaresi Bölümü’ne verilmiştir.

    İpsilanti Yalısı’nın XIX. yüzyıl başlarındaki durumu Melling’in 1819 yılındaki bir gravüründe görülmektedir. Bu gravüre göre; yaklaşık 3–4 m. enindeki küçük bir rıhtımın arkasında, küçük bir bahçe ile ayrılmış iki bina bulunmaktadır. Bunlar kâgir bir zemin üzerine ikişer katlı yapılardır. Konsollarla dışarıya taşırılmış, yan yana dizilmiş çıkmalar yalının deniz cephesine hareketli bir görünüm kazandırmıştır. İkinci kat seviyesindeki çıkmalar birinci kata göre öne doğru daha geniş çıkıntılıdır. Denize yönelik pencereler zemine kadar inmekte olup bu da iç mekâna büyük bir aydınlık kazandırmaktadır. Yalının üst katına ayrıca barok üslupta oval tepe pencereleri de yerleştirilmiştir.

    XX. yüzyılın başlarında çekilmiş bir fotoğrafta karmaşık cephe düzeni yerine, yalın bir cephenin olduğu görülmektedir. Asıl yalıyı oluşturan ve 1913’te yanan yalı dışarıya doğru iki kademeli çıkmalarla Melling albümündeki gravüre benzemektedir. Bununla beraber bazı ayrıntıları bulunmaktadır. XIX. yüzyıl başlarına ait olan yapıda yedi çıkma görülürken XX. yüzyıldaki fotoğrafta bu çıkmaların ikiye indiği görülmektedir. Ayrıca gravürdeki yuvarlak, oval tepe pencereleri de fotoğrafta görülmemektedir. Bu ayrıntıların Melling’in yapmış olduğu gravürün biraz da hayali olduğu mu yoksa sonradan yalının yenilendiği konusunda şüpheli bir durum ortaya koymuştur.

    Yalının arkasındaki tepe iki büyük set halinde düzenlenmiş olup, fıstık ağaçları ile çevrilidir.


    Sadberk Hanım (Azaryan)Yalısı (Sarıyer)

    İstanbul ili Sarıyer ilçesi, Büyükdere Piyasa Caddesi’nde bulunan yalı XX. yüzyılın başında yanmış olan eski bir konak arsası üzerine tüccar Bedros Azaryan tarafından yaptırılmıştır. Yalı batılılaşma dönemi yapılarına özgün bir anlayışla ele alınmıştır. İstanbul’da bu dönemde yapılmış büyük konutların merkez planlı ve merkezi çıkmalı tasarımına uygun yapılmıştır. Ancak cephe görünümü ile döneminde yapılan yapılardan ayrılmaktadır.

    Azaryan Yalısı arkasındaki yazlık Rus Sefaretinin sınırlarına kadar uzanan çok geniş bir bahçe içerisindedir. Boğaz’daki birçok konakta görüldüğü gibi bahçesi setler halinde olup, ağaçlarla kaplıdır. Bahçesiyle birlikte 4280 m2 olan Azaryan Yalısı 400 m2 lik bir alana oturmaktadır.

    Bodrum katı üzerinde üç ana kat ve bir de çatı katından meydana gelmiştir. Yapının dış mimarisi ahşap, karnıyarık plan tipinde, konakla Batı mimarisinin bir karışımıdır. Osmanlı konaklarında Cihannüma olarak dışarıya açılan çıkma burada bir balkon şeklini almıştır. Cadde üzerindeki ana giriş kapısından parke döşeli büyük bir sofaya girilmektedir. Bu sofanın iki yanında biri servis, diğeri de üst katlara çıkmak üzere iki merdiveni bulunmaktadır. Girişe göre solda bulunan servis merdiveni yandaki servis kapısına da açılmaktadır.

    Yalının iç bezemesi ampir üslubunda olup, çeşitli kalem işleri, mermer taklidi sıvalar ve alçı tavanlar ile Orta Avrupa mimari tasarımını yansıtmaktadır.

    Yalı, 1950 yılında Koç ailesince satın alınmış 1978 yılına kadar yazlık olarak kullanılmıştır. 1978–1980 yılları arasında, Sedat Hakkı Eldem'in hazırladığı bir restorasyon projesinin uygulanmasıyla bina müzeye dönüştürülmüştür. Bugün 14 Ekim 1980’de ziyarete açılan Sadberk Hanım Müzesi’nin büyük bir bölümünü oluşturmaktadır.


    Zeki Paşa Yalısı (Sarıyer)

    İstanbul ili Sarıyer ilçesi, Rumelihisarı’nda Baltalimanı-Hisar yolunda bulunan bu yalı günümüzde Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün köprü ayağı altında kalmıştır. Yalı XIX. yüzyılın II. Yarısında yapılmıştır. Mimarı Alexandre Vallaury’dir.

    Yalının ilk sahibi Sultan II. Abdülhamit (1876–1909) döneminde Tophane Müşirliği ve Askeri Mektepler Nazırlığı yapmış olan Müşir Zeki Paşa’dır (1849–1914). Müşir Zeki Paşa Meşrutiyet’in ilanından sonra Küçük Sait Paşa kabinesinde yalnızca yedi gün görev yapmış ve sonra da azledilmiştir.

    Yalı Boğaziçi’nde yapılmış olan diğer yalıların mimarisinden farklı olarak adeta bir şato görünümündedir. Kayalar üzerine oturan bu yapı Barok üsluptadır. Zemin katı üzerinde dört katlı olan yalıya hem bahçeden, hem de deniz tarafından girilebilmektedir. Geniş bir rıhtımı olan yalı bahçesinde mermer selsebil ve mermer bir de havuz bulunmaktadır. Yalının bahçeye yönelik iki büyük, dikdörtgen mermer söveli bahçe kapıları bulunmaktadır. Bahçe girişleri simetrik olarak kuzeybatı ve güneybatıdan iki kollu döner merdivenlerle sağlanmıştır. Yapıldığı dönemden kalan camekânlı bölümlerden ikişer ayrı hole geçilmektedir. Buradan da geniş bir servis holüne girilmektedir. Servis holünün iki yanında büyük salonlar ve odalar sıralanmıştır. Zemin kattaki bu plan düzeni diğer üç katta da yinelenmiştir.

    Zemin üstü katlarına yapının batı cephesindeki çıkmalara oturtulmuş merdivenlerle çıkılmaktadır. Yalının cephesi farklı renkte ve boyutlarda poligonal taş kaplanmıştır. Ayrıca bu cepheler çıkmalarla hareketlendirilmiştir. Her kattaki çıkmalar ve pencereler birbirlerinden farklıdır. Bunlar farklı açıklıklarda değişik kemer ve sövelerle şekillendirilmiştir. Cephelerde dekoratif olarak İon başlıklı sütunlar, ajurlu kemerler bulunmaktadır. Pencere aralarında plasterler, kat aralarında da silmelere yer verilmiştir.

  7. Gizli @ yara
    Özel Üye
    Şehzade Burhanettin Efendi Yalısı (Sarıyer)

    İstanbul ili Sarıyer ilçesi, Yeniköy Köybaşı Caddesi ile İskele Çıkmazı Sokağı’nın kesiştiği noktada bulunan bu yalıyı Sarraf Varki Vartaks XIX. yüzyılın sonlarında yaptırmıştır. Varki Vartaks’ın 1885 yılında ölümü üzerine yalı ve çevresindeki arazi varisleri arasında ihtilaf konusu olmuştur. Yalıyı icradan Teşrifat-ı Umumiye Nazırı Mahmut Münir Paşa almıştır. Ancak paşanın 1899’da ölmesi ile birlikte yalının mülkiyeti Ayşe Pervin Hanım ile Şükriye Ulviye Hanım’a geçmiştir. Ardından da Sultan II. Abdülhamit’in (1876–1909) oğlu Şehzade Mehmet Burhaneddin Efendi’ye satılmıştır.

    Şehzade Burhaneddin Efendi yalıyı yıktırarak 1912’de yeniden yaptırmıştır. Bugün bu döneme ait ikinci balkonu çatı alınlığında 1328 tarihli “Ya Hafız” levhası görülmektedir. Osmanlı hanedanının yurt dışına çıkarılmasından sonra Mısırlı Ahmet İhsan Bey yalıyı 1923’te satın almıştır. Ahmet İhsan Bey’in 1946’da ölümü üzerine de mirasçıları yalıyı Erbilgin ailesine satmışlardır. Günümüzde Şehzade Burhaneddin Efendi veya Erbilgin ailesi yalısı olarak tanınan bu yalı Y. Mimar Hüsrev Tayla tarafından bütünüyle restore edilmiş, yalının orijinal izleri ortaya çıkarılmış, iç ve dış mimarisinde bazı değişiklikler yapılmıştır.

    Osmanlı İmparatorluğu’nun son devir yapılarındaki özellikleri yansıtan ahşap karkas yalı, zemin kat üzerine iki kat olarak yapılmıştır. Yalının deniz cephesinde ikinci katların cumbaları taştan çıkıntılı kanatlar üzerine oturtulmuştur. Cephenin orta bölümünde ise her katta ahşap dikmeli balkonlara yer verilmiştir.

    Yalı girişinin iki yanında birer servis merdiveni, güneyinde ise diğer katlara çıkan, ikili başlayarak tek kollu devam eden ana merdiven bulunmaktadır. Ayrıca ikinci kata çıkış servis merdivenleri ile de karşılanmıştır. Osmanlı Türk evlerinin iç sofalı plan tipindeki yalının birinci kat sofasının deniz yönünde bir eyvanı bulunmaktadır. Bağdadi duvarlarına rokoko üslubunda bezemeler yapılmıştır. Zemin katta yedi oda, bir mutfak, bir tuvalet; birinci katta on iki oda, dört tuvalet ve bir Türk hamamı; ikinci katta da yedi oda ile bir tuvalet bulunmaktadır.

    Y. Mimar Hüsrev Tayla’nın yapmış olduğu restorasyonda, 1944 yılında Mimar Burhaneddin Bey’in yapmış olduğu değişiklikler ortadan kaldırılmıştır. Birinci ve ikinci katların ön balkonlara açılan duvarları geriye çekilmiş, batı cephesine de dikmeler üzerine bir balkon eklenmiştir. Ayrıca yalının kuzeyindeki bahçe kapısı kaldırılmış ve burası sütunlu bir revaka dönüştürülmüştür. Duvarlarda daha önce oluşturulan mekânlar kaldırılmış, daha önce kapatılan kapı ve pencereler açılmıştır. Birinci katta güneybatıdaki odalar Türk hamamına dönüştürülmüştür. Bu kattaki sofa balo salonuna dönüştürülmüştür. Yalının güneyindeki kayıkhanenin yerine de kapalı bir havuz yapılmıştır. Ayrıca pencerelerin ahşap kepenkleri kaldırılmış, balkonların ajurlu korkulukları da sade parmaklıklara dönüştürülmüştür. Bu arada bahçenin kuzeyindeki Mahmut Münir Paşa zamanından kalan tek katlı selamlık üzerine de bir kat eklenmiştir. Yalının arkasındaki koru ile bağlantılı olan köprü 1957 yılında yol yapımı nedeni ile yıkılmıştır.


    İkiz Yalı (Sarıyer)

    İstanbul ili Sarıyer ilçesi Yeniköy’de bulunan bu yalı, Sara Sultan tarafından ikiz kızları için Mimar Raimondo d’Aronco’ya 1906 yılında yaptırılmıştır.

    Yalı Art-Nouva üslubunda dikdörtgen planlı ve üç katlı bir yapıdır. Birbirine bitişik ve kapılarla birbirleri ile bağlantı kurulan simetrik planda bir yapıdır. Yapının dış cephesindeki pencereleri ikiz ve üçüz şekillerde birbirlerinden farklı üsluplarda yapılmıştır. Yalının iki köşesi orta bölümlerden daha yüksek olup, kule görünümlüdür.

    Yalı denize yönelik geniş bir salon ve bunun iki yanındaki odalardan meydana gelmiştir. İkinci kattaki köşe bloklar art-nouva üslubunda bir kemerle sınırlanan balkonlara sahiptir. Zemin kat balkonları rıhtımın hemen üzerindedir. Üçüncü katta denize yönelik pencerenin önüne küçük birer balkon yerleştirilmiştir. Yapının iç mimarisinde simetri egemen olmasına rağmen dış cephesinde simetriden pencere ve balkonlar nedeni ile yer yer kaçınılmıştır.

    Yalının güney yarısı Faik Kurtoğlu tarafından, kuzey yarısı da Bekir Sıtkı Oyal tarafından satın alınmış, 1967 yılında da İsmet Okur’a satılmıştır.


    Faik Bey (Pakize Hanım) Yalısı (Sarıyer)

    İstanbul ili Sarıyer ilçesi, Yeniköy ile İstinye arasında bulunan bu yalı XIX. yüzyılın sonlarında yapılmıştır. Kimin tarafından yaptırıldığı kesin olarak bilinmemekle beraber Faik Bey Yalısı ismi ile tanınmaktadır.

    Yalı zemin, çatı katı ve iki kattan meydana gelmiştir. Dikdörtgen planlı yalıda denize yönelik orta salonun etrafında odalar sıralanmıştır. Alt ve çatı katının cephe görünümleri diğer iki kattan farklıdır.

    Zemin kat pencereleri denize yönelik sekiz adet olup, bunlar diğer katlara oranla küçük tutulmuştur. İki ve üçüncü katın pencereleri tüm cepheyi kaplamakta olup, dikdörtgen şekilde, hafif yuvarlak kemerlidir. Çatı katının pencereler altı adet olup bunlar dikdörtgen sövelidir. Ortadaki iki pencere bir balkon içerisine alınmıştır. Bu balkon yalının denize yönelik tek balkonudur.

    Plan düzeni yapılışından sonra değişikliğe uğramıştır. Orijinal yapının da denize yönelik büyük bir salon bulunmakta, odalar da bu salonun çevresinde sıralanmıştı.

  8. Gizli @ yara
    Özel Üye
    Beyhan Sultan Yalısı (Eyüp)

    İstanbul ili Eyüp ilçesi, Defterdar İskelesi yakınında bulunan bu yalının yerine 1835 yılında Feshane Fabrikası yapılmıştır.

    Beyhan Sultan, Sultan III. Mustafa’nın kızı olup, 1784’te Silahtar Mustafa Paşa ile evlenmiştir. Sultan 1824 yılında bu yalıda ölmüş ve Eyüp Mihrişah Valide Sultan Türbesi’ne gömülmüştür. Beyhan Sultan’ın Arnavutköy’de bir de sahil yalısı bulunuyordu.


    Abdullah Paşa Yalısı (Eyüp)

    İstanbul ili Eyüp ilçesi Bahariye’de bulunan Abdullah Paşa Yalısı XVIII. yüzyılın ilk yarısında yapılmıştır. Abdullah Paşa 1728’de Emine Sultan ile evlenmiş, 1735’te de bu yalıda ölmüş, Eyüp Sultan Türbesi’nin haziresine gömülmüştür. Paşanın ölümünden sonra yalı oğlu Mirahur-ı Evvel Abdüllatif Bey’in mülkiyetine geçmiştir. Sonraki yıllarda Türk müzeciliğinin kurucusu Ahmet Fethi Paşa’nın babası Kâğıtçıbaşı Ahmet Ağa’nın mülkü olan yalıda Ahmet Fethi Paşa dünyaya gelmiştir.

    Bu yalının ne zaman yıkıldığı ve mimarisi hakkında kaynaklarda yeterli bilgi bulunmamaktadır.


    Alemdar Mustafa Paşa’nın Eşi Kamer-Veş Yalısı (Eyüp)

    İstanbul ili Eyüp ilçesinde, Eyüp Büyük İskelesi ile Bostan İskelesi arasında bulunan bu yalının ismine 1815 tarihli Bostancıbaşı defterlerinde rastlanmamaktadır. Günümüze gelemeyen bu yalı büyük olasılıkla bu tarihten önce yıkılmıştır. Buna göre de XVIII. yüzyıl yalılarından olduğu sanılmaktadır.

    Yalı ile ilgili kaynaklarda ismi dışında herhangi bir bilgiye rastlanmamıştır.


    Hançerli Sultan Yalısı (Eyüp)

    İstanbul ili Eyüp ilçesi Bostan İskelesi yakınında Şah Sultan Camisi’nin de sağında bulunuyordu. Hançerli Sultan 1533 yılında ölmüştür. Bostancıbaşı Defterlerinden öğrenildiğine göre bu yalının Sultan II. Mahmut (1808–1839) devrinde ayakta olduğu anlaşılmaktadır. Sonraki yıllarda bu yalının yerine Müsteşar Sadettin Bey Yalısı ile Müsahip Sait Efendi Yalısı yapılmıştır.

    Hançerli Sultan, Sultan II. Beyazıt’ın oğlu Şehzade Mahmut’un kızı ve Sadrazam Çandarlı İbrahim Paşa’nın oğlu Mehmet Bey’in eşidir.

    Hançerli Sultan Yalısı’nın XVII. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Kaynaklarda yalının mimarisi ile ilgili bilgiye rastlanmamıştır.


    Hanım Sultan Yalısı (Eyüp)

    İstanbul ili Eyüp ilçesi, Bahariye’de Bostan İskelesi ile Şah Sultan Camisi arasında, Hançerli Sultan Yalısı’nın da yanında bulunan bu yalı sonraki yıllarda Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın ve oğlu Ali Paşa’nın mülkiyetine geçmiştir. Bu yalının XVI. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.

    Günümüze gelemeyen bu yalı ile ilgili kaynaklarda yeterli bilgi bulunmamaktadır.


    Hatice Sultan Yalısı (Eyüp)

    İstanbul Eyüp ilçesi, Ayvansaray yakınında Yavedüt Camisi yakınında bulunan bu yalının yerinde Sultan III. Murat’ın kızı Fatma Sultan’ın sahil sarayı bulunuyordu. Bu saray XVIII. yüzyılda yıkılmıştır. Sahil Sarayının yerinde daha sonra Hatice Sultan Sarayı yapılmıştır.

    Hatice Sultan, Sultan IV. Mehmet’in kızı olup, Sadrazam Hasan Paşa’nın da eşidir. Bu yalı ile ilgili kaynaklarda yeterli bilgiye rastlanmamaktadır.


    Hatice Sultan Yalısı (Eyüp)

    İstanbul Eyüp ilçesi, Mihrişah Valide Sultan İmareti yakınında Hibetullah Sultan Sahil Sarayı’nın yanında bulunuyordu.

    Hatice Sultan, Sultan III. Mustafa’nın kızı ve Sultan III. Selim’in kız kardeşidir. Hatice Sultan Hotin Muhafızı Ahmet Paşa ile 1786 yılında evlenmiş ve 1822 yılında da bu yalıda ölmüş, Eyüp Mihrişah Valide Sultan Türbesi’ne gömülmüştür.

    Mimar Melling’in albümünde gravürü görülen Defterdarburnu’ndaki sahil saray da Hatice Sultan’a aitti. Eyüp’teki Hatice Sultan yalısı ölümünden sonra yıkılmıştır. Kaynaklarda bu yalının mimarisi ile ilgili yeterli bilgiye rastlanmamıştır.


    Kara Mustafa Paşa Yalısı (Eyüp)

    İstanbul Eyüp ilçesi, Bahariye’de Kasr-ı Hümayun yanında bulunan bu yalı Merzifonlu Kara Mustafa Paşa tarafından XVII. yüzyılın ortalarında yaptırılmıştır. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa 1676’da Sadrazam olmuş, 1683’te Viyana bozgunundan sonra Belgrat’ta idam edilmiştir.

    Kaynaklardan öğrenildiğine göre Amcazade Hüseyin Paşa Sultan II. Mustafa’ya bu yalıda bir ziyafet vermiştir. Ardından Nemçe Elçisi burada karşılanmıştır. Yalının ne zaman yıkıldığı ve mimari yapısı konusunda herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.


    Kaya Sultan Yalısı (Eyüp)

    İstanbul ili Eyüp ilçesinde Bahariye Mevlevihanesi yakınındaki bu yalının XVII. yüzyılın başlarında yapıldığı sanılmaktadır. Kaya Sultan, Sultan IV. Murat’ın kızı olup, 13 yaşında Melek Ahmet Paşa ile evlendirilmiştir. Kızı Fatma Sultan’ı doğururken 1659 yılında ölmüş, Ayasofya’daki Sultan İbrahim Türbesi’ne gömülmüştür. Bu yalı ile ilgili bunun dışında herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.


    Rukiye Sultan Yalısı (Eyüp)

    İstanbul İli Eyüp ilçesinde bulunan bu yalının yeri kesinlik kazanamamıştır. Rukiye Sultan, Sultan IV. Murat’ın kızı olup, Melek Ahmet Paşa ile 1663 yılında evlendirilmiştir. Rukiye Sultan da eşinin ölümünden 10 yıl sonra 1695’te bu yalıda ölmüş, Sultanahmet Camisi’ndeki türbeye gömülmüştür. Sultanın ölümünden sonra yalı Şeyhülislâm Feyzullah Efendi’nin mülkiyetine geçmiştir. Yalının ne zaman yıkıldığı ve mimari yapısı konusunda da yeterli bilgi bulunmamaktadır.


    Safai Mustafa Efendi Yalısı (Eyüp)

    İstanbul ili Eyüp ilçesinde, Yavedut Camisi ile Defterdar İskelesi arasında bulunan bu yalı XVII. yüzyılın sonlarında yapılmıştır. Safai Mustafa Efendi Bab-ı Âli’de yetişmiş, Elmas Mehmet Paşa’nın defter emini olmuştur. 1725 yılında da ölmüştür. Bu yalı ile ilgili de kaynaklarda yeterli bilgiye rastlanmamıştır.

  9. Gizli @ yara
    Özel Üye
    Saliha Sultan Yalısı (Eyüp)

    İstanbul Eyüp ilçesinde, Bahariye sahilinde bulunan bu yalı XVIII. yüzyılın ilk yarısında yapılmıştır.

    Saliha Sultan, Sultan III. Ahmet’in kızı olup, 1715 tarihinde doğmuş, Sarı Mustafa Paşa ile 1728, Ali Paşa ile 1740, Ragıp Paşa ile de 1758 yılında evlendirilmiştir. Ragıp Paşa’nın 1763 yılında ölümünden sonra da Kaptan-ı Derya Mehmet Paşa ile evlendirilmiştir. Sultan’ın düğünleri bu yalıda yapılmıştır.

    Saliha Sultan 1778 yılında da bu yalıda ölmüştür. Yalı ile ilgili yeterli bir bilgi bulunmamakla beraber, Sultan I. Abdülhamit’in 1778 tarihli bir Hatt-ı Humayunu’nda İstanbul’da Yeşil İmaret bitişiğinde Saliha Sultan Sarayı ile Eyüp’teki Sahilhanesinin bütün ilaveleri ile beraber I.Abdülhamit tarafından kızı Esma Sultan’a temlik edildiği yazılıdır.


    Uryanizâde Ahmet Esat Efendi Yalısı (Eyüp)

    İstanbul Eyüp ilçesinde, Defterdar İskelesi ile Yavedut Camisi arasında bulunan bu yalıda Şeyhülislâm Uryanizade Ahmet Esat Efendi 1813 yılında dünyaya gelmiştir. Babası Sultan II. Mahmut’un kadılarından Mehmet Sait Efendi’dir. Bu bakımdan yalının XVIII. yüzyılda yapıldığı ve babasının ölümünden sonra Ahmet Esat Efendi’ye geçtiği anlaşılmaktadır.

    Bu yalı ile ilgili de kaynaklarda yeterli bilgi bulunmamaktadır.


    Valide Sultan Yalısı (Eyüp)

    İstanbul ili Eyüp ilçesi, Zal Mahmut Paşa Camisi’nin yakınında, Feshane Caddesi üzerinde bulunan bu yalının oldukça büyük olduğu kaynaklardan öğrenilmektedir. Yalı Sultan IV. Mehmet’in annesi Turhan Hatice Sultan tarafından yaptırılmış, Turhan Hatice Sultan’ın ölümünden sonra da Rabia Gülnuş Emetullah Sultan’a verilmiştir. Sonraki yıllarda Sultan III. Ahmet’in kızı Fatma Sultan’a verilmiş, ancak yalı Valide Sultan Yalısı ismi ile tanınmıştır.

    Yalının divanhane tavanının, çeşmesinin, döşeme çinilerinin ve kameriyesinin 1728 yılında tamir edildiği konusunda kaynaklarda bir not bulunmakta olup, bunun dışında mimari yapısı ile ilgili bir bilgi bulunmamaktadır.


    Yahya Bey Yalısı (Eyüp)

    İstanbul ili Eyüp ilçesi, Defterdar’da Eski Feshane Binası yanında bulunuyordu. Yahya Bey Sadrazam Hüsrev Paşa’nın kethüdası olup, zenginliği ile tanınmıştır.

    Yalının Haliç kıyılarında bir rıhtımı olup, altı dönümden fazla meyve ağaçlı bahçesi vardı. Bu bahçe içerisinde küçük bir akarsu ile havuz, kuyu, mutfak ve hizmetkârlara ait koğuşlar bulunuyordu.

    Yalı içerisinde on beş oda, iki salon, sofalar, iki yemek odası ve bir de hamamı vardı. Kaynaklardan yalının geniş pencereleri olduğu, içerisinde yirmiye yakın çeşmesi olduğu da öğrenilmektedir. Bu yalı 1898 yılında Esma isimli bir hizmetçi tarafından yakılmıştır. İçerisindeki Mevlevi dervişi Veled Çelebi’nin zengin kütüphanesi ile eşyaları da yanmıştır

+ Yorum Gönder
3. Sayfa BirinciBirinci 123